böğürtlengözlü oğlum benim

28 Kasım, 2007

:((

Dün Biyonik in sayfasını okurken haberi aldım,moralim bozuldu,aklım hep aynı yerde. Tanımıyorum kendisini,hatta bloğunu ilk defa gördüm gibi, belki bir yemek,yada bir pasta v.b. tarifler ararken karşılaşmışımdır, ama tanımasamda,beni çok etkiledi onun gidişi. Sevgili Esra ya,Allahtan rahmet , tüm yakınları ve sevenlerinede Allah sabır versin diyorum. Sayfasına tıkladığımda içimden birşeylerin akıp gittiğini hissettim. Kek tarifi vermiş kendisi,rahatsızlığından bahsetmiş ve bir süre burada olamazsam demiş, aslında herkese veda etmiş bilmeden :(
Nasıl birşey şu hayat, nasıl yaşıyoruz yarınımızın garantisi yokken, bir kaç gün önceden sayfana bir şeyler yazıyorsun ve son yazın orada sonsuza kadar kalıyor dokunulamadan.
Aklıma ölüm geldiğinde tek korkum oğlum oluyor, bana oğlumun her dokunuşunda , her anne deyişinde içim eriyor bu korku varsa aklımda. Kim bakar ona benim gibi, kim sabrının sınırı aslında taşmış olsada yinede şevkatle yaklaşmaya çalışır... Off off insan düşündükçe sonunu bulamıyor bu düşüncenin ve daha derinlere dalıyor.

23 Kasım, 2007

DERS ÇALIŞMA SORUNSALIMIZ...




