böğürtlengözlü oğlum benim

28 Nisan, 2008

BÜYÜYORMUŞ...

Az kaldı sünnetimize. Oğlum büyüyecekmiş,artık erkek olacakmış, öyle söylüyor kendisi :) Aman oğlum büyü , büyüde yukarıdaki gibi şekle girme sakın.


Bir akşam babası iş dönüşü almış babanneden, ben işden dönmeden eve girmişler. Nasılda yorgunum ogün. Eve geldiklerini telefonla bildirdiler bana. Bende geldim, zili çaldım, kapı açıldı, yukarı çıktım, daire kapısındayım ayakkabılarımı çıkarıyorum, ve aynen bu görüntüyle oğlan kapıyı açtı karşımda dikiliyor :) İğrennnççç ama komik :)





Hafta sonu annem,oğlum,ben,Zeyno,ablam,Dudum çarşıya çıktık. Ayaklarım şişti resmen. Hem bebeğe alışveriş yaptık, hem düğüne. Önce evimin karşısında yeni açılan,aslında yan bloğumda senelerdir komşum olan ama yeni tanıştığım moda evinin sahibi bayanla elbisemi anlaştık,rengine karar verdik,siparişi verdik ve o yük bitti.

Rengiyle , modeliyle aynen yukarıdaki gibi olacak kıyafetim işallah, sadece askı takılacak omuzlara. Bursada oturup,abiye,gelinlik ihtiyacı olanlara tavsiye ederim burayı, çarşıda aynı kıyafeti sormuştum fiyat almıştım. Burada yarısından düşüğe diktiriyorum şimdi. Gerçi bakalım umarım güzel diker, ondan sonra tavsiyemi yapayım.

* Sonra annemlerle çarşıda ayrıldık bir ara, Memoli ,oğlan ve ben gidip sünnet kıyafetlerini aldık, yeri belliydi zaten , krem rengi seçtik. Oğluş kıyafeti giydi,eline asasınıda alınca çok beğendi kendisini. Anne ben o günü bekleyemem, hemen sünet olmak istiyorum dedi hep :) Oradan çıkıp hemen karşısındaki dükkandan ayakkabılarımızı seçtik. Ananesi Umre den oğluma, sünnet gömleği ve terliklerini almış, Cumartesi giydirdim çok komik. Arap erkeklerin giydiği uzun elbiseler varya onlardan işte. Bide moda girip sünet olmuş gibi elbisenin önünü kaldırarak gezdi evde çok komik oldu :)

* Yatağı için pike takımı aldık. Çok abiye , cafcaflılar vardı, sünnet yatağı için deyince hemen onları veriyorlar, iyide bir gün için o kadar parayı verip sonra kaldır huncun içine yapmak istemedim. Üstelik o modeller çift kişilik. Şimdi anneler alıyorlarmış, sünnet bitince oğullarının çeyizine kaldırıyorlarmış. Ohoooo ben oğlanın çeyizine kadar ufacık evde bide onu kendime yük edemem dedim. Daha sade, günlükte kullanabileceğim yine çift kişilik başka bir takım aldım. Sünnet günü serip sonra kendi yatağımda kullanıcam :) Üstelik yarı fiyatına.

* Ananesi oğlanın evdeki yatağını (bende tabi) hiç beğenmediği için araştırmış ve ona yatak bulmuş bazalı. Oğlanın yatağı dediğim, yatak değil çekyattı. Yani doğduktan sonra ona özel bir oda yapmadık. Evdeki çekyatın sırt dayanma yerini söküp , birde 2 kapılı bir dolap alıp ona oda yapmıştık, bunca yıl idare etti ama şimdi bahaneyle yatağıda ısmarlandı.

* Tül satan bir yere gidip 8 metre beyaz tül aldım, oğluşun odasını süslerken kapılara takıcam, tülün ortasınada bir resmini kocaman büyülttüm, kenarlarını süsleyip onu takıcam.

* Dudunun düğünlük kıyafeti için kumaş aldık, doğuma 15 gün kala falan olacağı için düğün,pek bir model şansı yoktu Dudumun :) Hamile katoloğundan bir model bulmuş onu diktirecek.

* Bebişimiz için, büyük teyzesi uyku setini aldı, bende anakucağı alıcam ama düğünden sonra artık. Sonra, yine bebek için, yıkama kovası , tası, bebek çantası, portbebebesi, bornozu, emziği,tırnak çakısı,biberonu,bahtaniyesi,cibinliği alındı. Bir sürü giysisini, halası daha önceden aldığı için biz giysi almadık, çünkü biliyorsunuz bebekler hemen büyüyor ve çoğu kullanmadan kalıyor. Sonra ihtiyaca göre alınacak kıyafetleri.

