böğürtlengözlü oğlum benim

24 Mayıs, 2010

ÖYLESİNE...

Oğlumun sınavı var bugün, Allah zihin açıklığı versin inşallah, evde ders çok çalışmıyor hala, demekki okulda söküyor bu işi, Allahım nazarlardan korusunda öyle olsun ne diyeyim artık zorla olmuyor. Bugün Hayat Bilgisi sınavı var, akşam çalış dedim, biliyorum dedi, getir defteri soralım bakalım dedim o zaman, sordum, bildi... Birazda dikkat ederse yapacak işallah.Yarında Matematikden sınavız, beyim kendine güveniyor ya onun için absuruk sorularda hep hatası çıkıyor.
Geçen Hayat Bilgisi dersinde , herkesin kendine has yetenekleri olması ile ilgili konuşuyorlarmış. Benimki söz almış,
- Öğretmenim, benim anlama yeteneğim çok kuvvetli demiş :)
Öğretmende ,
- Haklısın Tolgacığım, birde azıcık kitap okuyup ders çalışsan bu yeteneğinin üzerine, inan kimse seni tutamaz o zaman demiş :)
Pek böbürlenmiş benimkisi, geçen anlattı banada, belki bu olay olalı aylar olmuştur ama, bizimki öyle bıcır bıcır pek her şeyi anlatmadığından...
Vayy bee koca bir sezonu daha kapatmaya az kaldı, okullar yine kapanıyor, yine tatil başlıyor, bizim Kum.la Bursa arası mekiklerimiz tekrar gündeme gelecek. Geçen sene bu zamanlar okuldaydım genelde, müsamere için hazırlıyordum çocukları :) Ne çabuk geçti, sağ ve sağlıklı olalımda geçsin varsın.

Dün yine yeni evimdeydim. Yaa şu ustaların bazıları gerçekten çok insafsız, bundan bir kaç hafta evvel, yerdeki boya, kireç v.s. inşaat pisliklerini inanın tırnaklarımla kazıyarak evi misss gibi yapmıştım, birde banyoda sıva işi kaldığı için (sıva da sadece tavanın ufak bir kısmı) yerlerede kalın poşet serdik tekrar kirlenmesin diye. Geçen hafta içi sıva bitmiş, pazar banyoya bir girdim, ufffff. Salak adam o koca yere serili torbayı (herhalde ayaklarına dolandı) bir kenara toplamış ve yine ufacık yer için koca banyoyu mahfetmiş. Öküz valla yaa, dün hem söylendim hem tekrar temizledim.
Bu hafta mutfak dolabı kapaklarım ve tezgahım gelecek, çeşmeci çeşmeleri,lavaboyu,klozeti bağlayacak, c.tesi de kısmetse ev tamamen temizlenip, yavaş yavaş eşyalarımı yollayacağım işallah ki çünkü okullar kapanınca hemen kendimde geçeceğim kısmetse. Dün hem evi temizledim, hem dileklerde bulundum kendimce. Tabikide en büyük dileğim, sağlıkla-huzurla -sevdiklerimle bu evde yaşlanmak, sonra dedim , bu ev şans getirsin bize,birde yeni bebek :)
Ara ara çok kuduruyorum, hemen kucağıma bir bebek almak istiyorum, ara arada korkuyorum, dön başa olmaktan. Ama galiba istiyorum, şu bir kaç seneyide atlatalım da bakalım durumlara, şu an ertelemede o istek. Hayırlısı diyorum onada...

Dün akşam yeni evimizden eve geldik ki hepimizin aklındabir duş almak vardı öncelikle. Tolgacığım tam girdi banyoya, şofbeni yaktık, suyu bir açtık ki gelen tııssss sesiyle sinir olduk. Sular kesilmiş, evde bir damla su yok, offf ki ne offf. Dün ben temizlik yaptım, eşim korniş taktı , dolayısıyla hepimiz toz toprak içindeydik ama yapacak bişey yoktu, bırakın sabahda hala sular akmıyordu, hazır sularla el yüz yıkayıp, diş fırçalayıp geldik işe. Umuyorum akşama sular akar yoksa halimiz fena, banyo nasıl oldu anlamadım , bir anda sanki kirki çamaşır ile doldu, sinirler ayakta yani.

