böğürtlengözlü oğlum benim

21 Şubat, 2011

6 GÜN TATİLİ...


Çarşamba akşamı oğlan servisden inince , ufaklık kuzenide orda diye ananesine girdi. Bende evde yemek yetiştirmeye çalışıyorumki çabuk yiyip Sülüman dizisine yetişeyim diye. Neyse, bu ananesinin merdivenlerinden daha çıkarken ;
- Ananneee, sana, senin için kötü, benim için süper güzel bir haberim var demiş.
Annem hayırdır, noldu, demiş.
- Öğretmenimiz 2 gün rapor almış, perşembe-cuma-cumartesi-pazar 4 gün tatilim, yarın ve öbürgün sendeyim demiş :))

Annem hem kardeşimin 2,5 yaşındaki oğluna bakıyor, hemde öğlen 11:30 a kadar Tolganın kahvaltısını ettirip , servisine bindiriyor.

Ufaklık çok fazla hareketli, benimkide boğuşmaya bayılan tip olduğundan, alt alta üst üsteler hep. Annem Tolga yı servis bindirdikten sonra ohhh çekip rahatlıyorum diyor. Haklı gerçekten, evin dağılması,gürültüsü hiç önemli değil ama ikiside çok gözü kara sonunu düşünmeden boğuşuyorlar ve bizi geriyorlar, birine bişey olacak diye ödümüz kopuyor.

Neyse , yemek saati aradım annemi, hadi gelsin Tolga dedim, evede gelince daha merdivenlerde güzel haberi banada verdi:) Hatta öğretmenleri, benden size kıyak olsun, dersde vermiyorum demiş, sadece kitap okuyun bol bol. Ananene verdinmi müjdeli haberi dedim, gülerek evet verdim dedi :)
Bende hem ufaklıkla fazla kapışmasın hemde canı sıkılmasın diye PSP sini 4 günlüğüne geri verdim, pek mutlu oldu,sarıldı öptü.

Cuma gecesi ufaklık Onur un kulak arkasında dıştanda gözüken beze farkettik ve kimse kimseye çaktırmasada korktuk. Gerçi , son dönem arka arkaya 2 kez boğaz enfeksiyonu oldu ve antibiyotik kullandı, hatta hala bitmedi antibiyotiği, üstelik ablamın kızındada aynen böyle bezeler çıkmıştı , oda enfeksiyon ardından çıkmıştı ve doktoru, endişelenicek bişey olmadığını, vücudun enfeksiyona savunması karşısında oluştuğunu söylemişti ama yinede Allah korusun tedirgin olduk. Gecesi bir tane daha beze oluşunca Cumartesi sabahı annem ve babası doktora götürmüşlerki çok şükür aynen Yeğenim gibi onunda boğaz enfeksiyonuna bağlı çıkmış. Bende o gün fazla uyumuşum, aradığımda doktordan yeni gelmişler, hemen üstüme bişeyler alıp Tolga ile geçtik anneme, kahvaltımızı ettik tekrar eve geldik ve evi bir güzel temizledim.

Şimdi ben kendi kendime diyorumki, Onur da, Zeynep te, boğaz,kulak enfeksiyonu falan olduklarında fazla ateşlenmiyorlar, ateşlenselerde saatinde ilaçlarını içince düşüyor ateşleri ve 1 gün 1 gece falan sürüyor bu ateş. Bunlarında bağışıklık sistemleri enfeksiyona karşı savunma olarak beze çıkartıyor.
Benim oğlanda böyle bir enfeksiyonda 5 gün inatçı bir ateşle geçiriyor, onunda diyorum bağışıklığı enfeksiyona ateş yaparak savunuyor kendini. Ne biliym işte böyle bir sonuç çıkardım kendimce.

Perşembe günü malesef Tolganında salya sümük ve balgamlı öksürük durumları başladı. Şükür ateş yok. Peditus,Asist, burun spreyi , vitamin, ıhlamur-tarçın-karanfil-zencefil-limon-zerdaçal-havlıcan-elma kabuğu karışık çayları, yatmadan önce ılık ballı limonlu sular, portakal suyu, meyve çeşitlemeleri ile haftasonunu geçirdik ama oğluşumun nezlesi geçmedi.

Cumartesi gecesi, biz ablam-kardeşim ben annemde, mutfakta yemek hazırlarken, annemde çocuklarla salondaydı. Birden bir gümbürtü ve annemin
-Allah sizi emiiiii, diye sesi geldi.
Zeynep annemin ayağını gıdıklamış, Tolga da koltuktan tutup çekmiş , kadın yatarken düşürmüşler salonda, en ufaklıkta kadının tepesine çıkmış düşünce. Zavallım annem 2 gün zor bastı bacağının üstü
ne.

Aslında benim birde arada bahsettiğim teyzemin kızı var, oda 14 yaşında. Bizde çocuklara şöyle lakab taktık.
* Onur -- S
* Tolga -- M
* Zeynep -- L
* Hatice -- XL :)

Kısaca bazen böyle beden ölçüleriyle sesleniyoruz :)

Pazar günü annemde temizlik vardı, yardım için bir abla çağırdık, kardeşimde makina ile halı yıkamada en beceriklimiz ve bir günde anamın evi temizlensin diye oda yardıma gitti. Bende Onuru alıp bize getirdim. Tolga dan sonra hiç çocuk oyalamadığımdan, Tolga ilede uzun zamandır artık oyun oynamadığımızdan hayli değişik bir gün geçirdik. Tolga nın oyun hamurlarını birde oyun hamuru kalıplarını buldum, şekiller yaptık. Ben onlara puding yaparken onada tas tabak verdim kek yaptı aklınca. Bir sürü ufak araba bulduk uzun zamandır kullanmadığımız oyuncak sepetimizden onları tokuşturduk, vs. vakit geçti. Ama ne yalan söyliyeyim Onura 2-3 saatten fazla bakınca tüm 2. çocuk isteğim kayboluyor. Alışmışım artık, evimin işini yapmaya, iş yaptıktan sonra evin fazla dağılmamasına, oğlan odasındayken bende zamanımı istediğim gibi geçirmeye... Yorulmuşum valla dün erkenden uyudum akşam :)

Bu sabahta , dünden annemle anlaştık, benim sümüklü böceğim oğlumu sağlık ocağına götürecekti. Götürmüş , aradılar 10:30 da falan. Ben geceden ne ilaçlar verdiğimi yazıp anneme vermiştim, isimlerini unutur belki diye. Doktor yazımı okumuş , aynılarına devam demiş, annesi çalışıyor herhalde ben bu ilaçları yine yazayımda evde olsun demiş, bol bol sıvı alsın, ciğerleri temiz, önemli bişeyi yok ama 2 gün rapor vereyim iyice dinlensin demiş :) Tolga aradı sağlık ocağından gelince ;
- Annee , tatil 6 gün oldu, doktorda rapor verdi 2 gün dedi , pek mutlu.
Dedim birde ananene ver bakıym oda senin gibi mutlumu :)
Ama annem kardeşimle konuşmuş, pazartesi günleri Onur un babasıda evde izinli olduğundan pazartesileri babanneye götüründe bende bileyimki o gün Onur yok ona göre çarşı-pazar işlerimi halledeyim, Pazar ve pazarteside benim tatilim olsun demiş. Yani bugün Onur yokmuş, ee Tolga da artık büyük, anneme bir yorgunluk vermediğinden ananemizde pek mutlu, hatta pek güzel muhabbet ettiklerinden bana bugün arkadaş o, biz çok iyiyiz, sen sadece servise haber verde gelmesin dediler.

