böğürtlengözlü oğlum benim

25 Ağustos, 2010

ŞAŞKIN VE MUTLU :)



Haftasonu gittik Kum.laya annemin yanına. Biraz sohbet muhabbet derken gece dedimki ;

- Ayy anne geçen gün senin eve girdim , çok fena kokuyor, banyonda sinek dolmuş nerden girmiş o sinekler öyle anlamadım :))

Taktı bunu kafaya , eyvah evim çok fenaymış deyip durdu herkese, tabi haberi olanlarla gözgöze gelip gülüştük hep. Haftasonu hepimizin dönmesi lazımdı Bur.saya. Bu illa siz gidin geceden ben kokulu eve girip yatmam, sabah gelir hallederim işimi dedi. Yok dedik olmaz 2 araba var sen otobüslemi geliceksin mümkün değil. Gece toparlandık, ablamlara siz annemi alın, bizde Duduyu alalım önden gidelim kapısını falan açalım. Tamam dedi onlar, ama dedik oyalanmayın gelin hanımı çabuk getirin evine :)

Neyse biz önden yola çıktık , yaklaşırken eve Dudu kocasına telefon açtı, annemin eve geç, çay suyu koy dedi. Eve gelince hemen bizde annemin eve attık kendimizi, son rötuşları tamamladık. Az sonra ablamlar geldi annemle. Lambaları kapadık, kardeşim elinde kamera ile arka tarafa geçti. Annem kapıdan girdi, bir tuhaf oldu, ilk sözü, nerde benim halılarım dedi, iyice içeri girince tüm lambaları açtık , sürpriiizz dedik. Şok oldu, ev boyalı, eşyalar mutfağındaki kaşıklara varana kadar tertemiz, balkona kilimi bile serip yer hazırladık. Çok sevindi, şok oldu resmen :) Koca gece iki lafın üçüncüsü Allah razı olsundu. Yani kısaca tüm yorgunluklara fazla fazla değdi.

Yatmaya eve geçtik, ben evdede oyalandım bayağı bir çamaşır falan yıkadım ortalığı toparladım. Baktım ışığı hala yanıyor annemin. Ertesi gün, sende akşam geç yattın dedim. Ben hiç uyumadımki, öyle sevindirdinizki beni hep evimi gezdim dedi :) Canım benim az bile sana yaptıklarımız...


Aslında önceki planımız artık haftasonu tası tarağı ve oğlanı toparlayıp dönmekti Bursa ya. Ama oğlan orada o kadar mutluki, kıyamadım. Babasına bırak bir hafta daha kalsın bak bütün arkadaşları burda dedim. Başta , yeter bu kadar benim işlerim yoğunlaşacak bayram üstü gelip alamam sizi artık dedi. Dedim gelme, bir dahaki haftasonu ben alır gelirim oğlanı. Olmaz falan dedi, sonra bakarız dedi. Bak dedim napıcak Bursada , koca gün bilgisayar oynayacak, ama burda 20 tane arkadaşı var, onlarla sokakta oynuyor hep. Neyse döndük eve, pazartesi günü babannedeydi oğlan ve dediğim gibi koca gün bilgisayardaymış. Hatta bizde yemeğe gittik oraya ve yerinden bile kalkmadı bilgisayarını bırakıp. Sonra kendi evimize dönerken babasına, baba bende gidecekmiyim Kum.laya dedi. Babası , sen yarın ananenle gidiyorsun Kum.laya dedi :) Yaa dedim , geldinmi dediğime, bir hafta bir haftadır neden mahrum kalsınki çocuk .


Bu akşam iftara misafirim var. Eşimin kuzeni ve kayınvalidemler. Çatıda yapıcam iftarı. Mangal yakarız dedik. Bende yanına kırmızı mercimek çorbası yaptım. Yeşil salata , patlıcan salatası ve semizotu salatası yapıcam, patates kızartıcam. Tatlıyıda kuzeni sütlaç severmiş, kaynanam yapacak. Aslında en sevmediğim şeydir ama illaki kendini gösterir kaynanam. Kardeşim bana geliyorsanız ben yapıcam herşeyi, ama yok o yaptıklarını pek bir beğendiği için illa yapıcam der, aslında şimdiye kadar hiç yaptırtmadım ama bu gece için ses çıkarmadım yapsın napayım.Mutfağımda tam düzen kuramadım, aslında kurmuştum çok güzeldi ama bu tavan sıvası yıkılınca sanki mutfak dağınık geliyor hep. Ama akşam pek güzel toparladım. Salatalık malzemelerini yıkadım, hava geçirmez saklama kaplarına koydum, masa örtüsü,yemek takımları, kaşık çatal herşey hazır çünkü ancak yetişirim. Bugün biraz erken çıkarım diyordum ama şirkette kimse olmadığı için erkende çıkamıycam, iki ayak bir pabuçta gezicez yine.

