böğürtlengözlü oğlum benim

21 Mart, 2008

EBE EBE SOBE...


Ne yalan söyleyeyim,bugün blogları gezerken her yerde karşılaştığım bu ebe sobe konusuna özenmiştim :) Sağolsun Figen beni sobelemişde bende yazabildim ve gerçekten yazarkende büyük keyif aldım...

A : Annem oldu ilk aklıma gelen. (Hasretlikte başladı çökmeye zaten :( )
B : Babam , çok özledim çoookkk....
C : Civ civ :) Küçükken ne kadar çok bakmıştık civciv..
Ç : Tabiki çikolata :)
D : Dersini yaptınmı oğlum ?
Hadi oğlum ders yapalım şimdi.
Akşamları ve hafta sonları belki 100 kere kullandığım kelime DERS .
E : Eşim . Hoşuma gidiyor bu kelimeyi kullanmak..
F : Fotoğraflar . Özellikle eski fotoğraflara bayılırım bakmaya.
G : Gaz sancısı :) Ne beterdir o , hele gündüz tutarsa çok fena :)
Ğ : Yumuşak G eeee , yumu yumu şak şak ... O şarkı geldi aklıma.
H : Havuç . Her gece oğlana ince ince keser , kendimede rendeleyip , limon sıkıp yerim ve çok severim. Ama nedense küçükken ağzıma koymazdım ve bu konuda annemin ısrarını hatırlıyorum. Canım benim ne isterdi havuç yememi ...
I : Ihlamur. Soğuk kış gecelerinin , mis gibi kokan çayı.
İ : İnek :) Valla neden bilmiyorum ama o geldi aklıma. Karşımda süt paketi duruyor belkide ondan.
J : Jale teyzemiz vardı yazlıktan annemin komşusu. Kedileri çok seviyordu. Yalnız bir kedi peydah olmuştu ona. Herhalde besledi onu, kedi bırakmıyordu hiç peşini. Ne yaptıysa kedi hiç bırakmadı bunu. Bir gün oğluyla kediyi sandala koyup uzak bir sahile bırakıp geri geldi sevinerek. Bu sefer tamam dedi bulamaz beni. Derken bir baktık kedi ondan önce gelmiş kapısında duruyor :)
K : Kumla . Ve tabiki yaz,sıcak,güneş,bronz ten, deniz, ve daha neler neler.
L : Limonata . Ne güzel gelir sıcakta içilen bir bardak soğuk limonata.
M : Eşim . İsminin baş harfi.
N : Nane . Tolga yayla çorbasını çok sevdiği için sık sık pişer evde. Tabiki naneli yayla. Onun için nane olmazsa olmazdır bizim evde.
O : Otobüs. Ortaokula başladığımdan beri hemen hemen (haftasonu bazen) hergün binerim kendilerine.
Ö : Abam abam canım abamın adının başharfi.
P : Pazar günü :) Ve bağlı olarak sabah erken kalkmama.
R : Rejim :) Artık hayatımın bir parçası oldu.
S : Sarımsak . Bayılıyor oğlan sarımsaklı yoğurda. Bende hiç sevmem. Kendim yemeyincede buram buram kokuyor bana oğlan.
Ş : Yine annem geldi aklıma. İsminin baş harfi. Bugün aradı beni, sesi çok güzel geliyordu. Çok mutlu oldum.
T : Çok sevdiğim Babamın ve oğlumun isimlerinin başharfi.
U : Uyku . Çok hasretim şöyle gerine gerine istediğim saate kadar uyuyup, kalkmaya mecbur olmadan uyuşukluk yapmaya.
Ü : Üzüm . Çokda fazla sevmem ama ...
V : Vakit . Herşeyim vakte bağlı gibi geliyor ve sinir oluyorum. Kalkma vakti,otobüs vakti,iş vakti,yemek vakti,okul vakti vs. vs.
Y : Yağmur. Şu an felaket yağıyor.
Z : Zeren. Bu ikim çok hoşuma gidiyor. Kızım olsa adını kesin Zeren koyarım.

İşte böyle, gerçekten zevkle yazdım bu sobeyi . Şimdi bende Çenebazımı ve Nihanımı sobeliyorum . Haydi eller klavyeye...