Bugün keyfim yerinde gibi çok şükür. Öyle herhangi bir değişiklik falan yok ama nedense bir kıpırıklık var içimde, yani nassı desem böyle kımış kımış gibi bişeyler işte. Neyse, Allah bozmasın inşallahhh.
Bir nescafe yaptım şimdi kendime, tabikine az kahveli,az lıght sütlü ve bol sıcak sulu bir kahve.
Ama ben kahvemi yada çayımı sıcak sıcak içememki,neyse o bu arada soğusun biraz.
Haftasonu Cumartesi günü diyetisyene gittim, mor oldum çıktım.Sadece yarım kilo verebilmişim, bir kilo vermem gerekirken.aslında düşünüyorumda tamam diyetisyen uygun ama 1 aydır gidiyorum,ilk bişeyler anlattı,örnek menü yaptı falan,ondan sonraki haftalarda sadece tartıyor,benim sorum varsa onları yanıtlıyor,ondan sonra aynı menüye devam diyor. Bir kere sorduğumda, genelde bu menü ile yapıyoruz hep program demişti,yani menüyü değiştirmeyecek. Sanki her hafta sadece tartılmak için para veriyormuşum gibi geliyor. Ayda 40 YTL alıyor, ha sanki neye vermiyoruzki ama haftaya 10 YTL düşüyor ve ben sadece tartılmak için haftada 10 YTL veriyormuşum gibi geliyor. Gitmesemmi acaba ?
Tolgişede hergün beslenme için bişeyler evde hazırlamaya çalışıyorum tabi buda rejimime darbe
vuruyor :)Öğretmenimiz hazır şeyler istemiyor, bizde evde yapıyoruz ama her gece ne yapılırki ?
Üstelik kurabiye,tuzlu poğaça gibi şeyleri yemiyor, onları yerken boğazına takılıyormuş,boğulacak diyede korkuyormuş. Yanında meyva suyunda var,poğçanı ısırdıktan sonra içsene ondanda yumuşasın ağzında diyorum ama hiç o şekilde yemiyor evdeykende,illa ya yemekten önce bir kerette içip bitirecek meyva suyu veya ayranını, yada kuru kuru önce yiyip sonra içecek. Geçen gece yemek bloglarından ayçöreği tarifi buldum ve yaptım, ımmm mis gibi oldu,sıcak sıcak yedik kocayla. Bir gecede açma yaptımki her ne kadar istediğim gibi kabarmasada tadı gayet güzeldi, ama diyorumya benim yimemem lazım, zaten bu hafta sonuda gitmiycem diyetisyene çünkü sanırım bırak vermeyi kilo bile aldım üzerine :)
Neyse geçen Cumartesi işden çıkınca Tolga aradı, anne ben dedemle babamın dükkanına gidiyorum dedi telefonda. Bende işden çıkınca diyetisyendeki işimde bitince, oohh dedim eve gideyimde şöyle bir evi toparlayayım,camı kapıyıda açayım Tolga yokken ev havalansın. Eşimi aradım , oda kızgın bir sesle gel çabuk buraya Tolga beni kızdırdı dedi, benim ev temizleme planımda suya düştü.
Gittimki, Tolga oyuna dalıp tuvalete yetişememiş,altına kaçırmış :) Bu aralar çok yapıyor bu işi,
tuvaletini sonuna kadar tutup , yetişemiyor ve altına yapıyor. Oğlum yapma böyle bak pipin patlar diyorum,zararlı diyorum ama anlamıyor. Geçen akşamüstüde işden çıkıcam tam,telefonum çaldı.Açtım bir bayan sesi,
Bayan : Alo , merhaba Tolganın annesimisiniz ?
Ben : Evet benim buyrun.
Bayan : Ben Tolganın öğretmeniyim Burcu Hanım
(Benim elim ayağım boşaldı, hep korkarım zaten okuldan aradıklarında)
Ben : Buyrun M... Hanım
Bayan : Bir kaza olduda
(Elimdeki kalemi fırlatıp öyle bir kalkmışımki yerimden.)
Ben : Hayırdır ya ne kazası (Ses ağlamaklı)
Bayan : Hafif gülerekli ses tonu ile, ay yok bişey Burcu Hanım, Tolga tuvaletini altına kaçırdıda,
bir pantalonla gelebilirmisiniz diyecektim.
Ben : Ayy M... Hanım aklım çıktı kaza deyince, tamam şimdi ben babasını ararım gelir alır oğlanı.
Yuh dedim ya içimden , direk desene oğlun altına yaptı diye, sanki kızacakmışım gibi kaza oldu diyor
Neyse efendim aradık babayı, oda kıyafet götürmüş oğlana, sınıfa bir girmişki bizim veletin hem altı ıslak, hemde kafada buz torbası oturuyor sırasında. Meğerse, bir arkadaşı bunu kolundan tutmuş,bizim safda gülerken çocuk bunu bir bırakmış, bu doğru kalorifere girmiş. Uff Allahım sana emanet yavrularımız, sen koru yarabbim.
