böğürtlengözlü oğlum benim

21 Şubat, 2011

6 GÜN TATİLİ...


Çarşamba akşamı oğlan servisden inince , ufaklık kuzenide orda diye ananesine girdi. Bende evde yemek yetiştirmeye çalışıyorumki çabuk yiyip Sülüman dizisine yetişeyim diye. Neyse, bu ananesinin merdivenlerinden daha çıkarken ;
- Ananneee, sana, senin için kötü, benim için süper güzel bir haberim var demiş.
Annem hayırdır, noldu, demiş.
- Öğretmenimiz 2 gün rapor almış, perşembe-cuma-cumartesi-pazar 4 gün tatilim, yarın ve öbürgün sendeyim demiş :))

Annem hem kardeşimin 2,5 yaşındaki oğluna bakıyor, hemde öğlen 11:30 a kadar Tolganın kahvaltısını ettirip , servisine bindiriyor.

Ufaklık çok fazla hareketli, benimkide boğuşmaya bayılan tip olduğundan, alt alta üst üsteler hep. Annem Tolga yı servis bindirdikten sonra ohhh çekip rahatlıyorum diyor. Haklı gerçekten, evin dağılması,gürültüsü hiç önemli değil ama ikiside çok gözü kara sonunu düşünmeden boğuşuyorlar ve bizi geriyorlar, birine bişey olacak diye ödümüz kopuyor.

Neyse , yemek saati aradım annemi, hadi gelsin Tolga dedim, evede gelince daha merdivenlerde güzel haberi banada verdi:) Hatta öğretmenleri, benden size kıyak olsun, dersde vermiyorum demiş, sadece kitap okuyun bol bol. Ananene verdinmi müjdeli haberi dedim, gülerek evet verdim dedi :)
Bende hem ufaklıkla fazla kapışmasın hemde canı sıkılmasın diye PSP sini 4 günlüğüne geri verdim, pek mutlu oldu,sarıldı öptü.

Cuma gecesi ufaklık Onur un kulak arkasında dıştanda gözüken beze farkettik ve kimse kimseye çaktırmasada korktuk. Gerçi , son dönem arka arkaya 2 kez boğaz enfeksiyonu oldu ve antibiyotik kullandı, hatta hala bitmedi antibiyotiği, üstelik ablamın kızındada aynen böyle bezeler çıkmıştı , oda enfeksiyon ardından çıkmıştı ve doktoru, endişelenicek bişey olmadığını, vücudun enfeksiyona savunması karşısında oluştuğunu söylemişti ama yinede Allah korusun tedirgin olduk. Gecesi bir tane daha beze oluşunca Cumartesi sabahı annem ve babası doktora götürmüşlerki çok şükür aynen Yeğenim gibi onunda boğaz enfeksiyonuna bağlı çıkmış. Bende o gün fazla uyumuşum, aradığımda doktordan yeni gelmişler, hemen üstüme bişeyler alıp Tolga ile geçtik anneme, kahvaltımızı ettik tekrar eve geldik ve evi bir güzel temizledim.

Şimdi ben kendi kendime diyorumki, Onur da, Zeynep te, boğaz,kulak enfeksiyonu falan olduklarında fazla ateşlenmiyorlar, ateşlenselerde saatinde ilaçlarını içince düşüyor ateşleri ve 1 gün 1 gece falan sürüyor bu ateş. Bunlarında bağışıklık sistemleri enfeksiyona karşı savunma olarak beze çıkartıyor.
Benim oğlanda böyle bir enfeksiyonda 5 gün inatçı bir ateşle geçiriyor, onunda diyorum bağışıklığı enfeksiyona ateş yaparak savunuyor kendini. Ne biliym işte böyle bir sonuç çıkardım kendimce.

Perşembe günü malesef Tolganında salya sümük ve balgamlı öksürük durumları başladı. Şükür ateş yok. Peditus,Asist, burun spreyi , vitamin, ıhlamur-tarçın-karanfil-zencefil-limon-zerdaçal-havlıcan-elma kabuğu karışık çayları, yatmadan önce ılık ballı limonlu sular, portakal suyu, meyve çeşitlemeleri ile haftasonunu geçirdik ama oğluşumun nezlesi geçmedi.