Aradan 2 - 3 saat sonra tekrar aradılar, beraber gidip fidan almışlar, birazdanda azıcık dinlenip, bahçeye inip fidan dikeceklermiş :)

Canım annem benim, hiç düşünmemek lazım bu veletler neden uykudan gözlerini açar açmaz, ananeme gidelimmi, gece orda kalalımmı diye sayıklıyorlar :)

16 Şubat, 2011

İŞLEMİŞİZ...


Oğlumun Çarşamba günleri saat 10:30 da okulda , 1 saatlik gitar kursu var. Normalde Çarşamba sabahı bizimle kalkıp babası ile birlikte gitarı , ıvırı, zıvırı alıp babannesine gidiyordu, oradanda saati gelince dedesi okula götürüyor, oğlan kursa giriyor çıkıncada normal derslerine giriyordu. Ama bu hafta Salı günü yani dün sabah babamız yola gidecek ve gece gelip gelmeyeceği belli değildi. Onun için gitarımız,derslerimiz,okul kıyafetlerimiz v.s. salı sabahından, baba yola çıkmadan babanneye yollandı. Akşam okul çıkışındada dedesi Tolgayı okuldan alacak, o gece babannede yatacak (biz taşındığımız için oğlanın okulu bizim eve uzak kaldı, babanneye yakın) ertesi gün yine dedesi onu kursa götürecekti. Amma babamız olmadığı için, işyerinide dedemiz kapatması gerekeceği için oğlanı okuldan alıp babanneye bırakmak bana düştü.

Neyse, okul çıkış saatinde vardım okula,zil çaldı, oğlanla buluştuk,bana pek bir sevgi gösterisinde bulundu, (uzun zamandır ben okula almaya gidemiyordum,zaten servisle gelip gidiyor) birlikte babanneye doğru yürüyoruz. Yolda ona dedimki ;

- Bak annem, seni babannene bırakıcam, sen bu gece kalıcaksınya orda ama ben seni bırakıp eve gidicem, ben kalmayacağım babannende tamammı ?


Neden dedi baştan, ee dedim senin kursun olduğu için kalıyorsun ben ne diye kalayım gideyim evede işime bakayım. İyi tamam dedi.


Biz vardık babanneye, yukarı çıkardım onu, ertesi günkü ders programına göre çantanı hazırlada, fazla kitaplarını ben eve götüreyim dedim. Tamam dedi, elini yüzünü yıkamak için banyoya girdi, arkasındanda babannesi. Ben salondan konuşmaları duyuyorum , Tolganın ne dediği anlaşılmıyor ama babannenin sesi geliyor.

- Ee dedim bende oğlum annene kal diye ama işi var heralde kalmıyacakmış.

......

- Yok canım ananen var, Dudun var .


Ben içerde anladım kesin babannesine, annemde kalsın gibi bişeyler söylüyor. Ahh dedim içimden, seni gidi Tolga koca çocuk oldun ne diye benide istiyorsun babannende yatayım diye, tamam bebekken hasta falan olursa eşimde yoksa gece bende yatardım babannede ama şimdi ne gerek var. Çıkınca banyodan böyle söyleyeyim diye düşünürken Tolga geldi, yavaşça eğildi ,


- Anne sen eve gitmesen ? Şimdi evde babamda yok, bende yokum sen ne yapacaksın yalnız, ya korkarsan ? :) Yat sende burada.


Nasıl duygulandım anlatamam, koltuklarım kabardı, oğlan anası olmakda ayrı bişey yaa. Benim kuzum büyümüşde annesi için endişelenirmiş, beni nasıl yalnız bırakacakmış.


Tolga küçükken babası daha çok şehir dışına çıkardı, oda geceleri işten çıkıp babannneden almaya gittiğimde eve gelmek zor gelir ben burda yatayım derdi. Bizde ona, bak ben evde yalnızım, baban yok evin erkeği sen ol, bana arkadaş ol, yalnız kalmayayım derdim, hemen montunu giyip gelirdi :) Demekki gerçekten çocuğu işlemişiz :)


Neyse tam ben , oğlum yok olmaz bişey, ananen var olmazsa onu çağırırım gelir yatar benimle diyecektimki babamız aradı telefonla. İşinin bittiğini, gece eve geleceğini söyledi. Tolgaya söyledim bende baban geliyormuş diye .


-- Oleeyy babam geliyormuş. Tamam şimdi gidebilirsin eve , içim rahatladı, yalnız kalmayacaksın :) dedi.


Tabiii ben bunu sıkıştırdım, öptüm öptüm yedim, büyüdünde annenimi merak ediyosun diye.

Evede gelince hemen aradım oğlumu, merak etme ben geldim eve diye, babası gelincede babası aradı ben evdeyim diye, herkesin içi rahat uyudu sonra :)



Bugün gittim Göğüs Hastalıkları hastanesine, ben 2. sıradaydım, doktor gelsin diye beklerken, haber geldi, doktor yoğun bakımdaymış orada işi çıkmış ve hastalarını başka doktorlara kaydırılacakmış. Ohoooo zaten hastane kalabalık bide o sırayı beklersem kimbilir saat kaç olur dedim, üstelik sabah şirkettede kimse olmayacak diye biraz mırın kırın ettiler izin istediğimde, bende beklemedim çıktım geldim işe. Yani ciğer kontrolü kaldı bugünlük ama gerçi kendimide iyi hissediyorum, öksürük artık yok denecek kadar az, umarım benim inatçı keçi gribim inadını kırıp beni terketmiştir.

* Yukarıdaki resim gibi bir güzel kar yağsada, şu mikrop ortamdan bir temizlense diye diliyorum...

15 Şubat, 2011

YENİ YENİ YEPYENİ....


Yine geldim, gerçi hiç gitmedimki zaten, ama sessizdim, okudum, güldüm,düşündüm,sevindim,kapattım sayfaları. Ama yazasım geldi,yazayım dedim, ortam değiştirelim , şablon açılsın bende açılayım,içim açılsın dedim, hadi hayırlısı bakalım.


Derler ya insanın neresi ağrırsa canı oradaymış diye, pek doğru, hem canı hem gözü, hem kafası orada oluyor işte, benimde kafam, haziran ayından beri kendi derdimdeydi. Kendim farkettim, gecikmeden doktora gittim, sağolsun şu internet dünyası , insan kendi kendine teşhisi koyuveriyor, gerçi hep en kötüsünü yazıp insanı allak bullak ediyor , hep bakmayacağım diyorum ama merak işte, goo.gle amcaya yazıveriyorum derdimi, oda beni aydınlatıyor sözde , ertesi gün kendimi doktorda buluyorum. Neyse , rahatsızlığım cild.iye-kad.ınha.stalıkları arası bişeydi. Tedavisi var ama uzun ve psikolojik olarak zordu. 6 ayda 5 doktora gittim, üstelik ilk başlarda haftada 1-2 kez gidip o kötü koltuğa yattım. Ailemden sadece eşim-ablam ve kardeşime anlattım. Anneme anlatamadım,üzülüp kafasında kurmasın diye ama pişman oldum, çünkü son yapılan işlemden sonra dayanamadım, anlattım ve bana bir dualar ettiki, Allahın izniyle en son doktora beraber gittik ve tertemizsin lafını doktordan duyduk, hatta içimiz rahat etmedi 6 ay evvel yapılan testi bidaha yaptırdık ve Allaha şükür geçmiş, işallah tekrar etmez edebilirde ama ben etmemesini umuyorum. Dediğim gibi kısa süreçte öldürücü bişey değil şükür, uzun süreçtede kötü birşeye çevirmemesi için, erken teşhis için 6 ayda bir kontrol ettirmem gereken birşey en azından 1-2 sene.