* Dün eşim dışarı çıkıp, badana için boya falan aldı. Bej rengi almış, iyi olmuş, daha önceki rengimiz somondu. Çok hoş duruyordu, koltuklarımda bordo rengi olduğu için uyumlu idi ama evim fazla güneş görmediğinden karanlık duruyordu. Şimdi daha aydınlık olacak. Sanırım bu hafta boya badana işleri olacak. Aslında hiç sevmem böyle düğün üstü evinin işlerini sıkıştıranları özellikle bide mobilya falan değiştirirler ya . Ama evim 5 senedir boyanmıyordu, çok islenmişti. Şimdiye kadar senede 2-3 defa duvarları silerdim, ama bu kışda silmeye kalkınca artık altından eski boya rengi çıkmaya başladı. Saten boya değil, su bazlı plastik olduğu için belki. Yani zaten ev sünet olsada olmasada boyanacaktı.

* Bende evde yatak altlarında biriken Tolga nın eski kıyafetlerinden ayırdıklarımı çıkarıp anneme yolladım. Dudu kendi bebeği için beğendiklerine baksın alsın, istemem dediği kalan herşeyi ver birilerine dedim. Çoğu ya birkaç kez ya hiç kullanılmadık giysiler, ayakkabılar. Ablamın kayınvalidesi ve kayınpederi Allah razı olsun böyle dağıtılacak yerleri çok biliyorlar zaten bu işe gönül koymuş insanlar. Önce giysileri toparlıyorlar, evlerinde yıkıyor ütülüyor, tamir olacakları tamir edip yerlerine ulaştırıyorlar. Bir keresinde hiç unutmuyorum, Tolganın bir arabası ve robotunu yollamıştım. Ablamın kayınpederi bunları tamir etmiş,içinede pil koymuş, sonra ondan sürekli araba isteyen bir çocuk varmış ona götürüp bak demiş sana ne getirdim ?

Çocuk heyecanla, dede bana arabamı getirdin demiş. Oda evet bak araba deyip çıkarınca sevinçten uçmuş yavrum. Sonra robotuda çıkarmış , ama demiş bunlardan birini seç diğerini başka arkadaşına vericem. Yavrum iki oyuncağada bakmışş bakmışş , arabayı çok istemesine rağmen robotu seçmiş. Bana bunu anlatınca 2 gün ağladım. Bizim eski deyip , çocuğumun vurup kırdığı oyuncakları hayatında ilk defa görenler var ya içime oturdu. O çocuğa şöyle yeni bir araba alıp yollamak bir türlü kısmet olmadı. Ama baktım evde yine Tolga nın emekliliğe ayrılmış kocaman kumandalı arabası var. Hemen onu koydum poşete. Tolga ne yapıyorsun oyuncaklarıma deyince bende anlattım, kuzum hemen tamam anne yolla bak istersen bunuda verelim dedi. Umarım beğenir güzel kuzuda, güzel güzel oynar...

* Bu arada sünnet günü için geçen yaz halamın oğlunun sünnet olduğu tıp merkezi ile anlaştık. Biz düğünden bir hafta önce olacak diye planlamıştık ama doktor o hafta izinli olduğu için bize 17 Mayıs gününü yada düğünde 4 gün öncesini verdi. Düğünden 4 gün önce kesilirse iyileşip düğününün tadını çıkaramaz diye düşünüp 17.05.2008 saat 10:00 a randevu aldık. Allah hayırlısı ile sorunsuz atlatmamızı nasip eder işallah.Oğluşum şimdilik doktorun bakıp sadece krem süreceğini sanıyor, gün hakkındada evde çok konuşmuyoruz şimdiden heyecan yapmasın diye.

* Annemin karşısında oturan 2 komşusu var, annemden daha gençler bizde çok iyi anlaşıyoruz. Tutturdular düğünden bir gece önce annenin çatısında kına yapalım biz bize diye. Bir teyp buluruz biz bize oynarız dediler. Eee hadi kırmayalım sizi dedim bide kına işi çıkardım. Gerçi bişey yok, anacım hazırlancak o geceye, onun evinde olacak :)

İşte böyle , hazırlıklar asıl bundan sonra şu badana işi bitince başlayacak, Allahın izniyle atlatıcaz işallah. Hepinizi öpüyorum, yaptıklarımı, yapacaklarımı anlattım, tecrübeli anneler eksik kaldığım yerler varsa bana söylerseler sevinirim. Hepinizi öpüyorum...

