böğürtlengözlü oğlum benim

28 Eylül, 2007

HAYIRDIR İNŞALLAH...

İshalimiz devam ediyor. Dün gece babanneden evimize yaklaşık 5 dk. lık mesafe olan yolu yürümek Tolganın gözüne yemediği için babannede yattık. Gece 23:00 dan, sabah 8:00 a kadar 7 kere tuvalete kalktık ve ishal gittik. Sevindirici olay ise ateşimiz düştü, ve biraz olsun Tolga komik konuşmaya başladı. (Dilimi ısırıp maşallah diyorum) Gece yatarken ben dua okudum, baktımki oda ellerini açmış Allahım beni çabuk iyileştir diye dua ediyor. İçime sokasım geldi yine onu. Bizim ev Bursa Tophanenin altında kalıyor , dolayısıyle sahur ve iftar vakitleri atılan top sanki bizim evden atılıyor. Sahur vakti Tolga tuvaletten çıkıp yatağına yatınca yine top patladı. Tolga bana dönüp ;
- Uy anne sıçtım donlarıma . diyerek espri yaptı.
Sabahta baktım gözlerinin rengi yerine gelmiş, ohh oğluma maşallah dedim. Oda dönmüş ;
- 60-70 çıkmış gitmiş, dağlara taşlara tü tü tü maşallah bana diyerek güldürdü yine beni.

Evden çıkıp işe yürüyerek gelirken resmen ayakta uyuyor olucamki , Eski Santral Garajda yoğun işlek olan trafikte caddeden karşıya geçeyim derken, kaldırımdan inince ayağım kaydı ve kıç üstü yere oturdum. Bir ayağımı toparlayamadığım için öne doğru uzandı ve mm fark kala gelen bir arabanın altında kalıyordu. Arabayı farketmeyip yada aniden ayağımı çekemeseydim tam bileğimin üzerinden geçecekti araba, olacakları düşünemiyorum bile, Allah korudu.
Ama belkide iyi oldu , uykum açıldı...

27 Eylül, 2007

HASTAYIZ YİNE :(

Canım sıkkın bugün,yorgunum ve moralim bozuk. 2 gün önce Tolga okulda daha sınıfa girmeden sırada kusmuş,dedesi eve getirmiş, arkadan ateşde başlamış. Dünde ishal gidince hemen doktora gittik. Şu sıraların salgın tablosu , kusma,ateş arkası ishal dedi. Yani geçecek çok şükür hastalık, ama 10-12 gün ishal sürecektir,çek çaresi sabır dedi. Bol sıvı alacak, 2 gün ateşi düşmezse, dışkıda kan olursa, (Allah Korusun) kusma çok olursa mutlaka görüşelim dedi. Şu an sadece ishale devam + ateş var. Kusma bidaha hiç olmadı,zaten midedede kusacak bişey kalmadı,ishalide artık sıvı şeklinde :(
5 gün Pazartesiye kadar rapor yazdı doktoru,okul yok. Öğretmeniylede gidip görüştüm,zaten sırada durumunu gördüm dedi.
Kuşuma nazar değiyor,hemde sanırım benim nazarım. Son zamanlarda ki hareketleri konuşması,neşesi öyle hoşuma gidiyorduki,yavrum şimdi melün melün bakabiliyor,geceleri uykusunda hep sayıklıyor.
Allahım sana çok şükür, dermansız hastalık verme yarabbim,yavruları ana babalarına, ana babaları yavrularına bağışla yarabbim....
Moralim gerçekten bozuk,yazasım gelmiyor şu an. Öpüyorum herkesi...

19 Eylül, 2007

PÖÖHHH....


Resimdeki eniştem (teyzemin eşi) benim . Zavallı uyurken biraz şekli şemali değişiyor azıcık :)
Bu resmi çektiğimizde kendileri öğle saati güzellik uykusundaydı. Evdeki gürültü fazla olduğu için o yaz sıcağında pikeyide yüzüne kapatınca pozisyonu kaçırmayıp yakaladık bizde. Fotoğrafı çekerken gülüşmelerimize uyanmış aslında kendisi, tam işimiz bitip ablam yüzünden maskeyi yavaşça kaldırayım derken , sevgili A. enişte bir pöööh diyerek örtünün altından çıkınca hepimiz (başta Ozi) ettik altımıza :) Ahada dedi, şaka öyle yapılmaz böyle yapılır.