Allah dermansız dert vermesin , çocuklarımızın acısını yaşatmasın.

İşte bu sebeptendirki, içimden ne yazmak geldi ne konuşmak, yeni eve taşındım, ama evimin tadını bile çıkaramamıştım, çok şükür geldi geçti, ve her şerde bir hayır vardırya, buda bana kendime daha dikkat etmeyi,daha iyi beslenmeyi, ne kadar dikkat etsemde temizliğe dahada dikkatli olmam gerektiğini öğretti. Son olarak diyorumki , arkadaşlar kendinize , çocuklarınıza bakın, kadın olarak rutin kontrollerinizi ihmal etmeyin, uyanık olalım, baştan farkedelim, nereden ne çıkacağı belli değil hayatımızda, Allah hastalara acil şifalar versin işallah.


Bu aralar evimizde, herkesde olduğu gibi hastalıktır gidiyor, ne biçim bir keçi gribidir anlayamadım ama harbi keçi yani, daha cumartesi ilaçlarım bittiği halde öksürüğüm geçmedi,bende diyorumya dikkat diye, yarın göğüs hastalıkları doktorundan randevu aldım, sabah bide ciğerlerimizi kontrole sokalım.

Sonra dişler var sırada , dolguluk diş çok birikmiş ağızda, oda şişen diş etimi göstermeye gittiğimde dişçimin söyledikleri. Yani kısacası bakımdayım bu aralar :)


Mahalleme,semtime,evime,odama,mutfağıma,banyoma,alıştım artık iyice. Geçenlerde eski sokağıma düştü yolum, amann ne trafik ne ses ne gürültü, off dedim iyiki kaçmışım buradan,yeni sokağımda sessizlik hakim, herkes tanıdık, can sıkıntısı yok, gecenin yarısı çokmu sıkıldım, uykumda kaçtı hemen mutfak camına, baktım alt kat komşum, kardeşiminde ışığı yanıyor, doğru ona iniyorum yada o geliyor. Çok şükür günler geçiyor.


Oğluşum karnesini aldı, sene başında anlaşma yaptık, 4. sınıfız artık,çok korktum hep bu seneden, çünkü benim kuzunuın ders çalışma gibi huyu yok sağolsun,işallah çakmazsan hepsi 5 gelirse taaa 2.dönem sonunda çok istediğin PS:P yi alıcam sana. Sınav sonuçları güzel güzel gelmeye başladı, son sınavlardan sonra tüm derslerin 5 geleceği belli olunca bizimki anlaşma istedi bizden. Bana şimdi karne hediyesi PSP alın, 15 gün tatilde oynayayım, size söz okulun açılacağı Pazar gecesi geri vericem size saklarsınız, 2. sönem sonunda yine karnem iyi gelince verirsiniz. Nasıl kıyılır bu kuzuya, tabikide alındı, 15 gün oynandı , ve dediği gibi pazar gecesi bana teslim edildi. Şimdi ben oynuyorum :=)


Oğlum büyüyor ben büyüyorum, onun her geçen gün artan delikanlı havaları benide havaya sokuyor, gitar kursuna gidiyor son gaz, çok havalı çook. Bide bıdırık var ailemizde, kardeş ve 2. çocuk arzumuzu,hevesimizi,onunla giderdiğimiz kardeşimin oğluşu. 2.5 yaşında tam bir fırlama kendileri. Zıp zıp sanki ayak tabanında yay varmış gibi sürekli zıplıyor. Onunda büyüdüğünü, her geçen gün yeni kelimeler öğrenip ve tamde yerinde cuk diye oturtup bizi şaşırtan bir velet. Kapısının önünden geçerken sesimizi duyup açıyor kapıyı ;

- Annee, ben Bucunun ebe didiyom , çoç deçim var, icin vedi? (anne ben burcunun evine gidiyorum,çok dersim var izin verdinmi?)

Bizde napalım, evde ona ait olcak olan 1 defter ve 1 kalemkutusu dolu kaem verdik, hemen gelip Tolga abisinin masasına oturuyor,defteri ve kalemiyle bişeyler yapıyor ciddi ciddi sonra kapatıp iniyor masadan. Akşam tam resimliktiler , bende kaçırmadım tabi, Tolga ve kardeşi ders yapıyorlar yere uzanmış, benimki diyorki,

- Abicim dersinde zorlanırsan bana söyle ben yardım edeyim.

- Daman (Tamam)

- Dur abicim bak o böyle olcak (kafasına göre bir toplama işlemi yazıp bücüre anlatıyor)

- Heee odü abi. (Heee anladım oldu abi :)

Yani Tolganın bir kardeşi olsa ancak bu kadar olurdu, bayılıyorum hallerine, kavgalarına, kıskançlıklarına, sarılıp uyumalarına. Şu an hem tekrar teyzelik hemde azda olsa 2. annelik duygularını yaşıyorum.






14 Ekim, 2010

SERVİS Mİ ? IYYYY....


Usta evden çıktı, ev temizlendi,yerleşildi,hatta Cuma ve Cumartesi geceleri misafir bile ağırlandı. Allahım hayırlısı ile oturmamızı nasip etsin diye dualar hep ağzımızda.

Dün gece işden çıktım, önce eve gideyim dedim, eşim şehir dışında olduğundan yemeği annemde yiyecektik. Ben eve 18-18:30 arası geliyorum, oğluşumda servisle 19:30 civarı geliyor. Kuzum servise ilk alınıp, en son bırakılıyor ve yollarda 1 saati geçiyor. Alışamadım servis işine zaten, her gece 15 dk. önceden balkona çıkıp yüreğim ağzımda bekliyorum, eskiden okula çok yakındık, taşınınca , hadi dedim 4. sınıf zaten çocuğun şaftı kayacak, bide onu okulundan,öğretmeninden,arkadaşlarından ayırıp ortamını bozmayayım, nasılsa artık öğretmeni bizi , biz öğretmeni tanıdık,yeni ortamlara girmeyelim dedim . Neyse, anneme girmeden eve girip kombiyi yakayımda oğlan gelip, yemeğimizi yedikten sonra eve geçtiğimizde üşümesin dedim. Hazır evede girmişken süpürgeyi açtım , evi süpürüyorum. Çok derinden telefonumun sesini duydum, kapattım süpürgeyi, sadece numara yazıyor, bilmedik bir numara. Açtım telefonu ;
- Aloo
-Aloo Burcu Hanım
- Evet benim
- Ben Tolganın öğretmeniyim , servisiniz Tolgayı almamış, şuan okuldayız, oğlanda yanımda, ne yapalım, siz uzaktasınız, alıp evime götüreyim , siz gelip oradan alırsınız.