Neyse konu yine nerelere geldi, ben Cumartesiden bahsediyordum. Babamızın dükkana çıktım,
Allahtan çarşı içinde bir handa işyerimiz, oradan Tolgaya göre kıyafet bulmuşlar, babamızda çorap çamaşırcı olunca Tolga Bey baştan aşağı düzünmüş. Tolgayı alıp eve doğru gelirken pazarın içinden geçtim, uzun süredir pazara çıkamadığım için şaftım kayıp bir dolu meyva-sebze aldım. Ama iyiki almışım, eve yaklaştığımız sırada Dudu aradı. Doktordan çıktık,sana geldik nerdesin diye. 5 dk sonra evdeyim , bekleyin dedim.Söylemiştimya Dudu (kardeşim) hamile ve doktora gitmişler eşi ile. Elinde ultrason resmi bekliyorlar kapıda. Hemen eve girdik, birer kahve yaptım onlara, tabi Dudu ma sadece süt :) Bebişe Fasulye ismi taktık, resmini sevdik hep Tolgayla, amanda aman nasılda fasulyeymiş bu diye. Tabi ben onları salmadım evlerine, telefon açıp ablamlarla , annemleride çağırdım hep beraber bizde yiyelim diye. Dudu ve eşinin çarşıda işi varmış, siz gidin halledin gelin sonra dedim ve arkalarından eteklerim tutuşmuş gibi attım kendimi mutfağa. Yine daha öncelerden yemek bloglarını gezerken denk geldiğim ve ailecek severek yediğimiz top köftelerden yaptım,yanına patates kızartması,pilav,ezogelin çorbası ve yazdan buzluğa attığım barbunyalarımdan pişirdim,hep beraber güle oynaya yedik. O akşam Milli maçımız vardı,onuda güzelce seyrettikten sonra biraz daha oturup herkescikler evlerine dağıldı, bende evimi toparlayıp sürünerek yatağa attım kendimi.
Pazar günüm evde geçti, Tolga babasıyla dışarı çıktı bu arada evi dip bucak süpürüp sildim,bir gece önceden yemeğim olduğu için rahat rahat yaptım temizliği, sonra Tolga geldi,onu yıka, ders çalıştır,yemeği hazırla,yemek yedir,sofrayı topla,okul kıyafetlerini hazırla, v.s. Rutin işleri yapıp yine sürünerek yattım ve sürünerek sabah kalktım.
Pazartesi günü saat 11:00 da okul toplantımız vardı. Toplantıda öğretmen öğrencilerinin genel halinden sözetti, aramızda para toparlayıp çocuklara yeni sıralar ve dolap almıştık,onları gördük. Her sınıfta olduğu gibi bizim sınıftada sivri bir veli vardı ve hep ağzında kızım şöyle,biz şöyle davranıyoruz,işte aslında daha öğrenmediler ama benim kızım meraklı öğrenmeye ben evde öğreteyimmi gibi gibi sürekli çocuğunu övme savaşı içindeydi. Ben bir kez söz istedim,genel durumunu sordum, maşallah sınıfta her an okumaya hazır olan öğrencilerin içinde bizim sıpada varmış. "R" harflarini bana göre bayağı toparladığını söyledim,öğretmende onay verince rahatladım. Birde evde çok zor ders yaptırdığımı ve sürekli ağlamaklı olduğunu söyledim, ben o konuda uyarırım çaktırmadan konuşurum Tolga ile dedi. Ama sanırım daha konuşmadıki aynı tas aynı hamam devam ediyoruz evde boğuşmaya.
Salı gecesi yine zar zor saat 21:00 da oturttum bunu derse,aslında bir gece hiç bi şey demeyeceğim, acaba ne zaman aklına gelecekte anne dersimi yapalım diyecek çok merak içindeyim. Bana göre dersini hiç yapmadan okula gitmekte yemeyecek ve ..ötü sıkışıp dersi aklına gelincede basacak yaygarayı benide hepten çileden çıkaracak. Onun için haydi diyorum büyüklük bende kalsın,zar zorda olsa oturtuyorum derse.
Zaten öğretmeni sınıfta gayet iyi deyince kadına dönüp,Tolgadan bahsediyoruz değilmi,sınıfta tek Tolga var değilmi diye kadından onay aldım:)
Salı gecesi ders yaparken resmen ağladım sinirden, sonra baktım oda ağlıyor. Ana oğul ağlaştık :) Dedim ertesi gece akıllanmıştırda ağlamadan oturur derse ama yok yok yok, kavga dövüş oturuyoruz hala. Adam sanki lütfen benim işimi yapıyor yani.Allahtan ki sorduğum herşeyi okuyor ve yazabiliyor,en azından demekki sınıfta kapıyor diyorum ve rahatlıyorum.
İşte benden böyle arkadaşlar, hepiniz kendinize iyi bakın , ders çalıştırma tiyolarınız varsada lütfen bana yazın. Sizler nasıl çalıştırıyorsunuz ?

