böğürtlengözlü oğlum benim

22 Ocak, 2007

KOMŞUM

Aynı apartmanda oturduğum Tolganın arkadaşlarından bahsetmiştim daha önceki yazılarımda. 2 kardeş, oğlan olan Tolga dan 5-6 ay büyük, kız olanda Tolgadan 5-6 ay küçük. Arka arkaya doğmuşlar yani. Mehmet akşamları evde olmadığında Tolga arkadaşlarıyla oynamak istediğinde çağırdık hep bize , geldiler oynadılar eğlendiler. Arada anneleride geldi,çay kahve muhabbeti yaptık aramız samimeleşti. Bende çocuklar bendeyken mutfağa geçtim,arada çaktırmadan oyunlarını izledim,gözüm kulağım hep onlarda oldu ama çok kapışmadıkları sürecede aralarına girmedim. Neyse, uzun süredir devam eden komşuluk ilişkilerimiz bu şekilde idi. Bu arkadaşların anane ve babanneleri Bursa nın başka ilçelerinde olduklarından arada bunlar ziyerete gider ve gittiklerinde 1 kaç hafta evde olmazlardı. Anneleri 2 çocukla çok bunalıyorum deyip,kocasıda müsade ettiğinden sık sık gider annesine kalmaya. Tolga her gece eve girerken bunların ışıklarını kontrol eder, evlerinde ışık varsa ve babasıda evde yoksa hemen tel. açar çağırır bize gelirler oynarlar. Arada kzıyordum, yani biz aramasak onlar bizi aramıyorlar , bir kerede biz geldik evimize, hadi bu gecede Tolga bize gelsin oynamaya diye. Ama bunu çocuğa anlatamayacağım için ses çıkarmadım hiç. 3 gece onlar bize geldiyse 1 gecede çocuklar değişiklik istiyor ve onlara çıkıyorlardı. Gerçi Mehmet yokken çağırsalar bile siz gelin diyordum onlara, çünkü kadının eşi evde akşamları , insanın kendi çocuğu batmazda, başkası olduğunda ses çıkarmasa bile batar deyip, üstelik çocuklar onlardayken çocukları salona yollayıp,kendileri karı koca başka odada oturuyorlardı ve ben evdeyken yukarıdan gelen her gümbürdeme sesine hemen telefona yapışıp bişey mi oldu diyordum.Bu şekilde tedirgin olacağıma gözümün önünde olsun oğlan deyip bize çağırıyordum hepsini.Komşuluk ilişkilerimiz bu şekilde giderken,son zamanlar Tolga size gelicem dediğinde annem hasta yatıyor demeler, arkasından çocukların bana gelmesi,bazı C.tesi günleri yarım gün çalıştığımı bildiğinden öğlene doğru beni arayıp işden çıkınca eve geleceksen bize gel deyip, kapısına gittiğimizde evde bulamayıp aradan yarım saat sonra;
- Ay işte bilmem nerdeydik deyip eve dalmalar, sonrada kalkıp sanada yük oluyoruz demeler başlayınca bunaldım doğal olarak ama arada çocuklar olduğundan ses çıkarmadım ama yinede yaranamadım sanırım bana küstü komşum :) Şimdi küsme sebebini anlatayım..
Bayramdan önce yine anane babanne ziyaretine gidip uzun süredir yoklardı kendileri. Tolganın hasta olup annemin baktığı Çarşamba günü , Tolganın en ateşli olduğu gün, Tolga ateşinin düştüğü bir an bunları aramış telefonla , anneleri almış telefonu hemen beni sormuş. Tolgada aynen, hasta olduğunu,bademciğinin şiştiğini,doktordan geldiğini ve benim olmadığımı,kendisine ananesinin baktığını söyleyip kapatmış. O günde annem,Tolga ateşli olmasaydı,bize yakın olan samimi bir tanıdığımızın oğlu askere gittiğinden ona allah kavuştursuna gidecekti Tolgayı alıp.Tolga ateşli olunca arayıp gelemeyeceğini söylemiş,oda önemli değil ben sana gelirim demiş . Annem Tolga arkadaşıyla konuştuktan sonra zil çalınca, misafiri geldi sanıp kapıyı açmışki,bizim çocuklar dikilmiş kapıya , Tolgaya geldik diye. Annem almış bunları içeri, az sonra annemin arkadaşıda gelmiş.Kadın şaşırmış Tolga hasta yatıyor,ev çocuk dolu.Birazda lafını esirgemeyen birisidir kendisi, çocuklara hadi demiş bakın arkadaşınız hasta , sizde evinize gidin oda dinlensin.Daha lafı bitmeden zil çalmış,anneleri gelmiş,anneme;
- Teyzecim işte gidip bir ilaç yazdırıcam çocuklar kalsın demiş. Oda bana zararları yok ama Tolga hasta,yatıyor demiş ve evimizdeki misafiride gördüğü halde tamam hemen gelirim deyip gitmiş. Yav insan bari birisini alır yanına götürür , hava çok güzeldi o gün. Neyse bu gitmiş, saat 5 e doğru Tolgaya artık iyice ateş basınca yatmış , çocuklar hala bizde gelip alan yok,üstelik evi üst katta,yani geldiyse bizim kapıdan geçecek evine çıkmak için.Saat 5 de ... teyze akıl etmiş,yav bu saate kadar ilaçmı yazdırılır ,arayın annenizi gelmiştir o eve demiş. Çocuklar arayamayız numarayı bilmiyoruz deyince Tolga bir hışım yataktan fırlayıp,numarayı çevirip ellerine vermiş telefonu :) Demekki oda bunalmış. Sevgili komşum telefonu açmış :) yani kapımın önünden geçip evine girmiş ve benim evde olmadığımı,Tolganın hasta olduğunu ve evde misafir olduğunu bile bile almamış çocuklarını. Bide telefonda siz oturun biraz daha , babanız az sonra gelecek yemek yerken ararım ben sizi demiş. ... Teyze dururmu hadi demiş çocuklara babanız gelir şimdi , gidin evinize deyip yollamış. Annem onları evlerinden içeri girene kadar beklemiş,anneleri kapıyı açınca geldilermi kızım demiş,geldiler deyip kapamış kapısını, teşekkür bile yok yani.
Olay bu,şimdi kim suçlu ? Sanırım ben oldum,çünkü o gün bu gündür evde oldukları halde bir telefon bile yok. İnsan bir Tolgayı merak ederde arar.... teyzeye göre ben sınır koyamamışım komşuluğuma, nasıl koyabilirim,çocuklarımız anlaşıyor,oynuyorlar.. Şimdi Tolga yine akşamları çağıralım diyor,bir şekilde oyalayıp unutturuyorum onları , çocuk benim derdimden anlamaz zaten benim derdim çocuklarda değil gelsinler oynasınlar. Ama merak ediyorum ne zaman bizi arayacaklar diye...

