böğürtlengözlü oğlum benim

28 Ekim, 2008

OHH BE...

Cumartesiden beri illet oldum, sinir oldum. Dün Biyo dan gelen maille biraz rahatladım ama dediği yolu deneyemedim, vaktim yoktu. Bugün rastgele tıkladım, açılınca çok sevindim, hepimiz hoşgeldik yine sayfalarımıza,yapılan saçmalık neyseki çabuk düzeltildi...

22 Ekim, 2008

EV KİMİN ? :)

Haftasonu maceramızı anlatayım sizede gülün biraz, bakın başımıza neler geldi :)


Şimdi, hani annemin bir evi varya, hani satıpta, binbir zorlukla sevgili! amcamızı ikna edip, payının bedelini ödeyerek üzerimize aldığımız arsa üzerine , anneciğimiz sattığı evin parası ile üçümüzede ev yapmak istediği evi. İşte , geçen kış Ocak ayı başında sevgülü amcacım, taaaa İsv.iç.relerden anneme telefon açıp, ben arsayı size satmaktan vazgeçtim deyince, annemde diğer evi kiraya vermiş. Emlakçı aracılığı ile.Amcamda yaza doğru kızını evlendirmek için paraya sıkışınca yeniden bize taaaa oralardan haber yollayıp paranızı hazırlayın, yaza izne gelince parayı alıp arsayı satıcam size deyince hemen apar topar paralar toparlandı ve yazın amcadan arsa satın alındı. Tabi şimdi inşaata başlamak için evin satılması gerekiyordu, ama kiracının kontratı Ocak 2009 da biteceği için annem yaz sonu ona telefon açıp ,


- Bak kızım, benim paraya ihtiyacım oldu, tabiki sana şimdi çık diyemem, kontratın var ama ben sene dolunca kontrat yenilemeyeceğim, istersen havalar güzelken sen ev ara kendine dedi.


Ama bu arada bide şunu anlatayım. Bu evi kiraladıklarında emlakçı bize bir anne-kızı-damadı ve torunu oturacaklar demiş. Sonra damadın işi yurtdışında olmuş, ama ne hikmetse o damat bir türlü ortaya çıkmadı. Bu ana-kız ilk önce eve girince, (ki onlardan öncede evde 5-6 yıl oturan bir aile vardı ve şikayet gelmedi) kombi arızalı diye yakınmalar başladı. Hemen servislere haber verildi tam servis yaptı arkadan yine haber kombi bozuldu dendi ve annem 2 ay kira almadan oraya yeni kombi taktırdı.


Arkadan bir ay annem yine kira almaya gittiğinde paranın yarısından fazlasının yatmadığını görünce telefon açıyor.


- Eee biz sizi çok aradık, senin evin dökülüyor zaten, balkon kapısı kırıldı biz balkon kapısı taktırdık. Ohaa o fiyata 300 YTL nasıl bir balkon kapısı merak ettik, üstelik fatura ver dediğinde annem oda yok, hatta bir gün amcam kendi kiracısına gittikten sonra anneme gelip;


-Yenge sen balkon kapını kime yaptırdın çok güzel olmuş deyince , annemde ;


- Yaaa , işte böyle böyle oldu ama demek güzel kapı taktırdı ondan öyle pahalı olmuş deyince amcam gülmekten bayılmış. Amcam marangozdur bu arada, yenge ne yeni kapısı be senin kapıyı almışlar, önünü arkasına çevirip takmışlar demiş.


Ağustos ayı kirası yatmamış, hanfendi banyo yaptırmış :) kendi kafasına göre, annem kime yaptırdın, söyle fatura istiyorum deyince , bilmiyorum bi tesisatçı yaptı heralde falan demiş.


Sonra bir ara kornişlerini yenilemiş, 80 YTL kesmiş kiradan :) Kira her ay geç yatıyor, annem sorduğunda , aaa benim küçük çocuğum var öyle zırt pırt dışarı çıkamıyorum ben diyor.Bide anneme devamlı, senin evin dökülüyor zaten falan diyormuş, ay manyak ya, sana zorlamı verdik ?