Şimdi yazın çekindiğimiz resimlere bakarken bu geldi önüme , e gelmişkende anlatayım dedim size .
Az önce doğumgününden geldik. Zeynoşum 16 Eylülde 8 yaşını bitirip 9 yaşına bastı. Allah yaş bereketi versin kuzuma. Bu gecede arkadaşları ve annelerine doğum günü yaptılar bizde okuldan gelip çantamızı eve bırakıp gittik doğrudan oraya. Gelincede Tolgayı uyutup geçtim bende bilgisayarın başına. Bilgisayarımız şu zamana kadar Tolga nın odasında idi ama artık antreye alıp oğluma çalışma masası ve kitaplık yapma vakti geldi. Bu odanın lambasındada aylardır bir tutukluk var ve ara ara sönüyor. Aslında evde öyle tadilatlık işler varki ama benim o becerikli , eli çabuk koca gitti yerine uyuşuk bir adam geldi.Salondaki perdenin kornişi yerinden çıkmış, belki bir senedir tuttur onu diyorum yapmıyor, özellikle onu o perdenin altındaki koltuğa oturtuyorumki işallah kafasına iner perde diye ama onunda düşeceği yok öylee sallanıyor. Bu odanın lambası aylardır tutukluk yapıyor anahtar yerinden. Bir yumruk atıyorum yanıyor , adam karanlıkta oturuyor ama yinede lambayı yapmak aklına gelmiyor. Öff neyse işte aklıma gelmişken bunuda yazdım ama biliyorumki aranızda benden farksız olanlar yok değil :) Sanırım belli bir seneden sonra bu modellere bir uyuşukluk peydahlanıyor yada biz hanımlar her işe elimizi attığımızdan onlar rahata eriyor .

Okulumuzda ikinci haftaya başladık. Çok şükür şu anda herşey yolunda. Sınıflarında bir oğlan var ilk hafta bende sürekli okulda olduğumdan annesiyle tanıştık. Oğlan biraz ufak tefek daha önce anaokuluna gitmemiş ve 2,5 aylık kardeşi var. Ay olarakda daha altı yaşını doldurmamış. İlk günler bu bayağı ağladı yavrum anneside benimle tanışınca oğlanı Tolganın yanına oturttu. Şimdi oğlan hiç Tolganın yanından ayrılmıyormuş hep elini tutuyormuş :) Akşam Tolga anlattıda ;
Anne sınıfa bir girdim F. arkadaşım öğretmenin yanında ağlıyordu, öğretmen ona ne oldu niye ağlıyorsun diye sorunca, Tolga bugün okula gelmedi onun için ağlıyorum dedi. Bende hemen yanına gidip elinden tutup oturttum onu sıramıza sustu sonra , dedi.
Ama Tolga o kadar mutluki sanki arkadaşlık değil abilik yapıyor oğlana. Zaten sever küçüklerle ilgilenmeyi onada bayılıyor şu anda. Anneside dün gece beni aradı çok memnun Tolgayla birlikte olmasından, öğretmende bunları ayırmıyormuş sırada yan yana oturuyorlarmış. Bakalım hayırlısı işallah Tolga arkadaşlarından ve okulundan hep memnun kalır.

Bende dün patronumla görüştüm ve işten çıktıktan sonra Tolgayı babanesinden alıp,eve getirip yemek yeyip (yada babannede yesekde) derse oturduğumuzda saatin en az 9 olduğunu söyledim. Uygun görürse çok acil iş olmadığı sürece okul döneminde işden 5:30 a doğru çıkmak istediğimi dile getirdim. (Biz işden 6:30-7 arası çıkıyoruz.) Oda sağolsun çok anlayışlı davranıp artık birbirimizi tamamen tanıdığımızı, işimi kendim ayarlayıp istediğim saatte çıkabileceğimi söyledi. Allah bin kere razı olsun kendisinden. Şimdi 5:30 da çıksam Tolgayı okuldan çıkışına yetişemesemde, Tolgayı dedesi alıp eve getirene kadar ben evde olurum ve onu direkt eve alırım, ben yemeği hazırlarken oda biraz dinlenir ve dersimize bakarız, öbür türlü sabah mecbur erken kalkıp babanneye gittiği için ben gelene kadar babannede uyuyabilekalabilirdi. Çok şükür bu yükde sırtımdan kalktı.