Ekmek yapma makinam eski evde yer olmadığı için kutusunda ve dolabın üzerindeydi, dolayısıyla onu ordan indirip, kutudan çıkarıp ekmek yapmak zor geliyordu. Şimdi tezgahım büyük olduğu için, çıkardım kutudan koydum tezgaha, bari elimin altında olursa daha çok kullanırım dedim.


Önümüzdeki hafta pazartesi günü ev içi doğalgazlarımız döşenecek, yani yine kırılacak dökülecek, birde benim üzerine bonus, tavanım yapılacak. Yani mutfak eşyalarım yeniden kolilenip kaldırılacak :( Evde usta gezecek, tavan zımpara falan yapılacak , diğer odalara bile tozlar girecek,puufffff :( Ama ondan sonra Allahın izniyle motorumu takıp bir tarafıma dip bucak temizlenip artık evimin keyfini süreceğim işallah.


18 Ağustos, 2010

SÜRPRİİZZZ ...


Annem benim,canımın içi, bu yaz evini badana yaptırmak istedi hep. Hatta bizim evler yapılırken, sizin evinizin rengi pek güzel bende yaptırayım yazlık dönüşü dedi. Kardeşim geçen kışı annemin evinde geçirdiğinden, bana bir hafta kadar önce ;

- Annemin badanasını ben yaptırmak istiyorum o yazlıktayken, sürpriz olsun ama temizliğe yardım edermisin , dedi.

Etmemmi, seve seve, üstelik süper bir sürpriz olur dedim. Geçen perşembe gecesi evini topladık, dün badanacı geldi evi boyandı.

Haftasonu yazlığa gittiğimizde, sanki içine doğmuş gibi annem, ikide bir ayy, nasıl olcak şu badana gibi konuştu, bakıştık gülüştük hep, aklının ucuna gelmez bizim böyle işe kalkıştığımız.

Dün gecede sıvadık kolları kardeşimle, gittik annemin evine temizliğe, gece 12 ye kadar yaptık bayağı bir , bu gecede mutfak var sırada. Aslında annem daha eve gelmeyecekti ama planda değişiklik oldu ve Cuma günü, banka işi için günübirlik eve gelecek. Hatta perşembe gecesi biz yazlığa gidip cuma sabahı alıp gelicez onu, dolayısı ile sadece bu gecemiz var ,evin temizliğinin bitmesi lazım.

Normalde planımız, ben önceden annemin evine girip kamerayla eve girişini çekmektim, bakalım tepkisi ne olacak diye. Ama şimdi Cuma sabahı herkes işte olacak, o yalnız girecek eve. Bide diyoruz korkarmı :) Onun için 2 palnımız var.

1. Sabah yolda gelirken sadece, evde sana bir sürpriz var bakalım beğenecekmisin demek.

2. Büyük bir kağıda " Sürpriiizzz , iyi günlerde kirletelim evini " yazıp o kağıdı kapıyı açtığı gibi karşısına gelecek şekilde asmak.


2. plan daha hoşumuza gitti, bakalım herhalde öyle olacak. Akşam kardeşimle iş yaparken ter içinde sırılsıklam kaldık. İkimizinde ortak düşüncesi şu oldu.

- Kızımız olacağını bilsek hemen bir tane daha doğurmak :)


Ama yaptıklarımız annem gibi fedakar bir anneye az bile, canım benim babamdan sonra dağılmadan, bizleri etrafına öyle bir toparladıki, ona ne yapsak azdır...

13 Ağustos, 2010

BİZDEN HABERLER...


