böğürtlengözlü oğlum benim

26 Şubat, 2007

BEBEK YUMURTALAR PROJESİ, HUZURSUZLUK...

Tolganın okulundan geçen hafta sonu gelen yazıda, bir yumurtanın yıkanıp,altından küçük bir delik açıp içini boşaltıp içini tekrar yıkayıp,yumurtanın sığacağı büyüklükte bir kutuya konması yazıyordu. Denileni yaptık. Tolganın sorumluluğuda 1 hafta boyunca yumurtayı kırmadan okula götürüp getirmek :) Çocukların sorumluluk duygularını geliştirmek maksatlı yapılan bu işin sonunda yumurtasını kırmadan 1 hafta boyunca taşıyan çocuğa belge verilecek :)Okula götürdüğü ilk gün yumurtayı boyamışlar bebek şeklinde.Sanırım Perşembe sabahı tam servise binmek için evden çıkarken ben yumurta kutusunu düşürdüm elimden ve başımdan aşağı kaynar sular döküldü sanki sabah soğuğunda.Dedim şimdi bu yumurta kırıldıysa yandım ben, atar kendini yere kırdın yumurtamı diye:) Neyse Allahtan kırılmamış, 1 kezde kendi düşürdü bir akşam çok şükür sağlam yumurtaymışda o gecede kırılmadı. Sonuç olarak sertifikamızı aldık :)Duvarın ortasına yapıştırdık.
Bu haftasonuda bebekliğinden bugüne kadar olan resimleri veya cd olarak okula götürmesini istediler.Babası Pazar gecesi hazırlamış bir cd. Bakalım bunun sonu ne olacak ?
Bu arada yine hastalandık.Yani Tolganın burnu akıyor şimdilik. Vitamin ve grip şurubu içirip yatırdım,burnunun tıkanıklığı içinde buğuseptil yaptım odasına. Şimdilik ses yok ama burnu tıkalıyken gece huzursuz oluyor bakalım nasıl geçiricez.
Tolganın göbek deliği kabuk tutuyor. Geçenlerde yazımdada bahsetmiştim,karnım acıyor diye tarif etmişti o zaman. Şimdi yine söyledi göbeğim kabuk tutuyor diye baktım doğru.Geçen sefer doktorunu arayıp sorduğumda batıcon sürmemi geçmezse gelmemizi istemişti. Sürdüğümün ertesi günü bişey kalmadı göbeğinde.Ama şimdi tekrar kabuk tuttuğundan merak ettim niye tekrarladı diye....
İşyerinde huzursuzluklarım başladı.Şimdiye kadar 11 sene iş hayatında olduğum halde çalıştığım yerler küçük özel şirketlerdi.Kafaları kurnazlığa çalışmayan,en kötü huyu fazlaca paraya düşkün olan insanlarla çalıştım.Yaklaşık 2 aydır şirkete alınan (patronumun kurduğu diğer şirket, kardeşim Dudu nun ön muhasebesine baktığı) personel sayısı arttı.Alınan personel tam bir kurt.İşleri satış , pazarlama olduğu halde bana gelip hesap sormalar, Duduya karşı çirkin tutumlar var şu aralar. Duduya karşı tutumlarının nedeni kendi bayan arkadaşlarını sözde satış koordinatörü sıfatıyla işe alıp,Duduyu bezdirip işten çıkartıp görevi bu kıza devretmek.Açıkça Dudu ya çık demiyorlar çünkü arada ben varım ama abzuruk sebeplerle gidip şikayet etmişler Duduyu patrona.O bayanı sözde satış elamanı diye aldılar,sözde müşteri potansiyeli varmış ama nasıl işse kızın ehliyeti bile yok :) Yapılan satış mağazada olmuyor bir büro var pazarlamayı müşteriye giderek yapıyorlar,yani sattıkları şeyler gelip yerinden alınacak şeyler değil.