Bu aralar bloğumdan yine biraz uzak kaldım. Geçen hafta evdeydim ben. Senelik iznimin bir haftasını kullanmış kalan 1 haftasını özellikle okulların açılacağı ilk haftaya saklamıştım. Sabah 9 - 12 arası okulda idik. Salı günü Bursanın kurtuluşu diye okul yoktu, Perşembe günüde öğretmenler toplantısı sebebiyle gitmedik okula. Bende oğlanı babaneye Salı sabahı bırakıp Bronşitimin geçip geçmediğini kontrol için hastaneye doktoruma gittim. Film çekti bir güzel dinledi, çok şükürki atlatmışım. Bol sıvı iç ve bol bol öksür dedi ilaç vermeden saldı beni.
Bir günde okul çıkışı Tolga ile birlikte dişçime gittim taa geçen yazdan ağzıma geçici dolgu koymuştu, maşallah nasıl geçici ise daha yeni gidip dolgumu yaptırdım, gitmişken Tolganın dişlerinede baktı ve 3 dolgu var dedi.Aslında dolgu yapılması gereken dişler geçici dişlermiş en geç 12 yaşında dökülür ama bu arada çürüme ilerlerse arkadaki kalıcı dişe gelebilir, ağrı yaptığında gelirsen geç kalmış olabiliriz o dişi çekersemde bu sefer yerine gelecek diş çıkana kadar diğer dişler yayılma yapıp yeni gelecek dişe yer bırakmaz ve sıkışıklık olur ağız yapısı bozulur dedi.Tolgayı yanımda götürdüğüm iyi olmuş , şimdi benden dolgunun nasıl bişey olduğunu biliyor ve bana ee bişey yokmuş dolguda sen ağzını açıp oturdun sadece benimkilerinide yaptıralım diyor.
Sonra iznimdeki Cuma günüde öğleden sonra Rabia abla geldi hep beraber evimi temizledik ve çok şükür yazdan sonra artık evime iyice yerleştim. Geçen gece oturup ütülerimide bitirip dolabıma yerleştirince şuan her işimi içime sinerek yapıyorum ve pırıl pırıl evimde daha rahat oturuyorum.

İşte bu kadar şimdilik yazacaklarım. Sevgili Figenim sobelemiş beni kokular konusunda ama azıcık sonra yazıcam sobesini ve bende ebeliycem birilerini. Gerçi Figen söylemiş kimse kalmadı sobelenmeyen diye ama onada bakayım bu arada hem varmı sobelenmeyen diye.

Herkesi öpüyorum çok ve herkesin Ramazan ayı mübarek olsun işallah diyorum....








10 Eylül, 2007

OKULA BAŞLADIK


Evett biz bugün okulumuza başladık. Okula başlayan tüm kuzulara ve okulları açılacak tüm abla ve abilerimize öğrenim hayatlarında başarılar diliyorum.

Aslında az önce kayıt işlemlerimizi anlatmıştım ama elim nereye takıldı bilmiyorum tüm yazı silindi :( Neyse kısaca bahsedeyim. Kayıt işimiz Perşembe günü stresli ve yorucu bir şekilde bitti çok şükür. Hep bahsediyordumya çevremizde 2 okul var , birisini ben çok istiyorum ama sokak ayırdığı için bizi o okula almıyorlar, diğerinide ben pek beğenmiyorum ama semt olarak o okula düşüyoruz diye. Çok şükürki içim rahat hep dua ederken şu okul olsun bu olsun diye değil, oğlum hakkında hayırlısı olsun diye dua ettim ve öyle çok sınırlarımızı zorlamadım. Ama aslen bizim ikametimize giren okula 2 kez kayıt olmaya gittiğimiz halde, ilkinde Tolga olmadığı, ikincisinde daha kayıt saati başlamadığı için 2 kez kapıdan döndük. Sonra bir tesadüf ile oğlumun şansı diğer okuldan (benim istediğim) açıldı ve oraya yazdırdık. Allah hayırlısı ile okumasını nasip etsin işallah.