16 Kasım, 2007

KARIŞIK...

Ter içindeyim şu anda, vergi dairesinden geliyorum, kafayı sıyırmak üzereyim. Çoğu çalışanın başına gelmiştir eminim bu yazacaklarım. Şirketimizin topu topu son 3 aylık vergi borcu olduğu için vergi dairesi şirketin banka hesaplarına bloke koyuyor. Tabi bizim paçalar tutuşuyor. Çünkü genelde her gün çekimiz var ve hesap blokeli olunca , hesapta para olmuyor ve çeklerin yazılma durumu ortaya çıkıyor. Sabahtan beri vergi dairesindeydik. Daire şimdi bankalara yazdıkları bloke yazılarına karşılık , bankaların cevaben yazdıkları yazıları istiyor bizden. Doğru bankalara gidiyoruz. Bir çalıştığımız banka , bize vergi dairesinden 2 ayrı yazı geldi. Son gelen yazıya karşılık biz cevabımızı bu sabah verdik daireye, size yazdığımız cevap yazılarını veremeyiz ama yazı tarih ve sayılarını verelim diyorlar. Okey diyoruz , tarih ve sayıları alıp diğer bankaya gidiyoruz. Diğer banka devlet bankası, bize yazı vermiyor, yazıların bölge müdürlüğünde yazıldığını ve 1 hafta süreceğini söylüyorlar. İşin acil olduğunu, bizim vergi dairesine borcumuzu ödediğimizi sadece yazdıkları yazıya karşılık sizin bir cevabınızı istiyorlar diyoruz ama banka inatla vermiyor. Oradan tekrar vergi dairesine gidiyoruz, durumu anlatıyoruz, yazı yı veren diğer banka üzerindeki blokelerini kaldırıyorlar, öbür banka yazıyı ne zaman verirse o zaman kaldırırız diyorlar. Yapacak bir şey yok, sadece tekrar bankayı arayıp diğer banka ile olan işimizi çözdüğümüzü ve bana yzının acilen lazım olduğunu söylüyorum, sözde pazartesi günü yazacaklar bakalım bekliycez,görücez.
Akşam Tolga nın ödev kağıdının altında bir yazı vardı. Sayın Veli yarın okula çocuğunuzu siz getirin ve bahçede çocuğunuzu bekleyin. Öğrenciler okula çantasız , sadece defter ve kalemkutuları ile gelsinler yazıyordu. Çok merak ettim, tamam hadi çocuğu okula götürdüm diyelim ne kadar bekliycez , bilelimki ona göre izin alayım şirketten, diye sınıf annesini aradım. Meğerse çocuklar aşı olacaklarmış ve bazıları korkup gelmek istemezler diye söylememişler :) Hatta ben telefonla konuşurken Tolga yanıma gelip sürekli anne yarın ne olacak ben biliyorum dedi. Ne olacakmış dedim. Öğretmenimiz karne alacaksınız dedi diye söyledi. E ama yalanda değil hani aşı karnesi alacaklar :) Son doktor kontrolümüzde doktorumuz, Tolganın tüm aşılarının tamam olduğunu, okulda yapılacak aşıları yaptırmasam olacağını ama eğer yapılırsada kesinlikle bir zararının olmayacağını bana söylemişti. Bende sınıf annesiyle konuşurken , acaba ne aşısı yaptırmasam olur falan deyince Tolga ağlamaya başladı. Telefonu kapatıp yanına gittim, oğlum ağlama aşı olmayabilirsin aslında istersen yaptırmayız dedim. Tolgadaki cevap aynen şu ;
- Ya anne ben ona ağlamıyorum ben aşı olmak istiyorum, aşı olurken en öne geçicem hiç ağlamadan kolumu açıcam, ve örnek öğrenci olacaktım :) demezmi. Hay dedim milletin derdine bak senin derdine bak :)
Neyse az önce aradı 2 koldanda aşı olmuşlar :) Artistlik yapayım derken 2 koldanda şişlenmiş :) Ne oldu ağlayan oldumu dedim. Üfff çığlık çığlık gittiler dedi. Ya sen dedim. Hayır ben hiç ağlamadım dedi :) Akşamdan ona tembih etmiştim, sakın yarın arkadaşlarına biz aşı olcakmışız deme diye. Telefondada sabah söyledinmi bişey arkadaşlarına diye sordum. Hayır söylemedim sadece bugün hepimiz avyayı yedik dedim dedi :)
Derslerimiz iyi çok şükür, her ne kadar evde zar zor ders yaptırsamda, benim cinlerimi tepeme getirsede, dersini yapmadan okula gitmeyecek kadarda sorumluluk sahibi çok şükür. Babası yokken kuzu gibi, ama akşam babası evdeydi ondan güç olarak canıma okudu benim. Yok yatarak okumaya çalışmalar , bir kapris bir tafra falan, en sonunda fırlattım kağıdı kalemi, canın çok isterse yapmazsan yapma ödevini diyerek. Ödevi yapmadan okula gitmek yemediği, ve babasınında apartman toplantısına katıldığını bildiği için kuzu kuzu okumaya başladı sonra. Apartman deyince aklıma geldi, hani komşum vardıya benim, kocası yoğun bakımda olan. Geçen gece ışıklarını gördüm evlerinde , hayırdır dedim bir arayayım. Aradımki komşum çıktı, biz taburcu olduk geldik evdeyiz artık dedi. Öyle içten sevindimki anlatamam. Allah tüm hastalara şifalar versin.