20 Mayıs, 2010

HAYAL


Geçen gün başladım düşünmeye , neden ben bu kadar sıkılıyorum diye. Neden bu iş beni bu kadar daralttı. Evde kaldığım seneyi düşündüm, aklıma geldi ben evde olduğum bir senede hiç şöyle uzatıp ayaklarımı, açıp televizyonu oturup veya yatıp karşısına boş boş durmadım ki.
Bir arkadaş , bir yatak örtüsü yapıp satan bir bayana , yatak örtülerine boncuk işleyip hem vakit değerlendiriyordu hem el harçlığı çıkartıyordu. Aaaa ne güzel dedim, hemen benide tanıştırdı arkadaş bende başladım örtü işlemeye, hatta bazen acil diyordu, karşı komşumda eşimin olmadığında, çocuklarını uyutup bana geçiyordu ve inanın sabaha kadar yetiştirmek için hem işliyorduk hemde acayip muhabbet ve sabaha karşı sinirler gerildiğinde acayip kahkahalar atarak işliyorduk.
Sonra , bu çocukları okula bırakınca hani size gidelim , veya bize gidelim kahve içelim muhabbeti vardırya , genelde ben ısrar eder bize çağırırdım arkadaşları ve hemen kahveylede salmazdım, genelde oturur kalırdık, yok kahve, yok çay servisi, akşamüstü kazınan mideleri doyurma servisi derken yine hep bişeylerle uğraştım.
Mutfakla çok uğraştım, baklava bile açtım biliyormusunuz, hemde süper oldu, pastalar yaptım, çok özenli sofralar hazırladım.
Hiç bir şey yapmasam , bir camımı silsem,bir süperge yapsam, bir toz alsam v.s., kahvemi yapıp ;
- Hımmm ne güzel sildim , mis gibi oldu deyip , kıvandım kendimle.
Oğluşun ne okula götürülmesini, ne okuldan alınmasını bir gün aksatmadım, bunu kendime görev edindim. Arkadaşlarda bana emanet etti çocuklarını, onlar önden ben arkadan hem götürdüm hem aldım okuldan.
Çalışma hayatındada, ilk 8 sene çalıştığım şirkette her şeyden sorumluydum, öyle çok büyük değildi şirket, 5-6 çalışandık ama olsun kendi işyerim gibi ben açar ben kapardım, müşteriler artık tamamen beni soruyor benimle anlaşma yapıyor, benden teklif alıyorlardı. Kabul olursa projelerini ben çiziyor, ben onaylatıyor, resmi prosedürlerini ben takip ediyor, çek,senet,banka ödemelerine, ft. bilmemne evraklarına ben bakıyordum, dolayısıyla kafamı boş şeylere takmaya vaktim kalmıyordu.
Öyle uzattımki lafı, ama düşündüm ben bunları. Sonra dedim, neden burda sıkılıyorum, tanıdığım insanlar, tanıdığım ortam. Erkenden çıkıyorum (aslında çokda erken değil 17:45) bazen 18:00 , C.tesi çalışmıyorum, hep hayalimdi bunlar benim, neden beğenmiyorum burayı. Sonra geçen hafta Tolga yı okuldan aldım eve geliyordum, yolda 2 ev hanımı veli , geçen seneden tanıyorum, ikisi çok iyi anlaşıyorlar hiç ayrılmıyor ve diğer velilerle pek konuşmuyorlar.