böğürtlengözlü oğlum benim

22 Haziran, 2007

GURUR...

Dilerim oğlum bu ilk mezuniyetinde senin yanında olabildiğimiz gibi, nice mezuniyetlerindede aynı gurur, aynı coşku ve aynı sevinçlerle yanında olur, böyle güzel resimlerini çekebiliriz.


Senin gibi güzel gözlü bir oğlum olduğu için, bu yaşında sana yazdığım mektup okunduğunda gözünden yaş gelebilecek kadar duygusal olduğun için, 52 günlük bebekliğinden beri her sabah bizimle erkenden kalkıp , o gün sana kim bakacaksa sorun çıkarmadan orada kaldığın, ananenin, babannenin ve kendi evinde farklı farklı disiplin , yaşam tarzı olduğu halde her ortama uyum sağlayacak kadar akıllı olduğun için, anaokuluna başladığından beri bir gün bile bana sorun çıkarmadan okuluna gidip, arkadaşlarınla kurduğun dostluk, öğretmenlerinden duyduğum övgü dolu sözler için ama en önemlisi beni ANNELİK sıfatına eriştirdiğin için seninle gurur duyuyorum canım Böğürtlen Gözlü Oğlum.


------------------------------------------------------------------------------------------------




Eveett benim bızdırık ilk mezuniyet heyacanını yaşadı ve bize yaşattı. O gece oynadığı asker deli Ali rolüyle bizleri ağlatan, eski bir müzik grubunu arkadaşlarınla canlandırıken (adını hatırlayamadım) giydiği takım elbiseyle en önde dans ederken bizleri coşturan, kovboy dansının başında , birbirlerine silah çeken kötü kovboyları, şerif rolüyle artistlik hareketlerle ortaya çıkıp sahneden indirip bayanların rahat rahat kovboy dansını yapmalarını sağlarken bize vaşşşş dedirten, ve daha bayağı bir rolünü güzel güzel yapan oğlumu ve tüm cıvıl cıvıl arkadaşlarını tebrik ediyorum. Valla zor iş o kadar insan içinde sahneye çıkıp son derece asortik yanıp sönen ışıklar altında dans etmek, rol yapmak. Ara ara elimizdeki bilet numaralarına göre çekiliş yapıp velilerede hediye dağıttılar ve ben hediyemi almak için sahneye çıktığımda dahada çok gurur duydum çocuklarla.
------------------------------------------------------------------------------------------------
Neyse işte böyle geçti o gecemiz, ertesi gün yani Cuma günü akşamüstü Tolga yı okulundan almaya gittim, arkadaşları ve öğretmenleriyle vedalaştı, birer hatıra için ufak hediye almıştık arkadaşlarına onları dağıttı, yine birer hatıra resmi çektirdik el sallayıp okulumuzdan ayrıldık :(Benim bile içim burkuldu, öğretmeni sabahtan hazırlamış eşyalarını, bir koca torba eşyamız olmuş okulda resmen.Şimdi bir haftadır tatilde Tolga, babannesinde kalıyor bu hafta.
Çarşamba günü ameliyata giren ananem çok şükür sağ salim çıktı ameliyattan, 2 gece hastanede yattı ve az önce annem aradı, eve gelmişler , çok şükür atlattık.
Eveett benim gündemimdeki olaylar şimdilik bu kadar, 1 haftadır internetimizde yaşanan problem yüzünden sizlerin sayfalarına bakıp okuyamadım, yorum yapamadım, onun için yazımı şimdi burada bitiriyor ve sayfalarınıza ziyarete geliyorum. Hadi ordan görüşürüz...










