böğürtlengözlü oğlum benim

24 Kasım, 2006

.......


Bir yandan öğretmenliğe gönül vermiş, tüm öğretmenlerin , öğretmenler gününü kutluyorum ,
Bir yandan acımı yaşıyorum...


BABAM

Tarih 24.11.2001 , bundan tam 5 yıl önce, saat sabah 5 - 5:30 , Tolga daha 3,5 aylık, küçük odada yatağında yatıyor, bende onun yatağının yanındaki çekyatta , babamızda yatak odasında. Tolganın acı feryadıyla fırlıyorum yataktan, şimdiye kadar hiç öyle acı acı bağırarak uyanmamıştı uykusundan, Memoli Besmeleler çekerek geliyor odasından yanımıza. Tolgayı kaldırıyorum yatağından, kucağıma alıyorum, biraz gezdiriyorum,bakıyoruz ateşi falan yok, oda biraz sakinleşiyor. Hemen meme emzirmeye başlıyorum, bilemiyorum ki Tolgamı emzirmek için son kez kucağıma aldığımı, bilemiyoruz yavrumun son kez anasının sütünü emdiğini.. Memoli odasına dönüyor , Tolga uyur uyanık emmeye devam ederken sabah ezanları okunuyor. Öyle bir okunuyorki ezan, sanki tüm tüylerim diken diken oluyor, içim yanıyor, ağlamaya başlıyorum. Tüm kalbimle, 17 gündür kalp ameliyatı sonrası yoğun bakımda , makinalardan destek alarak yaşamaya çalışan babam için ve onu 1 ay boyunca bir dakika kapısından ayrılmayarak , geceleri yerlere kartonlar sererek üzerinde uyumaya çalışan annem için dua ediyorum.
- Allahım ne olur şu okunan ezan seslerini babamla annemede duyur hayırlısıyla diyerek ağlıyorum.
Ezan bitiyor, Tolga artık uyuyup memeyide ağzından bırakınca , usulca yerine yatırıyorum onu, kendimde yine karşısındaki yatağa yatıyorum. Tam dalıyorum uykuya , telefon çalıyor acı acı. Rüya sanıyorum, rüyamda çalsın diye dua ediyorum, rüya değil ama uyandığım halde telefonu duyuyorum. Telefonun olduğu odanın kapısında dikiliyorum ama telefonu açamıyorum. Memoli yine Besmelelerle geliyor, telefonu açıyor , bir kaç kere tamam deyip kapatıyor telefonu. Odanın kapısında, boş boş bakan bana gelip sıkıca sarılılıp " Başımız sağolsun " diyor. Kendimi yere bırakmak istiyorum bırakamıyorum , ağlamak istiyorum ağlayamıyorum , sadece sarılıp bağrıyorum " Babam " diye.

İşte Babam , böyle aldım ben senin bizi bırakıp gittiğinin haberini. Tam beş senedir her 24.Kasım da bunları yaşıyorum ben, bu akşamda yaşadıklarımı yazmak istedim. Acın öyle bir işlemişki beynimize , kalbimize.. Bugün kardeşim geldi yanıma işyerimde , andık yine beş sene önceki bu günü gözlerimiz dolarak.Birazdan torununu uyutup senin için dua edicem babacım. Lütfen sende bu akşam benim rüyama gel olurmu..

TOLGA TELEFONDA

Saat gecenin 2:30 u ve ben hala ayaktayım. Yarın işyerindede uykuda olurum :) Dayım,annem,Dudu geldi gece bana.Oturduk,yemek yedik,çay içtik, gece 12 gibi gittiler. Tolga da 11:45 de yattı,bakalım nasıl kalkacak sabaha.
Yazın Tolga ile yaptığımız telefon görüşmelerini yazmak istedim bende. İleride okuyunca güler haline..