Bugün saat sabah 9:30 da kıyafetlerimizle birlikte okulumuzun bahçesinde mini mini birler olarak toplandık. Ee biz biraz sülalece gittik tabi her zamanki gibi :) Anane,teyze,amca, ve Zeynep ablamız . Sağolsunlar hepsi sabah sabah uykularından kalkıp geldiler yanımıza. Az sonra çocuklara tek tek kura çektirip hangi sınıfta olduklarını belirlettiler.Kura çeken çucuğu ve velisini bahçede bir kenarda beklettiler,kura sonunda öğretmenler gelip öğrencilerini alıp sınıflara çıkacaksınız dediler. Bu arada daha önce bahsettiğim aynı apartmanda oturduğumuz Tolganın arkadaşıda aynı okulda ama çok şükürki aynı sınıfta değiller :) Çünkü bugün o kuralar çekilirken bunlar bir azıttılar bahçede ve tabiki kabak her zamanki gibi Tolgaya patladı. Sanki mübarekler kırk yıldır okula gidiyorlar. İnsanda bir çekinme bir gariplik duygusu olur dimi. Bizim zamanımızda ne ağlayanlar vardı. Şimdikilerin hepsi maşallah sanki 40 yıllık okullular gibi gayet sakindiler.

Neyse efendim bizim azıtık Tolga ve kankası sürekli bir koşturmaca içindeler,bende sürekli Tolgaa koşma , kaybolma diye etrafta bağıran deli bir tip. En sonunda annem ve Ozi bana bağırdılar: Aynı Olips reklamlarındaki Erolllll diyen kadına benzedin diye :) Bende tam, ben boşuna bağırmam malımı bilirim derken merdivenlerin başında Tolgayı gördüm ki burnunu tutmuş ağlıyordu. Ben yaklaşırken etraftaki veliler , offf çok fena çarptı dediler ki o arada Tolga elini burnundan bir çekti , burnunun üstü mosmor. Beynimden vuruldum sanki o an. Hemen kantine girdik bir parça buz aldık, burnuna tuttuk, o arada Ozicim eczaneye koşup Lasonil tarzı ilaç almış onu sürdük . Tabi dakikaya kalmadan şişlik 2 kaşının arasına kadar çıktı. O anda ilk aklıma gelen kırık falan oldu , kremi sürdüm hep elimle baktım sesi çıkmıyor. Bizde sınıfa çıktık. Sınıfta öğrenciler tek tek tanıttılar kendilerini. Bizimkine öğretmeni önce geçmiş olsun dedi, ilk okul günü nazarın olmuş senin dedi. Tolga kendini tanıtırken , adını söyledi önce, sonra benim 2 adım var ama ailem bana Tolga diyor dedi, 2 sene anaokuluna gittim ve diplomam var dedi :)

Neyse çocukların kendini tanıtma işi bitince bende Oziye öğretmen kendini tanıtmadı dedim. Tolga bunu duymuş ve öğretmenim diye koşarak yanına gitti. Öğretmenine ;

- Biz tek tek kendimizi size tanıttık, sizde bize kendinizi tanıtırmısınız dedi :)

Öğretmenide ;

- Çok aferdesin haklısın dedi ve kendisini tanıttı.

Öğretmenimiz 40-45 yaşlarında çıtı pıtı , sakince bir bayan. E bizde ilk günden şiş bir burunla kendimizi tanıttık öğretmene.

Sonra sınıfta kitapları dağıttılar, bu arada ben huzursuzlanmaya başladım. Çünkü burnunu çarparken görmedim ve ya dedim kafayada darbe aldı ise evham yapmaya başladım ve hemen öğretmenden izin isteyip çıktık sınıftan. İlk günden ilk iznimizi aldık bile. Yarında Bursanın Kurtuş günü vesilesi ile okullarımız tatil...