Bu hanım Ağustostan beride kira yatırmıyormuş, ama geçen bayramdan önce annemi arayıp, ben yeni ev buldum, 15 gün sonra çıkıcam, ama oraya vermem için depozit lazım verirsin dime depozitimi demiş. Annemde tabiki o senin paran ama sen bana tüm faturaları falan kapattığını belgele, al depozitini demiş. Oda tamam demiş kapamışlar. Eee aradan 1 ay geçti ne çıkan var nede kira yatıyor. Pazar günü dayanamamış annem aramış bunu. Gecede biz yemeğe gittik hep beraber yine, gittikti kadının eli ayağı titriyor.


Annem, hani çıkıyordun ne çıkıyorsun, ne kiramı yatırıyorsun deyince, oda ;


- Senin yüzünden ben o evi kaçırdım, sen bana depozitimi verecektin, hemde ben senin evine girerken badana boya yaptırdım onun parasınıda verecektin, sen para vermeyince tutamadım o evi demiş :))) Bide üstüne, çıkmıyorum işte, kirada yatırmıyorum demiş.


Yüzsüzlüğe bak yaa, yönetici arar, aidatı yatırmıyo nerden buldun bunları abla sıyrıl bir an önce bunlardan der, komşuları arar şikayet eder, ne belalarmış bee.


Gece eşim,annem ve küçük enişte kadının evine gittiler. Amaç, annemin ve evin sahipsiz olmadığını göstermek. Kapıdan konuşmuşlar. Demişki ; Ağustos kirası ile banyo yaptırdım, Eylül kirası depozitom yerine , Ekim kirasıda badana param, Kasımdada boşaltcam zaten evi :) Az kalsın borçlu çıkacakmışız :)


Annem demiş, yöneticiden şikayet var, aidatı yatırmıyomuşsun. Bak demiş kadın, bana 54 YTL su parası geldi :) Sözde 3 kat üstündeki bunun balkonuna yağ döküyormuş, yöneticiye şikayet etmiş, yöneticide ona mantıklı olarak, desenki üst katımdaki döküyor anlarım, ama taa 3 kat üstündeki yağ dökecek, kimseye yağ gelmeyecek ve doğru senin balkona akacak :) İşte yöneticiden yüz bulamayınca, temizlemek içinde çok su harcayınca, oda aidatı ödememiş canım :)


Neyse , bizimkiler eve geldiler, dediler gidelim en iyisi bunlarla böyle başa çıkılmaz, hukuki yoldan protesto çekelim. Aradan yarım saat sonra annemin ev telefonu çaldı, annem açtı telefonu , yüzü kıpkırmızı oldu, aaa terbiyesizleşme dedi sadece ve kapadı telefonu.


Kadının annesi aramış evi ve anneme küfür etmiş, yanınada almışsın 2 p....., evimi basmışsınız, şimdi polise gidiyorum şikayete demiş, ve bir sürü küfüretmiş annem anlatamadı bile.


Tabi herkesin keyfi kaçtı, tam kendimize gelelim derken halamdan telefon geldi. Halamın kiracısıda aynı apartmanda oturuyor, halamı aramış ve ;


- Yengen yalnız kadın, ara haber ver heralde kiracılarıyla problemi olmuş, şimdi kadın polis arabasına bindi, yengene gidiyorlarmış, arada çocuklarını çağırsın demiş :(


Halam bunu söyleyince iyice tutuştuk, annem tekrar halamın kiracısını aradı, kadıncağız ve eşide eşimle görüştü, dediler gerekirse şahitlik yaparız, siz kapıya bile dokunmadınız, biz şahidiz.


