böğürtlengözlü oğlum benim

25 Nisan, 2007

DOKTORA GİTTİM NİHAYET

* Geçen hafta perşembe gecesinden beri kendimi yeniden kötü hissetmeye başlayınca artık gidip bir yardım almaya karar verdim.
* Cumartesi günüm gündüz bile sıkıntılı geçti, Tolgayı alıp ablam Oziye gittik. Apartmanlarının güzel çimenli bir bahçesi var, Tolga çimenlerde yuvarlandı hep, akşamüstü annemler ve Mehmette geldi bahçeye hemen hemen 8 e kadar oturduk orada, eve gidip yemek yedikten sonra ben koltukta uyuyakalmışım , iyide oldu gecede güzel uyudum.
* Pazar günü Teyzemler burda olduğundan onları gezdirmek için ananeme gittik. Akşamüstü yine hep beraber Mudanyaya gidip 2 saatliğine güzel güzel temiz hava aldık, dönüşte ananemin bahçesinde mangal muhabbeti yapıp geceyi orada kapattık , kendimi biraz kötü hissedince tansiyonumu ölçtüm yine 15 - 9 çıkınca panikledim. Ama gece uykum yinede fena değildi.
* Pazartesi günü artık gitmeye karar verdiğim doktorun muayenehanesini arayıp randevu almak istedim, ayın 1 ine randevu verince bende bana bu doktoru tavsiye eden arkadaşımı aradım. Bu arada Mehmet bir haftalığına tura çıktığından geceleri evde nasıl yalnız kalıcam korkusu daha gündüzden bastı bana. Neyse arkadaşım doktoru cebinden arayıp durumumu bahsetmiş, 1 hafta sonraya randevu verdiklerini ama benim huzursuz olduğumu söyleyince doktorda o zaman ben yarın hastanenin polikliniğinde görevliyim oraya gelsin orada bir bakalım demiş.
* Pazartesi günü Tolgamın okulu tatil olduğundan onu annemde ananemde kaldığından oraya bıraktık, geceside dedemin 52. gece mevlütü okunacağı için iş çıkışı bende oraya gittim. Mevlütten sonra Mehmette evde olmadığı için beni salmadılar eve, annem okullar yarında çocuklara tatil bırak Tolgayıda bir gün daha ben bakayım oda dinlensin deyince orda kaldık gece.
* Salı sabahı Ozi ile birlikte Devlet Hastanesinde görevli doktoru bulduk, tabi kapısının önü acayip kalabalık bizde randevusuz hasta olduğumıuzdan utana sıkıla odasına girip kendimi tanıttım, arkadaşımın dün onu aradığını,onunda bugün için bana hastanede bakacağını söyleyince , tamam o zaman aşağıda in kaydını yaptır gel biz çağırıyoruz burdan hastaları tek tek dedi.
* Aşağı danışmada kuyruğa girip kaydımı yaptırmak istediğimi söyledim,meğerse benim hasta tanıtım kartı çıkarmam gerekiyomuş, tekrar ayrı bir kuyruğa girip hasta tanıtım kartımıda çıkarıp, diğer kuyruktan kaydımı yaptıracaktımki, sıra bana geldiğinde suratsız memur kız ben seni neye göre kayıt yaptırıcam, doktorunun kağıt vermesi gerekirdi deyince tepem attı, yürü dedim Oziye biz bu işi yapamıycaz, 1 hafta daha sabredip giderim adam gibi bayılırım parayı adam gibi muamele görürüm.Neyseki Ozi ikna etti beni çıktık tekrar yukarı doktorun yanındaki bayandan kağıdımızı aldık bizi doktorun gönderdiğine dair, kağıt dediğim minicik kare bir kağıda kaşe bastılar o kadar. O kağıtla tekrar kuyruğa gittim ve girdiğim kuyruk yine suratsız memur bayanın kuyruğuna denk geldi. Al dedim getirdim kağıdı, yaptı işlemleri şimdi doktora çıkacaksın dedi. Sağol dedim içimden ben çıkıp eve gidecektim. Gerçi verdiğim kağıtta psikiyatri bölümü yazınca anlatma ihtiyacı duydu belki.