Biz kendimizi doğru Çocuk Hastanesine attık. Ben yukarıdaki poliklinikten sıra numarası almak için yarım saate kadar bekleyince bastım yaygarayı. Neymiş efendim sistemleri yenileniyormuş. Efendim o zaman ben size dedimki işim acil oğlum düştü , kafasını çarpmış olabilir nereye gideyim. Neden beni acile yönlendirmediniz diye bağrındım. Bize beyaz kapılı odadan numara verdilerki beyaz kapı bu salakların kırk saatte numara veremediklerinden öğle tatiline girmiş. Bende tuttum Tolgayı elinden doğru kendi doktoruna. Kendi doktoruda İstanbulda seminerdeymiş ama orada görev yapan diğer beş doktordan biri geldi. Önce yarayı şöyle bir sildi, ben Allah korusun kafasına darbe almasından korkuyorum deyince kadın, bakın düşündüğünüz şeyin ilk belirtisi kusmadır dedi. Burundan darbe almış zaten o darbenin şişliği iki kaş arasına yayılmış. Eğer isterseniz bir kulak buruncuya götürün belki bir dikiş atar dedi. Ben dikişinde falan değilim asla da attırmam. Kanamadı bile, sanki bir böyle çizik olmuş gibi ve 1 mm bile değil. Kafa darbesi içinde 24 saat gözlemleyin, fazla yedirmeyin (fazla yiyip kusma yaparsa bizi korkutabilir) genel görünümüne bakın dedi. Neyse çok şükür bu saate kadar iyiyiz, bayağı neşeliydik, ama çocuğun şekli şemali değişti ya. Doktordan çıkınca oraya yakın oturan bir ahbabımız var, annem ve Ozi oraya girmişlerdi, bende gittim. Tolgayı doktora götürdü falan deyince annem, bu insanlarda merak etmiş. Biz kapıdan girince bana bi kızdılar , sen bunun içinmi bu kadar üzdün kendini, doktorlara gittin, sen nasıl büyüdüğünü unuttun heral diye :) Harbiden biraz düşünüyorumda biz azıcık Allaha emanet büyüdük gibi geliyor. Ben bir kere salıncaktan düşmüştüm, ve kafam delinmişti ama hiç doktora gittiğimi hatırlamıyorum. Ama bana gülmiyceklerini bilsem şu an Tolgayı alıp doktorunun görev yaptığı merkezde uyutmak isterim :)

Şu an uyuyor kuzum, bende 10 dakikada bir kontrole gidiyorum. Şimdi gittiğimde iki koluna kaldırmış yukarı doğru mışıl mışıl uyuyor. Çocuğuma benimmi nazarım değdi acaba çok beğendim onu okul kıyafetleri ile hep öptüm, her defasında maşallah dedim ama,annenin nazarı çok değermiş derler .

Allahım tüm kuzuları kazalardan belalardan korusun, Tolga bir düştü ağladı, benim bütün gündür içim acıyor ve ağlıyor yüzüne bakınca ,kimbilir canı nasıl yanmıştır diye. Allah beterinden korusun inşallah, bütün ana baba kuzuları Allaha emanet olsunlar...
NOT : Resimde kafasının azıcık ucu gözüken Tolgiş 3 yaşında iken Hayvanat bahçesinde kuzucukları besliyor....

04 Eylül, 2007

TATİL BİTTİİİİ....

Merhabalar herkese. Antalya,Kumla,Gemlik derken geldik biz yine kürkçü dükkanına. Ne yalan söyliym , çok eğlenmeme , dinlenmeme rağmen yinede özlemişim evimi,mutfağımı,sokağımı,yatağımı,balkonumu v.s.

Uzun zamandır bloğumada gelemiyorum, gündüz iş yerimde müsait olamadım, geceleride hep Kumlaya gittiğimden giremedim internete. Gel artık diyen, merak eden, tümmm arkadaşlarıma teşekkür ederim en içteninden. Burayıda hakkaten çookk özledim,sizleri okumayı,her sabah heyecanla bloğuma bakmayı,yorumları okumayı,sizlere yaptığım yorumlara yazdığınız cevapları çok çok özledim. Artık bende her yazıma resim koymaya karar verdim. Geçen bir ara bloğuma şöyle bir göz gezdirdimde arada konan resimler bloğu renklendiriyor.

Neyse , aslında çok şey var yazacak ama tabi hepsi şimdi birden gelmezki akla. Aklıma gelenleride şöyle madde madde yazayım..