Konuşma aynen şöyle
-- Annneeeee
-- Oğlum neyapıyorsun
-- İyiyim
-- Ne yaptın bugün.
-- Hiççç kaka yaptım.
-- Hheheheheh
Bu arada fondan annemin sesi gelmeye ve Tolga da aynen tekrarlamaya başladı..
ANNEM :
-- Aşağı A.. Amcam geldi.
TOLGA :
-- Nineme A... Amcam geldi
ANNEM :
-- Biz ninemde oturduk
TOLGA :
-- Biz ninemde oturduk
ANNEM :
-- Ama ben amcamın elini öpmedim
TOLGA :
-- Ayy yok bişey , du ananeme veriyom
BEN :
-- Nhahahahahah

İşine gelmedi dimi Tolga....

-------------------------------------------------------------------------------------------

Bunlarda geçmişten oraya buraya yazdığımyerlerden bulduğum, Tolganın söyleyemedikleri :

* Baba -- Ba
* Anne -- Anni* DEDE -- DEEE
* Nine -- Ni
* Babanne -- Manne

* Çamaşır -- Çamşır
* Duygu -- Dodom
* Stadyum -- Staydum
* Keloğlan -- Kelenoğlan
* Dayı -- Dayii
* Domates -- Donatmes

Halen R harfini söyleyemediği için süper şeyler çıkıyor ortaya...
Kerem -- Kelem
Var -- Val

Gibi gibi....

21 Kasım, 2006

BUDA BENİM MARİFETİM :)


Yaz aylarıydı blog dünyasını keşfettiğim zaman. Sessiz okuyucu olarak bayağı bir dolaştım sayfalarda.Sonra,eskiden beri gelen pasta merakım yine blogları gezerken kabardı.Şeker hamuru ile yapılan pastaların görüntüsüne bayıldım.Yine bloglardaki tavsiyeler üzerine bide kendime Emel Başdoğan ın Pasta Yapımı kitabını aldım.İlk önce Zeyno mun doğum günü için Barbi Pasta yapımına soyundum.Pastalarına bayıldığım sevgili Burcu nun http://gelincikler.blogspot.com/ sayfasından pek çok bilgi alarak, zar zor temin ettiğim şeker hamuru malzemeleri ile iyi kötü bişeyler yaptım. ( O pastanın resminide koyacaktım ama, resim üzerinden sadece pastanın görüntüsünü çıkarıp , bloğa koyamadım. Bu arada bu konuda bana yardımcı olursanız çoook sevinirim :) Bana göre yaptığım pasta gördüklerimin yanında sıfırdı.Ama herkese o kadar değişik geldiki, çocukların yüzündeki gülümseme,Zeyno mun ettiği teşekkür hala gözlerimde. Tabi Barbi pastayı gören oğlum ;
- Anne benim doğum günüm ne zaman demeye başladı.
Onun doğum günü 1 ay önce olduğundan ve oğlumu 1 sene bekletmeye niyetim olmadığından, bir akşam oturup onada böyle bir pasta yaptım. Bu pastayıda http://tuzvebiber.blogspot.com/ sayfasından fikir alarak yaptım. Sağolsun öyle güzel anlatmış ki. Benim kafamda planladığım şekilde yapsaydım çook uğraşıcaktım. Dediğim gibi yaptıklarım gördüklerim yanında gerçekten kötü ama Titto da bu pastayı görünce ne yapacağını şaşırdı. Öyle güzel pozlar vermiş ki pastanın yanında :) Araba biraz önden çarpılmış gibi duruyor , bide arkasını görseniz , bayağı bir hasar görmüş :) Titto ya ufak bir kağıda adını yaz dedim,onuda plaka olarak taktım. Gördüğünüz üzere G yi ters yazmış , 6 sayısınıda hep ters yazıyor :)
Tabi bu arada oğluşumun adıda çıktı ortaya :) Madem bu kadar çıkarttık , yazalım o zaman :

1- Neden Böğürtlengöz :
Titto daha bir aylık falandı sanırım. Annem onu yıkamış,giydirmiş, temiz temiz hazırlayıp bana teslim etmişti. Oğlumu emzirirken onu seyrediyordum. Gözleri kapalı emiyordu. O arada sokaktan böğürtlenci geçti bağıra bağıra.Titto gözlerini açtı , memeyi bıraktı o koca gözleriyle bana baktı. Bende ;
- Korktunmu benim oğlum,güzel gözlüm,böğürtlengözlüm diyerek sevmeye başladım onu.Bizi duyan annem gülerek geldi yanımıza.
- Ay yerim senin böğürtlengözlünü dedi ve sonra herkese, annesi onu böğürtlengözlüm diye seviyor demeye başladı. Hala da der " Anasının böğürtlengözlüsü" diye.