* Polikinliğin kapısında beklerken , diğer insanları görünce aslında kendimin gayet sağlıklı olduğumu hissettim birden. Yanımda bir bayan oturuyordu, sürekli yelleniyordu, sıkıntı geliyordu herhalde, en sonunda dayanamayıp bana;
- Sen misin hasta dedi,
Evet benim dedim
- Kime geldin dedi;
2 doktorum polikinliği yan yanaydı ve benim doktorun adını söyleyince,
- Ben bilmem kaç yıl hastanede yattım, o kadar çok doktorlara gittim,en sonunda bu doktora denk geldim ve bana , ben seni ayağa kaldırıcam dedi ve bak şimdi çok iyiyim sakın bırakma doktorunu dedi bana.
* İçeriden benim adım okununca içeri girdim, baktım arkamdan Ozide geldi yanıma.Doktora durumu anlattım, bu sıkıntının nasıl ,hangi gece geldiğini,ondan sonraki ruh halimi, acile gittiğimi,arkadan kardiyolağa gidip girdiğim testleri ve bir şeyin çıkmadığını. Oda bana sorular sordu,işte ölüm korkun varmı,tedirginliğin ,uykusuzluğun falan filan gibi. Doktora kendimi gündüzleri iyi hissettiğimi,çalıştığımı ve genelde yazılan ilaçların ağır olduğunu (yeşil reçeteli olan bir ilaç var meşhur) istemediğimi söyledim. Ama ben sana onu yazdım , bunu içmessen durumun ilerler ve sonra çabuk iyileşemezsin,ama çalıştığın için hafif dozlarda yazıyorum ve zaten sen kendini bir hafta kadar kısa bir süre sonra iyi hissedeceksin ama 1 ay ilacını kullan ve1 ay sonra mutlaka kontrol edelim seni dedi. Ben bu arada bu sıkıntının bana belli bir birikim sonucu olduğunu düşündüğümü söyledim. Oğlumu ben yetiştiremedim dedim ve zıırr yine koptum başladım ağlamaya, neden dedi, çalıştığım için babannesi,ananesi baktı diyebildim ama konuşamadım yaa ve sinir oldum kendimi ifade edemedim yine ağlamaktan. Doktor bana haftaya muayenehaneye gelme iptal edelim randevunu bak bu ilaçları al ve 1 hafta sonra sen kendindeki değişimi farkedeceksin ama ilaçlara devam et ve bir ay sonra mutlaka kontrol edelim seni,kendini kötü hissedersen mutlaka beni ara konuşalım dedi. Cebini vermişti zaten.
Koyduğu teşhis anksiyete bozukluğu.
* Bu doktoru ben sevdim, bence bu işi muayenehanesi olduğu halde paraya önem vermeyen,hastaları gerçekten iyileştirme çabası olan bir kişi. Ben kendisine tam 3 kere ben muayenehanenize gelip sizinle konuşucam ama bana bu bir hafta için vereceğiniz bir ilaç varmı dediğim halde bana gelmene gerek yok bu ilaçları al ama 1 ay sonra kontrole gel dedi. Bende şöyle düşündüm ben şimdi özel gitsem bile eminimki yine ağlıycam ve çoğu şeyi anlatamıycam , şu ilaçları alayım bir kafamı toparlayayım 1 ay sonra özel gidip uzun uzun ona derdimi,beni rahatsız eden şeyleri, anlatıp yol göstermesini istiycem.Yani ilaçdan sonra terapi alıcam. Patronumla görüştüğümde kendisininde bu hastalığı atlattığını ve onunda doktorunun önce ilaç verip bu ilaçları kullandıktan sonra seninle konuşalım dediğini söyledi ve bana mantıklı geldi.
