böğürtlengözlü oğlum benim

12 Haziran, 2008

DÜĞÜN 2

* Pazar sabahı saat 8 gibi kalktım, Mehmet annemleri almaya gitti, bende kahvaltı sofrasını hazırladım, kayınvalideler gelmedi. Annemler eşyaları ile gelince o eşyaları hemen benim yatağın üzerine yayıp sofraya oturduk, 2 posta şeklinde kahvaltımızı ettik, türk kahvelerimizi içtik.

Tolga doğup babamı kaybettiğimden beri hep benim içimde idi, zor olacağını biliyordum, hatta Mehmete ricamı bir gün önce yapalım dedim ama oda düğün sabahı gideriz demişti. Kahvaltıdan sonra Tolga yı giydirdim, sünnet kıyafetlerini, annemler koptular onu görünce,ağlaştılar. Biz dedim şimdi gidiyoruz, Tolga dedelerini ziyaret edecek, tabi evde önce bir sessizlik yaşandı , arkadan annem;
- Çok güzel düşünmüşsünüz Allah razı olsun diyerek hem ağladı hem bizi yolcu etti.
Biliyormusunuz hep anlatıyorum şöyle düğün , böyle düğün falan diye ama inanınki hep bir yanım yarım benim. Nasıl isterdim babamın bu günü görmesini, Tolga diyor, anne üzülme dedem beni görüyordur diye , ama ama ama...

Yol boyu tutamadım kendimi ağladım, dedesinin ayakucundaki taşın üzerine çıkardım oğlumu, öyle duymuştum ben, ayakucunda görürlermiş bizi diye, et dedim dedene dua , konuş onunla , bende konuştum, ama tutamadım kendimi çok ağladım çoookk...

Oradan çıkıp kabak dedemize gittik, onada ayakucunda duamızı ettik, evet düğün sabahı gözlerim kıpkırmızı oldu ama içim öyle bir ferahladıki anlatamam, çok istemiştim bunu,çok şükür gerçekleştirdim. Nur içinde yatsın tüm sevdiklerimiz...

Eve dönüş yolunda eşimin teyzesi, kızı, ve eniştesinin geldiğini, bizde olduklarını öğrendik. Eve geldiğimizde baktım ablam , eniştem ve Zeyno da gelmişler, Ozi mutfakta kahve pişirmekteydi. Hoş geldin, beş gittin muhabbetinden sonra baktık saat 12 olmuş, yoldan gelenlerde olunca hemen öğlen yemeği için soframızı kurduk. Yemeğe oturduk.

Düğün salonunun bizi yönlendirdiği kuaför salonu vardı, düğünden 1 hafta önce annemle o kuaförü teftişe gittik :) Ama bizi karşılamaları , ortam , çalışanlar hiç hoş değildi. Bende salona gidip, yönlendirdiği kuaförü hiç beğenmediğimi ve düğün günü kendi kuaförüme gideceğimi söyledim. Oda , bak yeni bir kuaförle anlaştım, bide ona bak dedi. O kuaförede annemle gittik, Heykel caddesinin yani Bursa nın göbeğinde bir salondu. Bizi çok güzel karşıladılar ve çalışanlar çok profesyonel gözüküyor (du). İçime sinince oradan randevumuzu almıştım. Saat 1 de gelin demişlerdi. Bizde toplaşıp saat birde kuaföre gittik. Benim istediğim bir model vardı sadece çok basit bir topuz, teyzem sadece bir fön istedi, Ozi sade bir topuz, dudumda yarım topuz istemişti ama bunlar bizi kokoş falan sandılar yada genelde düğün için gelenler sanırım o tarz istiyorlar zar zor basit bişeyler yaptırmaya çalıştık. En sonunda eşimin kuzenide çok kabartıyorsunuz basit bir fön olsun deyince ;
- Eee nasıl sünnet teyzesi halasısınız siz basit şey olmaz düğün bu diye çığlığı bastılar.