Cumartesi gecesi, biz ablam-kardeşim ben annemde, mutfakta yemek hazırlarken, annemde çocuklarla salondaydı. Birden bir gümbürtü ve annemin
-Allah sizi emiiiii, diye sesi geldi.
Zeynep annemin ayağını gıdıklamış, Tolga da koltuktan tutup çekmiş , kadın yatarken düşürmüşler salonda, en ufaklıkta kadının tepesine çıkmış düşünce. Zavallım annem 2 gün zor bastı bacağının üstü
ne.

Aslında benim birde arada bahsettiğim teyzemin kızı var, oda 14 yaşında. Bizde çocuklara şöyle lakab taktık.
* Onur -- S
* Tolga -- M
* Zeynep -- L
* Hatice -- XL :)

Kısaca bazen böyle beden ölçüleriyle sesleniyoruz :)

Pazar günü annemde temizlik vardı, yardım için bir abla çağırdık, kardeşimde makina ile halı yıkamada en beceriklimiz ve bir günde anamın evi temizlensin diye oda yardıma gitti. Bende Onuru alıp bize getirdim. Tolga dan sonra hiç çocuk oyalamadığımdan, Tolga ilede uzun zamandır artık oyun oynamadığımızdan hayli değişik bir gün geçirdik. Tolga nın oyun hamurlarını birde oyun hamuru kalıplarını buldum, şekiller yaptık. Ben onlara puding yaparken onada tas tabak verdim kek yaptı aklınca. Bir sürü ufak araba bulduk uzun zamandır kullanmadığımız oyuncak sepetimizden onları tokuşturduk, vs. vakit geçti. Ama ne yalan söyliyeyim Onura 2-3 saatten fazla bakınca tüm 2. çocuk isteğim kayboluyor. Alışmışım artık, evimin işini yapmaya, iş yaptıktan sonra evin fazla dağılmamasına, oğlan odasındayken bende zamanımı istediğim gibi geçirmeye... Yorulmuşum valla dün erkenden uyudum akşam :)

Bu sabahta , dünden annemle anlaştık, benim sümüklü böceğim oğlumu sağlık ocağına götürecekti. Götürmüş , aradılar 10:30 da falan. Ben geceden ne ilaçlar verdiğimi yazıp anneme vermiştim, isimlerini unutur belki diye. Doktor yazımı okumuş , aynılarına devam demiş, annesi çalışıyor herhalde ben bu ilaçları yine yazayımda evde olsun demiş, bol bol sıvı alsın, ciğerleri temiz, önemli bişeyi yok ama 2 gün rapor vereyim iyice dinlensin demiş :) Tolga aradı sağlık ocağından gelince ;
- Annee , tatil 6 gün oldu, doktorda rapor verdi 2 gün dedi , pek mutlu.
Dedim birde ananene ver bakıym oda senin gibi mutlumu :)
Ama annem kardeşimle konuşmuş, pazartesi günleri Onur un babasıda evde izinli olduğundan pazartesileri babanneye götüründe bende bileyimki o gün Onur yok ona göre çarşı-pazar işlerimi halledeyim, Pazar ve pazarteside benim tatilim olsun demiş. Yani bugün Onur yokmuş, ee Tolga da artık büyük, anneme bir yorgunluk vermediğinden ananemizde pek mutlu, hatta pek güzel muhabbet ettiklerinden bana bugün arkadaş o, biz çok iyiyiz, sen sadece servise haber verde gelmesin dediler.

Aradan 2 - 3 saat sonra tekrar aradılar, beraber gidip fidan almışlar, birazdanda azıcık dinlenip, bahçeye inip fidan dikeceklermiş :)

Canım annem benim, hiç düşünmemek lazım bu veletler neden uykudan gözlerini açar açmaz, ananeme gidelimmi, gece orda kalalımmı diye sayıklıyorlar :)

16 Şubat, 2011

İŞLEMİŞİZ...