(Anladınız siz o tipleri) ama beni seviyorlar :) yada ben öyle zannediyorum, neyse parkın orada dikiliyorlar (kimbilir kimleri kesiyorlardı , o işleride seviyorlar çünkü), bende nasıl yine bunalmışım, Tolgada arkadaşlarına takılınca onu beklerken yanlarına gittim. İşimi falan sordular, dedim işler yok çok sıkıcı, bunaldım, inanın işsizlik beni yordu falan diye söyleniyorum. Biri dediki,
_ Amannn takcak şey bulamadın, otur işte, oturduğun yerden para kazanıyosun daha ne ?
Acaba sizi oturtsam buraya kaç gün dayanabilirsiniz bööyyle sabah 8:30 akşam 6:00 - 9 saat oturmaya ? Arkanıza bakmadan kaçarsınız, tabi yok burda öyle çay kahve dedikodu muhabbetleri, hatta ağzımı açmadığım gün olmuştur.
Anladım ben kendimi, ben işe yaramamaktan çok sıkılıyorum, aslında yarıyorum mutlaka, ben olmasam burada mutlaka biri olacak, şehir dışına çıkıyorlar, gelen giden evraklar oluyor , ama bu beni kesmiyor, yoğunluk yok işte.
Sonra yine düşündüm .Dedim ki ;
Soru :
- Ben en çok ne yapmayı seviyorum ?
Cevap :
- Mutfakta vakit geçirmeyi.
Soru :
- Yaptıklarım beğeniliyormu,
Cevap :
- Evet beğeniliyor.
Soru :
- Bir işyeri işletecek kapasitem varmı ?
Cevap :
- Sen işletme okumadın ki ? Ama okuyabilirsin, bak açıköğretimler var, hem bak 2 senelik bölümleri bile var, okusana salak, hem sana uğraş olur.Ama bu seneyi kaçırdın,olsun bunun senesi var.
Soru :
- Peki mutfakla ilgili eğitimin varmı, tamam yapıyorsun ediyorsunda, önünde tarif yapıyorsun, hani şöyle azıcık elin daha pratikleşse olmazmı ?
Araştır araştır...
- İşte buldum, bak ne güzel aşçılık kursları, hem halk eğitimin, oğlunda büyüdü katılsana şuraya.
Soru :
- Peki hadi hepsi tamam, tek başına olurmu ?
Cevap :
- Lan ne gerzeksin, siz 3 kardeş değilmisiniz? Zaten kardeşinde hep kendi işini yapmak istemiyormuydu, zaten ablan ev hanımı ve bunalmadımı artık evde oturmaktan.
Hemen kardeşimle konuştum, ya bilmiyormusun ben hep istiyorum bunu dedi.
Ama dedim şimdi değil, zaten kafadan 2 senelik bir borca girdik o bitmeden olmaz. Ama bu işi yapalım, bir birimizin arkasında duralım bu işi başaralım.
Çok hayal kuruyorum şimdi , işyeri açıyorum, yerleştiriyorum, neler olur diye düşünüyorum.
Hatta adını bile buldum, ortağımdan onayıda aldım :)
HAYAL....
Ama eğer olursa, eğer başarırsak, adıda çok yakışacak kendisine, çok planlarım var çookkk, işte bak bu hayal şimdiden benim kafamı düzgün şeylere çalıştırmaya başladı...