Sonuç ta benim aylar önce bulduğum topuzla alakası olmayan bir topuzum, teyzemin eve gelince bozduğu saçları, Dudumun ve Ozinin istediği ile alakası olmayan saçları oldu. Bana diyorlarki, saçınıza öyle taşlı falan toka almadınızmı ? Yooo dedim, zaten altı üstü basit, hafif dağınık bir topuzdu istediğim. O zaman bizden şöyle saçınızın yan tarafını doğru bir çiçek falan uydurup takalım. Alla allaaa istemem yaa dedim en sonunda :)
Orada bir sünnet takımı daha vardı, bir kadının kolu inanın sapsarı altın bileziklerle dolu idi, hemde kırmızı kurdelalı :) Ben kart görünmesine rağmen heralde evlenecek düşündüm, o kadar takmış takıştırmış, meğerse sünnet annesi imiş :) Eee heralde bizide öyle allanıp pullanmayı sevenlerden sandılar, neyse sonuç olarak zar zor istediğimiz şekilde tam olmasakta çıktık kuaförden. Ama bu arada nasıl yağmur yağıyor anlatamam, hava kapkaranlık oldu, benim içim gidiyor çünkü salondan eve gidince sünnet gezdirmesi yapıcaz Emir Sultana gidecektik. Nede olsa yaz yağmuru, az sonra hafifledi, bizi eve getirdiler, bu sefer giyinme telaşı başladı, Tolga yı yine giydirdim o resme gitti. Resimden gelince giyindik, daha doğrusu ben giyindim çünkü saat 6 olmuştu, daha gezmeye gitmemiştik, davetiyelerde 7 de düğün başlayacak yazıyordu, dedim gelince telaş olamayayım, biz doğru salona gideriz.
Evin önünde 7 araba konvoy olduk, kornalara basa basa Emir Sultana gittik. Bu arada araba tam süslenmiş, o yağmuru yiyince bozulmuş ve tekrar gidip süsletmişler :) Gezdirme olayıda bitince biz salona gittik. Milletde bizim eve giyinmeye.

Dediğimiz gibi 7 gibi başladı misafirlerimiz gelmeye. 7:30 gibi mevlüt başladı, hemen hemen 1 saat sürdü. Sonra Tolgayı tahta oturttular, önden ben ve Memoli arkadan mehter marşı eşiliğinde taht tepesinde el sallayan Tolga başladık düğüne :) Pasta ve takı merasiminden sonra dansımız ,çalgılı çömbelekli düğünümüz başladı.


(Tolga, el sallamayı pek sevmiş olacakki, pasta yerken bile el sallıyordu :))

Biliyormusunuz benim işyerimden kimse yoktu, öyle kırıldımki anlatamam. 4 sene önce ayrıldığım işyerimdeki arkadaşlarım gelmiştide benim arkadaşlarım gelmemişti. Hepsinin yuvasını yaptım ama :)

Geleni ile gelmeyeni ile düğünümüzü çok şükür alnımızın akı ile bitirdik. Salon ve evin arası çok yakın olduğundan salondan çıkınca yine bizim eve gittik. Bizim tayfa (annemler,ablamlar,teyzemler) evlerine gittiler, eşimin tarafı bize çıktı, çünkü onlar Samsun dan gelmişlerdi taa, hatta bir amcası ve yengesi o zaman aralarında olan problemler yüzünden düğünümüzede gelmeyince ilk defa tanışmış olduk, ve evimide ilk gördüler. Çay demledik, içtik falan. Bizde sadece eşimin teyzesi ve kızı kaldı, onlarıda yatırınca bende yine mutfağa girdim ve etrafı toplayıp edip yatmam yine 4 oldu.