2- Neden Titto :
Oğlum konuşmaya başladığı ilk zamanlar , adın ne dediğimizde ;
- Titto derdi.
Bizde hala bazen Titto diye çağırırız onu.Gerçek adımız plakada yazdığı üzere " Tolga ".

Bunuda söylemiş olduk. Aslında yazarkende ve sanırım okurkende Titto demek zor oluyordu. Bundan sonra Tolga da derim Titto da.

İşte böyle. Aslında bu aralar evimle ilgili konuda sinirlerim bozuk. Hani diyorum ya miskinim diye,nedenini buldum galiba. Ben evimden soğudum malesef. Uzun konu hadi şimdi yazmayayım.Daldan dala olacak yoksa. Onuda yarın akşam yazarım.

Binbir geceyi seyrettim az önce , içim daraldı. Hani derlerya " bir iki tek attım rahatladım " diye, öylemiydi o söz emin değilim ama bende dedim " bir iki yazı atayım rahatlayayım". Rahatladımmı peki. Evvet , ama uykum açıldı şimdi :) Neyse birazda blogları gezeyim ben...

Son Söz : Resimlerde istemediğimiz yerleri kırparak sayfaya yerleştirme konusunda ciddi şekilde yardıma ihtiyacım var. Bilgilerinize sayın arkadaşlar ...




14 Kasım, 2006

HASTAYIZ...

Grip aşısıda sökmedi bize. Hastayız Titto ile , evde idik bugün. Pazar sabahı boğazlarım yanarak uyandım. Anladım kendimi, kayıyorum ben dedim ama, grip aşısı olduk ya geçer dedim. Anneme gittik yemeğe o gece fena değildim. Pazartesi gecesi dişçide randevum vardı,öğle saatleri dişçim aradı, çarşamba veya perşembeye erteleyelim dedi. Olur dedim. Zaten boğazlarım yanmaya devam ediyor , bu arada bide çekilen dişimin orada sanırım aft yarası oldu , ağzımı açamıyorum. Banka işim vardı o gün, öğleden sonraya programladım, tekrarda işe gelmem diye düşündüm. Öğlen civarı Titto nun öğretmeni aradı. Zaten ne zaman .... okulundan arıyorum deseler yüreğim ağzıma geliyor. Titto öğle yemeğinden sonra , öğretmenim başım dönüyor benim demiş. Ateşini ölçmüşler 37.8 çıkmış. Ateş düşürücü veriyorum, ne yapalım diye sordu. Babasını aradım gidip okuldan aldı,babannesinde dinlensin dedik. Bende saat 3 gibi bürodan banka işleri için ayrıldım. Yolda bir yağmura tutuldum ki hayatım boyunca hiç bu kadar ıslanmamıştım. Şemsiyem yoktu yanımda,her zaman taşırım bu sefer yoktu işte. Gerçi şemsiyeler bile dayanamıyordu yolda gördümde , şemsiyesi olanlar bile ıslaktı her yeri. Caddeler sanki sel götürüyor gibiydi. Neyse sıçana dönmüş şekilde hallettim işlerimi evime gidip üzerimi değiştirip , Tittoyu öyle alayım dedimki , babannesine tam gittiğimde uyumuş oğlan. Baktım ateşi fazla yoktu. Daha sonra uyandırdık eve geldik, şurup saati yaklaştığında hafif ateşlendi , ölçtüm 37.1 di. Şurubunu verdim yaklaşık yarım saat sonra iyice açıldı çocuk. Oyunlara başladı. Gecede saat başı kontrol ettim , hiç ateşlenmedi. Ama sabah ben bir kalktım.daha doğrusu kalkamadım. Boğazım ağrıyor,halim yok. Titto yuda zaten hiç gönderesim yoktu okula , aradım şirketi durumu anlattım. Yattık dinlendik bugün. Titto nun doktorunu aradım. Çok salgın viral enfeksiyon olduğunu söyledi. Titto nunda ateşinin çıkacak olsa ilaç saati gelmeden yükseleceğini, bugün gözlemleyin ateşi çıkarsa ateş düşürücü verin ve getirin bakalım dedi , çok şükürde ateş falan olmadı. O şimdi iyi , hatta evde canı bile sıkıldı. Ama ben kötüyüm , pek düzelemedim.