Ben şoklarda, nasıl yaa, nasıl unutulur çocuk, varmı böyle bir şey. Hemen kafayı toparladım;

- Müjgan Hanım babannesi okula yakın oturuyor ben hemen arıyorum gelip alsınlar, beklermisiniz.
- Tabiki bekleriz ne demek, karşıdaki kafeye gidiyoruz, ordan gelip alsınlar, yalnız orasıda kapanacakmış hemen gelebilirler mi ?
- Hemen, hemen arıyorum, çook teşekkür ederim ,sağolun.
- Ne demek Burcu Hanım, bekliyoruz biz.

Hemen babanneyi aradım, Allahtan amcası evdeymiş, olayı anlattım, merak etme hemen gidip alırım dedi sağolsun, hemende çıkmış evden, almış oğlanı öğretmeninden, babanneye gelmişler.

Bu arada servisi aradım. Servisi karı-koca işletiyor. Çocuklarıda bizim okulda okuyor. Kadını tanıyorum, okulda çok karşılaşıyorduk, hatta karşı komşumun çocuğuylada , oğlu aynı sınıfta olduğundan, onlarda ailece görüşüyorlar ve komşum , için rahat olsun çok iyiler dedi hep,zaten bende az çok kadını tanıdığımdan gerçekten rahatlamıştım. Neyse kadını aradım, açtı telefonu ;
- Aloo , X abla
- Efendim Burcu Hanım
- x abla benim oğlanı okulda bırakmışsınız.
- Aaaaa,aaaa ( kocasına ) Tolga okulda kalmış (aynı tepki kocasındanda)
Eee nasıl oldu, e ben yoklama yaptım, Tolga dedim, burda dedi , hayyy bu veletlerden birisi onun yerine burda dedi kesin. Ayyy çok üzüldüm yaa, ay napalım geri dönelim hemen.
- Yok dönmeyin , hallettim ben ama, bakın ben sizi Tolga gelmeyecekse, kaç saat önceden arayıp haber veriyorum, yani çok üzüldüm böyle bir şey yaptığınıza, öğretmenini bulmuş Allahtan, o aradı şimdi.
- Burcu Hanım ben çok üzgünüm , çok çok özür dilerim, lütfen kusura bakmayın.

Tekrar babanneyi aradım, merak etme geldiler dedi. Yalnız amcası telefonda,

- Yenge orda başka öğretmenler falanda vardı servise çok kızgınlar , nasıl yapılır böyle bişey diyorlar dedi.

Aradığımı söyledim, yalnız dedim babası yollarda şimdi , bu gece gelecek, olurda sizi arasa anlatmayın yollarda kafaya takmasın, gelince ben ararım oda konuşur servisle, bide size zahmet Tolgayı eve getirirseniz erken, ödevi vardır onun. Tolgayı verirmisin telefona ;
- Tolgaa, oğlum.
- Anne
- Naber benim cesur çocuğum, korkmadın dime, afferim benim oğluma, okula gidip tekrar öğretmenini bulmuş, bana ulaşmışsın, yapman gerekeni yapmışsın. (Çok tembihlemiştim bu konuda, çok şükür herşey aklında kalmış, bir telefon numaralarımızı aklında tutamamış, daha doğrusu korkunca unutmuş:( )
- Korkmadım anne . Bak anlatayım.

Şimdi son ders öğretmen test verdi. Ben ve bir kaç arkadaşım yetiştiremedik, azıcık geç kaldık, sonra benim tuvaletim geliyordu, yolda çok uzun tutamam diye tuvalete girdim. (Aslında aynı sınıftan arkadaşlarıda var serviste ve onlar binmişler, benim oğlanda azıcık gevşek davranmış ama ne olursa olsun beklemek hatta gelmeyince ya beni ya babasını aramaları gerekirdi servisin) Çıktım, servisin oraya gittim bi baktım yok. Diğer servisler oradaydı, taa sokağın sonuna yürüdüm, yoklardı. Sonra arkayı bir döndüm, yanımdan geçti, koştum arkalarından yetişemedim. (Ben burda koptum, o koca-ağır çanta sırtında nasıl koştu, nasıl kalbi attı güm güm benim bebeğimin.) Yetişemeyince ağlayarak okula geri döndüm,(Korkmadığı için ağlamış kuzum heralde :), okul kapısında 2 öğretmen vardı, bana neden ağlıyosun dediler ( o anlatıyor ben ağlıyorum telefonda) Servisi kaçırdım dedim. Bana, annenin telefonu yokmu dediler, bilmiyorum dedim. (Halbuki işyerini falan biliyor ama unutmuş korkudan) Evimizi sordular, biz yeni taşındık evimizde telefon yok dedim. Öğretmenimi sordular, söyledim. O sırada içerden Orhan arkadaşım ve annesi çıktı, beni görünce yanımıza geldiler,öğretmenlere ben alayım çocuğu annesine ulaşırım dedi, ama öğretmenler, olmaz biz ilgileniriz, veremeyiz çocuğu size dediler.(Bu hoşuma gitti, aslında o veliyi tanıyorum, arkadaşız ama öğretmenlerin yinede teslim etmemeleri güzel bir davranış) O sırada içerden kendi öğretmenim çıktı, ben onu görünce içim çok rahatladı (kıyamam kuzuma yaa, nasıl korktuki içi rahatlamış.) beni ağlarken görünce koşa koşa geldi, ne var Tolga noldu ağlıyorsun dedi, bende anlattım, oda sana ulaştı işte dedi.

Tolgayla konuşurken belli etmedim ağladığımı, ama sonra sonra bana koydu, yağmur yağdı çok, aklıma kötü şeyler geldi. Yavrum o küçük kalbinden neler geçti, nasıl koştu, nasıl korktu, bu yağmurda sokakta anasız olan evsiz olan yavrular ne yaşar, off off, aklıma geldikçe ağladım, annemde hem ağladı hem beni teselli etti.

Bu arada servis kaç kere aradı, Tolga geldimi eve diye, özür özür üstüne. Napayım, olmayacak şey olmuş bizi bulmuş, kızsam ne olacak, almıyoruz bundan sonra servise deseler nasıl götürüp getiririz, artık bu saatten sonra okulmu değiştireyim, hepten çocuğumun düzenini bozayım, zaten kadın belliki çok üzgün, ben anlatıkça onunda ses tonu ağlamaklı oldu.

Bundan sonra ama her gece arayacağım servisi, bindimi arabadamı diye.

Saat 21:30 gibi getirdi dedesi eve, annemlerde bize geldi görmek için Tolgayı. Öptük öptük bebeğimizi, bir kağıda, benim, ananesinin, babannesinin, babasının telefonunu yazıp cüzdanına koydum, yeniden sıkı sıkı tembihledim, neler yapması gerektiğini, sakın böyle bir durumda, gel seni evine götüreyim falan diyen olursa gitmemesini (Allah korusun), tek yapması gerekenin okula gidip bir öğretmene durumu anlatmasını, hadi bulamadı, korkmadan, heyecanlanmadan, babannesine gitmesini anlattım.

Gece babasınada anlattık eve gelince durumu, dedim sen kızgınsaın, servis şöförüde biraz ters (zaten bizim evin orda oturan çocuk yok ve yolu ters diye çok zor kabul ettiler bizi), kalkar bozalım anlaşmayı der, bırakmayalım çocuğu yolda. Tamam dedi, zaten bizimkide biraz ağır davranmıştır , merak etme bundan sonra ilk o biner servise dedi.
Bütün gece dua ettim çocuklarımız için, Allahım evlatlarımızı, kazadan beladan,kötü niyetli insanlardan korusun, dermansız dertler vermesin, bizimde onların en mutlu günlerini görmemizi nasip etsin...










