böğürtlengözlü oğlum benim

13 Ağustos, 2010

BİZDEN HABERLER...


Yine aylar olmuş hayattan bahsetmeyeli.Hastalıklar,taşınmalar,karneler,telaşlar,yorgunluklar,tatil,düğün v.s. derken günler gelip geçiyor ardından kovalayan varmışcasına. 24 Mayısmış son yazdığım gün,ev daha bitmemişmiş,temizlikle uğraşıyormuşum. Şimdi ise artık yeni evimdeyim 14 Hazirandan beri. Karneyi almayı bile beklemeden attık kendimizi evimize, oğlan son hafta bir gitti , bir gitmedi okuluna,zaten partiler,pikniklerle geçirdiler son haftayıda.Önce eşim kendimiz taşıyalım eşyaları dedi,yavaş yavaş. Arabası büyük tip olduğundan sığdırırım ben yavaş yavaş arabaya dedi. Bir önceki taşınmamda ki ,ona taşınma denmezmiş , bir üst kata çıktığımdan , eşyaları elimizin aldığı kadar alıp alıp götürüp yerli yerine yerleştirmişdikde, offf çok yoruldum ,ne zormuş taşınmak demiştim. Ama esas taşınmak buymuş meğer, yer yerinden oynadı resmen. Bir gece ya bismillah deyip başladım kap kacağı gazetelere sarıp kolilemeye. Plan sözde , önce salon takımları gidecek, bende haftasonu gidip yerlerine yerleştiricem. Tabi öyle olmadı,olamazdı, yarı orda yarı burda. Eşim ve kardeşi salon koltuk , büfe,gümüşlük vs.taşıdılar bi gece, bir kaç posta. Tabi saat oldu geceyarısı,üstüne yorgunlukta gelince ertesi gece hiç bişey yapamadık. Baktık olacak gibi değil, anlaşıldı taşımacılarla, bir pazar sabahı erkenden , herkes daha uyurken, yüklendi eşyalarım kamyona. 10 yıllık evim,sokağım,arkadaşlarımı geride bırakarak, kamyon önde biz arkada yollandık yeni evimize. Tolgayı bir gece önce ananesine bırakmışdık, gelirken mutlaka arayın uyandırın dedi. Yaklaşırken eve, aradım annemi,çıkın balkona geliyoruz dedim. Eski mahallemin sokağına girerken tüylerim diken diken oldu, gelinliklerimle babacığımın kolundan çıkıp, korna sesleriyle yeni evime doğru gitmiştim on sene önce. Şimdi ise eşimin yine çaldığı kornanın sesiyle döndüm geriye. Annem,yeğenim,oğlum,ve komşular balkondaydı. Gözlerim babamı aradı hep, dedim olsaydın sokakta karşılardın beni, derken baktım annem kopmuş ağlıyor, bende bir saldım kendimi salya sümük, beni gören komşularda başladı ağlamaya, en son babannemle sarmaşıp ağlaştık. Onlar sandıki ben eski evimden geldim diye ağlıyorum, ama ben babamın bugünü göremediğine ağladım hep...

Alt kat komşum yani kardeşim :) baktım oda taşıyor eşyalarını, yeni komşularımızı ilk gece evlerinde yalnız bırakmayalım, bizde taşınalımda evimizde yatalım dedik ,dedi:)


Eşyaları taşıma, eve yerleşme kısmını hiiç anlatmaya gerek yok, berbat bir yorgunluk, halada sorun yerleştinmi diye , hayır tam değil. Evde bir dolap yapılacaktı, valla para bitti dolap kaldı:) içine girecek eşyalar poşetlerin içinde yatak odasında üst üste duruyor:) Amaannn hiçde takmıyorum kafaya, zaten adam gibi evde değilim, yaz münasebetiyle. İşte taşınma faslı bu kadar diyecektimki esas önemli olayı atladım. Biz yeni eve yerleştikde , evi yıktık bile :) Ayy allahım bakmayın güldüğüme kabus gibi.