17 Nisan, 2008

AMAN DOKTOR CANIM CİCİM DOKTOR

Doktordan geliyorum yine, Tolga yı götürdüm , geldim. Haftasonu artık ateşi tamamen düşen Tolga dün gece okuldan eve keyifsiz geldi. Gece arkadaşlarını eve çağırdığı halde öyle neşesiz ve yorgundu. Gece 11 de yatağpa girdi ve saat 1 e kadar hep yatakta uykusunda ağladı durdu. Kalkıp ağrı kesici ateş düşürücü verdim, ilacın verdiği rahatlamayla uyudu ama hep yutkunurken boğazım acıyor dedi. Ateşi olmadığı içinde antibiyotiğe başlamadım. Bu sabah babanneye bırakırken iyiydi, ama öğlende tel açıp hala boğazım çok fena dedi. Zaten sesindende belliydi keyifsiz ve halsiz olduğu. Üstelik geçenlerde bahsettiğim yapılan kan tahililerinin değerlerin yüksek çıkması, kendi doktorunun ateşi yoksa tek başına kan tahlili önemli değil demesine rağmen yinede kafamı kurcalayınca doktorumuzdan saat 14:30 a randevu aldım. Okuldan oğlanı alıp gittik. Doktorumuz bizi görünce gülmeye başladı, ateş yok, oğlanın üzerinde okul kıyafeti var belliki okula gidebilmiş, üstelik hafta sonu tel. ile görüşüp durumumuz hakkında bilgi vermişiz. Neyse benim evhamlılığım yüzünden gidip adamakıllı bakınalım dedik. Kan tahlilide istedim tekrar, bakalım değerler ne çıkacak diye.
Sonuç olark çok şükür kan değerleri gayet normal, boğazlardada bakteriyel bir şey yok, büyük ihtimal faranjit gibi olmuş ama bu aralar aşırı salgın havalar yüzünden boğaz ağrısı dedi. Gribal enfeksişyona çeviriyormuş. Yüksek ateşle başlayıp, boğaz enfeksiyonu ve gribal enfeksiyon olabiliyormuş bu sıraların salgını. Sadece bir boğaz spreyi ve burun/geniz akıntısı için S.udafed verdi. 3 gün düşmeyen ateşi olur ise mutlaka tekrar görüşelim eğer enfeksiyona dönerse antibiyotik veriririz dedi.Faranjitin yorgunluk halsizlik yapması çok normalmiş. Bol sıvı alsın burnunu açık (temiz) tutalım dedi.
Çok şükür içimiz rahatlayınca oğluşla gidip bir yemek yedik, sonra ilaçlarını alıp okula götürdüm. Okul tenefüs saatinde idi ve bahçeye girince acayip korktum. Allahım tüm çocuklarımızı korusun. İnanın bahçede çarpışan arabalar gibi koşturuyorlar, biri ordan çıkıyor, biri başka yerden, kimse önüne bakmadan koşturup duruyorlar arı gibiler. Yerlerde yuvarlananmı ararsının, suratı kıpkırmızı , kan ter içinde koşturanmı , ne ararsanız vardı bahçede :) Yani hal böyle oluncada hasta olmaları çok çok normal bana göre. Sınıfına çıkardım oğlanı bu arada içeri giriş zilide çaldı, ilaçlarını verirken arkadaşları toplaştı başımıza. Bizimkinin kan verdiği için parmak sargıda , pek bir havalı arkadaşlarına gösterdi parmağını görende ne var sanıcak :) Sınıfta yerde birinin ayakkabıları vardı, velet sıkıldı heralde ayakkabıyla koşturmaktan, çorapça geziyordu :)
Bizim oğlandada 2-3 gündür futbol merakı başladı. Her sabah bana bir pet şişe su aldırıyor, suyunu boşaltıp çantasına atıyor, tenefüste pet şişeyle futbol oynuyorlarmış. Akşamlarıda okuldan çıkınca hava daha aydınlık olduğundan kapının önünde oynamak istiyor. Bende salı gecesi saldım,yine futbol oynamışlar ve bizimki gol atmış, atıncada çok bağırmış. Bağırdığım içinde boğazım acıyor olabilir anne dedi. Olabilir tabi, birde ince sesi varki sormayın oğluşun, hiç cüssesine göre değil :)
Haa birde bu yaz çifte düğünümüz varmış :) Cumartesi öğrendim bende, arkadaşının annesinden. Biri sünnet düğünümüz, diğeride evlilikmiş :) Tolga bahsettiğim arkadaşı Çisil e evlenme teklifi etmiş :) Oğlum bari söylede sünnet düğününden sonra evlenin dedim :) Yok anne belli değil ben teklif ettim ama Çisil daha düşünüyormuş dedi :) Zaten çantasını bir görün hep mektuplar var. Çisil yazıyormuş, bir tanesinde bir gelin bir damat resmi var, kalp içindeler, üstündede I Love Tolga yazıyor :) Bir mektupta, yok olmaz annem izin vermez diye yazıyordu. Bu ne oğlum dedim. Anne,ben Çisile gece çıkmayı teklif ettim oda öyle yazdı deyince koptum resmen. Dümbük, sanki ben seni salıcam gece sokağa :)
Ayy ayy anlayacağınız sünnet annesi olmadan kaynana olucam gibi. Bugün sınıfa girince çok ısrar ettim Çisili tanıştır diye ama beni pek sallamadı :) Göremedik yine bizim gelini :)

16 Nisan, 2008

VE BU SAYFADA KAPANDI....