05 Ekim, 2010

YENİ EVDE YİNE İNŞAAT ...

Geçen dönem okullar kapandığından hatta 1 ay daha öncesinden beridir bir belimi doğrultamadım. Artık inşaat pisliği, tozu dumanı, badana boya pisliği temizlemekten, ev eşyası taşımaktan gına geldide yinede işim bitmedi. Okullar kapanmadan hemen hemen bir ay öncesinden yeni evimin inşaat kirini temizlemeye başladım, ben temizledim ustalar batırdı derken Haziran ayında çok şükür attım kendimi evime, yaklaşık 10-15 gün sürdü eve tamamen yerleşmem, derken 15 gün sonra falan mutfak tavanımın sıvası olduğu gibi çöktü tepemize. Her yan toz duman, hadi evi yine elden geçir , sonra annemin evinin boyası badanası yapıldı. Mutfak tavanımı yeniden sıva yaptıramadık, eşimin işleri bayram üstü yoğun olduğu için, benimde orası öyle olduğu için nedense sanki hep dağınıkmışım gibi geliyordu. Ya bismillah deyip, bayramdan önce evi bal dök yala yaptım ki şöyle kıvana kıvana oturayım diye. Ama geçen hafta Pazar geceyarısı saat 02:00 da son bomba (umarım son olur) patladı ve benim bütün sinirler alt üst oldu.
Gece ev ahalisini yatırdıktan sonra saat 00:00 civarı ütüye başladım ama ne ütü anlatamam, bir sandalye üstü birikmiş. Hatta artık üşüdüğümüz için yazlık pike takımlarımızı bile yıkamıştım, ütüleyip kaldırmak için. Neyse 02:00 civarı ütüm bitti, ama ütülediklerimi yerleştirmedimki dolapları açıp gürültü yapmayayım diye. Ütünün fişini çekip , ütü masasını bile ortada bırakıp yattım. Tam yatağa girdimki, bir çaaat diye ses geldi. Mutfakta tepsi falan düştü diye düşündüm, aslında mutfak tavanımdan tecrübem var oda öyle çatlama sesi ile düşmüştü ama aklıma getirmek istemedim. Mutfağa gittim baktım , her şey yerli yerinde. Tam yatağıma geri dönerken salon kapısının önünde yeniden çatırtı sesleri duyunca aklım çıktı, anladım yine bir yer çöküyor. Doğru yatak odasına bir çığlıkla eşime " kalk yine çöküyor bir yer " derken bir gümbürtü sesi salondan geldi. Doğru oğlanın odasına koştum, kuşum uyandı gürültüye ağlıyor.Eşim fırladı salona, baktım antreye diz çökmüş , kafasını ellerinin arasına almış, " biz bunlara para verdik ulaaan" deyip söyleniyor ama ağlamaklı artık. Oğlanı sakinleştirip salona bir gittimki , yemin ederim salon depremden çıkmış gibi. 20 metrekarelik salonumun tavanında kenarlarda sadece kartonpiyerler kalmış. Kalan alçı sıva olduğu gibi çökmüş, her yer , eşyalarım, ütülediklerim, tuz buz olmuş alçı sıva parçaları ile dolmuş. Şok oldum, bir tane parça sıvayı bile elime alıp çöpe atmadan, mutfağa geçip sakinleştim, salonun lambasını söndürüp oğlanı yanımıza alıp girdik yattık ama uyumak ne mümkün. Her şeyden önce tek korkumuz belliki bunlar sağlam yapılmamış ya yatak odamızda çökerse. Saat 04:00 a kadar yatakta bakıştık eşimle, oğlan uyudu aramızda. Sonra baktık olmayacak, kalktım annemi aradım. Dedim, bizim şimdide salonumuz çöktü sana geliyoruz yatmaya. (Annem yan binada zaten.) Oğlanı uyandırıp hemen geçtik anneme ama tabi nerde uyku. O gün hiç uyumadan işe geldim. Gece ablam ve kardeşimle beraber salonu temizledik. Geçen Perşembe gecesi evi komple boşalttık, eve usta girdi,diğer 2 yatak odasının tavanıda düşürüldü. Hatta eşim oğlanın odasının tavanına bir oklava vurmuş, sıva olduğu gibi çökmüş :( Şimdi öncelikle kötüyü düşününce çok şükürki önce salon ve mutfak düştü diyoruz. Çünkü ya gece uykumuzda odalarınki düşse, ya çocuğumun odası bir oklavayla yerle bir olduğuna göre o çökseydi ki ustanın dediğine göre bir iki güne oda düşermiş, az bir yer tutuyormuş sıvayı. Olay gecesinden bir kaç saat önce oğlan ve yeğenim salonda bilgisayar oynuyorlardı, bizde hepimiz çatıda çay içiyorduk, ya onların tepesine inseydi :( Bakarsan, ince sıva, ama komple inince tepene onun psikolojisi yeter zaten. Offf işte bunları düşününce yaşananların hepsi, şükürki böyle oldu dedirtiyor.
Bu arada , esas bu işi yapan usta demeye bile dilim varmıyor, şerefsiz daha doğru bir kelime, gelip kendi marifetini görmedi bile. Eşim kaç kere aradı, gelmedi hayvan herif. Birde bizim ev en üst katta olduğundan köpük koyuldu tabi, ilk yaparken demişki, bu köpüklere tutmaz bu sıva ama ben onu dübellerle tutturucam sağlam olcak o zaman deyip üstüne fazladan para almış adi. Ama Allaha havale ettim, o ne yapacağını bilir hep ezan saati ettim duamı.
Velhasıl usta evden dün çıktı, baştan onunda ilk söylediği, ince bir sıva yapalım, ama sonra o diğer şerefsiz ustanın altta kullandığı kullandığı malzemenin çürük olduğuna karar verildi, yani ne kadar ince yaparsan yap altta kalan malzeme kötü olduğundan yeniden düşme riski var. Ya komple kartonpiyerlerde dahil kırılıp dökülecekti. Daha sonra akıllarına şu desenli köpükler var, st.ropi.yer diye geçiyor, kare kare şeklinde desenli, onları yapıştırdılar tavanlara, üstüde boyandı, değişik bişey oldu. Bana değişik geldiğinden o kadar hoş gelmesede annem falan bayıldı. Dedim açıkçası güzellik falan umrumda değil, şu bakımdan içime sindi, şimdi düşse bile kalıp gibi düşmeyecek, kare bir parça düşecek, oda köpük olduğundan ne kırılcak , ne etrafa yada bize zarar verecek. Usta başladı gülmeye, dedi korkma en güzeli bu ,hafif olduğundanda düşmez zaten iyice yapışır tavana.
İşte böyle, bir haftadır annemde yattık kalktık yedik içtik, eşyalarım alt katta kardeşimin bir odasına soktuk. Dün akşamüstü usta evden çıkınca, gece kardeşim, eşi, ben, eşim giriştik eve, yerlerdeki kartonları, tozu pisliği attık, süpürdük sildik, yatakları kurup altlarını yerleştirdik ve gece evimizde yattık.Bundan sonra yine yavaş yavaş yerleştiricem evi, yeniden taşınıyormuş gibi.Arkasındanda hemen bir mevlüt okutucam, hayır kurban da hemde hem temel atılırken hem taşınma aşamasına geldiğinde kesti annem sağolsun ama bilmiyorum neden daha ayaktayız yerleşemedik bir.
Nazarmıdır nedir bilmem ama umarım artık bitip gitmiştir, sağlıkla huzurla otururuz artık evimizde.