16 Haziran, 2007

YİNE O GÜN GELDİ

İçim buruk,gözlerim yaşlı, 7 senedir , her bugün. Öyle eskisi gibi haftalar öncesinden hazırlanamıyorum,seni ne mutlu eder,sana ne yakışır,beğenirmi diye kalbim küt küt atarak dolaşmıyorum sokaklarda, mağazalarda. 1 gece öncesi özenle paketini hazırlayıp heyecanla yatamıyorum uykuya. O günün sabahı heyecanlada uyanamıyorum bizi bırakıp gittiğinden beri.
Biliyorum yine gelicem seni ziyarete, sen beni yine göreceksin. Biliyorum yine kızacaksın bana ağlıyorum diye başında. Elimde değil, son 7 senedir , senin gözlerine bakamadan, elini, yanaklarını öpemeden, sana sarılıp sıcaklığını hissedemeden kutladığım " Babalar Günü" ağlatıyor beni.
Senin gittiğinden beri, önce sana gelip babalar gününü kutlayıp, soğuk mezarının başında gözüm yaşlı, kalbim buruk içimden gelen bütün duaları okudum, en güzel yerlerde olasın diye. Adını - Soyadını görünce mezar taşında kendimle gurur duydum, senin kızın olduğum için. Senin beni gördüğünü düşünerek, sıktım kendimi, ağlamamaya çalıştım, seni kızdırmamak için. Her sene torununu getirdim sana dedeler gününü kutlasın diye. O seni tanıyor resimlerinden, dedem benim o diyor hep, bebekliğinden beri gökyüzüne el sallattım torununa senin için, senin orada olduğunu biliyor, sende gör istedim hep torununu. Hep hayal ettim, torununun elinden tutup, gezdiğinizi, traşa götürdüğünü, seninde çok sevdiğin cimbom takımını torununda takımı olduğu için, üzerine giydiği cimbom tişörtünü gördüğünde gözlerindeki ışıltıyı, ve daha neler neler. Kısmet olmadı göremedik.
Senin mezarının başında o sıcaklığını hissetmeden yaptığım " Babalar günü" ziyaretinden sonra baba sıcaklığını hissetmek için dedeme gittim,onun elini öptüm,sarıldım sana sarıldığım gibi, sıcak bir kucağa sarılmak moral verdi bana biraz. Ama bu sene o kucakta yok. Dedemde gitti,artık onada sana geldiğim gibi gözü yaşlı, kalbi buruk bir ziyaret yapacağım. Peki biz kime sarılıcaz bugün kimin sıcaklığını hissedicez dede?
Melek babam,melek dedelerim,tüm hayattaki babalar, melek babalar , hepinizin " BABALAR GÜNÜ" nüzü kutlarım.
Eğer babanız hayattaysa, baba sıcaklığını benim gibi hisseden şanslı insanlardansanız , sıkı sıkı sarılın babanıza bugün. Sıkıca, içinize çeke çeke. Kocaman öpün yanakları acısın babanızın. Hediye falan önemli değil, göğsüne yaslayın başınızı, koklayın, kokusunu içinize çekin. Bilin kıymetini bu anların. Bilinki çok şanslısınız. Çünkü benim bu duyguları yaşayabileceğim bir babam yok 7 yıldır. 7 yıldır anlıyorum ki bu acı bu hasret bitmiyor, tam tersi artıyor, üstüne her gün daha bir özlem katılıyor...