17 Mayıs, 2010

YAKIŞIR ŞEHRİME ŞAMPİYONLUK...


Akşam süperdi, gece 2 falandı yattığımda ama hala tophaneden top atıyorlardı, üstelik gecenin başlangıç saatlerindeki gibi birer birer değil , ikişer ikişer arka arkaya :) Ama asla taşkınlık olmadan, rahatça balkonlarımızdan çocuğumuzla ailece seyrettiğimiz ki benim evim Bursa nın göbeğinde, oğlumu babası ile rahatça caddeye ellerinde bayraklarla gönderdiğim çok güzel bir kutlamaydı. Ben Bursasporlu değilim ama bence hakettiler ve akşam stadın önünden tam maç saati geçerken resmen dualar edip okuyup üsledim stada doğru . Bugün kupa törenimiz var. Benim patron koyu Bursasporlu üstelik öyle 1-2 senelik değil , başından beri, akşam dedim arayayım ve 10 günlük kafa izni istiyeyim, o kafayla kesin hiç bişeye hayır demez:)) Bak zaten bugün daha gelmedi işe :)
Futboldanda pek anlamam ama bazen dinlediğim yorumcuların mucize dedikleri gerçekleşti ya tebrik ediyorum ...
Gelelim bizim evin hallerine. Perşembe gecesi eşim patladı sonunda, noluyor sana diyerek. Sonra oturdu kendi durumunu anlattı, ben kendime öyle dalmışımki onun psikolojisini unutmuşum. Baktım onun kafa benden fena halde. Hani derlerya deli deliyi görünce değneğini saklarmış :) işte aynen öyle oldu. Dedim topla kendini bir eve bir deli yeter :) Hakkaten çok şükür o gün bugündür iyiyim, iyiyiz. Oda iyi, heralde baktıki oda ben kötüyüm, oda topladı kendini :) Maşallah diyeyim.
Cuma akşamı oğluşu okuldan alınca geleneksel park olayımızı yaptık. Biz havalar açınca Cuma geceleri okul çıkışında bir kaç arkadaş , elimize 1 kiloda çekirdek alıp parka giriyoruz, haftanın stresini çocuklar oynayarak bizde çıt çıt yiyip, muhabbet ederek atmaya çalışıyoruz. Park çıkışında eve geldik, hemen yemek işine tutuştum, yaptım ettim, sofrayı kurdum, tam eşim geldi işden telefon çaldı, baktım annem. Ozi ile Kum.laya gideceklerdi, yarın gidelim diyor, gerçi haberim vardı ve ben , bende gelirim demiştim ama eşimin bir gece önceki halini görünce vazgeçmiştim. Sonra eşimde duymuş bakarız falan dediğimi, dedi gidin sizde bende akşama gelirim, değişiklik olur. Onun kesin bende gecesi gelirim sözünü aldıktan sonra annemi arayıp geliyorum dedi. C.tesi öğlen civarı Kum.la otobüslerinin orada buluştuk, bastık gittik. 1 gece 2 gün kaldık, biraz evi temizledik, gece bayağı bir esinti yaptı ama söylenene göre Bursa daha kötü esintiliymiş. Yeğenimin bu hafta okul gezisi sebebiyle okulu tatil olduğundan annem,Ozi ve Zeyno kaldılar orada. Biz Kardeşim ve Onur u alıp Bursa.ya döndük. Dönüşte yeni evimize girdik, mutfak dolaplarımın iskeleti takılmış, ona baktım, kapakları daha takılmadığı halde çok güzel geldi gözüme, belkide benim diye :) Aslında azıcık yamukluk var ama adam duvarlar da yamukluk var diye ısrar etmiş , olabilir belkide neyse ne zaten belli belirsiz biz çok incelediğimiz için milimlik sapmaları görüyoruz :) Geçende işyerinden arkadaşım dedi, evin bitiyor ama sende pek heves göremiyorum diye :) Benim en başından beri dediğim, bin tane evin olur önemli olan Allahım sağlıkla, huzurla oturmayı nasip etsin işallah. Onun için çokda heves başından beri yapmadım zaten, çok kendimi üzmedim, ama tabi son 15 gündür kendi durumum yüzünden evi falan pekde gözüm görmüyodu :)
İşte şimdilik böyle, bugün haftabaşı ve malesef sabak kendimi kazıyarak yataktan çıktım ve işe geldim, gerçe haftalar , günler çok çabuk geçiyor , ama yinede sevmiyorum şu pazartesileri işte.
Herkese hayırlı haftalar olsun inşallah...


12 Mayıs, 2010

ESİNTİLİ HAVALAR...

Bir bakıyorum pazar gecesi , hüzünleniyorum yarın yine iş başı diye. Bir bakıyorum Cuma, seviniyorum 2 gün tatil başladı diye. Anlamıyorum yani günler geçiveriyor gidiyor. Gitsin varsın sağlık olsunda.