11.04.2008 / CUMA
Sabah işe gitmeden oğluşuda babannesine bırakmak üzere çıktık yola. Oğluş daha kalkarken , "sanırım bacaklarım beni taşıyamayacak " diyerek keyifsiz kalktı yataktan, daha evin köşesini dönmüştükki , midem bulanıyor diyerek yere çöktü. Bir elimde çantam,bir elimde dersleri zar zor yerden kaldırıp onu bir köşeye çektim. Burada bayağı bir öksürdükten sonra sadece ağzından tükürük çıkarabildi. Babanneye bırakıp işe geldikten yaklaşık bir saat sonra telefon geldi ve babannesi, oğlanın ateşli olup yattığını söyledi. Babannesinede sabah ben kustum demiş. O gün okula göndermedik oğlanı evde yattı. Akşamüstü babanneye gittiğimde yaklaşık 38-38,5 derece ateşli yatıyordu. Doktorunu aradım , çıkmış. Bende istemediğim halde (babannesinin ısrarı ile) Çocuk Hastanesine götürdüm oğlanı. Burada sıra beklerken ateşide düştü. Akşam saati olduğundan muayenesini pratizyen doktor yaptı. Genel muayenede bir şey bulamayınca , kan ve idrar tahlili istedi. Kan tahlili deyince suratı değişen oğlum, ağlaya zırlaya kan verdi. Sonuçları uzman doktora gösterdiler. Oda tekrar genel muayene yaptı. Muayenede hiç bir şey bulamadı. Sonuçlarada , kan değerleri yüksek çıkmış, heralde boğaz enfeksiyonudur diye sallayarak , meşhur ilaçları olan antibiyotiği yazıverdi hemen. İlacı aldık eve geldik, oğlan gayet iyi, benden yakınımızdaki bir büfeden hamburger ve patates ısmarlamamı istedi. Bir gece önceden yaptığım tavuk suyu çorbasını içip, üzerinede hamburgeri ve patatesini yedi,iştahda açılınca bende rahatladım. Babasını arayıp durumu anlattım, oda benim gibi düşünerek , antibiyotiği verme sabah kendi doktoru ile görüş dedi.
Ertesi gün için çağırdığımız Tolganın arkadaşı ve annesini arayıp gezmeyi iptal etmek istemedim. Sabah oğlanın durumuna göre ararız diye düşündüm. Sadece ikram edilecek mamaları pişirip , darmadağan olan evi toplayamadan, ateşi yeniden başlayan oğluşa ateş düşürücüsünü verip yanına kıvrıldım. Koca gece yarı uykulu yarı uyanık ateşi kontrol ettim ve maşallah hiç yükselmedi.

12.04.2008
Sabah 8:30 gibi şirketi arayıp işe gelemeyeceğimi , ve akşamki durumu anlattım. Bir saat daha uyuduktan sonra oğlanın beni dürtmesi ile uyandım.
- Anne, hadi kalk arkadaşları gelecek ya , evimizi toplayalım.