19 Mart, 2008

SON HAVADİSLER


* Bugün sabaha karşı anacığımızı gönderdik kutsal yerlere. Umre ziyaretine gitti anam, sabaha karşı 4 de otobüsü kalktı Buttim meydanından. Sarıldık, ağlaştık çoluk çombalak. Mahalleden 4 bayan arkadaşı ile gitti. Önce sordu bize gideyimmi diye. Yürekten git, hazır arkadaşında var, sakın kaçırma fırsatı dedik. Gitti yazıldı halletti işlerini kendi kendine. 3 haftalığına gidiyorum dedi, içim cız etti. Çok uzun, ben hiç anamdan böyle çok uzun ayrılmadım ki. Tolga ve Zeyno daha kaç gün önceden ağlamalara başladılar, anane çok uzun gitme diye. Dün gece saat 10 gibi gittik annemin evine, saat 3 e kadar orada bekledik, çocuklar dayanamadı biraz uyudular, sonra gitme saati kalktı ikiside, hiç uyumamış gibi ananelerini yolcu etmeye. Sokak kapısında 4 arkadaşı ve 5-6 araba toplaşıp arka arkaya geldik otobüsün kalkış yerine. Annem giyindi bembeyaz, melek gibi oldu. Dönüp dönüp sarıldı bize, birbirinize sahip çıkın dedi hep ağlayarak. Sabah 9 da aradı beni, şimdi havaalanındayız diye. Teyzem de havaalanına gitmiş, saat 11.30 gibi aradım, herşeyimizi hallettik, havaalanında bekliyoruz dedi. Saat 1 de idi uçağı ,ben bu kelimeleri yazarken annem uçuyor o güzel yerlere doğru. Allahım hayırlısı ile gidip gelmelerini nasip etsin hepsinin. Allah hacılığınıda nasip etsin ve tüm gitmek isteyenleri göndersin işallah.

* Gelelim bizim oğluş meselesine, size olayı anlattığım günün gecesi, eve gidip güzelce önce derslerimizi yaptık. Sonra yatırdım onu dizime, saçlarını okşaya okşaya, onu nekadar sevdiğimizi, ne olursa olsun onun bizim bitanemiz olduğundan yola girdim, sonra arkadaşlıktan bahsettim, zaten laf okul arkadaşlarına geldi. İstermisin arkadaşın Y. yi bizim evimize davet edelim evdede oynayın rahat rahat dedim ve Tolga havalara uçtu çağıralım diye. Ablamla konuştuk bol bol telefonla, böyle şeylerin olabileceğini, zamanında kendisinin bile bazen çocukça böyle şeyler söylediğini, aslında olaya bakarsan Tolga nın , safça bir hikaye olmasa , hadi arkadaşını çağıralım dediğimde bana ters tepki vermesi gerektiğinden falan bahsetti.
Fazla üstüne gitmedim, sıkıştırmadım. Hafta sonu babası gelince , gece oğlanı yatırıp olayı anlattım. Acaba bir doktoramı götürsek dediğimdede bana kızdı. Bazı şeyleri önce kendimizin hatta bu işi Tolga nın çözmesi gerektiğinden bahsetti. Babamıza göre artık çoğu şeye aklının erdiğini ve hata yaptığında bu hatayı kendisinin çözmesi için önce ona fırsat vermemizi, yaptığı hatanın gerekirse cezasını görmesini ve buna karşılık bir daha yapmaması gerektiğini kendisinin anlamasından yana olduğunu söyledi.
Ertesi gün biraz yalanın sakıncaları, ortaya çıktığında bir daha kendisine güvenilmesinin zor olduğunu eğer böyle bir şey olursa hemen doğruyu söyleyip yanlışını telafi etmesi gibi konuşmalar yapmış oğlana. Tam olayın üstüne, gazeteden kupon biriktirdiğimiz bir ürünün gazetenin kuponları kesip bu ürünü dağıtmayacakları yazısını okuyunca ben başladım oğlanın yanında söylenmeye. İşte bak insanları nasıl kandırıyorlar, bak görüyomusun o kadar kupon biriktirdik bunlara inanıp şimdi bundan sonra başka hediye versede artık bu gazeteyi almayacağımı falan söyledim. Ama bana kalırsada oğluşun söylediği ona göre o kadar çocukça bir şeyki, benim her nasihat gibi söze başlamamda , evet anne, almayalım anne, doğrular her zaman kazanır, yalanlar kaybeder dimi anne diye beni tasdikledi.
Bu arada bu kekeleme olayı tamamen panikleme ile ilgili. Bey efendi her muhabbetinde bülbül gibi şakımaya, ama iş okumaya gelince hafif ilk kelimede tutuluyordu. Ama artık okuması ve konuşmasıda bayağı bir ilerleme var, her gece bir kitap okutuyorum, üstelik taaa ilk okumayı söktüklerindeki o basit kelimeli kitapları okutmaya çalışıyorumki , daha rahat okuyunca kendine olan güvenide gelsin diye.
Evde gayet neşeli, arkadaşlarını anlatıyor bize bol bol , okulundan bahsediyor falan. Geçen gün test olmuşlar, öğretmen herkesin kağıdını okumuş ve vermiş bizimkini okumamış. Buda panik olmuş neden benimkini okumadı diye. Sonra öğretmen bunu ayağa kaldırmış ve sınıfta hiç yanlış yapmadan tek yıldızlı 100 alan Tolga arkadaşınızı hepiniz alkışlayın demiş. Aman bir mutlu geldiki eve sormayın, herkesi tek tek arayıp anlattı böyle böyle oldu diye.
Bu arada annemin Umre işi falan çıkıncada bu Y. nin annesini vede öğretmenimizi arayamadım bir daha, acaba Y. ile aralarında hallettilermi diye sorunu. Şimdilik böyle umarım iş çok büyümeden böylece unutulur gider, ama birde şu Y. yi bizim eve davet edip sonrada hala herşeyin yolunda gittiğini görünce tamamen rahatlayacağım...