* Pazartesi sabahı izinliydim, kalktık, kahvaltı ettik, sonra misafirler hamama gidelim dediler, dedim kusura bakmayın ben gelmeyeyim. Tolga amcasının peşine takılıp oda hamama gitti. Onlar yokken bende biraz evi toparladım. Geldikten sonra, kayınvalidemlerde geldi, yemek yedik, daha masa ortadayken teyzeleri yolcu ettik. Geriye Mehmetin bir amcası ve benim Teyzoşlar kaldı. Baktık teyzemler Salı, amcaları Çarşamba günü dönecekler, o zaman dedik bu gece anneme gidip teyzemleri görelim, Salı geceside amcaları ağırlayalım.

* Pazartesi günü öğleden sonra annem,teyzem,Ozi, Dudu ve 2 kız parka gezmeye gitmişler. Bizde evde toparlanınca bunları park kapısından alıp annemin evine yine terasa gidip mangal yaktık, o gece teyzemlerlede vedalaştık, Salı günü saat 1 otobüsüne yer ayırttılar.

* Salı günü işe gelip arkadaşların mahcup görüntüleri karşısında tüm kaprisimi yaptım. Ama haklıydım, ben eşimden çocuğumdan çok onlarla birlikte vakit geçiriyorum, 10 dk. bile olsa gelir insan, çok kızdım gerçekten. Baktım öğlen civarı işim yok, bastım terminale gittim, baktım teyzem, Hatço ve enişte garip garip otobüslerinin başında oturuyorlar, beni görünce çok sevindiler. Dedim arkanızdan su dökmeye geldim, hakkaten o arada yine yağmur başladı :) Sıkıca sarıldım teyzeme , ihmal etme hemen git bakalım doktora dedim.

* O gece amcalarıda kayınvalidemde ağırladık. Neymiş efendim çok yemek yepmışmış, onun dolabı boşalsınmış. Eee ben sana yemek yapma benim evimde yenecek demiştim, benim yemeklerim nolcak dedimsede laf dinlemeyeceğini bildiğim için sustum.Şen şakrak son pilimle onlarıda güzelce yolcu ettik. Sağolsunlar onca yolu geldiler.

Şimdi düğünde aklımıza gelmeyen eksiklikler ;;

1- Eşimin uyuz panikliği yüzünden , gidip üçümüz adam gibi bir resimcide resim çektiremedik.

2- Düğünde ikram olarak tavuklu pilav helva ve ayran verilmişti. Gece eve bir geldimki, bir tezgah üstü pilav artmış, garsonlara akıl edip belliki yemek artacak, bir porsiyon değil, 2 porsiyon koyun tabaklarada insanlar adam gibi yesin ben ne yapacağım öyle çok artan pilavı dememişiz. Gerçi ziyan etmedim, apartmanda komşulara verdim ama o gece sıcağınla yenirdi daha.

3- Annem daha Tolga doğduğunda, sünnetinde ona değilde bana takmayı ama (Allah gecinden versin) annem ölüncede benimde gelinime ananenizden hatıra deyip takacağım bir şey almayı planlamış. O günden beri kenara hep para atmış. Tabi annem asla 3 kızını ayırt etmediğinden düğünden 1 hafta önce üçümüzüde çarşıya çıkarıp çok değerli bir bilezik aldı üçümüzede. Ama, şartı ben ve Dudum gelinlerimize, ablam Zeyno ya takacaktı sonra hediyeleri. (Çokda güzel nasıl kıyıp geline takarım bilmem. Şimdiden fettan kaynana olmak istemem ama anneme dedimki, anne bak kızım olursa bunu kızıma takarım ,gelinime başka şey alırım, yaaa işte ne bileyim kız evlat daha kıymet bilir gibi geliyor :))

Ben anneme bunu düğün gecesi tak bana dedim, ama ben orda herkesin içinde kalkıpta takmam dedi, bize verdi. Eee be kadın takmassan takma orada ama kalkta bir torununu öp herkes takarken, bizde hiç akıl etmemişiz ve ne olmuş biliyormusunuz ? Annemin hiç resmi yok salonda :(( Çok üzüldük, çok dövündük, hadi o, o gece çok ağladı, anladım ben babamı aradı hep, yalnız hissetti ama ya biz ? Biz niye akıl edemedik, yada tutuştur bileziği eline , bak nasıl kalkıp takacak. İşte en büyük üzgüntümüz eksikliğimiz bu oldu.