Çok şükür ateşi tamamen düşen oğluşumun keyfide yerine gelmişti. Yinede kan değerlerinin neden yüksek çıktığını kafaya takan ben, doktorunu aradım, öğlende geleceğini ve saat 6 ya kadar randevularının dolu olduğunu ama akşamda merkezde nöbetçi olacağını söylediler.
Tolga nın keyfi tamamen düzelip bir güzel kahvaltı yaptığını görünce, arkadaşının annesini arayıp , evimizi tarif ettim. Oda okulda kursta olduğunu ve saat 12:30 gibi geleceklerini söyleyince hemen bir tarafıma motor takmışcasına hızlanarak evi topladım, girdim duş aldım , az sonra geldiler.
Tolga onları sokakta karşıladı. Sarmaş dolaş oldular sanki hiç görüşmezlermiş gibi. Eve çıktıklarında oğlanın suratına dikkatle baktım ne tepki verecek diye. Eee sonuçta bizim ev havuzlu ve öyyle dublex tipi falan değil :) Doğru kendisini Tolga nın odasına attı ve annesi ile şok oldular. Odanın şekli, yatağın örtüsü, perdeler aynı onun odası gibiymiş. Annesi bu kadar olmaz, Tolga yı neden bu kadar sevdiği belli, zevkleri bile aynıymış bunların dedi. Biz annesi ile salona geçtik , çocuklar pür neşe oyuna daldılar. Annesi ile bende sanki 40 yıldır tanışıyormuşcasına sohbet ettik. Başta çok soğuk, havalı bir tip gibi gözüksede, aslında çok konuşkan ve samimi bir bayan. Hiç sıkılmadık, muhabbetimiz ilk karşılaştığımız halde hiç tıkanmadı hatta hep birbirimizin sözünü keserek, çoğu şeyide konuşmaya fırsat bulamadan geçti vakit.
Ona Tolganın arkadaşına samimice karşısına geçip, evimiz ve yaşantımız hakkında söylediklerinin şaka olduğunu ve evimize davet edip, gerçekte nasıl bir evde yaşadığımızı gözleri ile görmesini istediğini konuşmasını söylediğimi anlattım. Oda oğluna Tolga nın onunla ne konuştuğunu sormuş . Oğlanda, Tolga bana söyledikleri ile 1 Nisan şakası yapmış, hepsi şaka imiş ve bizi evlerine davet ediyorlar demiş.
Peki şaka olduğunu öğrendi diye herhangi bir kırgınlık,kızgınlık varmıydı Tolga ya karşılık dedim.
Hayırr , hiç kızgın kırgın değildi, zaten öyle o ne demiş,bu ne yapmış diye kafasına takan bir çocuk değil dedi.
Bende aslında sınıfta 3 öğretmen çocuğu olduğu halde, Tolganın ondan çekindiğini, oğlu Y. bunun canını yaktığında , ama ben ona bişey diyemem çünkü onun annesi öğretmen diye söylediğini, okulda herkes arkadaşım Y. yi tanıyorlar, kantinde hep bedava alışveriş yapıyor falan diyerek Y. yi kafasında çok büyüttüğünü ve açıkçası bizim evdede bu tepkilerden babasının ve bizimde rahatsız olduğumuzu söyledim. Kadında şaşırdı, zaten merak ediyordum, neden sınıfta başka çocuklara değilde sadece oğluma böyle şeyler söylemiş diye merak ediyordum , ben bazen bahçede nöbetçi iken koşuşturan çocuklara falan sesimi yükseltiyorum, o arada bendenmi korktu, yoksa görünüşüm falan ona sertmi geldi acaba dedi.
Sonuç olarak bir şekilde oğlumun Y. den annesinin öğretmen olması sebebi ile çekindiğini, onu gözünde fazla büyüttüğünü ve karşı tepki olarak bazı şeyleride anlattığını kabul ettik.
Hem oğlanın bizim evimizi yaşantımızı gözü ile görüp gerçeği öğrendiği için, hemde Tolga nın arkadaşının annesininde aslında öğretmen olmasının çok büyük bir şey olmayıp , bizim gibi onunda bir kişi olduğunu görmesinden dolayı günü mutlu ve huzurlu bir şekilde kapadık. Onlarda bizi ertesi gün evlerine davet ettiler. Y. nin (aman neyse oğlanın adı Yiğit ) doğumgünü yapacaklarını söylediler. Kısmet diyerek saat 5 gibi evimizden uğurladık misafirlerimizi :)
Onların arkasından bizde çarşıya gidip arkadaşına doğumgünü hediyesi alıp eve geldik. Gelince bende bir hışımla doktoumuzu aradım, bu arada baktım oğlana yine ateş gelmeye başladı. Doktora olan biteni anlattım. Oda bana, sadece yapılan kan tahlilinin o kadar önem arzetmediğini, genel muayenede bir sonuç bulamadılar ise çocuğun 3 gün gözlemlenmesi gerektiğini söyledi. Kan alınması sırasında oluşan korku, heyecan bile kan değerlerinin yüksek yada düşük çıkmasını etkilermiş. Eğer dinmeyen,inatçı bir ateşi yoksa , keyfi yerinde ise, gelmeyin. Ateşi düşmez ise pazartesi gelin dedi. O gece saat 10:30 gibi ateşli olarak yattı Tolga, neden gündüz iyi olup gece ateşlendiği için korktum bende. Ateş düşürücüsünü verdikten az sonra ateşi düştü ve baktım burnu tıkandı, sümük akmaya başladı :) Bende göbek atmaya başladım, çok şükür ateşin sebebi ortaya çıktı diye. Ben çok korkarım sebepsiz ateşten, sümükmüş salyaymış, umrumda değil yeterki ateşinin sebebi belli olsun. Zaten az sonra babamız geldi turdan, baktıkkı ateş düşmüş ve sucuk gibi terlemiş oğlan. Hemen soydum, o arada ayıldı, babası öptü kokladı falan ve sakın bir daha dondurma yeme dedi :) Bizim sıpada çıt yok :)
Eşşek yemedim dedi bana ama sanırım dondurma falan yedi okulda, yada havalar etkiledi falan neyse iyileşti ya şimdi, o geceden sonra hiç ateşlenmedi, keyfide iyi çok şükür.
Buradan çıkacak bir sonuçta şudur, anneler bazen hepimiz kendi kendimizin doktoru olmalıyız, o gece , herhalde boğaz enfeksiyonudur deyip geçen sevgili ! doktorun yazdığı antibiyotiği iyiki vermemişim diye düşünüyorum şimdi kendi kendime. Ne kolay o zehir diye düşündüğüm antibiyotiği küçücük bedenlere vermek.