Rejime başladım. Pazar günü tartıda 78 i görünce yuh dedim kendi kendime. 60 kilo ile başlayan hamileliğim 85 kiloda son bulmuştu. Doğumdan hemen sonra 80 e indim. Daha sonra hiç bir uğraş vermeden 76 ya düştüm ve bir kaç sene o kiloda kaldım. Bundan 2 yaz öncesi 76 dan 4-5 ay gibi bir sürede 64 e düştüm. Öyle çok büyük rejimde yapmadım,ama çok yürüyüş yapmıştım. Şimdi yeniden 64 den 78 e çıkmak çok büyük başarı yani. Ve bundan 1-2 ay önce bir kaç kez denedim yok yapamıycam gibi rejim. Yürüyüşde yok. Sabah 8:30 da bir giriyorum büroya, akşam 6:30-7 civarı çıkıyorum. 5 dk.lık mesafeden dolmuşa binip, yine inince 5 dk.lık gibi bir mesafeden eve giriyorum. Bakalım bu sefer kararlıyım , umarım başarırım. Hedefim en az 65 :)

Dün yağmurda ıslanırken aklıma kardeşim Dudu geldi. Şimdi bu ilkokul 1 veya 2 ye giderken annem yağmurluk aldı ona. Okula giderken güzelce önlüğünün üzerine hırka,onunda üzerine yağmurluk giydirdi,yolladı okula. O günde acayip yine yağmurlu hava. Akşamüstü Dudu eve bir geldi, önlüğün üzerinde yağmurluk,onun üzerinde hırka :) kendiside bir ıslanmışki anlatamam,her yerinden su akıyor. Annem hemen kızım bu yağmurluğu niye alta giydin,niye aldım ben bunu sana diye sordu. Yavrum kıyamamış yağmurluğuna,yeniya daha ıslanmasın diye giymiş o şekilde :)
Aslında sayfamın adresini vermek istiyorum Dudu ve Oziye, hatta onlarıda açmaları için teşfik etmek istiyorum :) Onun için fazla dedikodularını yapmayayım.

Şimdi oğluşumla ilgileneyim biraz. Can sıkıntısından başladı yine kendimi iyi hissetmiyorum demeye :)

11 Kasım, 2006

BUDA BÖYLE YAZI OLSUN

* Cuma gecesi sonunda dişim çekildi. Eli ağır dişçim G.. abla biraz nazlandı çekmek isterken :) Bana soruyor çekeyimmi diye. Bende tam yiğitlik yaparak çekelim çekelim de bitsin bu stres dedim. Oda sen kaşındın dermişçesine çekti.Ama hala acıyor yeri. Koca köklü bir diş çekildi kolay değil.Dilim oraya doğru kaydıkça içim kalkıyor,yokluğuna da alışamadım daha...

* Titto şu an sabrımın sınırını zorluyor. Bulaşık deterjanını almış,banyodaki lavaboda tasolarını yıkıyor. Her yer köpük içinde. Elleride köpük olduğu için zırt pırt beni çağırıyor. Anne çeşmeyi aç,anne çeşmeyi kapa. Yanına her gidişimde derin nefes alarak gidiyorum. İşe yarıyormuş.

* Evim derinlemesine temizlik istiyor. Ama günlerdir,hatta haftalardır öyle bir miskinlik içindeyim ki sadece gerekli ihtiyaçlarımızı karşılıyorum, derinlemesine giremiyorum.