Oğlumun Çarşamba günleri saat 10:30 da okulda , 1 saatlik gitar kursu var. Normalde Çarşamba sabahı bizimle kalkıp babası ile birlikte gitarı , ıvırı, zıvırı alıp babannesine gidiyordu, oradanda saati gelince dedesi okula götürüyor, oğlan kursa giriyor çıkıncada normal derslerine giriyordu. Ama bu hafta Salı günü yani dün sabah babamız yola gidecek ve gece gelip gelmeyeceği belli değildi. Onun için gitarımız,derslerimiz,okul kıyafetlerimiz v.s. salı sabahından, baba yola çıkmadan babanneye yollandı. Akşam okul çıkışındada dedesi Tolgayı okuldan alacak, o gece babannede yatacak (biz taşındığımız için oğlanın okulu bizim eve uzak kaldı, babanneye yakın) ertesi gün yine dedesi onu kursa götürecekti. Amma babamız olmadığı için, işyerinide dedemiz kapatması gerekeceği için oğlanı okuldan alıp babanneye bırakmak bana düştü.

Neyse, okul çıkış saatinde vardım okula,zil çaldı, oğlanla buluştuk,bana pek bir sevgi gösterisinde bulundu, (uzun zamandır ben okula almaya gidemiyordum,zaten servisle gelip gidiyor) birlikte babanneye doğru yürüyoruz. Yolda ona dedimki ;

- Bak annem, seni babannene bırakıcam, sen bu gece kalıcaksınya orda ama ben seni bırakıp eve gidicem, ben kalmayacağım babannende tamammı ?


Neden dedi baştan, ee dedim senin kursun olduğu için kalıyorsun ben ne diye kalayım gideyim evede işime bakayım. İyi tamam dedi.


Biz vardık babanneye, yukarı çıkardım onu, ertesi günkü ders programına göre çantanı hazırlada, fazla kitaplarını ben eve götüreyim dedim. Tamam dedi, elini yüzünü yıkamak için banyoya girdi, arkasındanda babannesi. Ben salondan konuşmaları duyuyorum , Tolganın ne dediği anlaşılmıyor ama babannenin sesi geliyor.

- Ee dedim bende oğlum annene kal diye ama işi var heralde kalmıyacakmış.

......

- Yok canım ananen var, Dudun var .


Ben içerde anladım kesin babannesine, annemde kalsın gibi bişeyler söylüyor. Ahh dedim içimden, seni gidi Tolga koca çocuk oldun ne diye benide istiyorsun babannende yatayım diye, tamam bebekken hasta falan olursa eşimde yoksa gece bende yatardım babannede ama şimdi ne gerek var. Çıkınca banyodan böyle söyleyeyim diye düşünürken Tolga geldi, yavaşça eğildi ,


- Anne sen eve gitmesen ? Şimdi evde babamda yok, bende yokum sen ne yapacaksın yalnız, ya korkarsan ? :) Yat sende burada.


Nasıl duygulandım anlatamam, koltuklarım kabardı, oğlan anası olmakda ayrı bişey yaa. Benim kuzum büyümüşde annesi için endişelenirmiş, beni nasıl yalnız bırakacakmış.


Tolga küçükken babası daha çok şehir dışına çıkardı, oda geceleri işten çıkıp babannneden almaya gittiğimde eve gelmek zor gelir ben burda yatayım derdi. Bizde ona, bak ben evde yalnızım, baban yok evin erkeği sen ol, bana arkadaş ol, yalnız kalmayayım derdim, hemen montunu giyip gelirdi :) Demekki gerçekten çocuğu işlemişiz :)


Neyse tam ben , oğlum yok olmaz bişey, ananen var olmazsa onu çağırırım gelir yatar benimle diyecektimki babamız aradı telefonla. İşinin bittiğini, gece eve geleceğini söyledi. Tolgaya söyledim bende baban geliyormuş diye .


-- Oleeyy babam geliyormuş. Tamam şimdi gidebilirsin eve , içim rahatladı, yalnız kalmayacaksın :) dedi.