İyiydim geçen haftaya kadar, hatta süperdi diyebilirim herşey benim için. Süperdi derken, vardı gene öyle salak takıntılarım , oğlanın orasını burasını kontrol etmelerim, ufak tefek şeyleri kafama takıp büyütmeler falan , ama yinede gelip geçiyodu. Son zamanlarda okuduğum seri katil cinayetleri, yatılı okul pislikleri v.s. kafama takıldı , üzüldüm, gözümün önüne getirdim, içim kalktı, karnımda,beynimde basınç oldu ve sonunda ne oldu ise evvelki cuma beynimde kısa devre yaptı. Birden, anlamadan gene içime bir sıkıntı geldi, ateş bastı,midem bulandı. 2 haftadır zordaydım, kafam garip garip şeylere takılıp kalıyor, hatta Eylül ayında bıraktığım ilacı içeyim dedim, yarımla başladım ama oda bende acayip sıkıntı yaptı, başım döndü 4. gün içemedim. Öyle böyle geçirdim, bu sefer biraz daha inat ediyorum doktora gitmemeye , çünkü tam ilacı içince iyi ama bırakınca 6-7 ay sonra yine başlıyor sıkıntılar. Havalara atıyorum suçu aniden değişti diye, oluyormuş çünkü, ani hava değişimlerinde oluşan enerji etkileyebiliyomuş diyorum, geçecek diyorum, ama sanki bugün biraz daha iyiyim hatta akşam bir ara çok fena oldum yemek bile yiyemedim ama sonra birden geçti bitti, gece güzeldi. Dedimki ; geldikleri gibi gittiler... İşallah, bugün eh işte kıvamındayım, yazalım bakalım dedim birazda belki açar beni...

İşyeri yordu beni farkındayım, ama yoran iş değil işsizlik. İşim yok arkadaşlar, çok zor bişey sabah 8:30dan akşam 6 ya kadar oturmak, gelen 2-3 evrağı işliyorum, kendime iş çıkarıyorum masaları siliyorum, etrafı siliyorum sık sık ama gün çok uzun ,işte böyle ordaki burdaki haberlere takılıp kalıyorum, koca gün boş boş ne yapar insan. Sonra havalar ısınınca diyorum, geçen sene evdeydim ne güzeldi, sürekli meşguldüm, çevrem çoktu, arkadaşlarım vardı hiç yalnız kalmıyordum, hadi kaldım diyelim evde işlerde çokdu. Haa burda işsizliği, boş oturmayıda geçtim konuşacak kimsede yok. İş arkadaşlarım erkek, koca gün bu yaaa, konuşmadan. Üstelik bu işyerinde camda yok, oksijende alamıyoruz koca gün, uff neyse çok sıkıcı ama şimdilik mecbur dur bakalım dayanabildiğimiz kadar dayanıcaz. Gerçi ben ev hayatını çok özlüyorum, tam ev kadını şeklinde programlanmışım diyorum kendi kendime. Eski işimi özlüyorum, doğalgaz şirketinde çalıştığım günleri, aslında o zamanlardı hayatımın en zor zamanları, eşimle orda tanıştım, evlenmeden önceki 1 yıllık ayrılığımızın acısını orada tattım, orada evlendim, ikimizin ailesi arasında kalıp bunalıma girdim, çocuğumu orada doğurdum, bebeğim 32 günlükken onu babanneye bırakıp orada işe başladım, haftasonlarıda dahil akşam 7-7:30 a kadar orada çalıştım, orada bir çok kişinin ağız kokusunu çektim üstelik çok az ücrete çalıştım, orada babamı kaybettim üstelik daha 2 aylık anneydim ama nasıl bişeyse bunalıma şartları ve ücreti daha güzel olan bu şirkette girdim :) İnsanoğlunada iyilik yaranmıyor herhalde...

Neyse , şu ayı atlatalım hayırlısı ile , çok yoğun günler olacak yine hayatımda işallah. Taşınıcam çünkü, üstelik annemin yanına. İnşşat aslında artık inşaat demeye dilim varmıyor, evimiz bitti çok şükür. Elektriği suyu bile salındı düşünün. Neler yapıldı diye söylemeyeyimde eksiğimizi söyleyeyim,sadece iç kapılar ve mutfak dolabı. Ev sahibimle konuştuk, haziran 15 de anahtarı teslim edicez.Oda oğlanın okulunun bitmesini eklemek için. Seneyede servisle gidip gelecek oğluş, oklundan ve arkadaşlarıdan ayrılmayacak. Aslında bazen ne zor geliyor 11 sene oturduğum, gelin geldiğim mahalleden ayrılmak üstelik evlenmeden öncede 4 sene şu an oturduğum evin altındaki işyerinde çalıştım.Yani uzun zamandır bu semtteki insanlarla vakit geçirdim ama neyse gittiğim yerde yabancı değil. Eski mahallem :) Kardeşim alt katımızda oturacak , oğlunu yemeye bol bol vaktimiz olacak :) Zaten Tolga abisini çok seviyor ee erkek çocuğu bence büyüdükçe bizim oğlana dahada düşecek örnek alıcak , bende diyorum benim oğlanın odasına bir yatak daha alalım, nasılsa bu sıpa bizde yatacak :)