* Sezon sonuna doğru ev içinde önce Oziden başlayarak sırayla eniştem,annem,teyzem ve son olarak ben olmak üzere grip olduk. Tabi yine piyango bana vurdu ve daha gribin 2.günü öksürük başlayınca , 1,5 sene önce geçirdiğim zatürrenin korkusuyla kendimi doktora attım hemen, Antibiyotik verdi 5 günlük , içtiğim halde 5 günün sonunda göğsümde hırıltı oluşunca tekrar aynı doktora (sağlık ocağında) gittim. Sırtımı dinledikten sonra beni verdiği antibiyotiğin etki etmemesinden dolayı göğüs hastalıkları hastanesine sevk etti. Ben Yusuf Yusuf haliyle gece kendimi acilden hastaneye attım. Acil de çok gerekli bir sorun yoksa Pratizyen hekimlere bakılıyorsunuz. Banada bakan doktor ciğerlerimi dinledikten sonra bronşit olduğumu ve ciğerlerimin sandığımdan daha tıkalı olduğunu söyleyip bana bir serum ve hava verdiler , ilaçlarımdan 1 er kutu daha yazarak beni saldılar.

Şikayetim azalsada ara ara hırıltım devam ediyor. Sigarayı bıraktım sayılır. Günde max. 3 tane. Kolumda nikotin bantı ile geziyorum, belki psikolojik olarak bayağı faydasını görüyorum. Umarım bu sefer şu illetten kurtulurum.

İşyerine gelince yerimin değişmesi için talepte bulundum. Bu işyerinde işe başlayalı 2,5 sene oldu ve ben 1 kez zatürre,1 kez bronşit,1 kezde çok güçlü boğaz enfeksiyonu oldum. Sebep ise tam tepemden üfleme yapan merkezi havalandırma sistemi olarak görüyorum. Ben buraya başlamadan önce inanın doktora bile zorda kalmadıkça gitmezdim,heleki böyle grip yüzünden, hatta evde hafif gripte bile ilaç almadan geçiştirirdim, hatta kayınvalidem doktora pek bi düşkün olduğundan kızardı bana ilaç içmiyorum diye. Bende ona bu kadar ilaç kullandığı için kızardım. Eee Allahın sopası yok vurdu işte bana , bir burun akıntısında gidiyorum şimdi doktora çünkü sonu kötü oluyor. Yer değiştirme talebim, havalandırmanın üzerime değilde karşı tarafa üfletilmesi şartıyla geri çevrildi. Bakalım sorunum bitecekmi ....



* Cumartesi günü (bir gece önce doktora gidip bronşit olduğumu öğrendiğimden) evde kalıp dinlenmek için işe gelmedim. Kumladaydım ve bir dinlendimki sormayın. Sabah Tolga Efendi sayesinde 9:30 da kalktım. Aşağıki eve , kahvaltıya indim. Kahvaltı ettik,Tolga denize giricem deyince mayosunu giydirip sahile indik. O denize girerken bende kumsalda bir bankta oturuyordum. Benim titiz oğlan denizden çıkarken tekrar ayakları kumlanmasın diye ayaklarını denizde temizleyip iskeleden gelmek istedi. Apartmanda oturan uyuz bir anne-kızda yasak olmasına rağmen 1 senedir iskeleye çekilmeyen bankı , iskeleye taşıyıp keyif yapıyorlardı. Tolgada iskeleye çıktıktan sonra bankın arkasından geçerek yanıma gelmek istedi, ama baktımki göbeğini tutup ağlayarak geliyor. Noldu demeye kalmadan göbeğini bankın arkasında bulunan bir yere sürttüğünü ve sürtünen yerin kanadığını gördüm. Çok ağladı yavrum neyse,içeri eve girdik, elini yüzünü yıkadık, yarayı batıcon la temizledik, krem sürdük, bu acısı biraz geçince oturdu. O arada eli Ozinin kenarda duran , bayağı bir soğumuş kahvesine takıldı ve kahve bacağına döküldü, Aslında yere döküldü ve Tolgaya sadece sıçradı, hatta ben nereye döküldüğünü bilemediğimden doğru banyoya çeşmenin altına soktum ayağını, meğerse esas dökülen bacağını değilde öbür bacağını suya tutmuşum, ama canı kıymetli oğlum yandığını sanıp aslında yanmamış. Ama bir görseniz bütün apartman kapıya geldi, öyle bir çığlık attıki, annem sanmışki koltuğun arkasında duran elektriğe değdi ve elektrik çarptı Allah korusun. Neyse yanık muhabbetimizde bitince benim içime sinmediği için Tolgayı alıp eniştem ve Oziyle birlikte bir sağlık kabinine götürüp tetanoz aşısı vurdurduk. (Bu arada iskeleye neden bank koymanın yasak olduğunu anlatayım. Geçtiğimiz 2 yaz öncesi Zeyno iskeledeki banka tutunup denizde elini yıkamak üzere eğilince bankla beraber denize düştü. Geçen yazda Tolganın arkadaşı bankın arkasından geçerken dengesini kaybedince banka tutundu ve bankla beraber denize düştü, gece 12 de bende giysilerimle denize girip oğlanı bankın altından çıkarınca o gece bankı iskeleden çekip bir dahada koydurtmadık.)