18 Ocak, 2007

Uzun olacak bu yazı biliyorum,çok şey oldu yazmayalı,madde maddede yazabilirim ama detaylı yazmak istiyorum. Benim için önemli şeylerdi çünkü.
Bayramdan başlayayım önce.Bu sene bayram öncemiz farklı idi.Dolayısı ile bayramımızda farklı oldu.Memoli ortaklığı bozup işin perakende kısmını bırakınca öyle eskisi gibi bayramdan 1 hafta önce gece yarılarına kadar çalışmadı.Arife gecesi bile saat 8 de evde idi.Bu yüzden her bayram öncesi gibi yorgun olmadı ,dolayısı ile keyfide iyiydi. Bizdeki, doğduğumdan beri adet, Kurban bayramı sabahları bayram namazından sonra babam bizi toparlar,ananeme götürür,ananemin kocaaa bahçesinde kurbanlar kesilirdi. Mangallar yanar,sofralar kurulur,o zamanlar bayramda yaza geldiğinden bahçede kahvaltı ederdik.Bahçe müsait olduğundan akrabalar bile gelir,kurbanlarını dedem keser,hep beraber kahvaltı edilirdi.Dedem kasap,babamda mangalcı başı idi.Evlenince Memoli yorgun olduğundan gidemedik ananemlere bayram sabahı.Babamıda kaybedince, hepten o güzel bayram sabahının tadı tuzu kaçtı.Dayım annemi yine her bayram sabahı namazdan sonra götürdü ananeme.Eskiden kesilen 7-8 adet kurban sayısı en fazla 2-3 e düştü.Mangalı kimse babam gibi yakamadı, zaten ananemde o güzel sofrasını kuramadı ağzının tadı ile.Dedem kurbanları kesti,yüzdü,dayım ona yardım etti,herkes payına düşeni alıp evine dağıldı...
Bu sene dedem 1 hafta önceden herkesi arayıp , bayram sabahı onlara gitmemizi istedi.Sağolsun kimsede (damatlar :) ) kırmadılar dedemi. Eniştem; Ozi,Zeyno, Dudu,Küçük enişte,Memoli,ben,Tolga,annem,dayımın oğlu hepimiz gittik.Dedem aceleci birisi olduğundan namazdan gelir gelmez kendi kurbanını yatırmış yere kesmiş.Arkadan eniştem milleti toplayıp götürmüş ananeme,En sonda biz kapıdan girince dedem ağlamaya başladı.Hepimize teşekkür etti,onu kırmayıp gittiğimiz için.Havada güzeldi, ananem bahçeye yine kocaman bir kahvaltı sofrası kurdu.Küçük enişte , dedem ve arada Memoli kesim ve yüzme işine giriştiler. Büyük enişte etlerin başına oturdu,bende babamın görevini devralıp mangala oturdum.Onun kadar beceremesemde , babamı anarak görevimi yaptım.Çocuklara çok değişik geldi o sabah.Hava her ne kadar güzelde olsa bir süre sonra üşümeye başladık ve ananemin evine çıktık.Canım ananem sobasını bir yakmış üff iliğimiz kemiğimiz ısındı.Aslında evine 1 ay önce kalorifer tesisatı döşendi ama sobanın sıcağından sonra kalorifere alışamayan ananem, kaloriferin yanında sobayıda yakmış :)İşimiz bitince herkes evlerine dağıldı. Biz hemen toparlanıp kayınvalideme gittik,daha sonra babama.. Babamı ziyareti bayramın 2. gününe bırakamıyorum,bizi beklediğini düşünüp 2. güne kalıcaz diye içim huzursuz oluyor.Memolide önce babaların bayram ziyareti olur deyip annemden önce babama götürüyor bizi.Tolgamda arabada uyusa bile dedesine gelince açıyor gözlerini,çeşmeden su doldurup dedesinin mezarını suluyor, ona dua edip bayramını kutluyor.