NOT :
1- Teyzem dün doktora gitmiş. Doktor çok güzel muayene edip, kistin küçüldüğünü bir ay sonra yeniden gelmesini istemiş. Tüm raporlarını falan güzelce yine kontrol etmiş. Baştan sevindim çok, ama şimdi içime kurt düştü. Neye göre küçüldü demiş, yani nasıl ölçmüş, elle muayenede anlaşılırmı ? Tamda anlayamadım.
2- Dün gecede yakın ahbabımızın sünnet kınası vardı, oraya gittik . Bu gece aynı ailenin düğünü var, oraya gidecez. Cumartesi günü akrabamızın oğlu evleniyor, kınasına gidicez. Arkadaşın bebeği oldu ona gitmek lazım, Ay sonuna kadar, 4-5 düğün var gitmek lazım. Birisi Dudunun kaynı evlenecek , özel olmak lazım. Daha benim ev nasıl bırtaktı isem öyle duruyor , toparlanması lazım, eve gelmek isteyenler varmış.

3- Veee en önemlisi, 1 Temmuzda Onur umuz geliyor, Dudum anne oluyor, ona hazırlık olması lazım. Düğün telaşından ona şimdi sıra geldi.Hayırlısı ile onuda alalım bir kucağımıza işallah.

4- Düğün dernek kalabalıkla oluyor, elimden geldiği kadar gittim eşin dostun düğününe ve bundan sonra dahada gitmek istiyorum. Yaz gecesi olduğundan heralde bizim misafirler bayağı geç toparlandı , boş masaları gördükçe benim içim cızladı hep.

İştee böyle , biz sıramızı saldık, darısı tüm sünnet çocuklarının başına hayırlısı ile...













11 Haziran, 2008

DÜĞÜN 1

İşteee, bizde yaşanan tatlı telaşelerden, korku dolu bekleyişlerden, öyleydi,böyleydi derken işimizi bitirdik. Çok şükür herkesin sağlığı yerinde olup, ağzımızın tadıda yerindeyken güsel güsel geçirdik günümüzü. Şöyle bir eski yazılarımı okuyunca, baktımki ilk düğün günü almamızdan sonra tüm ayrıntılarıyla yazmışım hazırlıklarımızı, madem öyle düğünümüzüde anlatayım ayrıntılı olarak.

İnsan kendi başına gelince telaşeden çoğu şeyi unutuyor, ama yakında veya ileride düğün yapacak arkadaşlara şimdi tecrübelerime dayanarak benim unuttuğum şeyler hakkında akıl veriyorum :)

En son olarak bahsettiğim gibi çok şükür teyzemin sağlıkla ilgili olumlu haberini alınca önce bir gönlümüzü rahatlattık. Ertesi gün annem İstanbul dan doğruca bana geldi. O hafta çarşı pazar işlerimizi tamamen bitirdik. Elbisemi diken kadıncağızda birde ameliyatının üzerine babasını kaybedince bir kaç gün daha dükkanını açmadı, ama bana telefonda merak etme yetiştiricem elbiseni deyince rahatladım. Ama düğünden 5 gün önce dükkana nasıl gidiyor diye uğradığımda birde ne göreyim benim kumaş daha yeni masada yatıyor. Şok oldum, daha makası bile vurmamış. O gayet rahat yetişecek diyor ama beni aldımı bir stres, tabi yine ertesi gün kendimi tuvalette buldum, hem karın ağrısı hem mide bulantısı başladı bende.