Aşımızıda olup gelince hem içimiz rahatladı hemde Tolga biraz havalandı ve neşesi yerine geldi. Bende eve gelip annemlerle otururken ananem yerde oturuyodu. Yavaş yavaş kafası önüne düşünce annede beni dürttü ve bak ananen uyudu ayakta dedi. Kafamı ananeme çevirince baktım ananem yavaş yavaş olduğu yere yığıldı. Hemen koştum yanına anane diyerek kaldırdım yerden. Ağlamaya başladı ve ne oldu bana deyince içim parçalandı ve aklım çıktı. Tansiyonunu ölçtüm,çok yüksek değildi ama ağlayarak size çok üzüldüm dedi ve hep ağladı. Annem hasta, ben dün gece serum yedim , Tolga hem çizildi hem yanmadığı halde yanmış gibi bağırınca oda üzülüp tansiyonu çıkmış. Onada limon sıkıp içirtip yatırdık biraz. Derken bende biraz koltuğa uzandım ve olduğum yerde 3 saat uyumuşum :)

* Pazar günü akşamüstü 7:30 da teyzemleri Kumladan İDO ile İstanbula yolcu ettik. Arkalarından 1 gece önce toplamış olduğumuz bavulları arabaya yerleştiririp ananemide alıp biz yola çıktık. Bizim arkamızdanda Oziler buzdolabını toparlayıp annemide alıp yola çıkmışlar. Komşularımız arkamızdan el salladı hep. İçim buruldu,gözlerim yaşardı, sağolursak, ağzımızın tadı bozulmassa taa 9 ay sonra görüşebilicez :(

* Eve gelince bavulları antreye boşaltıp önce 1 posta beyaz çamaşırları makineye yerleştirdim, ardından balkonları sildim. Arka balkonda unuttuğum 1 adet soğan ve 1 adet patates ikilisi çürümüş ve öyle bir batırıp kokutmuşki etrafı , böğüre böğüre temizledim.
Şu an heryer kirli ve temiz çamaşırlarla dolu, dün gecede buzdolabını temizledim. Dolap tam takır kuru bakır havasında acilen alışveriş gerekiyor. Dün gece uzun zamandır görüşemediğimiz kayınvalideme gittik, yemeğimizi orada yedik. Uzun zaman görüşmediğimizden dolayıda gayet mutlu idik. Tolgayı çok özlemiş. Bu arada 2 kere kayınvalidemler Kumlaya geldi ve çok eğlendik sanırım oda memnun kaldıki 2. ye kendisi davet beklemeden geldi. Benim zaten istediğim hep buydu,şöyle sorunsuz mutlu mutlu hep beraber vakit geçirelim, neyseki onuda başardık :)

* Tolga eve geldiğimiz ilk gece evim evim güzel evim desede, ertesi gün ve bugün biraz bunalımda. E tabi Kumlada gözünü açar açmazdan gece 12-1 lere kadar açık havada, suda bol bol vakit geçirirken eve tıkanmak kolay değil :)