* Yine ütüm birikti. Durmadan da birikiyor. İhtiyaç olanları hemen o anda ütülüyorum. Ama hepsine girişmem lazım biliyorum.

* Annem geldi dün gece,Tittoyu özledim ,hemde C.tesi sen işdeyken ben bakarım dedi. İyi etti, değişiklik oldu. Ama az önce gitti :(

* Zeyno yu özledim. Yarın orayamı gitsem. Hemde evdeki işten kaçmış olurum :)

* Bu yazıyı burda kesiyorum. Çünkü sanırım yemeğimi yakıyorum...

10 Kasım, 2006

10 KASIM..

08 Kasım, 2006

TIRSAK BEN...

Bir kaç zamandır yazamadım bir şeyler sayfama.Gündüzleri şirkette iş yoğunluğundan,akşamlarıda Memoli'nin evde olup Titto ile spıder men oyunundan fırsat bulupta yazamadım işte. Fırsat bulduğumdada blogları okudum,yorumlar yazdım.
İş hayatımızı düzene sokmaya çalışıyoruz. Ortaklık bitti. Mallar ve borçlar paylaşıldı. Allah büyük bundan sonrada gerisi gelicek inşallah,en azından elimizde ne var,nereye ne kadar ödemeler var bunlar belli oldu,kafalardan bu soru işaretleri kalktı. Fazlada takmıyorum kafaya zaten. Bu aralar okuduğum yazılardan,seyrettiğim haberlerden öyle çok içim daraldı ki. Sadece düşündüğüm sağlığımız. Allah hastahane kapılarında,dermansız hastalıklarda harcatmasın para. Sağlığımız, huzurumuz yerinde olsun,geri kalan herşey düzelir.