* Salı günü teyzemler İstanbula döndü, annem ve ananemde, ananemin evini toparlayıp akşamına ben işden çıkınca hep beraber bana geldik. İşden çıkıp ananeme gittiğimde oğluşumun ateşli olduğunu gördüm. Annem akşamüstüne kadar bişeyi yoktu, birden ben uyumak istiyorum demiş ve ateşlenmiş. Eve giderken baktım yolda açıldı, ateş falan kalmadı, evde ateş düşürücü verdim hatta daha kaşığım elimdeyken , Tolga ;
- Ben kendimi çivi gibi hissediyorum deyip hoplayıp zıplamaya başladı. Evlerine gelen arkadaşlarına gitmek istedi bende yolladım, 2 saat sonra falan eve geldi hiç bir şeyi yok yani ateş falan bitmiş gayet iyi gözüküyodu. Bende bu arada güzel bir duş alıp ilk ilacımı içtim. (Yeşil reçeteli olan) Tolga eve geldiğinde Binbir Geceyi izliyorduk hep beraber, benide ilaç öyle çok çok sersemletmemişti. Neyse Tolga uykusu gelince girdik beraber yatağa,ben kafamı koyarken uyumuşum, bir ara kafamı kaldırdım annem dolaptan yorgan yastık alıyordu ama kafamı bile kaldıramadım , kendi kendilerine yataklarını hazırlamış ve yatmışlar. Ama Tolgam gece yine ateşlendi, ilaç saati gelmediğinden ve öyle yüksek bir ateşi olmadığından ilaç vermedim. Sonra bir kaç saat sonra yine uyanıp kontrol ettip ateş yine düşmüştü. Ama sabah kalktığımda baktım ateşi var okula yollamadık. Ben kendimi yataktan kazıyarak çıkardım, ilaç bir uykumu getirdi işe nasıl geldiğimi bilemedim. Ama kahvaltıdan sonra diğer ilacımı içtim ve aradan yarım saat geçmeden açıldım. Demekki dedim bir birini dengeleyen ilaç biri bayıltıyor diğeri ayıltıyor:) Az sonra bayıltan ilacımıda içtiğim halde akşamki gibi olmadım, şu an gayet iyiyim, işyerindeyim,kafamı dağınık falan değil gayet iyi.
* Tolgayıda aradım az önce annem hafiften boğazım ağrıyor dediğini söyleyince rahatladım desem yalan olmaz. Çünkü ben sebepsiz ateşten korkuyorum. Antibiyotiği hiç sevmediğim halde butür enfeksiyonlarda en kötü ihtimal bir antibiyotik içip düzeliyor çocuk. Önemli olan ateşin sebebini bilelim bana göre.Eğer yine antibiyotiklik olsak bile bu kış zaten sadece 1 kutu antibiyotik kullandığımız için çok sorun değil bana göre.
* Okulunu arayıp Tolganın rahatsız olduğunu söyledim, onlarda ayın 29 undaki okul pikniğine gidip gitmeyeceğimizi sordular. Yazdırdım adımızı şimdi ama umarım Tolgacım düzelir ve benim kafamda rahat olurki bu pikniğe gidebiliriz. Çünkü piknik olayı Tolganında kafasına girdi şimdi gitmezsek çok üzülür.

Şimdilik bu kadar bakalım , herkese sağlıklı , huzurlu günler dilerim...

21 Nisan, 2007

23 NİSAN KUTLU OLSUN ...

* Nerden başlasam ; girdiğim efor testinden bahsedeyim. Efor testine gireceğim günün gecesinden başladı heyecanım, sabah yolda Mehmet le hastaneye giderken , boşver dedim ben iyiyim girmek istemiyorum efora falan. Tabi dinlemedi bile beni. Neyse, efor bantına bindiğimde kalbimin sesini duyar gibi oldum, kendi kendimi telkin ederek , sanki bir spor salonundaymışım gibi hissetmeye çalışarak eforu tamamladım. Bir ara en hızlı kademede bayana yeter dedim yoruldum, kalbinde zorlanma varmı dedi. Hayır sadece yoruldum deyince hadi devam et dedi ve sonuna kadar koşturdu beni. Bant durduğunda bir başım döndü zor oturttular sandalyeye. Ordan çıkıp kan testi sonuçlarımızıda alıp doktora girdik , çok şükür herhangi bir sorun olmadığını gördük. Yani problemin kafadan olduğu tescillendi :)
* Son 2 güne kadar gayet iyiydim, ama malesef ne oldu ise 2 gecedir yatağa girdiğimde yine başladı uykusuzluk. Tam dalar gibi olduğumda sanki nefesim kesilecek gibi oluyor ve fırlıyorum yataktan. Dün gece daha kötüydüm. Kendi kendime atlatacağım bunu diyordum ama sanırım olmayacak,üzerimden bu tedirginliği atamadıkça , bende düzelemeyeceğim ve psikolojik yardım almam gerekiyor gibi geliyor bana.
