KISA KISA...
* Geçen hafta babalarına balığa çıkmak için salça olan Zeynep ve Tolga amaçlarına ulaşıp babalarıyla balığa çıktılar. Bir saat sonra çocukları getiririz diyen 2 koca baba (eniştem ve kocam) balığın bol olması nedeniyle balık tutma sevdasına kapılıp çocukları unutunca,(üzerlerindeki incecik tişörtleri çıkarıp çocuklara giydirmişler üşümesinler diye ) zavallı ama bundanda kendileine ders çıkarıp bir daha kesinlikle balığa çıkan şahıslara salça olmayan yavrular, o gece babalarına sıkıldık biz bizi kıyıya götürün demekten korkup, havanın saat 9 da kararmasıyla kendilerine gelen şaşkın babaları tarafından kıyıya gelmişlerdir.
Sonuç : Tolga gelince acayip üşümüş, ve 2 gündür ateşli yatmaktadır. Dün ananesi tarafından doktora götürülen Tolgaya , boğaz enfeksiyonu teşhisi konmuş, yine antibiyoik dayatılmıştır.
Yapılacak iş : En kısa zamanda Tolga kendi doktoruna götürülecek,boğazlarının sık şiştiği söylenecektir. Akşam ananesiyle yaptığım bu muhabbeti duyan Tolga yaygarayı basıp banane ben bademciklerimi vermem diye ağlamıştır.
* Az önce telefonla nasılsın,iyimisin demek için aradığım kaynana kişisi yine sinirlerimi bozmuştur. Dün sevgili koca tarafından Tolganın hasta olduğunu öğrenen kişi bana şimdi telefonda ;
- Aman ha ilaçları aksatılmasın, sakın bu sıcakta sokağa çıkarılmasın deyip benim şalterleri attırmış bulunmaktatdır. Ben yine aman saygısızlık etmiyeyim şimdi diyerek tamam deyip konuyu kapamışımdır. Şimdi bu olayda söyleyeceği lafları içine atan ben, bari blog komşularıma derdimi söyleyeyimde rahatlayayım. Demek isteyipte diyemediklerim şunlardır arkadaşlarım;
1) Ben bu çocuğun annesiyim,ilacının saati aman kaçmasın diyerek sabah kadar uyumadan işe geldiğim günleri biliyorum, ilaç düzenini,saatini senden çok iyi takip edebilirim.
2) Hadi beni anne yerine koymuyosun,hadi diyosunki sen bütün gün iştesin,pekiii benim çocuğuma bakıcımı bakıyor, kaldıki o bile baksa emin ol ,emin olmadığım kimseye bırakamam çocuğumu. 3 çocuk büyütmüş annem, 3 çocuk büyütmüş ananem, 1 çocuk büyütmüş teyzem ve yine bir çocuk büyütmüş ablam bakıyor Tolgaya, tabiki ilaç saatini kaçırmazlar ve tabiki senin kadar onlarında kafası çalışıyor,bu sıcakta ateşli çocuğu sokağa çıkarmazlar.
Off off neyse kapattım bu konuyu.
* Büromuzun 2 yan tarafında bulunan büro (daha önce patronumun yeni kurduğu şirket,kardeşim dudunun bir süre çalıştığı firma buradan taşındı) boşalınca bizdeki proje kısmı oraya taşındı. Şu an her yer her yerde,büroda tek benim masam ve ben varım,bide 2 tane usta, boya badana yapıyorlar. Bir Allahın kuluda bana demiyorki, kızım ne işin var boş büroda , git evine demiyor,üstelik yarında makinalarla yerler temizlenecek ve bu arada badanada devam edecek :( Hayır bırak boyada tuttu, akşama buradan nağralar atarak çıkmazsam iyidir. :)
* Kumlada binamızın bitişiğinde bir pansiyon var, senelerdir işletiliyor,zaten sahibide aynı yerde yaşıyor yaz kış. Bu pansiyonun 3 tanede ördeği var, geçen yaz dan beri kumsalda dolaşıyorlar,hatta denize giriyorlar ve çocukların sevgilisi durumundalar. Geçen lerde bize misafir gelen bir bayan ;
- Aaaa ne güzel kimin ördekleri bu diye sorar ,
benim akıllı Tolgişim hemen soruya atlayarak cevabı yapıştırır
- Eee pansumanın ördekleri.... :)
Pansiyon diyecek aklı sıra :)
* Akşamları kurulan pazara çıkıyoruz arada. Güzel şeyler satılıyor, annem çocuklara size Çığlık maskesi (Çığlık filmindeki gibi) alıcam diye söz vermiş. (Ne anane ama) Yine pazara gittiğimiz bir gece çocuklar maskeyi görünce aldırdılar hemen, tabi kalan son maskeyi, beraber kavga etmeden takacaksınız diye anlaşarak aldık. Takma sırası Tolgaya geldiğinde , maskeyi takınca karşısına ufak bir oğlan çocuğu geçip buna bakıp bakıp gülüyodu, o sırada tezgahtaki giysilere takılan ben en son çocuğun çığlık atarak annesinin eteğine yapıştığını gördüm. Meğer bizim maskeli Tolga çocuğu kovalamış; ee napayım gülüyodu, gülünç bir maske değilki bu korkulması gerekiyor diyede cevap verdi.