Dişlerimi tadilata başladım bende. Taa yaz başında dişimin ağrıması ile soluğu sevgili dişçim G.. ablanın dişçi koltuğunda almıştım. Şimdi bu G.. abla ve eşi benim annemin ve babamın aile dostu. Yani küçüklüğümden beri sülalece hep ona gideriz diş hastalıklarında. Sağolsun çok iyidir,üstelik yaptığı dolgular,dişler çok sağlam olur. Şöyle ki ,benim 10-15 yaşlarında ağzıma yaptığı dolgular hala sapasağlam durur yerinde.Öylede bir alışmışımki kendisine zaten istesemde başka bir dişçiye güvenip gidemiyorum. Bu G.. ablanın tek kusuru acayip eli ağır. Yani bir dolgu için en az 3-4 kere çağırır.İşte bende yazın başında kendisine gittiğimde bana hem kızdı çok ihmal ettiğim için,hemde ağzımda 4 dolguluk dişin ve 1 de çekilmesi gereken dişin olduğunu söyledi. Zaten ağrıyı yapan, ne zaman çıkıp,ne zaman çürüdüğünü anlayamadığım 20 lik dişim imiş ve o zaten gereksiz gel onu çekelim çürümüşte hem deyince bende ok. dedim.
O gün 4 dişimi temizledi,çekilecek olanda iltihap olduğu içinde onu sadece temizleyip hepsine geçici dolgu koydu ve bana 1 kutu antibiyotik ilaç verdi,ilacın bitincede gel çekelim dedi.Ben ilacı içtim,ağrım bitincede ve yazın hafta sonları ve geceleri yazlığa gittiğimiz için uzun süre gitmedim. Bir ara gittim bişeyler oldu yine çekemedi. Bir ara kendisi işyerini tadilata soktu. Yazdı,tadilattı,bayramdı seyrandı derken taaa ki 4-5 gece öncesi uykumdan dişim zonklayarak uyanınca soluğu yine G.. ablada aldım. Bana en son gidişimde bir daha gelmeden önce X yerde dişinin filmini çektir ona göre bakalım demişti. Bende Cuma günü iş çıkışı önce X yere gittim. Öğlen civarı X yeri arayıp kaça kadar açıksınız diye sordum. 18:45 deyince bende 17:45 gibi işten çıktım. Ama öyle bir trafik vardıki taa 18:30 da otobüsten indim ve koştura koştura gittim. Bu X yer kocaa bir handa bir büro idi. Tabi o saatte han bomboş. Ben daha hana girerken tırstım. Neyse zile bastım,mavi önlüklü sevimli tipli orta yaşlı bir adam açtı kapıyı. Gel bakalım koşturuyordun dedi. Kapanmadan yetişmek için koştum dedim. İçeri bir girdim,adam ve benden başka kimse yok. Zaten adamda bekleme odasındaki lambaları falan söndürmüş,beni direkt film odasına aldı. Ben zaten bu aralar,ödlek ve paranoyak tip olduğumdan kafamda senaryolarla ve dualarla girdim odaya. Öyle şeyler duyuyoruz,yaşanıyorki insanın sokakta yürümeye garantisi yokken , ulen diyorum bu adam bana bi halt etse koca han kimse duyamaz beni. Neyse adam beni odanın içinde ayrı bölümlü bir oda daha var,oraya aldı,makinaya yerleştirdi kapıyıda kapadı kıpırdama dedi çıktı. Buraya gelmeden önce aklımdan Tittoyu da alayım benimle hem gezer diye düşünüyordum. Film çekilirken o geldi aklıma. Dedim iyiki getirmemişim oğlanı,ben bu odada iken o dışarıda adamla yalnız kalacaktı. Neyse yapılan iş 1 dk.bile sürmüyor ama adam benim filmi beğenmeyince bir kez daha tekrarladık. Sonunda beğendide zor attım kendimi dışarı. Çıkıncada utandım kendimden. Yahu adam işini yapıyor , para kazanıyor sen neler düşünüyorsun dedim kendi kendime ama öyle olaylar duyuyoruzki gelde düşünme böyle.
Adetimdir benim,çokda anlarımya illaki çekilen röntgenleri bende inceler kendi kendime teşhis koyarım. Dedimya bu aralar sağlık konusundada çok hassasım diye. Diş röntgenimide inceledim. Dilimi sağ alt tarafa en sona doğru gezdirdiğimde minicik , toplu iğne başı kadar bişey geliyor ağzıma. Hatta G.. ablayada demiştim. Acaba diş mi çıkıyor burdan diye. Şimdi filme bakınca orada bir kabartı gördüm ve hemen gene kafamda senaryoya başladım. Ertesi gün G.. ablaya gittim,filmimi verdim ve çenemi tutamayıp oradaki kabartıyı sordum. Oda aldı eline inceledi,başka filmlerle karşılaştırdı ve hep Allah Allah çok ilginç niye öyle orası dedi. O dedikçe ben koltukta eridim.Ağzımı tuttu oraya buraya bastırdı acı varmı diye. Yook dedikçe o Allah Allah dedi hep. Hatta bir ara ne bu kiste de benziyo dedi.Ben bayılacaktım.Sonra bana senin dişin çekildimi,ben çektiğimi hatırlamıyorum dedi ve benim jeton düştü. Bir kaç sene önce yine bu 20 lik dişlerimden birisi çıkmaya çalışırken kendine yer bulamayınca feci ağrı yapmıştı. Bende hangi akla uyduysam SSK diş hastanesine gitmiştim.Gerçi ordada tanıdık vardı ilgilenmişti. O zaman 20 liğin çıkması için yanında çürümeye yüz tutmuş dişi çekip ona yer açmışlardı. Onu anlattım. Zorlandımı çekilirken dedi. Dedim oradakiler kolay dişide zor çekiyorlar zaten. 2 kadın abanmıştı üstüme , biri kafamı tutmuş,öbürü çekmişti. Adam gibi uyuşmasınıda beklemeden. O arada olmuştur o ama yinede filmin bende kalsın inceliycem onu dedi. Ve benim kafamda yine senaryoluk iz bıraktı. Salı günü işten çıkınca gel dedi. O gün yine geçici dolgularımı yeniledi.
Salı gecesi gittim. Muhabbet ettik biraz. Bu arada laf açıldı ve bu günün doğum günüm olduğunu söyledim. Aaaa canım benim d. gününde üzmeyeyim seni,çekmeyelim dişini,sen ilacına devam et,2 dolgunu yapayım şimdi,Perşembe gecesi gel yine dedi.Dedim ya, eli ağır abla diye. Şimdide d. günümü bahane etti. Hayır zaten korkuyorum,o öyle dediğinde baştan ohh be yırttık yine diyorum ama sonra pişman oluyorum Çekseydi bitecekti işte. Tabi ben hemen röntgeni sordum heyecanla. Aa baktımda nereye koydum ki ben onu, ama o dursun dişinide çekince veririm sana deyince rahatladım. Demekki bi şey yok. Bakalım Perşembe gecesi ne olacak,bu sefer çektiricem ama,hatta çekmezse ben çekicem dermişim ..
Bu arada her ne kadar nüfusumda 06.01.1978 yazsada ben 07.11.1977 doğumluyum ve Salı günü d. günümdü. Oziyi ananemler büyüttüğünden onun d.gününü hiç unutmazlar. Benimkini genelde unuturlar. Bende onlara kapris yaparım şakacıktan. Heralde içlerine oturmuş canlarım benim sabah erkenden aradı ananem ve dedem. Hatta annem anlattı. Benim iş yeri numaram yazmıyormuş ananemlerde. Önce dedem annemi aramış numaramı almak için,ama o arada kağıt kalem bulamayınca anneme 10 sefer tekrar ettirmişler kafada tutmak için. Dedem annemden numarayı alırken ananem:
- Be adam kız söylerken sende çevirsene numarayı demiş:)
Dedemde:
- Yav nerden çevircem , konuşurken nasıl çevircem demiş:)
Neyse sonra tutmuşlar akıllarında kutladılar d. günümü. Çok sevindim.