Ablam gelemiyor şimdilik, çünkü alt kat kurada ona çıkmıştı, alt katta malesef küçük merdiven boşluğu nedeniyle, onun da zaten şu an oturduğu ev kendinin burayıda kiraya verecek o yüzden , ama bir süre sonra gelecekler onlarda işallah.

Oğluşum çok şükür sağlıkla son gaz büyüyor, kendi parasını harcamaya düştü bu aralar, bir yere giderken alıyor açıkta duran kumbarasından 1-2 lira, ellerinide cebine sokuyor, artık anlaştıkta el elede tutuşmuyoruz, büyüdükya :) , giriyor markete eller cepte, o kaça bu kaça sora sora alıyor istediğini, büyüyor benim küçük adamım. Son bir kaç haftadır kafamın bulanıklığı yüzünden onunlada çok ilgilenemedim, aslında çook içimden gelerek öpemedim bile çocuğumu, ahh bu annelik vicdanı, azıcık problemin var işte dime oğlunuda bu kadar kafana takıp vicdan yapma dime, olurmu , olmaz onuda kafaya taktım ben, neyse geçecek az kaldı.

Sigarayı demiştimya bir önceki yazımda evet bıraktım, 15 Şubattan beri içmiyor (dum). 3 aydır yani ama geçen pazar bu bunalımla çok fena oldum ve bir tane yaktım, çünkü son hafta bide onun için kasmışdım kendimi canım çok istiyordu, yaktım . Pazartesi içmedim, ama dün gene 2 tane içtim, gerçi varya pişman değilim, bide kafayı şimdi ona takamayacağım.



Bu haftasonu Kumla planımız var bakalım, ablamların sınıfının okul gezisi olduğu için p.tesi ve salı okul tatil, sonrada 19 mayıs tatili, bari Kumlaya gidelim dediler, bende Cumartesi ve pazar giderim değişiklik olur, hem evleri temizleriz.



Tolga ve Zeynep yüzmeye başladılar, 1 aydan fazladır götürüyoruz, c.tesi ve pazar sabah 10:30da havuza giriyorlar. Yani haftasonu uyumak hayal , 9 da kalkıyoruz, kahvaltı edip apar topar çıkıyoruz evden. Bu sene benim oğlan büyümeye başladı aslında görüntü olarak 13-14 yaş gibi ama daha 9 yaşında. Kumladada genelde çocuklar bundan büyük, ama dedimya benimki büyük gösterdiğinden yanlarına alıyorlar bunu:) Kapının önünde sorun yok ama o çocuklar kum.lada yok internet kafe, yok yürüyüş,yok bisiklet gezisi falan yapıyorlar tabi benimkide takılmak istiyor onlara. Geçen sene ben vardım yanında iyiydik, ama bu sene annem hem kardeşimin oğlan hem benim biti kanlanmış (biz öyle deriz:) oğlan ile çok yormasın kendini, zaten bu kış çok yordu annemde kafayı bizim ev işi ile ilgili. Onun için Tolga yı fazla yollamayı düşünmüyorum kum.laya, arada kalır ama genelde Bur.sada olacak. Yüzmeye devam edecek hem zaten açık havuza geçeceklermiş yazın hemde haftada 4 gün, yüzmedende babasına gidecek çarşıya yardıma, hem biraz aktifleşir , çok uyuşuk ve hantal benim kuzum. Azıcık o handaki merdivenleri insin çıksında, erisin koca popoşu:)



İşte , benden havalar böyle esintili, düzlüğe çıkacak bu yürek-beyinde işallah...