* Perşembe gecesi gidip saçıma bizim evin yakınında ama daha önceden çok kez gittiğim ve tanıdığım kuaföre gidip kızıl gölge attırdım . Çok güzel oldu, zaten hep istemişimdir şöyle kırmızı bir kafa :) Ya.prak dö.kü.mündeki Hay.riye hanım gibi rengi oldu gölgelerimin :)




* Cuma gecesi annemin evinin terasında kına gecesi yaptık. İş yerinden saat 2 gibi çıkıp çarşıya gittim, düğünde masaların üzerine konmak üzere hatıra olarak yaptırdığım mıknatıslı süsler vardı siparişim, onları aldım, birazda pazara gidip doğru eve ışınladım kendimi.




Arkadan biraz terim soğuyunca gidip oğluşu okuldan aldım. Eşyalarımızı hazırlayıp doğru anneme gittik. Annemin evinin köşesini bir döndük, teras katı süper gözüküyor, balonlar şişirip bağlamışlar, süsler almıştım bir sürü onları takmışlar falan çok güzel olmuştu.



Annemde cevizli lokum ısmarlamış onları getiriyordu o arada, kapıda karşılaştık. Eşim, annemin evinin yanındaki arsamıza (hani bahsediyorumya kısmetse oraya 3 ümüze ev yaptıracak annem, saygıdeğer amcam arsadaki hakkını bize parası ile satmayı kabul etmiş bu yaz) masa , sandalye koydu babannemden alıp. Sonra çatıya müzik seti , kolonları çıkarttık, sistemi kurduk. Bayanlar çatıda, erkekleri arsada ağırlayacaktık. Derken bir gök gürültüsü, bir yağmur başladı. O arada teyzemler geldi İstanbuldan , neyseki fazla ıslanmadan atmışlar kendilerini. Teyzeme sıkı sıkı sarıldım valla, eşşek dedim aklımızı aldın :) Sonra posta posta yemek falan yedik, derken misafirlerde gelmeye başladı, çok şükür yağmurda dindi, zaten annemin terasın üstü kapalı ama yinede yağmur soğuğu vardı havada. Tolgişle çıkıp oynayarak başlattık kına gecesini :) 1 tane tane düğün için , bir tane kına gecesi için toplam 2 tane konfeti almıştım patlatmaya ama birini patlatıp hoşumuza gidince diğerinide patlattık :) Süperdi.İlerleyen saatlerde Tolgişe pijamalarını giydirdim. Damat pijaması gibi. Babası kına sepeti falanda almıştı, içinde tülden kırmızı renk, pullarla Türk Bayrağı işli omuz yemenisi çıktı, onuda bağladık, kınasını yaktık. Ben ilk defa duydum, sağ el, silah tutan parmaklara yakılırmış kına, asker olacakya, ayy duyunca aldımı beni bir ağlama, ama topladım kendimi :)


Kına yakılıp, lokumlarımızı yiyince bazı misafirlerimiz gidipte ortalık azıcık açılınca aşağıda içmekten zum olan beyler geldi terasa. Esas eğlence o zaman başladı :) Şişede durduğu gibi durmuyor tabi, ama hepsi sınırlarını bilip çakır keyfi olunca çok şekerdiler :) Benim eniştem var mesela, halamın eşi. Normal de benim bildiğim enişte gayet ciddi, öyle pek oynamayan tiptir ama o gece bayıldım adama yaa, bir oynadı anlatamam, gül gül bayıldık. Mehmet havayi fişek ve şu hani çok alevli maytaplardan patlattı geceyi renklendirdik. Gece 12-12:30 saatlerinde artık etrafıda fazla rahatsız etmeyelim diye müziği kestik. Şimdi kayınpederlerimin oturduğu semtte, komşuluk yok, azıcık gürültü olsa şikayet ediyor ve polis geliyor. O da kalkmış bize müziği kesin şimdi polis gelir şikayet olur falan dedi. Halbuki annemin mahallede olmaz öyle şey çünkü herkes biliyor birbirini ve zaten hepside o gece kınadaydı. Bide annemin üst katında oturanlar polis :) Dedim korkma, polis gelse bile baakk, bizimde polis Ş.. amcamız var yanımızda :)