Tabiii ben bunu sıkıştırdım, öptüm öptüm yedim, büyüdünde annenimi merak ediyosun diye.

Evede gelince hemen aradım oğlumu, merak etme ben geldim eve diye, babası gelincede babası aradı ben evdeyim diye, herkesin içi rahat uyudu sonra :)



Bugün gittim Göğüs Hastalıkları hastanesine, ben 2. sıradaydım, doktor gelsin diye beklerken, haber geldi, doktor yoğun bakımdaymış orada işi çıkmış ve hastalarını başka doktorlara kaydırılacakmış. Ohoooo zaten hastane kalabalık bide o sırayı beklersem kimbilir saat kaç olur dedim, üstelik sabah şirkettede kimse olmayacak diye biraz mırın kırın ettiler izin istediğimde, bende beklemedim çıktım geldim işe. Yani ciğer kontrolü kaldı bugünlük ama gerçi kendimide iyi hissediyorum, öksürük artık yok denecek kadar az, umarım benim inatçı keçi gribim inadını kırıp beni terketmiştir.

* Yukarıdaki resim gibi bir güzel kar yağsada, şu mikrop ortamdan bir temizlense diye diliyorum...

15 Şubat, 2011

YENİ YENİ YEPYENİ....


Yine geldim, gerçi hiç gitmedimki zaten, ama sessizdim, okudum, güldüm,düşündüm,sevindim,kapattım sayfaları. Ama yazasım geldi,yazayım dedim, ortam değiştirelim , şablon açılsın bende açılayım,içim açılsın dedim, hadi hayırlısı bakalım.


Derler ya insanın neresi ağrırsa canı oradaymış diye, pek doğru, hem canı hem gözü, hem kafası orada oluyor işte, benimde kafam, haziran ayından beri kendi derdimdeydi. Kendim farkettim, gecikmeden doktora gittim, sağolsun şu internet dünyası , insan kendi kendine teşhisi koyuveriyor, gerçi hep en kötüsünü yazıp insanı allak bullak ediyor , hep bakmayacağım diyorum ama merak işte, goo.gle amcaya yazıveriyorum derdimi, oda beni aydınlatıyor sözde , ertesi gün kendimi doktorda buluyorum. Neyse , rahatsızlığım cild.iye-kad.ınha.stalıkları arası bişeydi. Tedavisi var ama uzun ve psikolojik olarak zordu. 6 ayda 5 doktora gittim, üstelik ilk başlarda haftada 1-2 kez gidip o kötü koltuğa yattım. Ailemden sadece eşim-ablam ve kardeşime anlattım. Anneme anlatamadım,üzülüp kafasında kurmasın diye ama pişman oldum, çünkü son yapılan işlemden sonra dayanamadım, anlattım ve bana bir dualar ettiki, Allahın izniyle en son doktora beraber gittik ve tertemizsin lafını doktordan duyduk, hatta içimiz rahat etmedi 6 ay evvel yapılan testi bidaha yaptırdık ve Allaha şükür geçmiş, işallah tekrar etmez edebilirde ama ben etmemesini umuyorum. Dediğim gibi kısa süreçte öldürücü bişey değil şükür, uzun süreçtede kötü birşeye çevirmemesi için, erken teşhis için 6 ayda bir kontrol ettirmem gereken birşey en azından 1-2 sene.

Allah dermansız dert vermesin , çocuklarımızın acısını yaşatmasın.

İşte bu sebeptendirki, içimden ne yazmak geldi ne konuşmak, yeni eve taşındım, ama evimin tadını bile çıkaramamıştım, çok şükür geldi geçti, ve her şerde bir hayır vardırya, buda bana kendime daha dikkat etmeyi,daha iyi beslenmeyi, ne kadar dikkat etsemde temizliğe dahada dikkatli olmam gerektiğini öğretti. Son olarak diyorumki , arkadaşlar kendinize , çocuklarınıza bakın, kadın olarak rutin kontrollerinizi ihmal etmeyin, uyanık olalım, baştan farkedelim, nereden ne çıkacağı belli değil hayatımızda, Allah hastalara acil şifalar versin işallah.