25 Ağustos, 2010

ŞAŞKIN VE MUTLU :)



Haftasonu gittik Kum.laya annemin yanına. Biraz sohbet muhabbet derken gece dedimki ;

- Ayy anne geçen gün senin eve girdim , çok fena kokuyor, banyonda sinek dolmuş nerden girmiş o sinekler öyle anlamadım :))

Taktı bunu kafaya , eyvah evim çok fenaymış deyip durdu herkese, tabi haberi olanlarla gözgöze gelip gülüştük hep. Haftasonu hepimizin dönmesi lazımdı Bur.saya. Bu illa siz gidin geceden ben kokulu eve girip yatmam, sabah gelir hallederim işimi dedi. Yok dedik olmaz 2 araba var sen otobüslemi geliceksin mümkün değil. Gece toparlandık, ablamlara siz annemi alın, bizde Duduyu alalım önden gidelim kapısını falan açalım. Tamam dedi onlar, ama dedik oyalanmayın gelin hanımı çabuk getirin evine :)

Neyse biz önden yola çıktık , yaklaşırken eve Dudu kocasına telefon açtı, annemin eve geç, çay suyu koy dedi. Eve gelince hemen bizde annemin eve attık kendimizi, son rötuşları tamamladık. Az sonra ablamlar geldi annemle. Lambaları kapadık, kardeşim elinde kamera ile arka tarafa geçti. Annem kapıdan girdi, bir tuhaf oldu, ilk sözü, nerde benim halılarım dedi, iyice içeri girince tüm lambaları açtık , sürpriiizz dedik. Şok oldu, ev boyalı, eşyalar mutfağındaki kaşıklara varana kadar tertemiz, balkona kilimi bile serip yer hazırladık. Çok sevindi, şok oldu resmen :) Koca gece iki lafın üçüncüsü Allah razı olsundu. Yani kısaca tüm yorgunluklara fazla fazla değdi.

Yatmaya eve geçtik, ben evdede oyalandım bayağı bir çamaşır falan yıkadım ortalığı toparladım. Baktım ışığı hala yanıyor annemin. Ertesi gün, sende akşam geç yattın dedim. Ben hiç uyumadımki, öyle sevindirdinizki beni hep evimi gezdim dedi :) Canım benim az bile sana yaptıklarımız...


Aslında önceki planımız artık haftasonu tası tarağı ve oğlanı toparlayıp dönmekti Bursa ya. Ama oğlan orada o kadar mutluki, kıyamadım. Babasına bırak bir hafta daha kalsın bak bütün arkadaşları burda dedim. Başta , yeter bu kadar benim işlerim yoğunlaşacak bayram üstü gelip alamam sizi artık dedi. Dedim gelme, bir dahaki haftasonu ben alır gelirim oğlanı. Olmaz falan dedi, sonra bakarız dedi. Bak dedim napıcak Bursada , koca gün bilgisayar oynayacak, ama burda 20 tane arkadaşı var, onlarla sokakta oynuyor hep. Neyse döndük eve, pazartesi günü babannedeydi oğlan ve dediğim gibi koca gün bilgisayardaymış. Hatta bizde yemeğe gittik oraya ve yerinden bile kalkmadı bilgisayarını bırakıp. Sonra kendi evimize dönerken babasına, baba bende gidecekmiyim Kum.laya dedi. Babası , sen yarın ananenle gidiyorsun Kum.laya dedi :) Yaa dedim , geldinmi dediğime, bir hafta bir haftadır neden mahrum kalsınki çocuk .


Bu akşam iftara misafirim var. Eşimin kuzeni ve kayınvalidemler. Çatıda yapıcam iftarı. Mangal yakarız dedik. Bende yanına kırmızı mercimek çorbası yaptım. Yeşil salata , patlıcan salatası ve semizotu salatası yapıcam, patates kızartıcam. Tatlıyıda kuzeni sütlaç severmiş, kaynanam yapacak. Aslında en sevmediğim şeydir ama illaki kendini gösterir kaynanam. Kardeşim bana geliyorsanız ben yapıcam herşeyi, ama yok o yaptıklarını pek bir beğendiği için illa yapıcam der, aslında şimdiye kadar hiç yaptırtmadım ama bu gece için ses çıkarmadım yapsın napayım.Mutfağımda tam düzen kuramadım, aslında kurmuştum çok güzeldi ama bu tavan sıvası yıkılınca sanki mutfak dağınık geliyor hep. Ama akşam pek güzel toparladım. Salatalık malzemelerini yıkadım, hava geçirmez saklama kaplarına koydum, masa örtüsü,yemek takımları, kaşık çatal herşey hazır çünkü ancak yetişirim. Bugün biraz erken çıkarım diyordum ama şirkette kimse olmadığı için erkende çıkamıycam, iki ayak bir pabuçta gezicez yine.

Ekmek yapma makinam eski evde yer olmadığı için kutusunda ve dolabın üzerindeydi, dolayısıyla onu ordan indirip, kutudan çıkarıp ekmek yapmak zor geliyordu. Şimdi tezgahım büyük olduğu için, çıkardım kutudan koydum tezgaha, bari elimin altında olursa daha çok kullanırım dedim.


Önümüzdeki hafta pazartesi günü ev içi doğalgazlarımız döşenecek, yani yine kırılacak dökülecek, birde benim üzerine bonus, tavanım yapılacak. Yani mutfak eşyalarım yeniden kolilenip kaldırılacak :( Evde usta gezecek, tavan zımpara falan yapılacak , diğer odalara bile tozlar girecek,puufffff :( Ama ondan sonra Allahın izniyle motorumu takıp bir tarafıma dip bucak temizlenip artık evimin keyfini süreceğim işallah.


18 Ağustos, 2010

SÜRPRİİZZZ ...


Annem benim,canımın içi, bu yaz evini badana yaptırmak istedi hep. Hatta bizim evler yapılırken, sizin evinizin rengi pek güzel bende yaptırayım yazlık dönüşü dedi. Kardeşim geçen kışı annemin evinde geçirdiğinden, bana bir hafta kadar önce ;

- Annemin badanasını ben yaptırmak istiyorum o yazlıktayken, sürpriz olsun ama temizliğe yardım edermisin , dedi.

Etmemmi, seve seve, üstelik süper bir sürpriz olur dedim. Geçen perşembe gecesi evini topladık, dün badanacı geldi evi boyandı.

Haftasonu yazlığa gittiğimizde, sanki içine doğmuş gibi annem, ikide bir ayy, nasıl olcak şu badana gibi konuştu, bakıştık gülüştük hep, aklının ucuna gelmez bizim böyle işe kalkıştığımız.

Dün gecede sıvadık kolları kardeşimle, gittik annemin evine temizliğe, gece 12 ye kadar yaptık bayağı bir , bu gecede mutfak var sırada. Aslında annem daha eve gelmeyecekti ama planda değişiklik oldu ve Cuma günü, banka işi için günübirlik eve gelecek. Hatta perşembe gecesi biz yazlığa gidip cuma sabahı alıp gelicez onu, dolayısı ile sadece bu gecemiz var ,evin temizliğinin bitmesi lazım.