* Bu arada önemli bir havadis daha var. 8 Haziran da sünnetimiz var arkadaşlar. Salonu tuttuk, iş kesinleşti. Hayırlısı ile bu yaz çok faaliz. Annem gelsin Hacıdan(Allah söyletti heralde, Umre diyecektim) belki 23 nisan tatilinde kestiricez oğlanı. Çünkü 8 haziranda daha okullar kapanmıyor bari o 23 nisan tatilinde iyileşir diyoruz ama bellide olmaz. Yaza düğün arkadanda hayırlısı ile bebişimiz geliyor. E tabi düğün günü belli olunca benimde şu kilolardan atabildiğim kadar atmam lazım diyerek gene bir sıkı rejim içine girdim. Dün gece birde kendime parafinli korse aldım. Annem geçende tvde seyretmiş, 5 çeşit ottan 1 litre kaynamış suda birer tatlı kaşığı karıştırıp demleyip günde 1 litre içiyormuşsun, yağ yakıyormuş. Bakalım otlarımıda edindim, artık 2 ayda ne verebilirsek diyerek başladık rejime :) Hepiniz sağlıcakla kalın...
Yoğun günler bizi bekler....



11 Mart, 2008

S.O.S. İMDAATTTT

Bir ay olmuş hemen hemen yazmayalı, bana göre su gibi geçen, sanki daha 1 saat öncesiymiş buraya yazdığım gibi gelen koskocaaa bir ay. Dediğim gibi zaman çok çabuk geçiyor bana bu aralar. Yok bir sıkıntımız çok şükür, benim için en önemlisi olan sağlığımız yerinde . Nerelerde olduğuma gelince , buralardaydım aslında, hep aynı rutin şeyler vardı hayatımda. Belkide ondan yazmak istemedim, istediğimdede yazamadım. Bir halsizlik bir ruhsuzluk vardı hep içimde.
Geçen bir ay içinde neler olduğuna boşverelim, son 1 hafta içinde olanları anlatmak istiyorum sizlere sıcağı sıcağına. Olay olalı 1 hafta olmuş ne sıcağı demeyin, daha 1 saat bile olmadı ben öğreneli. Şu an tepkisizim, nasıl yapmalıda olayı çözmeli bilmiyorum ama sanki durdukça dahada çok soru oluşuyor kafamda ve karışıyorum. Burası oğlumun yaptıklarını anlatmamdan çok benim paylaşım yerim oldu, heee işin düştüde yazıyorsun demeyin bana. Sizlerden gelen her fikir benim için önemli ve hep öyle oldu. Kanaatimce sorunumuz için bir bilene danışmamız lazım. Bakın sizede anlatayım olayı, dinleyin ...
Sorun , oğlum.
Evvelki Cuma günü okulda veli toplantısı yapıldı. Toplantının amacı sınıfa alınacak bilgisayar ve projeksiyon ile ilgili para toplanması falandı. Toplantı sonunda her anne gibi sinir olduğum halde bende öğretmenin başında oğlumun durumunu sormak için bekledim. Nihayetinde 15 gün ara tatil, ardından gelen 2-3 günlük kar tatili falan derken yeni döneme başlayalı 15 gün kadar olmuştu ve tatil ardından oğluş ne halde , toparlanabildimi diye merak içindeydim. Oğlumla ilgili son zamanlarda yaptığım gözlemde, okuma hızının çok yavaş olması, konuşurken kekelemeye başlaması, lafını çok uzatarak anlatması, konuşurken aralara sürekli , eeeee, şeyyyy, ıııı gibi anlamsız sözcükleri koyması, hadi bir bakalım dakikada ne kadar okuyorsun dediğimde hepten panikleyip hiç okuyamaması ve bunun üzerine sinirlenip ağlaması gibi sorunlarımız vardı. O günde öğretmene , oğlum nasıl derken, öğretmen bana dönüp son zamanlarda Tolga nın konuşması evde nasıl, kendini artık çok zor ifade etmeye başladı, konuşması çok yavaşladı, tenefüste bana bir şey soracaktı inanın 5 dakikada söyleyebildi deyince sorunun büyüdüğünü