Memolinin ise hiç bir tarihi aklında tutamama gibi huyu vardır. Kendi d. günü Bursa nın kurtuluş gününe denk geldiğinden sabah top atışı yapılınca aklına gelir.
Geçen sene benim d.günüm Pazartesi gününe denk gelmişti. Bir gün önce Pazar sabahı kahvaltı için ekmek almaya çıktı bu. Fırın 2 dk.lık uzaklıkta olmasına rağmen hemen hemen 1 saat sonra Memoli elinde ekmek ve bir buket çiçekle geldi:) Bide diyorki :
- Bak kıymetimi bil. Pazar pazar üstelik sabah sabah taaa nerelerde buldum açık çiçekçi , sana çiçek aldım. Bide d.gününü hatırlamıyorum diye kızıyorsun :)
Daha nişanlılık döneminde ise 2 ay önce hediyesini vermişti d.günüm diye. Şimdi o günkü duruma bakarken 1 gün önce hatırlaması büyük bir gelişme.. Ama bu sene nasıl oldu bilmiyorum (gerçi bir gece öncesi bugün benim doğumgünüm şarkısını söyledim bol bol) daha sabah kalktığımda kutladı doğumgünümü.Gecede pasta ve gül almış geldi eve. Çok ilerleme var çookk..
Bu doğumgünümde farklı hissettim kendimi. 29 bitti,30 dan gün aldım. Yani 2... li dönemi kapattım. Çoğu kişi en güzel yaşlarına girdin diyor, bende öyle hissediyorum. Sanki artık hayatımda çoğu şey yerli yerine oturuyor gibi. Gerçi daha başı ama öyle güzel şeyler hissediyorum işte. Tek istediğim başta oğlumla,eşimle ve tüm sevdiklerimle, sağlıklı , huzurlu bir yaşam.
İşte böyle,,, Bende yazmıyorum,yazmıyorum ama yazıncada abartıyorum herhalde. Şimdi mışıl mışıl uyuyan Titto mun yanına girip sıcacık , yumuşacık yanağından öpüp koklayıp bende uyuyacağım. Yarın banka işlerim falan var enerji toplamam gerek....