13.04.2008
Pazar sabahı kalktık baktikki oğlan yine çok şükür fişek gibi. Hemen kahvaltı edip, yola çıktık, doğumgünü çocuğunun evine vardık. Çocuklar doğru odada, sınıftan diğer bahsedilen 3 öğretmen ve çocukları, başka arkadaşları 2 öğretymen ve çocukları, bayanın bir apartman komşusu ve çocuğu, birde bizim öğretmen geldi doğumgününe. Öğretmeninin de orada olduğunu gören oğluş pek bir panik oldu :) Pastalar kesildi,çocuklar eğlendi, ama ben çoookk sıkıldım :) Bir sürü öğretmen, muhabbetleri hep aynı , offladım hep içimden, zaten eşimde geldim kapıdayım deyince atıverdim kendimi hemen .
Oradan çıkıp doğru Özdileğe attık kendimizi, açık hava iyi geldi.

İşte böyle arkadaşlar, her ayrıntısı ile anlattım size oğluşumun yaptıklarını ve çözümünü. Yaşanılan herşey tecrübe oluyor insana. Her ne kadar başta çok paniklesemde, aslında sanırım olayı doğru yoldan çözdük. Tolga herşeyi arkadaşına kendisi anlattı, sorumluluğu ona verdik, oğlanı evimize çağırdıkki gözüyle görsün diye, ve mutlu sonla kapattık bu hayal dünyasını :)
Bu arada aklımada geldi, belkide Tolga nın ateşlenmesi falanda psikolojikdi, arkadaşı gelecek falan diye panik yaptı, geince ve hatta ertesi günde biz onlara gidince oda rahatladı ve ateş falan kalmadı :)

15 Nisan, 2008

GÜLMECE / GÜLDÜRMECE --- TÖBE TÖBEEE :)

AZRAİL ...

Kadınin biri, 46 yasındayken kalp krizi geciriyor ve hastaneye kaldırılıyor. Ameliyat masasındayken,ölüme yakın, birden bir hayal goruyor. Azraili goruyor ve soruyor:
'Benim saatim geldi mi? '
Azrail cevap veriyor:
Hayir, senin daha 43 sene, 2 ay vede 8 gunun var'.
Narkozdan uyandiginda, estetik yaptirmaya karar veriyor. Yuzunu gerdirttiriyor, dudaklarini doldurtturuyor ve de goguslerini duzelttiriyor. Kisacasi: 'Yeniden dogmus gibi' Daha uzunbir sure yasiyacagini bildigi icin simdi, o kadar ameliyatin degdigini dusunuyor. Son ameliyattan sonra, hastaneden tamamen yeni bir insan gibi cikiyor. Tam karsidan karsiya geciyor ki, ambulans carpiyor. Ölüyor.
Cenette Azrail'e soruyor:
'40 seneden daha fazla yasiyacagimi saniyordum! Neden o zaman bana o ambulansin carpmasini saglayip, Beni öldürttün? hem o kadar masraf yapmistim..
'Azrail cevap veriyor:
Kiz, allah canini almasin ben seni taniyamadim. . :)))

09 Nisan, 2008

GÜNCELLİYORUM :)

Aney geldi :) , yani bu ne demek oluyor, demekki hemen hemen 3 haftadır bende buralarda yokum. Şimdi ben herşeyi yazmaya kalksam olur bir ortaya karışık, azıcık madd madde yazarak gündemimi güncelleyeyim...