Yine aylar olmuş hayattan bahsetmeyeli.Hastalıklar,taşınmalar,karneler,telaşlar,yorgunluklar,tatil,düğün v.s. derken günler gelip geçiyor ardından kovalayan varmışcasına. 24 Mayısmış son yazdığım gün,ev daha bitmemişmiş,temizlikle uğraşıyormuşum. Şimdi ise artık yeni evimdeyim 14 Hazirandan beri. Karneyi almayı bile beklemeden attık kendimizi evimize, oğlan son hafta bir gitti , bir gitmedi okuluna,zaten partiler,pikniklerle geçirdiler son haftayıda.Önce eşim kendimiz taşıyalım eşyaları dedi,yavaş yavaş. Arabası büyük tip olduğundan sığdırırım ben yavaş yavaş arabaya dedi. Bir önceki taşınmamda ki ,ona taşınma denmezmiş , bir üst kata çıktığımdan , eşyaları elimizin aldığı kadar alıp alıp götürüp yerli yerine yerleştirmişdikde, offf çok yoruldum ,ne zormuş taşınmak demiştim. Ama esas taşınmak buymuş meğer, yer yerinden oynadı resmen. Bir gece ya bismillah deyip başladım kap kacağı gazetelere sarıp kolilemeye. Plan sözde , önce salon takımları gidecek, bende haftasonu gidip yerlerine yerleştiricem. Tabi öyle olmadı,olamazdı, yarı orda yarı burda. Eşim ve kardeşi salon koltuk , büfe,gümüşlük vs.taşıdılar bi gece, bir kaç posta. Tabi saat oldu geceyarısı,üstüne yorgunlukta gelince ertesi gece hiç bişey yapamadık. Baktık olacak gibi değil, anlaşıldı taşımacılarla, bir pazar sabahı erkenden , herkes daha uyurken, yüklendi eşyalarım kamyona. 10 yıllık evim,sokağım,arkadaşlarımı geride bırakarak, kamyon önde biz arkada yollandık yeni evimize. Tolgayı bir gece önce ananesine bırakmışdık, gelirken mutlaka arayın uyandırın dedi. Yaklaşırken eve, aradım annemi,çıkın balkona geliyoruz dedim. Eski mahallemin sokağına girerken tüylerim diken diken oldu, gelinliklerimle babacığımın kolundan çıkıp, korna sesleriyle yeni evime doğru gitmiştim on sene önce. Şimdi ise eşimin yine çaldığı kornanın sesiyle döndüm geriye. Annem,yeğenim,oğlum,ve komşular balkondaydı. Gözlerim babamı aradı hep, dedim olsaydın sokakta karşılardın beni, derken baktım annem kopmuş ağlıyor, bende bir saldım kendimi salya sümük, beni gören komşularda başladı ağlamaya, en son babannemle sarmaşıp ağlaştık. Onlar sandıki ben eski evimden geldim diye ağlıyorum, ama ben babamın bugünü göremediğine ağladım hep...

Alt kat komşum yani kardeşim :) baktım oda taşıyor eşyalarını, yeni komşularımızı ilk gece evlerinde yalnız bırakmayalım, bizde taşınalımda evimizde yatalım dedik ,dedi:)


Eşyaları taşıma, eve yerleşme kısmını hiiç anlatmaya gerek yok, berbat bir yorgunluk, halada sorun yerleştinmi diye , hayır tam değil. Evde bir dolap yapılacaktı, valla para bitti dolap kaldı:) içine girecek eşyalar poşetlerin içinde yatak odasında üst üste duruyor:) Amaannn hiçde takmıyorum kafaya, zaten adam gibi evde değilim, yaz münasebetiyle. İşte taşınma faslı bu kadar diyecektimki esas önemli olayı atladım. Biz yeni eve yerleştikde , evi yıktık bile :) Ayy allahım bakmayın güldüğüme kabus gibi.


Şimdi, bundan yaklaşık 15 gün önce, oğlanda yazlıkdan bir iki geceliğine eve geldi, sanırım perşembe gecesiydi, gece saat 12 falan, Tolga yatağında uyuyor, eşim sıcaktan bunalmış duş alıyor, bende fasulye koymuştum düdüklüye, mutfağa gittim altını kapatmaya. Ocağın altını kapattım, kafamı camdan çıkarıp sigara içiyorum. Arkamdan çatır çatır ses geldi, geriye döndüm sanki mutfak dolaplarından geliyor ses, aha dedim ..oku yedik eve fare girdi. Ses kesildi, ben yine sigaraya devam, ardından çatırtılar çoğaldı, tırsdım, dolaplarda gözüm nerden geliyor diye, baktım çatırtı çoğalıyor , dedim bu fare işi değil, kafamı kaldırdım, sesler tepeden geliyor ve müthiş arttı, o an inanın hayal meyal aklımda, deprem desem sallantı yok sadece artan çatırtı sesi. Aklıma gelen şey, çatıda biri var, mutfaktan bir feryat ederek, Meehhmeeett diye acı bir sesle, daha mutfak kapısından adımımı atmamla, bir gümbürtü sesi geldi, tabi ben öyle bir kaçışki, taa koridorun sonundaki oğlanın oda kapısında aldım soluğu. Geriye dönüp bir baktımki mutfak toz duman içinde. Bizim mutfağın tavanındaki alçı sıva olduğu gibi çökmüş. Yer gök toz duman. Tolga kalktı çocuğum korkarak, benim koca, banyodan arşimet gibi fırladı :) Allahtan Tolga uykuluyduda anlamadı :) oda zaten durumu farkedip geri attı kendini hehe :) Aşağıdan kardeşim fırladı noluyor diye yetişti. Anaammm tam bir filmliktik. İlk şoku atlatıp biraz kendime gelince mutfağa girdikki durum çok vahim. Mutfak depremden çıkmış gibi, tavanda sadece kenarlarda kartonpiyerler ve ortada lamba var kalan tüm sıva olduğu gibi tek parça halinde düşmüş ve yerde tuz buz olmuş.Ortalığı temizleyip oturup düşündükçe verilmiş sadakamız varmış bununla geçmiş olsun dedik. Ya ben çıkamasaydım, ya bir kaç saat önce hepimiz mutfakta yemek yerken düşseydi, ya yattığımız odadakiler düşseydi , uykuda duymazdık Allah korudu bizi. Belki öldürmezdi, çünkü ince sıva, ama onun tepeme indiğindeki korkusu bile beni hastanelik ederdi. Bununla geçmiş olsun diyoruz, şimdilik dökük tavanla oturuyoruz, hayır üst kat zor derlerdide, kimsenin tepesine tavanda düşmemiştir heralde, bu kadar zor olmamıştır :)