Anemin üst katında oturan, polis. Hemen onları çağırdık, anlattık, dedi sakın korkmayın yok hiç bir şey olmaz. Paşa paşa gider ifadenizi verirsiniz, hem daha iyi olur sizde şikayetçi olduğunuzu resmen bildirmiş olursunuz deyip bizim içimizi ferahlattı. Ama annem 3,5 atıyor ve ben nasıl binerim o arabaya deyip duruyor . Oyy oyy , işte öyle böyle derken baktık ne gelen var ne giden.Komşumuzda gelmezler zaten artık deyince bizde evimize geldik, ablam ve Dududa annemde yattılar o gece.


İşte hafta sonunu böyle ekşın geçirdik :) Vayy be ne insanlar varmış, insan karşılaşınca görüyor,Allah herkesi ve çocuklarımızı iyi insanlarla karşılaştırsın, böyleleri ile uğraşması çok zor çünkü...

21 Ekim, 2008

ARKADAŞLIK...

Bal tatlısı Zuzuların Annesi beni bu arkadaşlık ödülüne layık görmüş, dünya çapında arkadaşlarınız olan bloggerlarını tanıtmak amaçlıymış bu ödül. Bu ödülü her alan, kendisine gönderen kişiden bir fazla kişiye gönderecekmiş. Nasıl hoşuma gitti anlatamam, teşekkürler Banucum. Bu blogger olayı aslında başlı başına süper geldi bana, kızdım birilerine buraya geldim yazdım, sevindim bazı olaylara, yine geldim burada anlattım. Anlattıkça açıldım, sizlerden yorum aldıkça, aslında yaşadığım pek çok olayın benzerlerinin herkesin başında olabileceğini bana gösterdiğinizde dahada güçlendim. Bazen içim istemedi bir süre yazmadım, sonra sayfama dönüp yazdığımda kimse hesap sormadı, gerçek arkadaşlar gibi,işine gelincemi yazıp anlatıp içini döküp,moral arıyorsun demedi, ben görmediğim, tanımadığım hatta sesini duymadığım kişiler için, çocukları için, eşleri dostları akrabaları için bile endişelendim bu bloggerda. Bu yüzden herkese çok çok teşekkür ediyorum, hesapsız, sorgusuz,kaprissiz, kurulan arkadaşlıklar için.
Bende bu ödülü , (inanmıyorum sayfasına link vermek için girdiğimde kendisindende bu ödülü aldığımı gördüm :) Çok çok teşekkür ederim Sevgili Gamzeli Anne sana.)
O zaman ; İncegülüm , Elçinim , Figenim ve Afacanların annesi Ebrucuğum (sayfası şifreli olduğu için link vermedim) a bu ödülü, gönderiyorum...

08 Ekim, 2008

YİNE EBELENDİM :))

Hani derlerya arka arkaya çok gezmelere gidince ; " Oooo leyleği havada gördün heralde " diye, iste bende arka arkaya sobelenince o söz geldi aklıma ama acaba neyi havada görmüş olabileceğimi bilemedim :) Sevgili Zuzuların Annesi sobelemiş beni , sağolsun, hemde öyle bir konuda sobelemişki Pazar günü yine beni çıldırtan bir olay vardı evde, tamda onun üzerine bir konuda sobelemiş.
''Evde nefret edilesi durumlar''