Tolga bu aralar İstanbul'a fena merak saldı.Binbir gece dizisi başlarken gösterilen İstanbul manzaralarını ön koltuğa oturup izliyor hep.Hele kız kulesinin hikayesini anlatınca iyice merak saldı.Nasıl denizin ortasında kule olur diye.Bide galata kulesini merak etti hep.Babasıda ona söz verdi, seni bir ara götürücem İstanbul a gezdiricem diye.Bizede sürekli bayramda gideriz dedi.Teyzem İstanbulda oturduğundan annemlerede bayramda hep beraber,bizim minübüse binip gidelim dedi.Hatta ticari araç olduğundan arkada koltuk yok.Arkaya koltuk koydurucam dedi hep beraber gideriz diye.Ama ben açıkçası umut bağlamadım,Çünkü ne zaman heveslensem kursağımda kalıyordu.Bende en son 6 sene önce gitmiştim İstanbula, teyzemede 1 kaç saatliğine uğramıştım, teyzem Bursaya her gelişinde bana evini unuttuğumu söyleyip kızıyordu.Bayramdan 3-4 hafta önce Memoli iş için İstanbula gitti. Geceside teyzemde kaldı. Teyzemden telefonla Tolga ile konuşurken Tolga ona ;
- Baba kız kulesini gördünmü deyince,
ben tamam dedim gidiyoruz İstanbula :)Zaten Memolide oğlunun sorusu üzerine söz sana bayramda getiricem seni buraya, göstericem kızkulesini dedi:)
Bayramın ilk günü anneme ve ananeme, bizim niyetimiz var, gidicez İstanbula, Teyzemde kalıcaz, gelirmisiniz dedik.Onlarda hazır araba var geliriz dediler.Ozi ,Dudu ve eşleri gelemediler.Bizde o zaman biz sizi ararız 2,veya3, günü yola çıkıp 1 gece kalıcaz dedik.Ama ben gerçekten arabaya binene kadar inanmadım gideceğimize. Daha ananemlerde ziyarette iken kayınvalidem aradı, yemeğe oturuyorlarmış çağırdılar bizide. Bizde hem bayram,hem yılbaşı yalnız kalmasınlar diye gittik.Yemekten sonra kayınvalideciğim hadi siz evinize gidin bende bulaşıkları yıkayayım sonra size gelelim oturmaya dedi.Onada okey buyrun dedik.Saat 9:30 gibi gelip, 00:30 gibi kalktılar bizden. Tombala oynadık,Tolgayı eğlendirdik v.s... Ozi ve Dudu da eşleriyle birlikte anneme gidip onu yalnız bırakmadılar.
Bayramın 2. günü öğleden sonra olduğu halde pek niyetlenmedik yola çıkmaya. Bende bari biraz evi toparlayayım dedim,tam işe girişmişken Memoli bana;
- Bak yarın hava yağışlı gösteriyor dedi. Bende elimdeki bezi bırakıp 2 sn içinde şunları düşündüm. Yarın kalkar hava yağarsa bu gitmekten vazgeçebilir, hadi gittik diyelim o zaman dönüşümüz son güne denk gelir ve yollar kalabalık olursa sıkıntı yaşarız diye içimden geçirip, Memoliye hadi kalk çıkalım yola dedim. Nasılsa bir gece kalıcaz , 1 çanta eşya yeter bize hemen toparlanırım dedim.Annemle ananemi aradım,onlarda tamam deyince atıverdik kendimizi yola. Şimdi önemli bir ayrıntı yazıyorum sonra önemliliği çıkacak ortaya.Memoli ye anneleride arayıp söylede, bizi merak etmesinler haberleri olsun dedim ve benim yanımdan annesini aradı söyledi , kulaklarımla duydum söylediğini.
Neyse biz düştük yola....
Ama benim şimdi uykum geldi, ve daha yazacaklarım uzun olduğundan kalanını yarın akşam yazıcam.Çünkü , 6 sene sonra İstanbul a gidince ve eğer zaten İstanbulu seven birisi olduğum için uzun uzun yazmam lazım.Ben İstanbula aşık oldum. döndüğümde bu kısacık yolculuk her ne kadar burnumdan gelsede ve hala geliyorsada umurumda değil , iyiki gitmişim...