* Dün çok güzel bir gündü , çok heyecanlandım ve duyduğum gururdan ağladım. Belkide gece o heyecanın verdiği rahatsızlık oldu. Oğlumun 23 Nisan müsameresi vardı dün okulunun bahçesinde. 1 haftadır evde fırtınalar koparıyordu oğluşum. Nedeni dün anlaşıldı :) Meğer benim kuzum üzerine kendi kendine çok güzel bir sorumluluk almış ve onun heyecanı varmış, çünkü dün gece aldığı sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirmiş olmanın verdiği rahatlıkla öyle mutluyduki. Canım benim kuzum. Öylede güzel saklamış yapacağı işi bizden, hiç anlatmadı, sahneye çıktığını görünce ondan fazla ben heyecanlandım.
Müsamere için okuldan gelen yazıda, çocuklara beyaz gömlek,body v.s. , altlarınada kot pantolon giydirmemiz isteniyordu. Bende , teyzesinin nişanında giydiği beyaz gömleğini giydirsim 2 gece öncesi denemek için ama gömlek hafif küçük gelince babasına uzun kollu beyaz lekos tişört aldırdım. Perşembe gecesi bu tişörtü görünce ben gömlek giyicem diye tutturdu, tamam bakarız sabaha dedim. Sabah erkenden kalktı ve ilk sözü anne ben gömleğimi giyebilirmiyim olunca banada okey demek düştü. İyikide zorla giydirmemişim çocuğuma istemediği giysiyi.Yeni tıraş olmuş saçlarını suyla ve hafif köpükle tepeye dikerek şekil verdi saçlarına, parfüm süründü,yüzünede kremini sürdü :) Babası o gün 1 geceliğine şehir dışına çıkacaktı. Bavulunu aldığını görünce babasına yinemi tura çıkacaksın, sen gelmeyecekmisin müsamereye deyince tabi bavul aynen geri eve bırakıldı.Saat 10:30 daki müsamereye hep beraber gittik. 6 yaş olmanın vermiş olduğu gururla bizim sınıf çıktı önce,ellerinde bayraklarla, en öndede benim oğluş. Bizi selamladılar,saygı duruşu ve İstiklal Marşından sonra Benim oğlum Andımızı okutmaya ön tarafa çıktı ve ben koptum. Hangi arada ezberledi, ne zaman çalıştı bilmiyorum. Çünkü bir şiir okudular ve o şiirde Tolganın okuyacağı kısım eve yazılı geldi ve çocuğunuza ezberletin diye ama Andımızdan hiç haberim olmadı.
Gösteri bitiminden sonra, bütün çocukları bahçeye salıp Türkçe pop müzik eşliğinde kurtlarını döktürdüler.Sonrada hepsini o yorgunlukla öğle yemeklerini yedirip uyutmuşlar.:) Bir ara öğretmeniyle konuştum, haberiniz varmıydı Tolga nın okuyacağından dedi, hayır hiç söylemedi dedim. Aslında bu görevi başkasına vermiştim ama istemedi ve bir ara Tolganın kendi kendine okuduğunu görünce ona okurmusun dedim ve okumak istediğini söyledi ama o çoğunu ezberlemişti zaten deyince gururum dahada arttı. Gece evde Tolga ya ne zaman ezberledin dedim, ablam (Zeyno) okudu bana bende ezberledim dedi. Dün bütün gün ayaklarım havada gezdim. Okul müdürü Tolgadan çok sen kötüydün , ağladığını gördüm dedi ve ben yine ağladım. Sinirlerim sanırım hepten zayıfladı.
Allahım oğlumun ve tüm çocuklarımızın o güzel akıllarını en hayırlı , en güzel işlerde kullanmasını nasip et.
* Ayın 29 unda okulun pikniği var. Hem 10. yıllarını doldurdukları için hemde yıl sonu için piknik düzenlemişler. Aileler ve çocuklar hep beraber gideceğiz pikniğe güzel olacak umarım havada güzel olur keyifli geçiririz.
* Sigarayı ciddi anlamda azalttım tamamen bırakmayı umarım başarırım...