Bu arada bizim bir sorunumuz var. Başından böyle bir şey geçen anne yada öğretmen arkadaşların tüm yorumlarına açığım, şu an bende araştırıyorum , gerçi bayağı bir yoluna soktuk sanırım ama tam değil. Sorun şu ; daha öncede bahsetmiştim, Tolga "r" sesini söyleyemiyor diye. Okurken problem yok en fazla o sesi söyleyemeden okuyor, okuduğu anlaşılıyor ama ben söyleyip o defterine yazarken normal olarak heceliyor ve hecelerken "r" sesi ağzından "l" sesi gibi çıkınca yazarkende "l" diye yazıyor.Öğretmeni ile konuştuğumda sorunun çözülebilmesi için , çok üzerine düşmem gerektiğini söyledi. İyide nasıl, bol bol içinde "r" sesi olan kelimeler yazdırıyorum, şaşırıp yazamayıncada üzülüp morali bozuluyor bu sefer. İşte böyle sorunumuz, onun dışında öğretmeni ile konuştuğumda maşallah genel durumunun iyi olduğunu söylüyor.
Bu arada ben neler yapıyorum , geçen cumartesi diyetisyene gittiğimde 79 kiloya düştüğümü gördüm ve mutlu oldum, sanırım olacak bu iş. Sevgili Bocuruk istemişti diyet tiyolarını. Aslında öyle ahım şahım değilim ilk haftalardaki gibi. Zaten öyle çok değişiklikte olmadı yemek hayatımızda :) Sadece dikkat edilmesi gereken genel kurallar var, kuralların önceliği ;
- Sabah içilebiliyorsa aç karnına ılık su, içilemiyorsa suyun içine az limon ve bir çay kaşığı kadar bal koyulup içilecek. Ben sade içebiliyorum.
- Yemek yeme süresi en az 20 dk. olacak. İşte bu kuralda zorlanıyorum çünkü sabah kahvaltı ve öğle yemeğini şirkette yaptığım için öyle yayıla yayıla yemek yiyemiyorum . Ama bu kural çok faydalı olduğunu söyleyebilirm, çünkü minik minik lokmaları iyice çiğneyerek yutunca zaten kendiliğinden karnınız doyuyor hatta az olan yemeğin sonunu bile getiremeden doyuyorsunuz.
- Evde pişirdiğim yemeklerde hiç bir değişiklik yok, yani ben kendime ayrı yemek yapmıyorum. Sadece yaptığım yemeklerde daha az yağ kullanıyorum. Et patates türü yiyecekleri kızartma yerine fırında, haşlama, yada ızgara türü yapıyoruz. Zaten en sağlıklısıda bu aslında diyeti geçtim yani.
- 3 ana , 3 ara öğünüm var. Bunların tam saatinde alınması gerektiği diğer bir kural. Mesela sabah kahvaltımı 9 da yaptım Öğlen yemeğini 1 de yiyebilirim diyorsak, 9 ile 1 arasında 4 saat varya , arada kahvaltıdan 2 saat sonra ara öğün 1 meyva yiyorum, ara öğünden tam 2 saat sonra öğle yemeğini yiyorum. Yani öğünler arasındaki saat dengelemesini ben yapıyorum.
- Birde günlük yemek değişimleri var, yani hangi yiyeceğin hangi yiyeceğe eş değer olduğunu gösteriyor. E o zamanda bu değişimlere bakarak günlük menüleri kendim belirliyorum. Benim diyetim günlük 1200 kalorilik diyet, yani diyelimki arada kaçamak yaptım, yaptığım kaçamağı diğer öğünümdeki yemekten feda ederek telafi edebiliyorum.
- Mesela ben kahvaltıda 1 simit yediğimde az yediğimi düşünüyordumki, yemek değişimlerinde 1 dilim ekmeğin çeyrek simitle eşdeğer kaloride olduğunu görünce kahvaltımdaki 2 dilim ekmek hakkımı yarım simitle değiştirdim :)
İşte bazı yiyecek değişim örnekleri ;
* 1 dilim ekmek = 1 küçük kepçe çorba veya 2 yemek kaşığı pilav,makarna veya 1 küçük boy patates veya 1 su bardağı haşlanmış mısır.
* Meyva yiyecekseniz, elma,mandalina,kuru kayısı tercih edin. Kuru üzüm acıktırıyormuş, muz ise bağırsakları çalıştırmıyor.
* Kabızlık probleminde ara öğündeki meyva yerine 4-5 adet kuru kayısı yiyip,üzerine su içecekmişim :)
* Bir porsiyon et , 3 adet köfte kadar, bunu tavuk eti olarak tercih edersek 3 köfteyi yanyana getirdiğimizde oluşturduğu büyüklük kadarmış.
* 1 porsiyon sebze yemeği , 8 yemek kaşığı kadar. Tabak boyutunuzu küçük tutarsanız, 8 yemek kaşığı yemeğin tabaktaki görüntüsü gözümüzü doyuruyor.
* Serbest yiyecekler, çiğ sebze,salata,yağsız et suları, salça,hardal,tuz ve her çeşit baharat.
* Çay ve kahvedeki şekeri keserseniz , benim gibi eskiden çayını 2 şeker ile gündede 10 bardak çay içiyorsam en az 20 adet şekeri günlük hayattan çıkarmış olursunuzki onun bile faydası büyük.
* Günde en az yarım saat yürüyüş. İşte buda bana uymuyor pek malesef, işim gereği masa başındayım bütün gün,işten çıkıncada koştur koştur eve.