gördüm. Benzer şeyleri benimde farkettiğimi söyledim. Öğretmende okuma hızının çok yavaş olduğunu, bu yüzden geç okuduğu için geç anladığını ve sınıf seviyesinden düştüğünü anlattı. O gün işe geldikten sonra ilk yaptığım oğlumun doktorunu arayıp, merkezde bulunan pedagogdan nasıl randevu alabileceğim oldu. Akşam olunca babmıza durumu anlattım. Oda öğretmeninin dediği gibi önce problemi 1-2 hafta içinde kendimiz çözmeye çalışalım dedi. Tatilden sonra Tolga evde bilgisayar ve tv seyretme saatlerini düzene sokamamıştık. Zar zor 1 saat içinde dersini yapıp doğru bilgisayar karşısına geçiyordu. Hemen düzeni değiştirip, okuldan geldikten sonra bir müddet dinlenme, arkadan biraz ders, yemek yeme , kalan dersi tamamlama ve her gece en az 10 sayfalık bir kitap okuma klasik sistemimiz haline getirdik. Arta kalan zamanlarda , arkadaşınıda eve çağırıp oynadı,babasıyla veya benimle gezmeyede gitti, saatine uymak üzere bilgisayarda oynadı. Ve sanırım 1 haftalık bir sürede bile gelişme gösterdik. Annemlerle Pazar günü görüştüğümüzde annem, ablam falan bayağı bir gelişme olduğunu gördüler. Zira Tolganın konuşma bozukluğunun , ilk kelimeyi söylerkenki kekelemelerin onlarda fazlasıyla farkındaydılar.
Benim düşünceme göre oğlanı 1 hafta daha kadar gözlemleyip , öğretmeni ile görüşüp , sınıftaki tutumunun değişip değişmediğini sormaktı. Hafta sonu ödevinin arkasında sınıfa alınacak eşyalarla ilgili öğretmeninin notu ve parayı ne şekilde ödeyebileceğimize dair kendisi ile irtibata geçmemiz gerektiği yazıyordu. Bende dün gece öğretmene telefon açıp bu para konusunda konuşmak istedim. Konuşmamızı yapıp telefonu kapatmak üzereyken öğretmenimiz bana ;
- Sizinle bir ara görüşüp Tolga hakkında konuşabilirmiyiz dedi.
Bende hemen müsaitse yarın gelebileceğimi söyledim ve bugün 12de okulda buluştuk. Öğretmeniyle buluşacağımdan oğlanın haberi yok, telefonlaştığımızı bile duymamıştı zaten.
Benim koca gece kafamdaki düşünceler, işte okuma hızının çok yavaş olduğu, sınıf seviyesinden bayağı geri kaldığı gibi şeyler söyleyecek diye düşündüm. Bugün öğlende buluştuk öğretmenle , kantine geçip oturduk. Meraklı gözlerle ona bakınca ilk söylediği;
Tolganın derslerinde hiç bi problem yok. Eee peki sınıftaki uyumundamı sorunlar var dedim. Hayır, arkadaşlarıyla gayet uyumlu, elinden geldiği kadar sınıf kurallarına uyan son derece saygılı bir öğrencim dedi.
Şimdi öncesinde size şunu anlatayım. 1. dönemin ortaları gibi, Tolga Y. isimli bir arkadaşı ile aynı sırada oturdu ve aralarında güzel bir dostluk başladı. Bana evde okulda Y. ile birlikte yaptıklarından, tenefüste oynamalarından, yapıp yanına götürdüğüm beslenmesini onunla paylaştığından falan bahsetti hep. Sonra sonra Y. nin annesinin öğretmen olduğundan, onu okulda herkesin tanıdığından, kantinden hep bedava alışveriş yaptığından bahseder oldu ve bu bende rahatsızlık uyandırmaya başladı. Bir gün , montunda çamur iziyle geldi, noldu dedim. Düştüm , Y. beni itti dedi. Ama şakasına oldu yok bir şey dedi. Ah ah ne yapayım ben o y. yi gibilerinden laf ettim ben, oğlumda , anne bişey yapamazsın onun annesi öğretmen , onu herkes tanıyo