06 Nisan, 2007

Öncelikle başsağlığı dileyen,yorum bırakan,mail atan arkadaşlarıma çok çok teşekkür ederim. Yazım biraz karışık,cümle bozuklukları ile dolu olabilir bu yüzden şimdiden herkesten özür. Son bir aydır kendimi hiç iyi hissetmiyorum,eskiden çok büyük zevk alarak yaptığım işleri şimdi bırakın yapmayı düşünmek bile istemiyorum,Sanırım zor bir dönemden geçiyorum,bazı şeyler bu şekilde patlak verdi bende.Nereden başlasam anlatmaya,sanırım en başından.Buraya yazıyorum belki içimi döker biraz olsun rahatlarım zira kendi kendime konuşmaya başladım artık.
Dedemin haberini alıp evine gittiğim günün gecesine kadar,belki ananeme ve anneme destek olmak açısından , sadece şaşkınlık ve biraz üzgüntüden başka pek bir şey hissetmiyordum.Daha öncede bahsettiğim gibi dedemin vefatına inanamadığım için belkide öyle bağırıp ağlayasım olmadı.Akşama doğru İstanbuldan gelen teyzem dedemin başında çok ağladı.O arada annem kardeşim Dudu dan su istedi ve aynı zamanda ayağa kalktı.Salondan çıkarken bir gümbürdeme sesi ve Dudu nun çığlıklarını duydum.Annem yere düştü, ben o arada kendimle ilgili anne diye attığım çığlıkları hatırlıyorum. Bide dayıma kalksana yerinden annem düşmüş dediğimi. Annem bayılmadı, yere düştüğü gibi kaldırdılar onu yatağa götürdüler, iyiyim ben dedi hep. Tansiyonunu ölçtük,kolonyayla ovduk kendine geldi. Sonra ben yine salona dedemin yattığı odaya geldim.Koltuğa oturdum,karşımda teyzem ve ananemin eltisi yengemiz vardı. Birden içime bir ağırlığın bastığını,gözlerimin karardığını,ve sanki yavaş yavaş uyuştuğumu ve dünyayla bağlantımın kesileceğini hissetmeye başladım.Hemen kalktım ayağa ve kendimi odadan attım. Annemle teyemi tansiyonlarını ölçmeye sağlık polikliğine götürürlerken son anda arabaya bende attım kendimi , sanki 2 adımlık yol bana uzak geldi , kalbim atmaya titremeye başladım. Tansiyonum ölçüldü, az bişey yüksek çıktı.Eve geldik ama ben rahat değildim,sürekli içimde bir korku,ölücem ben,kalp krizi geçiriyorum,sabah olsa Tolga yı görsem gam yemem gibi şeyler geçti içimden ve sürekli karnımda ve kalbimde basınç hissettim, şimdi buraya yazarken bile yine kalbim ağrımaya başladı.
Gün gün yaşadıklarımı anlatmaya kalkarsam anlatamam bile zaten, ama bu bir ay süresince yolda yürürken kalbim ağrıyo demeler,insanların yolda üzerime üzerime gelmesi, evde yalnız kalamama,geceleri uyuyamam,kendimi dinleme ve her an ölecekmişim korkusu her yerimi kapladı.Tolgaya babası yokken tembih ettim,bakdedim baban yokken olurya ben hastalanırım falan , sen artık büyüdün öyle bişey olursa hemen git (bir kağıdada ananesinin,babannesinin,üst komşumuzun,v.s. telefonlarını yazmıştık) o kağıttan bakarak babannenleri ara ve sakın korkma.En son geçen cuma gecesi kandil gecesi işten çıktım yine daralmalar başladı yolda. Dolmuştan indim eve yürüyemiyorum,o kalabalık sanki hep üstüme geldi,eskiden dağ ova bayır yürüyen ben eve yürürken hep kalbimin ağrığını hatta sol kolumda bile ağrı hissettim.Zar zor eve attım kendimi, durumu mehmete anlettım, babasını arayıp tansiyon aletini istedi,tansiyonumu ölçtüler 15-9,5 gibi yüksek çıktı. Annem aradı kandil ya hadi gelin gibilerinden, uydurdum bişeyler. Bu arada öyle bişey olduki bende ananemlere gidemez oldum, ne zaman oraya gitsem içime bir daralma gelip aniden fırlayıp eve getirttim Mehmeti. Anneme her seferinde oraya gitmemek için birşey uydurmaktan bıktım. Neyse Cuma gecesini zar zor atlattık, Cumartesi işyerinde yine kötüydüm,öğleni zor ettim, bide o gün Tolgaya annem ananemde baktı , mecbur öğlen çıkınca oraya gitmem lazım. Sakinleştirici bir hap var , yarım ondan içtim. Ananeme