* Aynı maskeyi Kandil gecesi takıp, sahilde oturan apartman komşularının önündeki çiçekliklerin arkasına saklanıp arada bunlara gözüküp, hatta işaret parmağımla gören kişiye geell işareti yapıp yeniden çiçekliklerin arkasına saklarak korkutma planı yapan ben, aman mazallah yaşlı başlı insanlar bide korkutup başıma iş almayayım diyerek bu haince plandan vazgeçtim. Şimdi onlara , size böyle böyle yapacaktım dediğimde , iyiki yapmamışsın diyorlar.
Ama dün gece İstanbuldan gelen teyzem WC ye girdiği sırada kapının arkasına maskeyi takıp saklanan ablam Ozi , teyzem Wc den çıktığı anda önüne atlayınca , teyzem aynen korkudan zıplayıp Wc ye geri girmiş bulunmaktadır.
* Az önce Sevgili renkler in bloğunu okurken benimde aklıma eskilerde kalmış bir olay geldi.
Şimdi ben evimize yakın olan U.Ü. Meslek Yüksek okulunda okurkenki zamanlardı. Benim 2. öğretim olduğu için okula akşamları gidiyordum, okuldan çıkıncada eve yürüyerek geliyordum.10 dk bile sürmüyordu. Rahmetli babacım akşamları eve gelir yemeğini yer,sonra ananemlerin ordaki kahveye giderdi, bazen annemde babamla birlikte köye gider oda ananemlerde otururdu. Tabi böyle gecelerde bize bayram gibi gelirdi. Ohh evde 3 kız kardeş kalmışız, balkona çıkar sevgili Ozimle yakardık sigaraları muhabbet ederdik. Bir gece ben okuldan çıkınca arkadaşlarla muhabbete dalıp eve geç kaldım, tabi 3,5 ata ata evin yolunu tuttum. (Annem azıcık geç kalalım meraktan cam kapı köşelerinde kaldığı için o sinirini eve gelince bizden çıkarırdı. O zamanlar cep telefonlarıda yok arayamıyorlar)
Neyse ben tam evin köşesine yaklaşmışken, köşeden bir araba döndü , aynı babamın arabasından. Şoförün yanındada bir karartı daha var. Allah ben bir sevindirik oldum, ohh annem babamla köye gidiyor, şimdi yolda bana hesap soramaz, evede gidince ohh 3 kızkardeş muhabbet yapıcaz diye, araba bana yaklaştıkça ben son derece sevimli sırıtık halimle arabaya el sallıyorum, kenarada geçtim bekliyorum. Arabadanda bana el sallıyan karartılar görüyorum yalnız,onlar salladıkça ben dahada coşup sırıtıyorum. Araba bana bayağı bir yaklaşıp , içindeki lambasını yakınca ben bir dumur oluyorumki sormayın. Arabanın içi adam dolu ve hepsi bana sırıtarak el sallıyorlar. Ben öyle bir korkuyorumki , hemen olay yerinden topuk oluyor ve eve atıyorum kendimi. Olayı anneme anlatıncada hem geç kaldığım hemde salak salak salladığım el için fırçayı yiyiyorum :)
* Tolgaya bir okul daha buldum :) Komşumun dediği gibi, eskiden bizim semti alan ama benim beğenmediğim okul bu sene hakkaten bizi o okula almıyormuş. Bizim semti alan okulu internetten araştırdım bende, ilk dikkatimi çeken sınıf mevcutları oldu. 20 kişilik sınıflar, birde sistem nasıl anlamadım ama her sınıf için (1.2.3.4.5.ç6.7.8.) inci sınıflar için ayrı ayrı birer tane öğretmen resmi koyup hakkında bilgi vermişler. Yani acaba 1. sınıf tekmi ? Tek ise zaten 20 kişilik sınıf, oda dolmuştur, ee biz napcaz şimdik ?
* Bu yaz sezonu açılınca evimle hiç ilgilenemiyorum.Akşamları yazlığa gidip gelince eve uğrayamıyorum. Cumartesi gecesi oy atmak için Bursaya döndük, geldiğimizde gece saat birdi, hemen yatıştık, ertesi günde oyumuzu kullanıp, (malesef oyumuz yerini bulmadı) tekrar kumlaya döndük, sanırım yaz sezonu bitip evimize dönünce beni muhteşem temizlik günleri bekliyor, üstelik birde bu sene badana işi çıkartıcaz bakalım. Yaz bitmese olur mu?
İşte böyle bir yazı oldu buda, kısa kısa anlattım yaptıklarımı...