İşte aklıma gelenler bunlar. Verdiğim tiyolara karşılık, X bankası ........ hesabıma 10 YTL gönderirseniz size örnek diyet menümüde söylerim. Haydi pamuk eller cebe, yoksa diyetisyen parasını nasıl çıkarırız değilmi :) Haydi öptüm herkesi...

05 Kasım, 2007

BİZİMKİLER...

Sevgili Renklercik sayfasında vermiş bu linki , ve kendi ailesinin tiplerini çizmiş :) Bu konudada herkesi sobelemiş. Oğluşun tipi biliyosunuz ama yinede onuda benzetmeye çalıştım. Buna göre ;
1. Üstteki resim benim :) Arkamdaki fonda, Bursa'lıyızya hadi dedim Uludağ görüntüsü olsun :) Ama ayıyı sonradan farkettim :)Eskiden dağ yolunda bir ayı vardı gerçekten, yol üzerinde kafesin içinde. Adıda vardı onun ama unuttum bak şimdi.Her dağa çıkışımızda uğrardık kendilerine. Hatta bir keresinde yine uğramıştık, babam kafesin yakınında durmuşta , baktıkki ayı pençesini çıkarmış kafes deliklerinden babamın eline doğru uzanmaya çalışıyor, farkedip çekmiştik babamı kafesin önünden.
Üzerimdeki kıyafette tam dağ havasına uygun olmuş bu arada :) Ama o arka fonya bakmayın siz, normalde benim bir lakabımda titrek tir. Çok üşürüm ben ondan yani.Ama saç şeklim felan benzemiş, sadece ben ortadan ayırmıyorum ve saç rengim kızıl.




2. Üsteki sinirli beyefendi kocam olur. Genelde araba kullanırken yüzünün aldığı şekil budur :)Bende ona arka fon olarak zaten araba koydum gününün yarısını genelde araba tepesinde geçirir. Üzerindeki kazağın renginden kendisindede var ve çok severek giydiği için resimdede onu giydirdim :)Araba kullanırken agresifdir dedim ya, geçen sene birgün sabah oğlanı okuluna bıraktık benide işe bırakacak ve oda turuna çıkacak. Dar bir sokaktan geçiyoruz, öndeki araba acayip yavaş gidiyor ve önü açık. Bu arada eşimin belide tutuk ve zor hareket ediyor. Bu yine öndekine söylenmeye başladı, neyse yol genişleyince öndekini geçtik , baktım eşim kendi kendine söyleniyor. ya diyor, belimin haline bakmadan adamlara söyleniyorum, biride bir inse ne diyon sen dese arabadan inecek halim yok bide kafa tutuyorum :)



3. Bu üstteki şirin oğlanda benim aşkım oğlum. Saçının üzerindeki kalkmış 2 tutam saça dikkat. Aynısı oğlumdada var :) Ama onunkisi yanda değil tam tepesinde. Benim oğlumun saçında 2 döner var. Dönerlerin birleştiği yerde 2 tutam saçı hep havalıdır, büyüyünce orayı bol bol jöleliycek sanırım düzeltmek için :) Kendisi göründüğü üzere koyu cimbomlu olup , balık tutmayı ve denizi çok sever.