Normalde planımız, ben önceden annemin evine girip kamerayla eve girişini çekmektim, bakalım tepkisi ne olacak diye. Ama şimdi Cuma sabahı herkes işte olacak, o yalnız girecek eve. Bide diyoruz korkarmı :) Onun için 2 palnımız var.

1. Sabah yolda gelirken sadece, evde sana bir sürpriz var bakalım beğenecekmisin demek.

2. Büyük bir kağıda " Sürpriiizzz , iyi günlerde kirletelim evini " yazıp o kağıdı kapıyı açtığı gibi karşısına gelecek şekilde asmak.


2. plan daha hoşumuza gitti, bakalım herhalde öyle olacak. Akşam kardeşimle iş yaparken ter içinde sırılsıklam kaldık. İkimizinde ortak düşüncesi şu oldu.

- Kızımız olacağını bilsek hemen bir tane daha doğurmak :)


Ama yaptıklarımız annem gibi fedakar bir anneye az bile, canım benim babamdan sonra dağılmadan, bizleri etrafına öyle bir toparladıki, ona ne yapsak azdır...

13 Ağustos, 2010

BİZDEN HABERLER...


Yine aylar olmuş hayattan bahsetmeyeli.Hastalıklar,taşınmalar,karneler,telaşlar,yorgunluklar,tatil,düğün v.s. derken günler gelip geçiyor ardından kovalayan varmışcasına. 24 Mayısmış son yazdığım gün,ev daha bitmemişmiş,temizlikle uğraşıyormuşum. Şimdi ise artık yeni evimdeyim 14 Hazirandan beri. Karneyi almayı bile beklemeden attık kendimizi evimize, oğlan son hafta bir gitti , bir gitmedi okuluna,zaten partiler,pikniklerle geçirdiler son haftayıda.Önce eşim kendimiz taşıyalım eşyaları dedi,yavaş yavaş. Arabası büyük tip olduğundan sığdırırım ben yavaş yavaş arabaya dedi. Bir önceki taşınmamda ki ,ona taşınma denmezmiş , bir üst kata çıktığımdan , eşyaları elimizin aldığı kadar alıp alıp götürüp yerli yerine yerleştirmişdikde, offf çok yoruldum ,ne zormuş taşınmak demiştim. Ama esas taşınmak buymuş meğer, yer yerinden oynadı resmen. Bir gece ya bismillah deyip başladım kap kacağı gazetelere sarıp kolilemeye. Plan sözde , önce salon takımları gidecek, bende haftasonu gidip yerlerine yerleştiricem. Tabi öyle olmadı,olamazdı, yarı orda yarı burda. Eşim ve kardeşi salon koltuk , büfe,gümüşlük vs.taşıdılar bi gece, bir kaç posta. Tabi saat oldu geceyarısı,üstüne yorgunlukta gelince ertesi gece hiç bişey yapamadık. Baktık olacak gibi değil, anlaşıldı taşımacılarla, bir pazar sabahı erkenden , herkes daha uyurken, yüklendi eşyalarım kamyona. 10 yıllık evim,sokağım,arkadaşlarımı geride bırakarak, kamyon önde biz arkada yollandık yeni evimize. Tolgayı bir gece önce ananesine bırakmışdık, gelirken mutlaka arayın uyandırın dedi. Yaklaşırken eve, aradım annemi,çıkın balkona geliyoruz dedim. Eski mahallemin sokağına girerken tüylerim diken diken oldu, gelinliklerimle babacığımın kolundan çıkıp, korna sesleriyle yeni evime doğru gitmiştim on sene önce. Şimdi ise eşimin yine çaldığı kornanın sesiyle döndüm geriye. Annem,yeğenim,oğlum,ve komşular balkondaydı. Gözlerim babamı aradı hep, dedim olsaydın sokakta karşılardın beni, derken baktım annem kopmuş ağlıyor, bende bir saldım kendimi salya sümük, beni gören komşularda başladı ağlamaya, en son babannemle sarmaşıp ağlaştık. Onlar sandıki ben eski evimden geldim diye ağlıyorum, ama ben babamın bugünü göremediğine ağladım hep...

Alt kat komşum yani kardeşim :) baktım oda taşıyor eşyalarını, yeni komşularımızı ilk gece evlerinde yalnız bırakmayalım, bizde taşınalımda evimizde yatalım dedik ,dedi:)


Eşyaları taşıma, eve yerleşme kısmını hiiç anlatmaya gerek yok, berbat bir yorgunluk, halada sorun yerleştinmi diye , hayır tam değil. Evde bir dolap yapılacaktı, valla para bitti dolap kaldı:) içine girecek eşyalar poşetlerin içinde yatak odasında üst üste duruyor:) Amaannn hiçde takmıyorum kafaya, zaten adam gibi evde değilim, yaz münasebetiyle. İşte taşınma faslı bu kadar diyecektimki esas önemli olayı atladım. Biz yeni eve yerleştikde , evi yıktık bile :) Ayy allahım bakmayın güldüğüme kabus gibi.


Şimdi, bundan yaklaşık 15 gün önce, oğlanda yazlıkdan bir iki geceliğine eve geldi, sanırım perşembe gecesiydi, gece saat 12 falan, Tolga yatağında uyuyor, eşim sıcaktan bunalmış duş alıyor, bende fasulye koymuştum düdüklüye, mutfağa gittim altını kapatmaya. Ocağın altını kapattım, kafamı camdan çıkarıp sigara içiyorum. Arkamdan çatır çatır ses geldi, geriye döndüm sanki mutfak dolaplarından geliyor ses, aha dedim ..oku yedik eve fare girdi. Ses kesildi, ben yine sigaraya devam, ardından çatırtılar çoğaldı, tırsdım, dolaplarda gözüm nerden geliyor diye, baktım çatırtı çoğalıyor , dedim bu fare işi değil, kafamı kaldırdım, sesler tepeden geliyor ve müthiş arttı, o an inanın hayal meyal aklımda, deprem desem sallantı yok sadece artan çatırtı sesi. Aklıma gelen şey, çatıda biri var, mutfaktan bir feryat ederek, Meehhmeeett diye acı bir sesle, daha mutfak kapısından adımımı atmamla, bir gümbürtü sesi geldi, tabi ben öyle bir kaçışki, taa koridorun sonundaki oğlanın oda kapısında aldım soluğu. Geriye dönüp bir baktımki mutfak toz duman içinde. Bizim mutfağın tavanındaki alçı sıva olduğu gibi çökmüş. Yer gök toz duman. Tolga kalktı çocuğum korkarak, benim koca, banyodan arşimet gibi fırladı :) Allahtan Tolga uykuluyduda anlamadı :) oda zaten durumu farkedip geri attı kendini hehe :) Aşağıdan kardeşim fırladı noluyor diye yetişti. Anaammm tam bir filmliktik. İlk şoku atlatıp biraz kendime gelince mutfağa girdikki durum çok vahim. Mutfak depremden çıkmış gibi, tavanda sadece kenarlarda kartonpiyerler ve ortada lamba var kalan tüm sıva olduğu gibi tek parça halinde düşmüş ve yerde tuz buz olmuş.Ortalığı temizleyip oturup düşündükçe verilmiş sadakamız varmış bununla geçmiş olsun dedik. Ya ben çıkamasaydım, ya bir kaç saat önce hepimiz mutfakta yemek yerken düşseydi, ya yattığımız odadakiler düşseydi , uykuda duymazdık Allah korudu bizi. Belki öldürmezdi, çünkü ince sıva, ama onun tepeme indiğindeki korkusu bile beni hastanelik ederdi. Bununla geçmiş olsun diyoruz, şimdilik dökük tavanla oturuyoruz, hayır üst kat zor derlerdide, kimsenin tepesine tavanda düşmemiştir heralde, bu kadar zor olmamıştır :)