* 3 hafta doldu ve dün gece sabaha karşı saat 2 civarı annemi bıraktığımız yerden karşıladık yine tüm kadro :) Tolga yı babanneye bıraktık , zira uykusu gelince pek bir mızmızlanan oğul , aynı mızmızlıkla sabahda kalkıp okuluna gitmesin dedik. Gelişleri çok hoşdu. Otobüsü gördük uzakta karanlıkta, içi apaydınlık ve hepsi bembeyazlar içinde ayakta idiler. Annem zayıflamıştık dedik ama aksine kilo almış. Ne zaman telefonla ulaşsak anneniz tavafta diyorlardı :) Hafif bronzlaşmış :) ve ayak tabanlarının altı yarılmış. Bize , eğerki gidilecekse genç yaşta gitmek gerekiyor , ben bu halimle bile çok zorlandım ki hacılık dahada yorucuymuş. Bilemiyorum yaşlılar nasıl yapıyor, Allah güç veriyor heralde dedi. Gece onu evine bırakıp bir saat kadar oturduk, biraz dinledik ve eve geldik. Yattığımda hemen hemen saat 4:00 falandı ve anlayacağınız üzere şu an ruh gibiyim. Uykusuzluk artık bana ağır geliyor, bir kaç gün kendime gelemiyorum. Ahh gençlik ahh, ne uykusuz geceler geçirdiğim halde eretesi gün dimdik ayakta olurdum :)

* Allahtan bu güne doktordan randevu almıştım, sabah 09:55 de idi randevum, işe gelmedende gideceğim için evde 9 a kadar uyuyabildim. Gittiğim doktor , pisikiyatri idi. İlaç kullanmaya başlayalı 1 sene olunc gel bir bakalım duruma demişti. Çok şükür son zamanları iyiyim. Hatta gece içtiğim ilacı o kadar çok bırakmak istiyordum ki. Tamam gece süper uyuyorum, kafam rahat , ama sabahları dinlenmiş kalkamıyordum. Üstelik yan etkileri aşırı terleme ( ki ben çok üşüdüğüm halde koca kışı kısakollu geçirdim :) , kabızlık, ve kilo verememe idi. Doktora anlattım , peki sen nasılsın dedi. Eskiye göre çok çok iyiyim deyince zaten istemediğim gece ilacını bir kerette kesiyorsun dedi. Gündüz kullandığım 20 mg lık ilacımıda 1 ay yarım içmemi, 1 aydan sonra kesmemi istedi. İlk 10-15 gün sıkıntı yapabilir korkma dedi ama ben bunları şimdi düşünmek istemiyorum, yapmayacak işallah çünkü ilacı kesmek istiyorum. Bir deneyeceğiz bakalım, bırakabilirsek bitecek işallah...

* 23 Nisan tatilinde oğluşun sünnetini yaptıralım diye bir ayaklandık babasıyla. Hazır 2 gün tatil , 3 günde öğretmenden izin aldık, bir haftadada iyileşir o çıksın aradan dedik. Hastane ayarladım, doktorla konuştum, 19 Nisan saat 11:00 a randevu bile aldık ama baktımki 10 gün süre var. Daha bende hiç sünnet evi moduna girecek hal yok, e annem bile daha gelmemişti, çarşı işi, ev işi falan derken kuyruğum sıkışınca iptal ettik randevuyu. Şimdi düğünden 1 hafta önce yapılacak kısmetse. Ananeside oğluma sünnet elbisesi ve çok şık sünnet terliği getirmiş, çok tatlı ikiside, hayırlısı ile bir atlatsak şu işi...

* Sünnetten bahsedince benim diyet işine gelelim. Hani bahsettiğim yağ yakıcı,ödem sökücü bitki çayı vardıya , gerçekten işe yarıyor. Kilo olarak çok veremesemde o vücudumdaki şişlik başkaları tarafından farkedilecek şekilde indi. Bunun yanında birde parafinli korse kullanıyorum, artık hangisinin etkisi bilemem ama çayı tavsiye ederim.
Mate yaprağı, funda yaprağı,kekik,yeşilçay ve sanırım biberiye. (ama aktara bu baştaki 4 yaprağı bile söyleseniz onlar biliyor zaten. Biberiyede emin değilim yani. ) 1 litre kaynamış suya , 1 er tatlı kaşığı yapraklardan atıyorsunuz ve kendi kendine demleniyor. 1 günde tüketiyorsunuz. Ben gece yapıp içiyorum , işyerine taşımaya üşeniyorum birde tadı soğuyunca kötü geliyor, ılıkken bir kerette bir bardağı içiyorum. Sadece 2 kilo verebildim gibi ama bunun yanında biraz boğazımıda kestim. Mesela geçen hafta simit diyeti yaptım, haftayada lahana diyetine giricem :) Ama bu ilaçlar varya acayip iştahımı arttırdı, tamam ben tatlıyı , ama süt tatlılarını ve çikolatayı aşırı severim ama bu kadarda düşkünlüğüm hiç olmamıştı. Gece tuvalete bile kalksam buzdolabının kapağını açıp tatlı arar haldeydim son zamanlar. Doktorla bugün konuşurken kilo aldığımı söyledim, oda doğrudur yapar bu ilaç dedi. O arada sağlık karnemdeki resmi gördü ve bu senmisin dedi. Evet dedim, gerçekten almışsın kilo dedi gülerek, bende aynı şekilde gülerek cevapladım ve o resim birde benim hamileliğimdeki son ayda çekindiğim resimdir dedim. Düşünün yani :) 2 ay var , 10 kilo verebilirmiyim acep ?