Offf, işte böyle arkadaşlar, aslında moralim bozuk gibi , az önce bir haber aldım bu morale o haberde iyi geldi gibi .

İnsan kendi akrabasından, kanından olan birisinden darbe alınca dahada allak bullak oluyor. Geçen gece rüyamda hayır olsun bir köpek ısırdı elimi. Çok etkilendim ,anlamına baktım, yakın bir dosttan zarar görüceksiniz diye yorumlanmış. Bizim sülale aslında birbirine çok bağlıdır. Dayım,halam,teyzem,babannem,ananem hepimiz sürekli görüşürüz , zaten bahsediyorumda size. Kim bana zarar verirki diye düşündüm, çok yakınlarım benim ailemdir, onlardanda bana zarar gelmiyeceğinden emindim ki , geldi. Ayrıntıları şu an anlatamıyorum çünkü çok sinirliyim kendilerine karşı. Ama kısaca şöyle diyeyim, ev işimiz yattı. Herkesin binbir hevesle hayaller kurduğu kendi evlerimize çıkma işi yattı, annem ağlayıp duruyor, bir şeye heves ettim, çocuklarımı ev sahibi yapacaktım , olmadı diye.

Sağlık olsun diyorum, ama amca dediğim , aslında olsada olur olmasada olur diye tanıtabileceğim kişi bundan sonra yoktur benim için. Kendisini özellikle hanımını Allaha havale ediyorum.

Az önce aldığım habere gelince, teyze oluyorum tekrar. Bizim Dudumuz, kardeşim, hamile. Allah hayırlısı ile tüm hamişlerin yavrularını kucaklarına almalarını nasip etsin.

Karman çorman oldu yazı, neyse bitiriyorum, öpüyorum herkescikleri...

Ha bu arada , Cumartesi günü gittiğim diyet 2. kontrolünde kilo vermediğimi gördük. Gerçi bekliyordum böyle bir sonucu, çünkü öksürüğüm başlayınca korkudan hep ballı ıhlamurlar içtim ve biraz kaçamak pasta yedim :( Sevgili arkadaşım Böcürük, bana yazdığı yorumda tiyo istemiş. Seve seve ama birdahaki sefere Böcürüküm ...