Aslında altı üstü haftada 1 gün , sadece Pazar günleri adam akıllı evde olunca evde vakit geçirmeye hasret oluyorum ve evimden dışarı çıkmayı hiiç istemiyorum. Ama bir şey vardıki kaç aydır tekrar eden artık pazar günü patladım. Üst katımda ev sahibimin babası oturuyor,yaşlı ve artık bakıma muhtaç olduğundan bir kadın yardımcı tuttular ve diğer kızıda yan dairede yaşıyor. Amcaya bakan kadın yabancı uyruklu , doğru dürüst Türkçe konuşamıyor. Bu kadın hafta 7 gün olmasına rağmen sanki bana inat illaki Pazar günleri çamaşır yıkıyor, özellikle nevresimlerini ve boylu boyunca balkona asınca taaa benim camımın ve önündeki balkonun yarısına kadar sallanıyor. Odaya her girip karşımda sallanan renkli renkli nevresimleri görünce çıldır oluyorum. Hadi o kadın akıl edemedi diyelim, eee yanındaki amcanın kızı , kızı dediğimde koskoca kadın yani hiçmi akıl etmiyorsun , haftanın 1 günü evdeyim ve benim odamın camını kapatmaya ne hakkın var, ertesi gün yıka,sonraki gün yıka. Üstelik biliniyorki bizim evlerimiz güneş almıyor, onlarıda asınca o oda hepten içkarartıcı oluyor. Neyse efendim Pazar günü biraz açık havayı görünce ben son gaz çamaşır yıkıyorum, bir yandan kurutayım bir yandan diğerlerini yetiştireyim çabasındayım. Evler küçük olduğundan öyle başka odaya çamaşırlık kurar asarım diyemiyorum, çamaşırlığı ancak salona kurabilirim, oda sinir bozucu, bende hazır hava güzel olunca yıkayıp bitirme derdindeyim işte. O ara baktım buda yıkamış, yine yayıyor nevresimleri, balkona çıkıp birde baktım her çamaşırından şapır şapır sular damlıyor benim kurumuş çamaşırların üzerine. Aaaaa dedim artık, uzattım kafayı baktım yardımcı kadın, zaten nasıl baktıysam bişey demeye kalmadan, ayyy padon padon (tam türkçede konuşamıyoya ) diyerek hemen topladı çamaşırları. Dedim, bak sular , ama anlamıyor Türkçe, geceside merdivenlerde karşılaştık, hala bana padon diyo, makinası bozukmuşda sıkmıyormuş. Dedim, bende bak bir gün evdeyim, çalışıyorum, evde olmadığımda as anacım hafta senin. Ama anlamadı tabi, hala padon diyodu, ağız tadıyla komşu kavgasıda yapamadım :) el salladım çıktım eve.

Diğer evdeki sinir bozucu halde, bir gün yakalarsam ve eğer Türkçe konuşabiliyorsa çok güzel benzeticem onu. Diğer balkonumu özellikle Cumartesi geceleri siliyorum ki Pazar günü şöyyle mis gibi açayım kapısını havalansın ev diye ve her açışımda sinirlerim zıplıyor. Bir dümbük yukarıdan sofra bezi sirkeliyor sanırım ve balkon geçen hafta ekmek kırıntısı doluydu. Hele bir keresinde saç mı kesmiş napmış, kıl doluydu balkon. Gelde sinir olma, ahh bir yakalasam.

Başkaa, başkkaa, yok işte dedimya ben evimi seviyorum, her nekadar küçükde olsa , her ne kadar bazen eşyalar üstüme üstüme gelsede , evde vakit geçirmeyi seviyorum, ama evin içinde , ütü yapmayı (her kadın gibi) ; temizlik yaparken ayağımın altında birisinin olmasını ; tam temizlik yapmışım, toz almışım, yerde gördüğüm su damlalarını; tam bir yemeğe girişmişken evde bir malzemenin eksik çıkmasını gibi gibi ufak şeylerdende nefret ediyorum işte...

Şimdiii bende sayfasını bana yazdığı yorum sayesinde gördüğüm ama okurken çookk büyük zevk duyduğum, yeni blog arkadaşım Gamzeli Anne yi sobeliyorum. Haydi kolay gelsin kendisine :)