08 Haziran, 2007

MEKTUP

Sıradan geçen bir haftanın sonuna geldik yine. Gerçi yarında bana iş var ama yarım gün nede olsa,gelip geçiyor. Sıradan diyorum hafta için ama olsun sıradan olsun,şikayetçi değilim, sağlıklı olalımda. Gerçi oğluşun yine biraz öksürüğü var, yok valla bu sefer ben dondurma yedirmedim :) Bol bol yağmur yağdı bu hafta, geçen yazımda bahsettiğim üzere eşimle kırgındıkya birbirimize , Salı gecesi barıştık :) Salı günü akşamüstü boşalan yağmur tam benim iş çıkış saatlerime geldi, işden yola çıktığımda bayağı bir durulmuştu yağmur, kendimi hemen dolmuşa attım. Yolda tabi iki-üç tane kaza gördüm,neyseki hafif kazalardı. Her yağmur günü illaki görürüz böyle şeyler , diye düşünürken bizim önümüzde oldu bir kaza, aslında kaza kelimesi çok ağır olur, hafif çapta çarpışma diyelim. Ama tutanak için falan polis beklemeye başlayınca bunlar biz arkada esir kaldık. Bu arada kocacım başladı aramaya beni, nerdesin, yağmur boşalacak birazdan,ıslanma işte, ben seni indiğin yerde bekliyeyim, Tolgada yanımda okuldan aldım gibi gibi. Uzun bir süre dolmuşun içinde bekledikten sonra şoför daracık yerlerden öyle böyle geçerek tarafiğe çıktı ama o arada bir yağmur boşaldıki anlatamam. Tam ineceğim durakta yine konuştuk Mehmet le , oda oralarda imiş ve sadece caddeyi geç geldim bekle dedi. Dedi ama ben caddeyi geçtiğimde onu uzaktan gördümki o trafikte benim yanıma ulaşana kadar ben sırılsıklam oldum. Ama galiba hiç böyle ıslanmamıştım, duştan çıkmış gibiydim. Tolga arabaya binince tuhaf tuhaf bakmaya ve yanımdan uzaklaşmaya başladı :) Bide eve kadar nasıl yürürdüm,ne halde eve gelirdim bilmiyorum. Neyse yapılan bu jeste karşılık bende artık surat asmadım.
Her sene yaz gelip yazlık sezonunu açtığımızda, motoru olmayan kayığımıza motor almaya kalkışırız ama toparlanıp bir türlü alamayız. Her sene beylerin eli su toplar balığa çıkarken kürek çekmekten. Geçen yaz sonu kesin karar verdik, 6 haneyiz, her aile Haziran başı anneme 500 YTL para verecek ve motor alacağız diye. Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın misali dedik ve İstanbul dan eniştem motoru aldı, Pazartesi Mehmet getirecek, kırmızı kurdela bağlayıp :) Eee kaç senelik fikir yani ve kaç kişinin katkısı var. Neyse, motor alındıktan sonra başladık gülüşmeye, motoru nereye bağlıycaz diye :) Kayık var iyi güzelde eski, motor güçlü, hızlı giderken bir dalga gelse kayık ikiye ayrılacak :) Bırak motorda yeni , üstelik kaç seneden sonra alındı ,kıymetlide. Amma geyikler ürettik yalnız, yazlık ev küçük ama biz çok kalabalık olduğumuz için yazın genelde yatmak için 2 kişiye balkon düşerdi. Diyoruz bu sene öyle derdimiz olmayacak çünkü her gece nöbetleşe 2 kişi gidip kayıkta , motura nöbet tutacak :) Biz böyle şeylere gülüşürken akşam annem Tolgaya telefon açıp müjde verdi. Kayık da almış :) Şimdi diyoruzki kayığı ve motoru denize indirirken hani büyük gemileri indirirken şampanya patlatıp kurdela falan keserler ya alkışlar eşliğinde , bizde öyle indirelim diye geyiklere başladık. Annemde dua ediyor, işallah yazlıkta komşular daha gelmemiş olur diye , görmemişler misali .
Neyse işte böyle değişik muhabbetler ediyoruz bu aralar evde. Aman en kötü günümüz böyle olsun.
Tolganın okulundan sene başında hafta sonları yazılar geliyordu, çocuklarla iletişim, ne oyunlar oynanır, aile tutumları falan diye dergi tarzı fotokopiler. Onlardan birinde, çocuğunuza mektup yazıp, okuluna gönderin diye bir yazı ilgimi çekti ve hep aklımdaydı. Düşünsenize çocuğunuz okulda ummadığı bir anda mektubun var diyecekler, ve o mektubu öğretmeni okuduğunda annesinin duygularını öğrenecek. Tabi bide şu var, zamane çocukları belli olmaz, mektubu nasıl karşılar, diğer arkadaşları içinde okunduğunda o çocuklar üzülürmü , onlarada gelsin istermi, gerçi belki daha o zamanlarda değiliz ama bazı çocuklar vardır arkadaşlarının yanında anne ve babalarının ilgisinden rahatsız olurlar v.s. gibi de düşündüm. Bide çocukların evdeki psikolojileri ve davranışları okuldakiyle hiç uyuşmuyor. Mesela Tolga, evde bir o kadar inatçı, miz mız , ağlak olmasına rağmen okulda tam tersi olduğunu söylüyor öğretmeni. Ben önce öğretmenini aradım, böyle bişey yapacağımı söyledim, oda çok güzel olur, sınıfta ben ayarlarım nasıl okuyacağımı dedi ama bu konuşma aramızda taa dönem başı oldu. Geçen günlerde oturdum oğluşa yazdım mektup, ve postaladım. Dün elinde zarfı ile geldi. Çok şaşırmış. Ne yaptın beğendinmi, hoşuna gittimi yazdıklarım dedim. Evet çok güzeldi gözlerimden yaş geldi dedi. Canım bebeğim benim duygulanmış, hoşuna gitmiş çok beğenmiş,mutlu olmuş. Bugünde öğretmeniyle konuştum, çok güzel oldu, çok şaşırdı, yanıma çağırıp okudum , çok değişikti dedi. Tabi onun gözlerinin yaşarması benim ağlamama sebep olsada koca gece duygusal anlar yaşadık oğluşla, babamızında şehir dışında olmasından birbirimize sarılıp uyuduk gece.
İşte böyle , tavsiye ederim herkese.