* Daha öncede bahsettiğim gibi Tolganın okul kaydı istediğim okula yapılmıyordu , babası diğer okula kaydettirmek için okula evraklarını götürdüğünde , idaredekiler çocuğu görmeden kayıt yapmıyoruz demişler. Hayır sorun çıkaracaklarya , benimde çok komiğime gitti. Yahu çocuğu görüp ne yapacaksınız, zaten resmini getiriyoruz , evraklarını getiriyoruz. Neyse ama derlerya herşeyde varmış bir hayır diye, öylede oldu. Mehmet daha 1 hafta önceden hadi artık eve dönelimde şu kayıt işini falan bitirin dedi. Bende 1 hafta daha kalalım kayıt dediğin 1 günlük iş şimdiden Bursaya dönüpte ne yapıcaz bu sıcaklarda dedim ve bir hafta daha kaldım Kumlada. O hafta öyle bir şey denk geldi ve Tolganın ön kaydı istediğim okula yapıldı. Perşembe günü resmi evrakları ile birlikte gidip esas kaydını yaptırıcaz . % 90 sorun çıkmıycak ama kalan %10 luk kısım denkgelirse gidip öbür okula kaydını yaptırıp rahatlıycam yoksa oğlan bir sene okula gidemeyecek :) Şimdi içim rahat hep hayırlısı olsun hakkında dedim ve şansımı çok üstelemedim. İstediğim okula 1-2 kez gittik ve olmayınca şansımı çookk zorlamadan öbür okula gidip kayıt yaptıralım dedik, öbür okulun sorun çıkarıp bu arada diğer okulun olması tamamen oğlumun şansına, kaderine kaldı. Allah hayırlısını versin her evlat için..

* Son olarak yazcağım şey şudur. İlk defa sobelendim :) Sevgili Figen cim sobelemiş beni.Dışarı çıkarken mutlaka aldığınız 6 şey. Şimdii şöyle bir bakayım bakalım çantama neler var :) Malum genelde hergün dışarıda olduğumuz için, çantam tam bir pazaryeri halinde.

- Cep telefonlarım :) (Ne asortik bir kelime oldu ama 2 adet cebim var benim, birisi şirket hattı Turkcell, diğeri 5 dakikası 1 kontör olarak seçtiğim eş dost kardeş,koca hattı Vodafone)
- Bursaray kartım, metro ve otobüslere her daim bindiğim için bukartım hep yanımda olmalıdır.
- Tıcket yemek kuponlarım. Kuponları işyerinde yediğim yemek hariç bize yakın bir pastaneden pasta almak içinde çok kullanıyorum. Pastadan vazgeçemediğim için onlarda genelde çantamda olur.
- Ev ve şirket anahtarlarım.
- Bir paket selpak :) Malum olduğu üzere çok salya sümük bir gacıyım.
- Cüzdanım.
- Takmadığım dereceli gözlüklerim. Benim bir gözümde % 80 körlük var. Allahtan bir gözüm sağlamda onunla idare ediyorum Çünkü bir türlü alışamadım gözlüğe. Hatta takarım diye bi dünya para verip yeni çerçeve aldım ama yinede çantamın vazgeçilmezleri arasına girdi.
- Ve son 4-5 aydır yanımdan ayırmadığım antidepresan ilacım :)
- Makyaj malzemelerim. 1 ruj+1 rimel+1 allık. ( Bazen akşama doğru bile olsa eser ve gidip boyanır gelirim şirkete :)

Eğer hafta sonu dışarı çıkıyor isek + bir çanta daha yapıp içine mutlaka ;
- Tolga efendiye , mevsimine göre 1tk iç çamaşırı ve giysi.
- 1 çorap
- 1 ıslak mendil
- 1 şişe su koyarım.

işte böylee...Şimdi sobeleme sırası bende... Bende http://elininhayat.blogspot.com/ , http://wwwcivciv.blogspot.com/ Hanımları sobeledim gitti..

NOT : Bu arada 12.08.2007 de oğluşum 6 yaşını bitirip 7 sine bastı. 03.09.2007 de ise evliliğimizin 7 senesi doldu 8. ye girdi. Eşimle 3 senede arkadaşlığımızı sayarsak ki saymak lazım 10. senemizi doldurduk. Umarım nice 10 seneleri ağzımın tadı ile sevdiklerimizle kutlarız...

Herkese sevgiler.....