Şimdi, bundan yaklaşık 15 gün önce, oğlanda yazlıkdan bir iki geceliğine eve geldi, sanırım perşembe gecesiydi, gece saat 12 falan, Tolga yatağında uyuyor, eşim sıcaktan bunalmış duş alıyor, bende fasulye koymuştum düdüklüye, mutfağa gittim altını kapatmaya. Ocağın altını kapattım, kafamı camdan çıkarıp sigara içiyorum. Arkamdan çatır çatır ses geldi, geriye döndüm sanki mutfak dolaplarından geliyor ses, aha dedim ..oku yedik eve fare girdi. Ses kesildi, ben yine sigaraya devam, ardından çatırtılar çoğaldı, tırsdım, dolaplarda gözüm nerden geliyor diye, baktım çatırtı çoğalıyor , dedim bu fare işi değil, kafamı kaldırdım, sesler tepeden geliyor ve müthiş arttı, o an inanın hayal meyal aklımda, deprem desem sallantı yok sadece artan çatırtı sesi. Aklıma gelen şey, çatıda biri var, mutfaktan bir feryat ederek, Meehhmeeett diye acı bir sesle, daha mutfak kapısından adımımı atmamla, bir gümbürtü sesi geldi, tabi ben öyle bir kaçışki, taa koridorun sonundaki oğlanın oda kapısında aldım soluğu. Geriye dönüp bir baktımki mutfak toz duman içinde. Bizim mutfağın tavanındaki alçı sıva olduğu gibi çökmüş. Yer gök toz duman. Tolga kalktı çocuğum korkarak, benim koca, banyodan arşimet gibi fırladı :) Allahtan Tolga uykuluyduda anlamadı :) oda zaten durumu farkedip geri attı kendini hehe :) Aşağıdan kardeşim fırladı noluyor diye yetişti. Anaammm tam bir filmliktik. İlk şoku atlatıp biraz kendime gelince mutfağa girdikki durum çok vahim. Mutfak depremden çıkmış gibi, tavanda sadece kenarlarda kartonpiyerler ve ortada lamba var kalan tüm sıva olduğu gibi tek parça halinde düşmüş ve yerde tuz buz olmuş.Ortalığı temizleyip oturup düşündükçe verilmiş sadakamız varmış bununla geçmiş olsun dedik. Ya ben çıkamasaydım, ya bir kaç saat önce hepimiz mutfakta yemek yerken düşseydi, ya yattığımız odadakiler düşseydi , uykuda duymazdık Allah korudu bizi. Belki öldürmezdi, çünkü ince sıva, ama onun tepeme indiğindeki korkusu bile beni hastanelik ederdi. Bununla geçmiş olsun diyoruz, şimdilik dökük tavanla oturuyoruz, hayır üst kat zor derlerdide, kimsenin tepesine tavanda düşmemiştir heralde, bu kadar zor olmamıştır :)

Şimdi temizlik kısmını düşünmek istemiyorum, resmen mutfak yine kolilencek , boşalacak ve en kötüsü zaten eve usta girecek :(


Tolga kuzumun dün doğumgünüsüydü, 10 yaşına girdi benim koca danam. Bu yaz başı hafif efelik yapmalar, kasıla kasıla yürümeler, karşılık vermeler falan vardı ama çok şükür hafif esti geçti gibi şimdilik. Bu yıl doğumgünü hediyesi olarak elektronik bişeyler istedi. Haziran ayında benden gitar kursuna yazdırmamı istemişti, bende ona, yaz geldi, yazlığa gidersin yarım kalır, Eylül olsun, okullar açılsın, bir düzene girelim gönderirim dedi. Bizde babasıyla düşündük ve hediye olarak gitar almaya karar verdik. Hiç haberi yok, geçenlerde bir mağazada oyuncak tarzına yapıştı alıcam diye, o geldi aklımıza madem biraz güzel bişey olsun dedik. Dün ben baktım, pazarlıkla şöyle bizi 2-3 sene götürecek kalitede gitarı 75 e bıraktı bir yer. Bugün babası gidip alacak işallah, pazar geceside yazlıkta bahçede arkadaşları ile kutlayacak doğumgününü.

Dün arkadaşlarıyla, sahne hazırlayıp karagöz-hacivat oynatmışlar sitedeki büyüklere, tabi seyretmesi bedava değil :) Pek mutlularmış.

Bu sene sanırım Allahında yardımıyla oğlanı biraz rahat bıraktım, yani sokağa saldım, (tabi göz kulak hep dışarda), eskiden yazlığa yolladığımızda her gece bizde giderdik, ama bu yaz sadece haftasonları gidiyoruz babasıyla. Oğlumda orda ananesi,teyzesi,benim teyzem,ananem falan kalıyor, gelmeyede niyeti yok. Aman gelmesin zaten , buraya gelse babannede koca gün bilgisayar oynayacak, orda hiç değilse belki 10-15 tane çocuk var sürü sepet geziyorlar.


Bizde bu yaz eşimin amcasının kızını gelin ettik, bizede fırsat çıktı 3-4 gün tatil yaptık Düğün İzm,irdeydi, düğünden sonra eşimin teyzesinin Se.ferihisardaki yazlığına gittik. 11 senelik evliyim ilk gittim evlerin, planımız bir gece kalmak sonra bir otele gitmekdi ama salmadılar sağolsunlar. Sı.ğacık a gittik bir akşamüstü, kalenin içinde resimler çektik, Ka.vak yel.leri Aslının evinin önünden geçtik.

Bir gece iz.mir kordonda gezdik, kahve içtik, Ko.naka gittik, saat kulesi önünde resimler çekildik. Teyzenin evi süperdi zaten, bahçesi,salıncağı,balkonu,manzarası harika. kayınvalidemlerde kaldı hep bir aradaydık, böyle güzel geçeceğini düşünmemiştim açıkçası. Bide dönüşte kalıp kalıp İz.mir tulum peyniri aldık, bayıldık tadına. Oradan son gün Ayvalıka gittik, Cundada gezdik, Pazar gecesi eve döndük, o gece bavulları mecbur boşalttımki ertesi gece oğlanı yine yazlığa götürecektik. P.tesi üstümden kamyon geçmiş gibi işe geldim. Yani kısaca şöyle söyleyeyim,

" kalbim Ege.de Kaldı" :) Oğlanı sıkı sıkı tembihledim, derslerine iyi çalış İzmiri kazan, büyük konuşmayayım ama tası tarağı toplayıp bende gider yerleşirim oraya :)


Başka, başkaaa..., aslında çok şey vardırda genel olarak böyle geçiyor hayat işte. Her zaman dediğim gibi tek dileğim Allahtan, sevdiklerimle, en başta sağlıkla yaşamak. Herkes kendine iyi baksın.

4 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]



<< Ana Sayfa