Üstelik kız son zamanlarda eline cari extreler alıp yanıma gelip bişeyler soruyor. Benim Duduya şu özeti al ve ...... Beyle görüş ve müşteriyi ara dediğimde , müşteriyi kıza aratıyorlar.Patronum beni Cumartesi günü odaya çekip,Dududan şikayet var gibi şeyler geveleyince bende patladım ve yaptıkları herşeyi maksatlarının ne olduğunu anlattım,sinirlerim bozuldu ağladım.İşler karışık ve uzun.Hani derlerya nerde çokluk orda ...okluk.Diyeceksiniz böyle bir ortama neden kardeşini aldın.İşler baştan böyle değildi.Bu bahsettiğim kişiler iş başı yapınca ortam birden gerildi.Her kötülüğün verdiği bir ders vardır diye düşünüyorum ben. Benim bu olaydan çıkardığım sonuç şu. Kardeşim Dudu uzun süredir bir yerlerde çalışıyor ve çok sık iş değiştiriyor. İnanın kardeşim olduğu halde son zamanlarda acaba ondamı var problem diye düşündüm.Gerçi çalıştığı yerlerden hiç çıkarılmadı. Ya işyerleri satıldı,ya işleri bozuldu parasını alamadı v.s. Ama bu işde gözümün önündeydi,yaklaşık 1 ay programı kendisine gösterdiğim halde şu an hiç bir evrağı ben işlemiyorum bilgisayara,kendisi işliyor ve doğru yapıyor işini. Sabır desem benden fazla imiş.O ortama uyum sağlamaya çalıştı.Yani diyeceğim şu ki bazı insanların iş hayatı ile yıldızı barışmıyor. Olmadımı olmuyor işte.Yakınen tanıdığım 3 kişi var böyle. 3 üde gayet düzgün çalışan insanlar ama olmuyor bir şekilde iş değiştirip duruyorlar. Ben bu sefer sağlam yer son olur işallah dedim ama olmadı ve çok üzgünüm.Üzülme sen nerden bilecektin böyle insanların geleceğini diyor ama benim başıma ağrılar giriyor.Onun iş başı yaptığı zamanlar umarım patronuma karşı mahcup olmam diye düşünürken şimdi kardeşime,eşine,anneme v.s. karşı mahcup oluyorum ve gerçekten çok üzülüyorum....
Ayın 12 sinde ISO ara denetimi var. Bahsettiğim yan şirketin denetimi.Geçen sene 2 kişiydiler ve Yönetim Temsilcisi görevini ben almıştım.Bu sene 8 kişiler, desemki ben yapmıycam bu seneki işi, bu sefer Duduya yıkacaklar ve onun denetim için bir dünya ders alıp hazırlanması maliyetli olacak diye kendimi feda ettim.Şimdi harıl harıl denetime hazırlanıyorum.O zamana kadar yazmassam bana dua edin o gün ne olur.3 günlük bir danışman desteği alıyoruz.Geçen gece danışman geldiğinde bu yan firmada Dududan başka kimse kalmadı herkes bahane uydurup kaçtı. Bende karar aldım, Yönetim temsilcisi olarak üzerime ne düşüyorsa yapıcam ve hayırlısıyla denetimden çıkıcam amma, satış bölümünün denetimi için elimi bile sürmüycem evraklarına ve yapacağım organizasyon şemasında hepsinin adını verip hepsini sokucam denetime :) Geçen sene benim denetimim öğlene kadar olup öğleden sonra satış bölümünün denetimi olduğu halde ben tüm gün süren denetimde onların yanında yer alıp,kafa patlatıp onlara destek olmuştum çünkü hazırlamaları gereken evraklarıda ben hazırlamıştım.Ama bu sene kılımı bile kıpırtatmıycam,yapsınlar artistiklerini denetimde.Denetimi geçemez iseler ödeyecekleri parada onlara çok güvenen patronumun hediyesi olsun..