Bilgisayarın başına oturmadan ya sıradan geçen bir hafta oldu, ne yazayım şimdi sayfama dedim ama laf lafı açıyor gibi oldu ve bisürü yazdım yine. Geçen yazımda bana yorumlar yazıp her ailede yaşadığım şeylerin olağan olduğunu bana gösteren ve gerçekten destek olan herkesi öperim bol bol...

04 Haziran, 2007

İÇİM ACIDI..

Dün akşam içimi yıllardır acıtan bazı şeyleri , bam telime 2 gecedir basılması üzerine patlattım eşime. Eşimi severim ben, çok severek evlendim zaten,hele son bir kaç senedir dahada ılımlıyız birbirimize. İlk seneler çok oldu tartışmalarımız. Ama sonra sonra durulduk,biraz serbest bıraktık birbirimizi yada larçlaşmaya başladık bilmiyorum. İlk başlarda ettiğimiz kavgaları, evliliğimize alışmadan Tolganın aramıza katılması, eşimin fazla pimpirikli olması (Tolga konusunda) ailesinin ve bizim arasında kalması gibi sebeplerdi hep tartışma konumuz. Neyse, asıl anlatacağım akşamki olaydı.
C.tesi gecesi annemlerdeydik akşam yemeğinde,terasta yemek yedik ve bol bol eğlendik, bir ara bir yerlerden laf açıldı, evliliğimizin ilk yıldönümünde Tolga nın 20 günlük olduğu geldi aklımıza ve gülüştük amma hızlıymışız diye. Sonra ben, Mehmetin yıldönümü gecesi elinde bir paketle eve geldiğini, benimde zaten sıkılmış olup, o loğusalık bunalımıyla paketi görünce sevindiğimi, heyecanla paketi açtığımı ve içinden bir kalıp helva çıktığını görünce (süt yapsın diye bana helva almış) çok bozulduğumu ve evde yalnız olsaydık o paketi kafasına yiyeceğini anlattım yine gülüşürken , eşim birden ;
- Sanki helva aldımda emdi çocuk süt dedi ve bana bir bakış attı.
Sustum gecenin tadını özellikle annemlerin yanında bozmak istemedim.
Eve geç saatte geldik zaten bende uzatmadım.
Pazar sabahı kahvaltı ederken kayınpederim aradı, piknikdelermiş, Bursanın zengin kuyumcularından biri K. Maraşlı , her sene bir piknik alanında yemek verirmiş öyle eşe dosta, bunlarda gitmişler ve alanın çok güzel olduğunu söyleyip bizide çağırdılar. Gidermiyiz dedi, hadi dedim o kadar aramışlar şimdi gidemeyiz desem olmaz. Aslında evde öyle çok işim vardıki. Çalışan insanım ben, mecbur işlerim için bir program yapıyorum, o günkü planım, geceleri uyku problemim yüzünden ütü yapamadığım için Pazar günü ütü yapmaktı ama hadi kimse kırılmasın diye gittim. Bizim (kendi anne ve babamın) 20 senedir arkadaşlık yaptığı bir aile var, kızlarıyla falanda yaşıtız ve sık sık birbirimize ziyarete gideriz. Bizim nişanımızda bu aile benim kayınvalidem ve kayınpederimle tanıştılar, memleketli olduklarınıda öğrenince samimiyetleri arttı.Pikniğe giderken yolda bunlarında piknikte birlikte olduklarını duyunca bozuldum ben. Yani zaten pikniğe başkalarıyla gitmişsiniz, yalnız olsanız hadi diyelim yanlarına arkadaş olalım yalnız kalmasınlar, hep beraber oturalım, o ailenin kızları damatları gelmemiş pikniğe yani bizim kafamıza göre insanda yok ne diye bizi çağırıyosunuz. Yada madem böyle bir plan var akşamdan arayın bende kendimi ayarlayayım.