diye tepki verdi bana. Bende , bak oğlum annesi öğretmen olabilir ama bu onu sizden farklı kılamaz, sanmıyorumki öğretmeninde ona karşı farklı davransın gibilerinden uzun bir konuşma yaptım. Sınıfta herkesin eşit olduğundan, (benim halamda öğretmen ve oğlu ile Tolga çok güzel bir arkadaşlıkları var. ) halamın oğlu D. ninde annesinin öğretmen olduğuınu ama bunun hiç bir şeyi değiştirmendiğinden falan bahsettim. Bir süre sonra baktım öğretmen Tolga nın yerini değiştirmiş. Neden çokmu konuşuyordunuz dedim, yook falan dedi ama açıkçası evdeki Y. sözleri yavaş yavaş azalınca bende biraz rahatladım. Birde geçende bana Tolga artık sınıfta bir sevgilisinin olduğunda ama aramızda kalmasını istediğinden bahsetti. Bende oturdum güzelce birlikte neler yaptıklarını neler paylaştıklarını anlattım ve sonuç olarak sınıftaki tüm kızların onun arkadaşı olduğundan sadece belki sevgilim dediği Ç. nin onun için biraz daha özel olabilecveğinden ama sevgili olmanın henüz erken olduğundan falan bahsettim. Oda bana yeniden Y. ile birlikte oturmaya başladıklarından hatta dün Y. ile sevgilisi Ç. nin oğlumu paylaşamayıp kollarından çekiştirdiklerinden falan bahsetti ve gülüştük.
Meğerse bizim kanka Y. lerin evindede bir Tolga fırtınası esip duruyormuş sürekli. Artık annesi çok merak edip beni arayacakmış, sonra durumdan öğretmenimize bahsetmiş. Y. ailesine;
Tolga lar çok zenginlermiş, onların havuzlu evleri var, ben gidip onlarda 7 gün kalıcam, Tolgayı okula limuzinle şoförleri bırakıyormuş, şoför başına (filmlerdeki gibi tarif etmiş) kasket takıyormuş, o ne isterse annesi alıyormuş, babası ona hergün spıder men hediye ediyormuş gibi bir sürü şey anlatmış. Öğretmen bana bunları anlatınca ben şok oldum. Dedim, oğlumun hayal gücünün kuvvetli olduğunu biliyordum ama inanın bu kadarını bilmiyordum. Tolga da bana Y. yi şu şu şu şekilde anlatıyor deyince öğretmenimizin ilk fikri, Tolganın , Y. nin annesi öğretmen olduğundan onu gözünde fazla büyüttüğünü, ve kendinide ona karşı bu şekilde tanıttığı oldu.
Y. bu sefer ailesine karşı agresif olmaya başlamış, bir şey isteyip almadıklarında , ama Tolga nın ailesi alabiliyor gibi sert tepkiler vermeye başlamış çocuk.
Öğretmene Tolga nın gözünde Y. yi anlatınca, hafif tebessümle birlikte demekki Y. yi gözünde büyüttü , aslında sınıfta 1 değil 3 öğretmen çocuğu var ve emin olun o çocukların avantajlarını sınıftaki hiç bir çocuğuma yansıtacak şekilde asla davranmıyorum. Mesela sınıfta şeker hastası bir öğrencim var ve hastalığı ortaya çıktığından beri bir naz bir kapis gidiyor ama asla onuda ayrıcalıklıymış gibi davranmıyorum. Bu konuyla ilgilide ben Y. nin annesiyle görüşürüm, ama lütfen siz Tolga ya benimle görüştüğünüzü söylemeyin. Ben dün Tolga ile bir görüşme yaptım, acaba Tolga mı bu şekilde anlatıyor yoksa Y. mi bu şekilde hayal kuruyor diye. Ona nerede oturduğunuzu, okula nasıl gidip geldiğini falan sormuş. Tolga da hep doğru cevaplamış hatta öğretmeni adresi sorduğunda , ben size daha önceden vermiştim ya demiş. Öğretmen biraz daha birşeyler sorunca; Yoksa siz Y. ilemi konuştunuz ama bu bizim aramızda bir sırdı demiş.