16 Şubat, 2007

BENDER - GESTALT

GİRİŞ : Tolga ..... X Anaokuluna devam etmektedir.Okul içerisinde yapılan gözlemlerde,sınıfta gayet başarılı ve uyumlu olarak gözlenmektedir.Kurallara uymada ve kendini ifade etmede başarılı bulunmaktadır.

BULGULAR : Uygulanan Bender-Gestalt sonuçlarına göre uyumlu ve işbirlikçi bir tutum sergilemiştir.
Bender-Gestalt testi değerlendirmesinde nöropsikolojik olgunluğunun 7-7,5 yaş seviyesinde olduğu görülmüştür.

SONUÇ : Duygusal olgunluk değerlendirmesinde dürtüsel ve kontrolsüz davranış eğilimi dikkat çekmektedir.

Zeka seviyesinin duygusal sorun yaratmaması için ailesinin psikolojik danışmanlık alması önerilir.
-----------------------------
diye yazıyor Tolga ya uygulanan testin sonuçlarında.

Evde benimde hoşuma gitmeyen bazı huyları var,ama her zaman değil. Ara ara gelen kriz gibi tarif edebilirim. Mesela bazı geceler çok ağlak. Ota ..oka ağlıyor.Gerçi ananesi veya babannesi genelde bu huyunun biz eve geldikten sonra ortaya çıktığını söylüyor. Tamam naz yapıyor belki, belki bir dönem atlatıyor normal davranışları ama beni düşündüren onun bu davranışı karşısında biz ne yapmalıyız. Bu test yapılalı 1, ay oldu.Sonucu okuyunca öğretmeniyle telefonlaşıp testi yapan psikoloğun telefonunu istedim. Öğretmeni bana tabi veririm ama ben Tolga da sizin bahsettiğiniz huyları hiç saptamadım dedi. Demekki bu huyunu ev içerisinde yapıyor ama dediğim gibi ben karşısında ne yapacağımı şaşırıyorum. Araya Tolganın hastalığı,bayram,15 günlük tatil girince gidemedim psikoloğa falan. Gerçi heleki şu 1-2 haftadır Tolga böyle birşey yapmadı.Babasına göre testin sonunda yazan ticari amaç güdebilir,çünkü psikolog okula bağlı değil. Okula, bir yazımda bahsetmiştim bir gün gelip toplantı yapıp sorunları dinleyip yorum yapmıştı sadece.Arkasından bu test yapıldı. Çok aşırı acil bir durum saptamadığımdan açıkçası üstünede düşmüyorum ama sırf merakımdan gitmeyi düşünüyorum.Hatta belkide başka bir psikoloğa gidip onunda gözlemlerini alabilirim...

Ben çocuklara bayılıyorum.Öyle saf öyle temizlerki, kafalarında olayları öyle güzel yorumluyorlarki hastayım hepsine.
Geçen gün ablam ve Zeyno (kızı) caddede karşıdan karşıya geçerken Zeyno karşı caddede bir dönercinin camında yazan yazıyı okumaya başlamış.
Bulaşıkçı aranıyor..
Karşıya geçince yeniden okumuş.Dönercinin köşesini dönünce yan camdada yazan bulaşıkçı aranıyor yazısınıda okuyunca annesinin elini şiddetle çekip;
-Ya anne ya baksana bulaşıkçı aranıyormuş , demiş.
Anneside gayet sakin, tamam kızım girip yıkayalım istersen demiş. Zeyno da;
- Yaa anne ya öyle değil baksana bulaşıkçı aranıyor yazıyor, bulaşıkçıları kaçmış işte anne aranıyormuş :) demiş..Şimdi Zeynomu her gördüğümde , bulmuşlarmı bulaşıkçıyı diyorum :) kızıyor bana..