gitmem için 2 yol vardı, biri daha kısa ama tenha bir yol, diğeri uzun ama işlek bir yol.Ben uzun ama işlek yoldan gittim,sebebide o yol boyunda pek çok eczane , sağlık kuruluşu v.s. olması. O gün içtiğim ilacın sayesinde sanırım yatıştım ve pek bişey anlamadan geçirdim ama akşamüstü yine afaganlar basınca birden kalkıp hadi ben eve gidicem dedim.O gece Mehmet gece onda hadi kalkın Ozilere gidelim değişiklik olur sana dedi. Yani en sevdiğim bir cumartesi gecesi ablamlara gidip oturmak fikri bile bana cazip gelmedi ama Tolga çok isteyince gittik. Pazar günüde Mehmet hadi Metro markete gidelim dedi, hadi dedim açılırım belki gittik orayada, hatta Ozileri aradık onlarda geldiler Duduyuda almışlar. Market çıkışı Dudu hadi dedi bize gidelim yemek yeriz daha erken. Ya insan kardeşine gitmek istemezmi ben istemedim işte. Zar zor durumumuda bilmedikleri için gittik. Bunlar havadan sudan konuşuyolar, gülüyorlar, onların o gülmesi bana batıyor, gülmem lazım ama sanki güldükçe kendimi daha kötü hissediyorum falan derken vakit geçti biraz. Canım kocamda hep komik şeylerden bahsediyo beni güldürmek için. En son yine anlatılan bir olaydan sonra herkes gülerken, oturduğum koltukta benim yine kulaklarım çınlamaya,vücudum uyuşmaya ve kalbime sıkıntı gelmeye başladı ve hadi dedim gidelim. Mehmet anladı zaten ikiletmeden kalktı, eniştem oradan gece vardiyasına gideceğinden Ozi ve Zeynoyuda evlerine biz bırakıcaktık.Araba da benim darlanmalar arttı, Ozi ve Zeynoyu evlerine bıraktık ya inanırmısınız Mehmet bekliyor apartmana girsinler diye ben ona bağırıyorum yürüsene onlar girer diye. Mehmete dedim, Tolgayı hemen babannesine ve benide acile ben ölüyorum. Mehmetin kardeşi bizim evin oralardaymış o arada, ona dedi bekle bizi. Evin önüne gittik,durumu kardeşine anlattı, o Tolgayı kandırdı gel sana CD alıcam seyrederiz beraber diye. Bu sefer Tolga ağlamaklı olunca ben koptum, aklımdaki tekk düşünce ben hastaneden çıkamıycam ve oğlumu son kez görüyorum, bide köşeyi dönerken bana dönüp el salladıya ben hakkaten orda eridim. Doğru Devlet hastanesi acile gittik.Otopark dolu bide 40 saat (gibi geldi bana gerçi) yer aradık , içeri girdik içerdede kuyruk, benim artık kalbim sanki fırlayacak gibi atıyor. Az sonra sıra bana geldi şikayetimi söyledim tabi ağlayarak, kalbim çarpıyor,göğsüm ağrıyor diye , tansiyon ölçtüler yine 15-9 çıktı, doktor göğsümü sırtımı güzel güzel dnledi, ve hemşireye garip bişeyler söyledi sadece serumu anladım. Doktora dedim kalbim kötü elektro falan çekmicekmisiniz. Güldü yok gerek yok dedi.Hemşire serumu bağlarken kötüyüm dedim , şimdi sakinleşeceksin dedi ve o sırada sanırım Mehmet sordu ve panik atak geçirdiğimi söylediler.
Zaten uzun zamandır kendimden psikolojik olarak şüpheleniyordum, yani beni bilen az çok biliyor, Tolganın bir yemek konusunu bile nasıl kafaya takıp kendimi kurup kurup duruyorum İnsanlara hayır diyemiyorum, bırakın oğluma bile diyememeye başladım. İş yerimde son zamanlar çok sıkıldım. Bide az çok bahsettim ISO denetimi varzdı bu sıkıntıyla bide onu atlattım. Bu arada denetimden geçtim ama denetimci bile benim heyecanımı anladı sanırım, 2 lafın 3. sü bak evrakların güzel niye bu kadar heyecanlısın sen dedi bana :) Denetimden sonra 3 gün izin aldım, patronum diyorki ben anladım seni son zamanlarda çok durgundun. O 3 günlük izinde Tolgaya okulda arkadaşları arasında d.günü yaptım onları sonra resimleriyle anlatıcam yazıcam buraya hele bir açılayım . O kadar hevesliydimki d. gününü okulda yapıcaz pastasını ben yapıcam diye, tamam yine yaptım ama öyle isteksizdimki çok şükür ama pastası güzel oldu.
