SON DURUMLAR
Düğün yazısında takılmış kalmışım sanal sayfamda, ama aslında hayat tüm hızıyla devam ediyor.Öncelikle uzun zamandır yazamayışımın sebebi ;1) Şirketin taşınmış olması.Ben hemen hemen 4 senedir bu şirketteyim ve girdiğim günden itibren bir taşınma lafıdır dolaşıyordu, sevgülü patronumuz durdu durdu ve öyle bir taşındıki, resmen şehrin diğer ucundayız şimdi. 2 araç değiştirerek ve tam 1 saatte gelip gidiyorum şirkete. Burası şehir merkezinden çoookk uzak ama apayrı bir şehir gibi bir yer. Bulunduğumuz site buranın meşhur sitesi, acayip güvenlik var kapıda, öyle zırt pırt girip çıkılmıyor. Sitenin tenis kortu, havuzu falan var ama bu bize eziyet gibi geliyor. Millet askılı elbiselerini, terliklerini giyip omuzlarında havluları havuza inerken onları burada seyretmek hiç hoş değil, Allahtan havuzu görmüyoruz :)2) Geçen Cuma günü Tolga babannesi ve dedesiyle markete gitmiş, eve geldiğimde daha yoklardı, az sonra geldiler ve Tolga bir mayışık halde eve geldiği gibi kafayı vurdu uyudu. Gece yatağına yatırmak için baktığımda ateşi vardı, hayır olsun dedim, ateş düşürücüsünü verdim. Eretesi gün bizim şirketin taşınma günüydü ve normalde öğlene kadar çalışma saatim akşama kadar uzadı. Akşam eve gittiğimde Tolganın ateşi hem yüksekti hemde vücudunda kırmızı lekeleri vardı :) Hemen anladık tabi su çiçeği çıkarıyordu, yinede doktorunu aradım getirelimmi diye, oda " ben şimdi merkezden ayrıldım, telaşlanmayın, ateşi düşürücüsünü verin, çok huzursuz olmazsa Pazar günü nöbetçiyim, gelin ben bakayım " dedi. O geceyi yarı uyanık geçirdik, Pazar sabahı erkenden doktora gittik çünkü ateşte inatçıydı ve düşmüyordu. Doktor su çiçeğimizi onayladı, bazen boğazın içinde falanda çıkar dedi ve Tolga nın boğazlarına bir baktı berbat. Yok yok çok şükür su çiçeği çıkmamış boğazında ama aynı anda boğaz enfeksiyonuda olmuş. Hemen bir boğaz kültürü yaptı, sonuç Beta çıkınca mecburen antibiyotik yazıyorum dedi. Su çiçeğinde vücut acayip yorgun oluyor, kafası yataktan kalkmıyor kuzumun, bağışıklığı düşük oluncada kulak yada boğaz enfeksiyonu olması doğal olurmuş ama işte ikisi üst üste gelincede bizi çok hırpaladı.
(Resme pek bakmayın, alnından başlayıp ayak parmaklarına kadar kabardı yavrucum)
Bu arada doktora gitmeden Tolgaya " hadi gidip doktorada gösterelim bakalım belki ilaç verir" dediğimde bastı yaygarayı, " yaaa gitmem doktora , nasıl alıcaklar şimdi benim çiçeklerimiii" diye ağlama tutturduki anlatamam :)
Ben 3-4 sene öncesi Tolga ya o zaman 120 YTL verip su çiçeği aşısını yaptırdım, aşıda olsa yine su çiçeği olacaktı ama sözde hafif atlatacaktı. Aşıya lafım yok , çünkü Zeyno da aşı oldu ve bir gecede hafif ateşlede vücudunda beliren 9-10 tane kırmızılığın yanıp sönmesiyle atlattı su çiçeğini. Ama gel gelelim tombala yine bize vurdu , aşısı olduğu halde böyle çıkaran oğlum kimbilir aşısı olmasa nasıl olacakmış diye düşünüyorum açıkçası.
Neyse çok şükür bugün ateşi daha bir düşük taa gece yatmadan önce ateş düşürücü vermiştim , az önce aradığımda babannesi yok şimdilik ateşi dedi. Her zaman dediğim gibi " Allahım hayırlı sebebi, dermanı olan hastalıklar versin, yıpransakta , üzülsekte biliyoruzya bir kaç gün içinde iyileşicez diye.
3) Veeee , tatatammmm, 30 Haziran 2008 , saat 11.00 civarı ben 2. kez teyze oldum. Onur' umuz geldi dünyaya, pek bir tatlı, pek bir sarı kafalı, pek bir şirin ve kıvırcık saçlı bir bebek.
Duygu cum doğuma girmeden bir gün öncesi kaynının düğünü vardı, yani Pazar gecesi düğünde göbek attı, pazartesi sabahı sezeryana girdi. Şen şakrak doğurdu yani :) Pazar gecesi düğüne bizde gittik, daha doğrusu benim çiçekli Tolga yı düğün salonuna sokamayacağımız için o babası ile arabada bekledi ben düğünde 1 saat kadar kaldım. Eve gelince oğlan ateşi hafifleyip uyuyunca bende bebeğimiz için Hoşgeldin kurabiyeleri hazırladım.
Hoşgeldin dünyaya, Allahım analı babalı büyütsün seni, bahtın şansın hep açık olsun sarı kuzum.
Saat gece 2:30 civarı uykusu açılan Tolga mutfağa girip beni ve tezgahı dağınık vaziyette görünce oda oturdu ve bana ciddi yardımda bulundu. Nazar boncuk kurabiyelerini o yaptı.
Kurabiyeleri yapmam, paketlemem, yazılarını yazıp zımbalamam bittiğinde saat 5:30 olmuştu. Hemen yattı ve sabah 8:30 da kalkıp hastaneye gittim. Heyecanlı uzun bekleyişden sonra çok şükür oğluşumuz ve annesi sağ salim odalarına geldiler. Az öncede aradım evlerinede gelmişler. Tolga cım çok üzgün , çiçekleri sebebiyle henüz kardeşiyle tanışamadı, sadece resimlerine bakıyor. Sanırımda ancak önümüzdeki hafta tanışacak.
İşte bizdeki son durumlar böyle , şimdi birazda sizlerin sayfalarına misafirliğe geliyorum.