Bir tanede halam anlattı,onuda yazayım.Halam ilkokul öğretmeni ve 2. sınıfları okutuyor. Sınıfta bir gün nöbetçi öğrenci listesi hazırlamış ve sınıftaki bir kız öğrenciyi çağırıp ,
- Bak nöbetçi öğrenci listesi yaptım.Bundan sonra her gün nöbetçi öğrencileri sen takip edersin demiş. Kuzucuk halama bakmış bakmış , tamam deyip oturmuş yerine. Tenefüs olunca halamın yanına gelip ;
- Ya öğretmenim siz bana takip et dediniz, ben şimdi nöbetçileri nasıl takip edeceğim, bütün gün peşlerindenmi gezicem , demiş :)

O kadar şirinlerki, aslında haklılarda. Bulaşıkçı aranıyor ve nöbetçi öğrencileri takip et , lafları çok kolay onların yorumladığı yerede geliyor...


12 Şubat, 2007




* Tolganın 15 günlük anane tatili bitti, sanki bende bugün tatilden çıkmış işe başlamış gibiyim. Bir süre kendimizi toparlayamayacağız gibi, geceleri geç yatıp sabah en az 9:30 a kadar uyumaya alışan Tolga , akşamda 11 e doğru uykuya dalınca , sabah ben işe gelirken fosur fosur uykudaydı. Babası daha ilk günden zorlamayalım,uyusun ben götürürüm okula demişti zaten geceden.
* İtiraf edeyim, bu Tolganın tatili banada yaradı. Mehmet in turda olduğu geceler,bende annemde yattım.İşden çıkıp anneme gittim, ohh yemek derdi yok,hazır sofraya oturdum,anamın mis yemeklerinden yedim, kafamda şu işimi yapayım, yok çamaşır yıkayayım gibi ev işi dertleri olmadan sakin sakin çayımıda içtim,kahvemide içtim,muhabbetimide ettim, süper dinlendim.
* Annem Tolgaya Gaffur pijaması dikmiş :) Süper bişey. Tolgada sanırım acayip sevdiki üstünden çıkarmıyor,eve geldiği gibi pijamasını giyip ortalıkta dolanıyor.
* İşler çok yoğun.Yeni program yüklendi,öyle böyle işledim evraklarımı, ama eski versiyondan yeni versiyona geçerken stok birimlerim değişmiş :) Yani, kg lar metre, metreler ton gibi olmuş.Bunları başından farkettim ama hadi dedim vardır bir yolu değiştirmek için, bilgisayarcı eğitim için gelene kadar işledim evrakları. Meğerse bu yeni programda stok birimlerini değiştimek gibi bir seçeneğim yokmuş :) Napçaz dedim, canım eğitmen, zaten yeni yıla yeni girdik, bu işlemlerin burda dursun, yeni bir firma açalım, cari açılışlarını yap, stoklarınıda yeniden sıfırdan işle hem temiz olur dedi :) Anlatabildimmi, boşverin bende anlamadım zaten...
* Geçen hafta pazar günü Uludağa çıktık. Tolga,ben,Memoli. Bu sefer geceden kayınvalideme haber verdik,biz yarın Uludağa çıkıyoruz diye :) Resimlerimizden koydum ilk kez bloğuma, elinde kırmızı kızakla yukarı doğru çıkan ve yanındaki ufaklık benimkiler :) Tolga biraz kaydı, biraz kartopu oynadık, akşamüstü mangal yaktık yedik içtik, biraz evden geç çıktığımızdan bunların hepsini acele acele yaptık. Evden havuç ve zeytinde götürmüştük kardan adam için ama vaktimiz yetmedi yapamadık. Bir ara Mehmet mangalı yakarken denedik ama, kar çok yumuşaktı elimizde toparlanmadı, bir buz kütlesiyle gövde ve ufak bir kafa yaptık Tolgayla , pek bişeye benzemedi ama olsun.Bir dahaki sefer erkenden çıkar yaparız kardan adamı.Tabi dağda kar kalırsa:) Bu kışda yerde karı ancak böyle gördük heralde , havalar bahar havası gibi gidiyor buralarda.
* Komşum gelmiş :) C.tesi akşamüstü annemden dönerken oğlanla kapıda karşılaştık. Çocuk işte, Tolga hemen size geliymmi dedi, oda biz size gelelim dedi :) Tolga gelin gelin bilgisayarda oyun oynayalım dedi, neyse gelmediler. Pazar günü salmış çocukları sokağa,Tolgada camdan gördü bunları, balkona çıktı konuşmaya. Sokağa çağırdılar gel diye, yavrumda gelemem annem salmıyor dedi, içim gitti. Hemen yanına gidip nedenini anlattım. Yahu ben salamam çocuğumu,tamam evimiz ara sokağa bakıyor olabilir ama önümüzde cadde var ve vızır vızır işliyor. Üselik hafif bayır sokak ve top oynuyorlar, komşum ben camdan bakıyorum onlara diyor ama camdan veya balkondan Allah korusun ne kadar müdahale edebilirsin. Neyse o arada, annemde kalan eşyalarımızı almak için dışarı çıkan kocacığım aradı, oğlanı hazırla hava güzel, Meriçin oraya götüreyim oynasınlar dedi. Meriç ; Mehmet in arkadaşının Tolga ile yaşıt oğlu,Evimizin biraz ilerisinde yufkacı dükkanları var,dükkanın yanı arsa ve oyun için müsait. Ama benim oğlan kendisini yerlere attı, ben oraya gitmem, burdaki arkadaşlarımla oynıycam diye. Babası geldi almaya ama ağlaya ağlaya gelmiycem evde yatıp uyuycam dedi ve babayı geri yolladı. Çok ağladı evde,yatağa girdi bize kapris yaptı. Sonra içimize sinmedi, Mehmet gitti Meriçi alıp bizim kapıya getirdi , hep beraber Mehmette başlarında oynadılar.O aradabende balkona çamaşır asarken, komşumda balkondaydı, beni görünce naber falan dedi.Bende balkondan balkona konuşmayı sevmediğimden,tel açtım ona, gayet normal hiç o gün olanlardan bahsetmeden görüştük. Bende zaten hiç konuyu açmadım , bundan sonra ki ilişkimizi ona göre düzenlerim bende.