Neyse bunlarıda geçtim, 2-3 saat oturucaz altı üstü hadi bozmayayım dedim. Bide benim içime dokunan benim babam bu T. amcayı çok severdi,nereye gitse onunla beraber gider gezinirdi. Şimdi babamın en samimi arkadaşını görünce benim içim cız ediyor , birlikte yaptıkları arkadaşlık geliyor aklıma, ama kimse bunu anlamıyor. Biz piknik alanına gittik zaten bende kendimi şartladım, madem buraya gidiyoruz ne olursa olsun tadını çıkar dedim içimden. Öyle sıkıcıda olmadı allah için, soncunda açık hava , küfür küfür esen rüzgar iyide geldi. Ama sanki gelmek istemeyen Mehmet efendiymiş gibi oldu. Bir surat bir tafra bir laf sokmalar annesine sinir etti beni. Bu T. amca Tolgaya böyle bir kumun tepesi vardı,
- Hadi tolga çık o tepeyede resim çekeyim seni dedi,
Tabi Tolga alışık değil tepelere çıkmaya düştü, elleri üstü kirlendi, sürünerek çıktı falan, gülüştük bizde kibar feyzo dedik. Mehmete baktım tam laf söyleyecekti, oğlum in aşağı üstün kirlendi diye, dedim sus çıksın,kıyafet getirdim değiştiririz. Babannesi ayrı terane , oğlum üstün battı diye bağırıyor. Allahtan amcası benim kafadan , annesine boşver kirlenmek güzeldir falan diyerek susturdu. O arada ufak kaselerde maraş dondurması dağıttılar. Geçenlerde Tolgaya Max dondurma alıp yedirdim diye bana laf sokan babannemiz Tolgaya ;
- Oğluumm koş bak dondurma getirdiler ye , diye seslendi.
Mehmet hemen atladı, sinirli şekilde yemeyecek o dondurmayı, neden yapılıyo belli değil, falan filan. Diğer tanıdığımız olan kadında
- Aman Mehmet bu kadar üstüne düşme, sen sanki pastörize sütlerle yapılan dondurmalarlamı büyüdün bırak yesin biraz zaten erimeye yüztutmuş dedi.
Mehmette ona , yok be N.. teyze zaten hastalığa meyilli bu çocuk , vaktinde emmedi etmedi deyince bu sefer tam döndüm ben.
Eve geldik, bu Tolgaya yemekten sonra yemek şartıyla Max dondurma aldı. Evde o sinirli Mehmetten eser yok, gayet mutlu bana şakalar falan yapıyor.Yemekten sonra Tolga salona geçince bende Mehmeti mutfakta yakalayıp;
- Bana bak dedim, iki gecedir (eskidende arada söylerdi) aynı şeyi söylüyosun, bir daha söylersen çok fena cıngar çıkarıcam dedim. (haberi yoktabi ne dedim diyor.)
Herkesin içinde bu çocuk emmedi diyosun dedim ve benim nasıl içimi acıttığını bilmiyosun. Emdide benmi vermedim sütümü, sütüm geldide benmi emzirmedim. 32 günlüktü Tolga, benim babam kalp krizi geçirdi 10 gün yoğunbakımda yattı, yinede emzirdim. 52 günlüktü işe başladım, öğlen olup babannesi hadi gel diye tel açtığında bazen işim oluyodu hemen gidemiyodum, işimi halledip koşa koşa dilim bir karış sokakta yemek yemeden 5 kat yukarı çıktığımdada ya Tolga uyumuş oluyodu yada babannesi karnını doyurmuş oluyodu,yavaş yavaş zaten sütüm gitmeye başlamıştı, benim öyle aylarca iznim olupta evde sakin kafa oturupta süt yapan şeyleri yiyip içerek emziremedim oğlumu, oğlum 2 aylıktı babam yine kalp krizi geçirdi hastaneye acil yatırıp ameliyat ettiler 17 gün yoğubakımda makinelerle yaşadı, 2,5 aylıktı Tolga ben babamı kaybettim,sen nasıl acı yaşadığımı biliyomusun, nasıl içimin yandığını biliyomusun, sütmü kalır o acıdada bana emzirmedin deyip duruyosun diye hem ağladım hem bağırdım.