Müziğide kesince çok tatlı sohbete başladık, tabi az sonra yeniden karnmımız acıktı, hemen masayı ortaya çektik, üst kat komşusu annemin çay demlemiş, getirdi, zeytin peynir falan bir kahvaltı ettik. Gece saat 3 falandı eve geldik, oğlan zaten yolda uyudu, Memolide hemen yattı. Bende mutfağa girdim, önce fasulyelerimi ayıkladım, planım sadece ayıklamak, sabaha pişirmeye hazır hale getirmekti ama baktım uykum açıldı, hemen zeytinyağlı fasulyemi pişirdim. Bir kaç gece önce bir boşlukta sarıp buzluğa attığım, zeytinyağlı yaprak sarmalarımıda pişirdim. Kıymamı ve etimide kavurdum, baktım sabah ezanları okunuyor, ortalığı toparlayıp yattım.


* Ertesi gün saat 10 a doğru kalktık. Kahvaltı ettik, Memoli oğlanı alıp işyerine gitti. Onlara yeni 2 tane konfeti ısmarladım :) Bu arada benim elbise hala hazır değildi:) Ama Allah bana öyle sabır verdi o gün panik yapmadım. Sağolsun halam bir tepsi karnıyarık ve bir tepsi tatlı yapıp getirdi o gün bana. Bende kavurduğum etlerimle tas kebabı, kıymamla börek, ve birde yanına kırmızı mercimek çorbası yapıp yemek işini bitirdim. O gün çok yağmur yağdı, tam ben çamaşır asıyorum yağmur başlıyor, topluyorum diniyor derken zar zor kuruttum çamaşırlarımıda. Evi tekrar elden geçirdim, dış kapımı süsledim.


Arada balkonumdan gözüken terziyi röntgenledim, bakalım elbisem gelmişmi diye (Elbisenin işlemelerini başkasına vermişti). Saat akşamüstü 5 civarı annem aradı , şu terzinin telefonunu verde, yetişmeyecekse gidelim çarşıdan bişeyler bakalım diye, belliki annemde çok sinirlenmişti artık, çünkü terzinin bana dediği Perşembe gecesi teslim edecekti. Dedim anneme ben hallederim, balkona çıktım , baktımki masasında gümüş rengi elbise yatıyor, kadında makinasında onunla uğraşıyor, ahanda dedim elbise gelmiş. Aramadım bende kadını, baktım işim yok, eve gelen gidende yok, koltuğa kıvrıldım, oradada uyumuşum zaten:)Akşamüstü 7:30 gibi Tolga ile babası geldi, annemleri aramıştım önceden , hadi toparlanın bize gelin burada yemek yiyelim, düğün evi olduğu belli olsun diye ama onlarda evini şimdi dağıtmayalım dediler gelmediler. Saat 9 civarı terzim aradı, gel hadi bitti diye, Tolga ile indik, giydim elbisemi, biraz yaka oyuğu az, birde valonunun yeri istediğimden çok az altta olsada zaten itiraz etme vaktimin olmadığından çok şükür deyip elbisemi aldım eve geldim ve tam gözümün önüne astım ki koca gece kalkıp elbiseye bakıp rahat rahat uyuyayım diye :)






O gece 3 ümüz geçirdik, sıradan gece gibi :) Annemleri ve kaynanamları aradım geceden, dedim sabah erkenden geliyorsunuz, bizde kahvaltı ediyoruz, düğün evi olduğu belli olsun azıcık :) Sünnet olduktan sonra Tolga nın süslü yatağını bozmamıştım düğüne kadar kalsın diye, ama tabi geceleri yattığı için hep yatağın şaftı kaymıştı, onu eski haline getirdim , o gece yatağa yatırmadım, o babası ile yattı bende salona kanepeye kıvrıldım gece 1 civarı uyuduk.

Yarın Düğün günü:))