Bir önceki yazımda bayram ayrıntılarını yazarım falan demiştim ama, aslında yazacak çok bişeyde yok. Çok şükür sağlıkla geçirdik, teyzemler buradaydı, ilk gün kısa kısa ziyaretler yapıldı, diğer günler ananemlerde geçirdik hep beraber. Zaten Cumartesi günü alınan şehit haberleri ilede tat tuz bitti gitti. Bayramda dayımın oğluda askere gideceğini söyledi. Uffff, eskiden davullarla zurnalarla güle oynaya gönderilirdi askere şimdi ise 3 ay önceden tasası tuttu bizi. Allahım hayırlı teskereler versim tüm askerciklere ve gidecek kuzulara. Ben Tolga nın büyüyüp askere gideceği günleri düşünemiyorum bile şimdiden. Üstte resimdede ne şirin selam vermiş kuzum. (Ay aslında resmi büyütünce surat ifadesine baktım ve koptum :) çok komik oğlan bu yaa, ama orada sanırım 5 yaşındaydı :))



Hani diyordumya bu aralar yine sıkıntılıyım,içim daralıyor diye falan. İşte bende bu sefer evham hastalığı oldu yine, sürekli kendimi dinlemeler, oğlanın orasını burasını incelemeler, ve bulduğum her değişikliği, en ufak bir gaz ağrısını bile kötüye yormalar başladı malesef. Son zamanlardada bende en çok sıkıntı yapan ciğerlerimde sanki ağrı olması idi. Dayanamadım artık ve doktora çıktım, Göğüs hastalıkları uzmanından randevu aldım. Evden kimseciğin haberi yok, kızacaklar yoksa bana yine. Neyse, oturdum doktorun karşısına, geçmiş olsun , nedir şikayetiniz dedi. Dedim, sanki göğsümde arada ağrı hissediyorum. Bana sorular sordu. Öksürük var mı ? Yok. Nefes alırken ağrı varmı? Yok. Tıkanma hissi oluyormu ? Yok. Baktım doktor kızacak artık Dedim bakın, ben bundan 1.5 sene evvelde kalp krizi geçiriyorum diye kendimi hastanelere attım, sorun çıkmadı çok şükür, sonra hastanenizin Psikiyatr doktoru 1 sene ilaçlı tedavi gördüm. 4 ay öncede ilacı kestik. Ama şimdide bende ciğerlerimde sorun varmış gibi oldu. Zaten Cuma günü Psikiyatr bölümünden randevumu aldım ama oraya gitmeden gerçekten sorun olmadığını öğrenip içimin rahatlamasını istedim. Genç bir doktordu sağolsun, güldü. Çok iyi yapmışsınız dedi, genel bir muayene etti çok güzel dinledi uzun uzun ciğerleri. Genel muayeniz çok güzel ama ben bir ciğer grafisi ve EKG yazıcam size, iyice içimiz rahat olsun dedi. Hemen tetkikleride yaptırdım ve çok şükür tertemiz çıktı ikiside. Bakalım Cuma günü gidicem tekrar doktoruma. Ama bu evhamda gerçekten çok kötü bişey ve insanın yaşam kalitesini etkiliyor, sürekli kötüyü düşünerek insan yaşamdan gitgide zevk almamaya,sorumluluk yüklenmek istememeye başlıyor. Amaaan öyle salak salak düşünüp kendimi hasta edeceğime alırım ilacımı kafam rahat olur diyorum ama bakalım ne diyecek doktorcum.



Annem geldi bu gece bize, şimdi Tolgiş ile uyuyorlar içeride. Oğlan çok azıyor annem olunca, bende hiç ses etmiyorum, alt alta boğuşuyorlar :) Memolide tura çıkınca annemin gelmesi çok iyi oluyor, sabahları oğlanı erkenden uyandırıp babannesine götürmem oradanda işe gitmem çok yorucu oluyor, 45 dk. kadar erken kalkmak zorunda oluyorum sabahları.



Ben bu yazıyı gündüz işyerinde başlamıştım yazmaya ama yazıyı tamamlayamayınca şu an gece saat 02:00 ve evden tamamlıyorum, ama şimdi kaydı yayınla tuşuna basınca sabah yazıya ilk başladığım saati verecek, bir türlü değiştiremedim malesef.Bide sanırım üst kısımda büyük bir boşluk oluştu , onuda becerip kapatamadım :(



Şimdi yatmam lazım, sabah işler beni bekler...