01 Kasım, 2007


♥ Cumhuriyet düşünce, beden ve bilim bakımından güçlü koruyucular ister.
Evet biraz geç oldu belki ama anca oturabildim bilgisayar başına. Öncelikle geçde olsa herkesin Cumhuriyet Bayramını en içteninden kutlar , sağlıkla huzurla kutlayabileceğimiz nice Cumhuriyet Bayramları dilerim herkese...
Ben neler yaptım bu arada ;
* Diyete başladım, diye söylediğim herkes baştan gülüyor bana, ne zaman sorsalar genelde diyette olduğumdan heralde. Ama bu sefer ciddiyim. Diyetisyen kontrolünde diyetteyim. Baktımki olacak iş değil, beceremiyorum kendi kendime, hadi onuda geçtim sıksam veririm ama ben daha öncede kilo verdiğim halde bir kaç zaman sonra verdiğim kiloları fazlası ile geri alınca önemli olan kilo vermek değil bunu korumak dedim ve bir bilene danışarak bu yola girdim.
Başlangıç kilom 83 idi. Hedeflediğimiz kilo 65 . Ayda 4 kilo verebileceğim bir diyet programı ile başladık bakalım. İlk hafta kilo kaybı fazla olacağından hedef kilo 2 idi ve benim verdiğim kilo 2,5. Ama önemli olan bundan sonrası, Cumartesi günü kontrolüm var yine bakalım ne oldum. Aslında bu hafta çok kaçamak yaptım,hiç sanmıyorum 1 kilo verebildiğimi bakalım görücez.
* Geçen hafta eşimin kuzeni ve eşi geldi Almanyadan. Hacıya gidecekler kısmetse bu sene ve bazı alışverişleri için Bursa ya geldiler. Gelmişlerken bende eve yemeğe aldım geldikleri gece, en son geldiklerinde Tolga, 40 ı çıkmamış bebekdi daha :) Şaşırdılar tabi benim oğluşu görünce , onlarında 3 oğlu var. Tolganın bebekliğinde bize geldiklerinde çekilmiş resimleri var hepside küçücük , ama en büyüğü olan askere gidiyormuş bu sene , bende bunu duyunca çok şaşırdım.
* Tolganın dersleri ile boğuşuyoruz geceleri. E-L-A-N-İ-O-T harfleri ile bayağı bir geliştirdik kelime dağarcığımızı. Öğretmeni ile telefonla görüşme yaptım bir akşam bir konuyu sormak için, okula sık sık gidemediğimden Tolganın durumunuda telefonda sordum ve hiç bir problemin olmadığını , gayet iyi gittiğini söyledi maşallah. Ama gel gelelim evde kanımı kurutuyor benim.Binbir nazla yapıyor ödevini, sadece yazı ödevi ise bazen yetiştiremediğinden sabah babannesinde yapıyor ve babannesi 5 dk.da yapıp bitirdiğini söylüyor. Oğlum evde niye 1 sayfayı 1 saatte yapıyorsun dediğimde , ee sen yanımda oturuyosun diyor. Tabi ezbere yazmak kolay, ben okutarak okuduğunu kendi kendine yazdırarak yaptırınca ödevi beyefendi kaşına kaşına yapıyor.
Birde Tolga , l-n seslerini çok karıştırıyor. Konuşurkende l ' yi , n sesi gibi çıkıyor ağzından , daha oraya gelmedik ama " r " sesini konuşurken hep " l " diye söylüyor. Konuşmadaki problem yazmaya ve okumayada yansıyor sanırım. Öğretmeni ile konuşucaktım bu konuyu, ne yapmak gerekiyor diye. Sizlerdende gelecek tavsiyeleri bekliyorum.
Konuşurken hoşumuza gidiyor açıkçası , mesela resim değilde lesim diyor :) Gerçi benim dayımda söyleyemezmiş, şimdi bir problem yok. Şovmen Beyazda söyleyemiyor ama yazabiliyordur heralde , yani çok çok kafaya takmadım bende bu saate kadar, heraldede toparlar Tolgada diye düşünüyorum.
* Geçen gece Tolga babasına , neden benim kardeşim yok diye sormuş. Kardeşim olsun ben ona bakarım, uyuturum yediririm , onu çok severim demiş. Babası bana anlatınca güldük. Bende isterim aslında sofraya oturduğumuzda masanın etrafını kaplayalım, Tolganın kardeşim deyip çok şeyini paylaşabileceği bir çocuk daha. Ama gözüm yemiyor, bir tane için kafayı yemek üzereyken üstüne bir tane daha gelirse hangi birini düşünürüm iyice kafayı oynatırım gibi geliyor. Ama belki bir kaç sene sonra diye bir karara vardık eşimle. Daha öncede bahsetmiştim, annem evinin yanındaki arsayı , amcam ve halamın payını vererek almak, başka bir yerde bulunan dairesini satarak bu arsa üzerine 3 daireli bir inşaat yaparak bizlere bir daire verme planı vardı. Bu plan ciddi ciddi yoluna girmek üzere. Hani belki bir kaç sene sonra kendi evimize geçebilirsek o zaman düşünebiliriz çocuk. Herkesin düşünceme katıldığını biliyorum, çocuk doğurmak değil marifet, hem maddi hem manevi açıdan sağlıklı olup , doğurup , sağlıklı çocuklar büyütmek önemli olan.
* Son olarak bir fıkra ile yazımı bitirmek istiyorum, aslında mail olarak gelmişti bu fıkra bana ama silmişim yanlışlıkla. Onun için aklımda kalan ile yazıyorum. Herkes kendine iyi baksın lütfen, öpüyorum herkesi...
* Bir adamın 2 çocuğu varmış. Adam askere gitmiş ve döndüğünde sofra başında eşini ve üç çocuğu yemek yerken bulmuş, ve karısına bağırmaya başlamış.
- Ula bu çocuk kim , benim 2 çocuğum var idi, bu çocuğun babası ben değilim, kim ula bu çocuğun babası çabuk söyle kadın.
Karısı gayet sakin dönmüş ;
- Dur ula ne bağrıysin, sana babamı diiy , oturmuş yogurdini yiiyy..