Offf Allahım o küçücük kafalarında neler neler üretip , neler neler kafalarına takıyorlar. Öğretmenle konuştukça evde oğlumun davranışları gözümün önünden geçti tek tek. Mesela biz doğumgünü yaza denk geldiğinden geçen yıl anaokulunda ona içinde kalmasın diye arkadaşları ile parti yaptık. Tabi bu senede lafını etti. Bende artık büyüdüğünü bu okulda böyle bir şey yapamayacağımızı , ama yaza arkadaşlarını evimize davet edip burada kutlayabiliceğimizi söyleyince havalara uçtu ve her seferinde bana , ne zaman davet edicez demelere başladı.
Yani diyeceğim bu eğer safça söylenen bir yalan olmasaydı, Tolga arkadaşlarını özellikle Y. yi evimize davet etmek istemezdi.
Öğretmenine evde Y. konusu açıldığında , hadi arkadaşını ve annesini evimize davet edelim bende tanışayım falan diyeyim bakalım ne tepki verecek dedim, ama hemen sonra bunun yanlış bir fikir olduğu aklıma geldi. Bana göre Tolganın anlamsızca ve bilmeden, kasti olmadan söylediği yalan Y. tarafından öğrenilince bu seferde oğlumun rencide olabileceği aklıma geliyor.
Yukarı tükürsen sakal , aşağı tükürsen bıyık gibi oldum. Bizim zamanımız olsa , ben böyle bir şey yapsam annem eminim gelip bana niçin böyle bir yola başvurduğumu şak diye sorar bide kızardı. Ben ise şimdi oğlumun duygularını incitmeden nasıl çözebilirz diye kafa patlatıyorum. Malesef babamızda bu hafta turda. Akşama ona tel. açıp durumu anlatıp sanırımda en kısa zamanda bir danışmandan yardım alıcam. Öğretmenin dediği gözlemleyelim, tamam olur , belki oğlum bir daha böyle bir şey yapmayacak, Y. zamanla bizim bizim hayalimizde bile göremeyeceğimiz şekilde yaşadığımızı içine sindirecek, ama ya sonra , bu işin hayal olduğu ortaya çıktığında Y. Tolga ya nasıl tepki verecek vs. vs. vs.
Kafam allak bullak arkadaşlar, belki yine içinizi kararttım, ama olayları sizlerle paylaşmak istiyorum ki , çocuklarımızın kafalarında her an her şeyi üretebildiklerini görelim diye. Gelişmeleri mutlaka paylaşacağım sizinle. Uzun bir yazı oldu yine ama kısacıkta anlatılamazdı bu. Görüşürüz tekrar....