* Geçenlerde bizim iş merkezinde özel bir hastahanenin ücretsiz göz taraması vardı. Ben , Dudu ve patronumun eşi taramaya girdik :) Dudu gözlük kullanıyor, ama yapılan taramada taktığı gözlüklerden çok yüksek seviyede ilerlemiş çıktı ve o çok üzüldü. Patronumun eşi X Hanım gözlük kullanmıyor ama artık net göremediğini söylüyordu, onunda 1.5 civarında bozuk çıktı. Ben ise ilkokul 3 veya 4 den beri gözlük takmam gerekiyor. Hemen hemen Liseye kadar taktım sonra hiç takmadım desem yeri var. Çünkü benim göz bozukluğum acayip :) Sol gözümde hiç bir rahatsızlık yok, ama sağ gözüm çok acayip, çok bulanık görüyor. Bunu 8-9 yaşlarında kendim farkettim ama çocukluk işte, sol gözü kapatınca karşıdaki yazıları okuyamıyordum ama bir göz sağlamya heralde herkesin böyledir deyip annemlere söylemedim. Bu arada annem bende göz kayması farketti, kaymayı farketmeden bir kaç hafta evvel annemlerin aile dostları ile hep beraber Uludağa piknik yapmaya çıkmıştık. Ve ben orada bir ağaç kütüğüne takılıp acayip bir uçuş yaparak yere düşmüştüm, tamda yüzümüz üstüne. Annem ve teyzem götürdükleri bir göz doktoruna bu olayı anlatmışlardı. Acaba o düşüşte göz sinirlerine denk gelmiş olabilirmi diye. Doktor anneme bağırarak, hanım hanım senin çocuğunun gözü görmüyor sen düşmekten bahsediyorsun demişti. Doktor anneme bağırınca teyzem o doktoru beğenmeyip ,


- Bu adam düzgün doktor olsa adam kendi gözünü düzeltirdi, yürüyün beğenmedim ben bu adamı deyip başka doktora götürmüştü :) Doktor şişe camı derlerya öyle gözlük takıyordu :)