* Eveeettt, gelelim bizim oğluş ve müthiş hayal dünyasına :) Kısaca olanları anlatayım.
Bir akşam okuldan eve gelince yine bana arkadaşı Y. nin canını yaktığını söyledi. Bende oğlum niye korumuyorsun kendini deyince , anne sana söylemiştimya , cesaret edemiyorum çünkü Y. nin annesi öğretmen deyince bende dönüverdim artık. Ne yani sınıfta 3 tane öğretmen çocuğu daha var, hepsiilede arkadaşlığın var, benim halamda ilkokul öğretmeni ve onun oğlu ilede çok güzel oynuyorsun, onlardan korkmuyorsunda neden bu Y. nin annesinden korkuyosun, demekki ben bu işte Y. nin rolü var diye düşünmeye başladım artık. Bana bişey yapamazsınız, benim annem öğretmen , beni herkes tanıyor faln diye okulda söylüyorsa benimkide tırstı.
Ben o gece öğretmeni aradım, durumlar nasıl diye. Birde akşam bana söylediğini söyledim. Oda ben bugün Tolga yı ağlarken gördüm ama bana arkadaşları dövüldüğünü söyledi ama o ısrarla hayır Y. beni dövmedi demiş. İşte dedim , çekiniyor annesinden. Tamam ben yarın konuşurum dedi öğretmen.
Ertesi gün oğlanı almaya babanneye gittim, oda yemek hazır olunca bizi salmadı eve. Bende oğlanı alıp ayrı bir odaya geçtim yemekten önce ve direk konuya girdim.
- Öğretmenin seninle bir şey konuştumu bugün ?
- Sen nerden biliyorsun anne ?
- Ben sana demiştim , benim kalbim hep senin yanında herşeyi hissediyorum ve öğretmeninlede konuşuyorum.
- Anne, öğretmende aynı bana senişn dediklerini söyledi. Ben küçük şikayetler istemiyorum, ama eğere senin canını yakan olursa, gururunu kıran olursa o zaman mutlaka gelip bana anlatmalısın. Üstelik Y. nin annesinin öğretmen olması bu durumu asla değiştirmez, mutlaka onun yaptığı hatalarıda bana anlatmalısın dedi.

Buraya kadar herşey iyiydi. Baktım oğlan konuşma modunda bende balıklama atladım yine konuya. Ona, arkadaşı Y. ye bizim ailemiz , yaşantımız hakkında söylediklerini bildiğimi söyledim. Şaşırdı. Bak dedim, yaptığın yanlışbir şey ama hepimiz bazı yanlışlar yaparız, önemli olan onları birlikte düzeltmek. Şimdi senin yanlışını nasıl düzeltebiliriz diye bakalım. Yarın dedim, çık arkadaşının karşısına , arkadaşım biliyormusun benim sana ailemizle ilgili anlattığım şeyler şakaydı. Ben sana şaka yaptım ama şimdi sana gerçekten evimizin, odamın , ailemin nasıl olduğunu göstermek istiyorum ve annemde anneni arayacak , hafta sonu sizi bize davet edecek. Birlikte oynarız bizim evde , diye söyle arkadaşınaki oda artık bizim nasıl yaşadığımızı bilsin ve kafasında bizim hakkımızda gerçek bilgiler olsun. Ve bir dahada böyle şeyler yapma , çünkü sana ne zaman inanıp inanmayacağımızı bilemeyiz sürekli şaka yaparsan, dedim. Gayet olumlu ve güzel bir konuşma ve dinlemeydi.
Ertesi gece Cuma gecesi konuştuğunu söyledi. Bende elime tel. alıp ,
- Bak oğlum şimdi ben annesini arayıp davet edicem, eğerki sen konuşmadı isen arkadaşınla , bize geldiklerinde arkadaşın hep havuzlu ve lüks bir eve geleceğini sanarak gelicek ve hayal kırıklığına uğrayacak.
Anne gerçekten bak konuştum deyince bende arayıp davet ettim bize. Bakalım Cumartesi bir engel çıkmaz ise gelecekler, ve umarım bir sayfada böylece kapanacak.
Havadisler, konuşmalar tüm ayrıntılarıyla tarafınıza aktarılacaktır efendim.

Şimdi yine yoğun işlerime döneyim ben, zati burasıda kalabalıklaşmaya başladı ve benim şakkıdı şukkudu klavye tuşu sesleri duyulmaya başladı. Zaten sizleride merak ediyorum çok bakalım neler neler oldu, haydi sizin sayfalarınızdan görüşürüz .....