Bu aralar evimizde, herkesde olduğu gibi hastalıktır gidiyor, ne biçim bir keçi gribidir anlayamadım ama harbi keçi yani, daha cumartesi ilaçlarım bittiği halde öksürüğüm geçmedi,bende diyorumya dikkat diye, yarın göğüs hastalıkları doktorundan randevu aldım, sabah bide ciğerlerimizi kontrole sokalım.

Sonra dişler var sırada , dolguluk diş çok birikmiş ağızda, oda şişen diş etimi göstermeye gittiğimde dişçimin söyledikleri. Yani kısacası bakımdayım bu aralar :)


Mahalleme,semtime,evime,odama,mutfağıma,banyoma,alıştım artık iyice. Geçenlerde eski sokağıma düştü yolum, amann ne trafik ne ses ne gürültü, off dedim iyiki kaçmışım buradan,yeni sokağımda sessizlik hakim, herkes tanıdık, can sıkıntısı yok, gecenin yarısı çokmu sıkıldım, uykumda kaçtı hemen mutfak camına, baktım alt kat komşum, kardeşiminde ışığı yanıyor, doğru ona iniyorum yada o geliyor. Çok şükür günler geçiyor.


Oğluşum karnesini aldı, sene başında anlaşma yaptık, 4. sınıfız artık,çok korktum hep bu seneden, çünkü benim kuzunuın ders çalışma gibi huyu yok sağolsun,işallah çakmazsan hepsi 5 gelirse taaa 2.dönem sonunda çok istediğin PS:P yi alıcam sana. Sınav sonuçları güzel güzel gelmeye başladı, son sınavlardan sonra tüm derslerin 5 geleceği belli olunca bizimki anlaşma istedi bizden. Bana şimdi karne hediyesi PSP alın, 15 gün tatilde oynayayım, size söz okulun açılacağı Pazar gecesi geri vericem size saklarsınız, 2. sönem sonunda yine karnem iyi gelince verirsiniz. Nasıl kıyılır bu kuzuya, tabikide alındı, 15 gün oynandı , ve dediği gibi pazar gecesi bana teslim edildi. Şimdi ben oynuyorum :=)


Oğlum büyüyor ben büyüyorum, onun her geçen gün artan delikanlı havaları benide havaya sokuyor, gitar kursuna gidiyor son gaz, çok havalı çook. Bide bıdırık var ailemizde, kardeş ve 2. çocuk arzumuzu,hevesimizi,onunla giderdiğimiz kardeşimin oğluşu. 2.5 yaşında tam bir fırlama kendileri. Zıp zıp sanki ayak tabanında yay varmış gibi sürekli zıplıyor. Onunda büyüdüğünü, her geçen gün yeni kelimeler öğrenip ve tamde yerinde cuk diye oturtup bizi şaşırtan bir velet. Kapısının önünden geçerken sesimizi duyup açıyor kapıyı ;

- Annee, ben Bucunun ebe didiyom , çoç deçim var, icin vedi? (anne ben burcunun evine gidiyorum,çok dersim var izin verdinmi?)

Bizde napalım, evde ona ait olcak olan 1 defter ve 1 kalemkutusu dolu kaem verdik, hemen gelip Tolga abisinin masasına oturuyor,defteri ve kalemiyle bişeyler yapıyor ciddi ciddi sonra kapatıp iniyor masadan. Akşam tam resimliktiler , bende kaçırmadım tabi, Tolga ve kardeşi ders yapıyorlar yere uzanmış, benimki diyorki,

- Abicim dersinde zorlanırsan bana söyle ben yardım edeyim.

- Daman (Tamam)

- Dur abicim bak o böyle olcak (kafasına göre bir toplama işlemi yazıp bücüre anlatıyor)

- Heee odü abi. (Heee anladım oldu abi :)

Yani Tolganın bir kardeşi olsa ancak bu kadar olurdu, bayılıyorum hallerine, kavgalarına, kıskançlıklarına, sarılıp uyumalarına. Şu an hem tekrar teyzelik hemde azda olsa 2. annelik duygularını yaşıyorum.