Neyse, benim gözlerimde hala bu problem var, sağ gözüm bulanık görüyor, 2 yıl önce SSk ya gideyimde yeni çerçeve alayım belki beğenip takarım gözlük demiştim. Bilgisayarda çıkan cam ölçüsünden doktor odada deniyor ama benim göz görmüyordu. Adam kaç tane taktı çıkardı ben görmüyorum deyince oda şaşırdı ve bilgisayarda çıkan numarayı bana yazıp yolladı beni. Ama ben yine takmadım ve hala takmıyorum gözlüğümü, tek göz idare ediyorum :)


Bu son yaptırdığımız taramada, benim 2 gözde sağlam çıktı :) Taramayı yapan bayan, senin gözlerinde hiç bir sorun yok, sadece sağ gözünde göz tembelliği var onun için bir muayene ol dedi. Akşam saati kadının başı kalabalık olduğundan uzatmadım ,benim 1 gözüm görmüyor diye. Yani 3 ümüzün içinde en kör benken en sağlamları ben çıktım :)


İşte böyle, yine uzun ve içerikli bir yazı yazdım..

03 Şubat, 2007

KISA KISA...

* Blogger yenilenmişmi ne olmuş,kaç gündür bi şeyler yazmak istiyorum,yazamıyorum.En sonunda oraya,buraya tıkladım da başardım, yazabiliyorum şimdi...
* Tolgam karnesini aldı :) Pek bi mutlu, davranışların hepsinde gülen adam resmi var :) Sadece, adres ve telefon numarasını söyleyebilme kısmında ara-sıra ifadesi var. E normal , doğru dürüst öğretmedimki çocuğa, onada öyle söyledim zaten üzülmesin diye. Ama önemli bir şeyi atladığımızı gördüm.
* Tolga karne hediyesi olarak, 15 günlük anane tatili kazandı ve ananesine yerleşti. Geçen sene çocuğu 15 gün ara tatile bile çıkarmamıştım, tabi çocuk dinlenemediğinden hep hastaydı. Bu sene aldık okuldan 15 günlüğüne. Çocuk karne almanın farkına varsın. Geçen yıl karne aldı,ertesi gün okula gitti...
* Bilgisayarıma nihayet yeni program yüklendi , ama eğitimi verilmedi. Uğraşıyorum,kafayı yiyiyorum. Hayır kullandığım programın , YTL ye uyumlu versiyonu,ama adam manyakmıdır nedir,tüm sistemi değiştirmiş. LKS yi altüst etmiş. 11 yıldır kullandığım programı kullanamaz oldum. Bide alınmasınlar ama şu bilgisayarcılar çok oyalıyorlar insanı. Daha 2007 ye geçişimi yeni yaptılar,bi yandan 1 aylık evrak işle,bir yandan programı çözmeye çalış, daraldım. 1 ay sonrada ISO denetimi var, nasıl çıkıcam bakalım işin içinden.
* Tolga dün gece karnım acıyor demeye başladı, eşofmanının beli sıkmış sabah anneme söylemiş ilk. Ama gecede acıyor deyince merak ettim. Az önce aradım annemi,Tolga çıktı telefona,
- Sanırım geçti karnım ama biraz daha geçerse iyi olacak dedi..
Ya eşofmanının beli sıktı, ya geçen gün düşmüş o arada karnının üstüne düştü, yada eşofmanın ipinin ucunda küçük top vardı, gece yatarken karnına o denk geldi ... diye yorum yaptım, geçiyor deyincede rahatladım.
* Acayip kilo aldım ve hiç veresim yok ama artık rahatsız olmaya başladım, en kısa zamanda rejim havasına girmem lazım..
* Saçımın rengini söyleyemez duruma geldim artık, 1 aydır çekmecemde boyam duruyor bir denk gelip boyatamadım kimseye. Bu haftada annemde kalırsam boyatmam lazım..