Bende de biliyorum emzirmenin önemini, bende isterdim emzirebilmeyi , sen babaysan ben anneyim lütfen hepiniz bunu kabul edin , Tolga çok büyük şanssızlığa denk geldi, bende 4 sene anlayamadım bebeğimden hiç birşey , anneliğimin en güzel zamanlarında ben babamın acısını yaşadım dedim.Artı bunun üzerine senin bilmediğin aman sen üzülme diye yaşadığım çok şey var sana anlatmadığım, bu Burcu boşu boşuna dellenmedi hiç düşünme neden bu ilaçları içtiğimi dedim. Üstelik benim sütüm Tolgaya doğduğundan beri yetmedi, en baştan beri çocuk doymuyordu ve mama takviye ediyorduk, yetmedi işte olmadı benim öyle fazla sütüm sende bunu biliyosun, göğüslerim 2 kere yara oldu, kan akıyodu artık ucundan , canım nasıl yanıyodu yinede emzirdim, göğüslerimden kan akarken silikon meme ucuyla emzireyim dedim yara geçene kadar ,üstelik çocuğun ağzına kan geliyodu diye bile laf ettiniz , yok alışınca memeyi ağzına almazmış diye.Ben diyorum ama o hala aynı yerde, yok o açık dondurmalar zararlıymış. Pastörüze dondurma olsa ne olursa olsun bişey olmazmış. Öylemiii dedim, peki o zaman geçen gün Tolgaya dondurma yedirdimde balgamlı öksürüyo dondurma yedi diye böyle oldu deyip neden bana yazıklar olsun sana deyip kızdın dedim. Sen nasıl dondurma yedirdinki diyo bana. Sokaktan alıp vermedim ,yedirdiğim Max dı dedim. Üstelik 15 dk. dışarda beklemişti dedim. Ama o zaman daha hastaymış. Ne hastası be boğaz enfeksiyonu olmuştu, geçmişti, ilacı bile biteli bir hafta olmuştu, üstelik dondurma balgamlı öksürük yapmaz dedim. Kendini haklı çıkrmak için alakasız konulara falan girmeye başladı, ben arkamı dönüp balkona çıktım. Sonrada küçük odaya girip ütü yapmaya başladım, o hırsla bütün ütüleri hatta balkonda kurumaya yüz tutmuş çamaşırları bile alıp ütüleyip yeniden balkona astım :) Bu akşam çamaşırları toplarken ütülüleri hemen katlayıp koyacam dolaba , iyi oldu :) Tabi bu arada beyefendi bana dondurmalar getirdi, yok saat geç olmuş yorulmuşum hadi yatayımmış falan filan demelere başladı ama benim sinir hala tavanda olduğu için hiç bakmadım yüzüne. Ama şuda bir gerçekki, rahatladım. Bilsin yaptığını.
Hani derlerya ağlamak güzeldir, güzeldir tabide ama söylemek daha güzeldir, söyledim rahatladım.
Hatta burayada yazdım dahada rahatladım :) Okuyanlar umarım sıkılmamışsınızdır, ama napayım sizde olmasanız kime anlatıcam içimdekileri .....

02 Haziran, 2007

OKUL

Heyecanlıyım,Pazartesi günü oğluşu okula kayda götürücez. Semt olarak o okula uymadığımız için sorun çıkabilir. Okulda öğretmenlik yapan , kayınpederimin bir arkadaşı var,o yardımcı olacak. Umarım sorun çıkmaz,pıtırığımı yazdırırız o okula. Ve yine umarım şansına iyi bir öğretmen denk gelir. Hayırlı uğurlu olur işallah..