Şimdi temizlik kısmını düşünmek istemiyorum, resmen mutfak yine kolilencek , boşalacak ve en kötüsü zaten eve usta girecek :(


Tolga kuzumun dün doğumgünüsüydü, 10 yaşına girdi benim koca danam. Bu yaz başı hafif efelik yapmalar, kasıla kasıla yürümeler, karşılık vermeler falan vardı ama çok şükür hafif esti geçti gibi şimdilik. Bu yıl doğumgünü hediyesi olarak elektronik bişeyler istedi. Haziran ayında benden gitar kursuna yazdırmamı istemişti, bende ona, yaz geldi, yazlığa gidersin yarım kalır, Eylül olsun, okullar açılsın, bir düzene girelim gönderirim dedi. Bizde babasıyla düşündük ve hediye olarak gitar almaya karar verdik. Hiç haberi yok, geçenlerde bir mağazada oyuncak tarzına yapıştı alıcam diye, o geldi aklımıza madem biraz güzel bişey olsun dedik. Dün ben baktım, pazarlıkla şöyle bizi 2-3 sene götürecek kalitede gitarı 75 e bıraktı bir yer. Bugün babası gidip alacak işallah, pazar geceside yazlıkta bahçede arkadaşları ile kutlayacak doğumgününü.

Dün arkadaşlarıyla, sahne hazırlayıp karagöz-hacivat oynatmışlar sitedeki büyüklere, tabi seyretmesi bedava değil :) Pek mutlularmış.

Bu sene sanırım Allahında yardımıyla oğlanı biraz rahat bıraktım, yani sokağa saldım, (tabi göz kulak hep dışarda), eskiden yazlığa yolladığımızda her gece bizde giderdik, ama bu yaz sadece haftasonları gidiyoruz babasıyla. Oğlumda orda ananesi,teyzesi,benim teyzem,ananem falan kalıyor, gelmeyede niyeti yok. Aman gelmesin zaten , buraya gelse babannede koca gün bilgisayar oynayacak, orda hiç değilse belki 10-15 tane çocuk var sürü sepet geziyorlar.


Bizde bu yaz eşimin amcasının kızını gelin ettik, bizede fırsat çıktı 3-4 gün tatil yaptık Düğün İzm,irdeydi, düğünden sonra eşimin teyzesinin Se.ferihisardaki yazlığına gittik. 11 senelik evliyim ilk gittim evlerin, planımız bir gece kalmak sonra bir otele gitmekdi ama salmadılar sağolsunlar. Sı.ğacık a gittik bir akşamüstü, kalenin içinde resimler çektik, Ka.vak yel.leri Aslının evinin önünden geçtik.

Bir gece iz.mir kordonda gezdik, kahve içtik, Ko.naka gittik, saat kulesi önünde resimler çekildik. Teyzenin evi süperdi zaten, bahçesi,salıncağı,balkonu,manzarası harika. kayınvalidemlerde kaldı hep bir aradaydık, böyle güzel geçeceğini düşünmemiştim açıkçası. Bide dönüşte kalıp kalıp İz.mir tulum peyniri aldık, bayıldık tadına. Oradan son gün Ayvalıka gittik, Cundada gezdik, Pazar gecesi eve döndük, o gece bavulları mecbur boşalttımki ertesi gece oğlanı yine yazlığa götürecektik. P.tesi üstümden kamyon geçmiş gibi işe geldim. Yani kısaca şöyle söyleyeyim,

" kalbim Ege.de Kaldı" :) Oğlanı sıkı sıkı tembihledim, derslerine iyi çalış İzmiri kazan, büyük konuşmayayım ama tası tarağı toplayıp bende gider yerleşirim oraya :)


Başka, başkaaa..., aslında çok şey vardırda genel olarak böyle geçiyor hayat işte. Her zaman dediğim gibi tek dileğim Allahtan, sevdiklerimle, en başta sağlıkla yaşamak. Herkes kendine iyi baksın.