Neyse o gece serumu yedikten sonra doktor geldi, bak dedi kalp krizi geçirsen seni yoğun bakıma alırım, bilmem ne olsan şuraya atarım , seninkisi psikolojik bir şey, ama kendini rahatlamanı istiyosan bir kardiyoloğa git.Bana göre bişeyin yok eve git zaten uyuyacaksın dedi. Biz eve geldik yoldan Tolgayı arayıp konuştum bak ben iyiyim istersen alalım seni dedim, yok ben burda yatarım dedi. Eve geldik ama ben yine iyi değilim sabah ezanlarına kadar uyuyamadım. Geçen salı Kardiyolağa gittik. Kayınpederimin memleketten tanıdığı , direkt kapk EKG si çekildi, doktor baktı otur bakalım burda bi sorun yok bide dinleyelim dedi, dinlerken rahatsızlığın varmı dedi, uzun yürüyüş yaptığımda sanki sıkışıyo ağrıyor gibi dedim, ailende kalp hastalığı olan varmı dedi, babamı ve dedemi söyledim, bir kan testi ve efor bakalım dedi. Efor yazmayın bana dedim ve ağlamaya başladım yine, neden dedi, babam 2. kalp krizini eforda geçirdi deyince Mehmete döndü doğru psikiyatri bölümüne dedi. Sonra bana , bak bi sorun yok bu eforu ve kan testini yazdım ister yaptır ister yaptırma sırf senin içinin rahat olması için dedi. Bu salı saat 10 da efora randevu verdiler. Kanımı verdim test sonuçlarınıda alıcaz salı günü ve tekrar doktorla görüşücez. Gerçi 3 günlük iznimde ben kan testi yaptırmıştım ve değerler normal çıkmıştı ama yinede yaptırıyorum. İşallah yoktur fiziki olarak bir sorunum.
Bu bende bir birikimin patlamasıydı bana göre.Yoruldum, çalışmaktan,insanları idare etmekten v.s. Belki şımarıklık gibi , kendimede diyorum zaten, ulen daha ne istiyorsun bak en önemlisi çok sağlıklı , akıllı bir evladın var ve sana çok ihtiyacı var, sarıl ona. Kocam çok şükür iyi, annemle istediğim zaman görüşüyorum, ailemden uzak değilim , bir işim var, çok şükür maddi anlamda çok olmasada kimseyede muhtaç değiliz gibi gibi bunlar çok doğru ama inanaın bu insanın elinde değil, aklım bunları hep söylüyor ama öyle bir şeyki beynime hükmedemiyorum, benim aklımdan bunlar geçerken beynim gidip başka yere odaklanıyor.
Geçicek bunlar , inanıyorum , şu salı günü eforuda atlatayım, kan tahlillerimde umarım temiz çıkar, ama sanırım bir psikoloğada gidicem, destek almam lazım, çünkü biliyorumki ben kendim bu işi bir şekilde atlatsam bile etrafımdaki bazı insanların huyunu değiştiremeyeceğim için manalı yada manasız söyledikleri lafları yine içime ata ata , kafama taka taka birikicem. En azından belki kendimi değiştirmenin, kafama takmamamın , o laflara gülerek geçmenin bir çaresi bir yolu vardır.
Bundan sonra dua ederken Allah sağlık sıhhat ve huzur versin diyorum çünkü inanaın iç huzuru çok önemli ve çoğu doktora göre hastalıkların çoğu düşünceden çıkıyor.
Allah hepimize çocuklarımızla ve sevdiklerimizle beraber, sağlıklı , sıhhatli ve huzurlu günler göstersin. Huzurunuzu kaçırdığını hissettiğiniz her şeye başından önlem almaya çalışın , inanın çok zor bir dönem şu ana geçirdiğim.