Şimdi temizlik kısmını düşünmek istemiyorum, resmen mutfak yine kolilencek , boşalacak ve en kötüsü zaten eve usta girecek :(


Tolga kuzumun dün doğumgünüsüydü, 10 yaşına girdi benim koca danam. Bu yaz başı hafif efelik yapmalar, kasıla kasıla yürümeler, karşılık vermeler falan vardı ama çok şükür hafif esti geçti gibi şimdilik. Bu yıl doğumgünü hediyesi olarak elektronik bişeyler istedi. Haziran ayında benden gitar kursuna yazdırmamı istemişti, bende ona, yaz geldi, yazlığa gidersin yarım kalır, Eylül olsun, okullar açılsın, bir düzene girelim gönderirim dedi. Bizde babasıyla düşündük ve hediye olarak gitar almaya karar verdik. Hiç haberi yok, geçenlerde bir mağazada oyuncak tarzına yapıştı alıcam diye, o geldi aklımıza madem biraz güzel bişey olsun dedik. Dün ben baktım, pazarlıkla şöyle bizi 2-3 sene götürecek kalitede gitarı 75 e bıraktı bir yer. Bugün babası gidip alacak işallah, pazar geceside yazlıkta bahçede arkadaşları ile kutlayacak doğumgününü.

Dün arkadaşlarıyla, sahne hazırlayıp karagöz-hacivat oynatmışlar sitedeki büyüklere, tabi seyretmesi bedava değil :) Pek mutlularmış.

Bu sene sanırım Allahında yardımıyla oğlanı biraz rahat bıraktım, yani sokağa saldım, (tabi göz kulak hep dışarda), eskiden yazlığa yolladığımızda her gece bizde giderdik, ama bu yaz sadece haftasonları gidiyoruz babasıyla. Oğlumda orda ananesi,teyzesi,benim teyzem,ananem falan kalıyor, gelmeyede niyeti yok. Aman gelmesin zaten , buraya gelse babannede koca gün bilgisayar oynayacak, orda hiç değilse belki 10-15 tane çocuk var sürü sepet geziyorlar.


Bizde bu yaz eşimin amcasının kızını gelin ettik, bizede fırsat çıktı 3-4 gün tatil yaptık Düğün İzm,irdeydi, düğünden sonra eşimin teyzesinin Se.ferihisardaki yazlığına gittik. 11 senelik evliyim ilk gittim evlerin, planımız bir gece kalmak sonra bir otele gitmekdi ama salmadılar sağolsunlar. Sı.ğacık a gittik bir akşamüstü, kalenin içinde resimler çektik, Ka.vak yel.leri Aslının evinin önünden geçtik.

Bir gece iz.mir kordonda gezdik, kahve içtik, Ko.naka gittik, saat kulesi önünde resimler çekildik. Teyzenin evi süperdi zaten, bahçesi,salıncağı,balkonu,manzarası harika. kayınvalidemlerde kaldı hep bir aradaydık, böyle güzel geçeceğini düşünmemiştim açıkçası. Bide dönüşte kalıp kalıp İz.mir tulum peyniri aldık, bayıldık tadına. Oradan son gün Ayvalıka gittik, Cundada gezdik, Pazar gecesi eve döndük, o gece bavulları mecbur boşalttımki ertesi gece oğlanı yine yazlığa götürecektik. P.tesi üstümden kamyon geçmiş gibi işe geldim. Yani kısaca şöyle söyleyeyim,

" kalbim Ege.de Kaldı" :) Oğlanı sıkı sıkı tembihledim, derslerine iyi çalış İzmiri kazan, büyük konuşmayayım ama tası tarağı toplayıp bende gider yerleşirim oraya :)


Başka, başkaaa..., aslında çok şey vardırda genel olarak böyle geçiyor hayat işte. Her zaman dediğim gibi tek dileğim Allahtan, sevdiklerimle, en başta sağlıkla yaşamak. Herkes kendine iyi baksın.

24 Mayıs, 2010

ÖYLESİNE...

Oğlumun sınavı var bugün, Allah zihin açıklığı versin inşallah, evde ders çok çalışmıyor hala, demekki okulda söküyor bu işi, Allahım nazarlardan korusunda öyle olsun ne diyeyim artık zorla olmuyor. Bugün Hayat Bilgisi sınavı var, akşam çalış dedim, biliyorum dedi, getir defteri soralım bakalım dedim o zaman, sordum, bildi... Birazda dikkat ederse yapacak işallah.Yarında Matematikden sınavız, beyim kendine güveniyor ya onun için absuruk sorularda hep hatası çıkıyor.
Geçen Hayat Bilgisi dersinde , herkesin kendine has yetenekleri olması ile ilgili konuşuyorlarmış. Benimki söz almış,
- Öğretmenim, benim anlama yeteneğim çok kuvvetli demiş :)
Öğretmende ,
- Haklısın Tolgacığım, birde azıcık kitap okuyup ders çalışsan bu yeteneğinin üzerine, inan kimse seni tutamaz o zaman demiş :)
Pek böbürlenmiş benimkisi, geçen anlattı banada, belki bu olay olalı aylar olmuştur ama, bizimki öyle bıcır bıcır pek her şeyi anlatmadığından...
Vayy bee koca bir sezonu daha kapatmaya az kaldı, okullar yine kapanıyor, yine tatil başlıyor, bizim Kum.la Bursa arası mekiklerimiz tekrar gündeme gelecek. Geçen sene bu zamanlar okuldaydım genelde, müsamere için hazırlıyordum çocukları :) Ne çabuk geçti, sağ ve sağlıklı olalımda geçsin varsın.

Dün yine yeni evimdeydim. Yaa şu ustaların bazıları gerçekten çok insafsız, bundan bir kaç hafta evvel, yerdeki boya, kireç v.s. inşaat pisliklerini inanın tırnaklarımla kazıyarak evi misss gibi yapmıştım, birde banyoda sıva işi kaldığı için (sıva da sadece tavanın ufak bir kısmı) yerlerede kalın poşet serdik tekrar kirlenmesin diye. Geçen hafta içi sıva bitmiş, pazar banyoya bir girdim, ufffff. Salak adam o koca yere serili torbayı (herhalde ayaklarına dolandı) bir kenara toplamış ve yine ufacık yer için koca banyoyu mahfetmiş. Öküz valla yaa, dün hem söylendim hem tekrar temizledim.
Bu hafta mutfak dolabı kapaklarım ve tezgahım gelecek, çeşmeci çeşmeleri,lavaboyu,klozeti bağlayacak, c.tesi de kısmetse ev tamamen temizlenip, yavaş yavaş eşyalarımı yollayacağım işallah ki çünkü okullar kapanınca hemen kendimde geçeceğim kısmetse. Dün hem evi temizledim, hem dileklerde bulundum kendimce. Tabikide en büyük dileğim, sağlıkla-huzurla -sevdiklerimle bu evde yaşlanmak, sonra dedim , bu ev şans getirsin bize,birde yeni bebek :)
Ara ara çok kuduruyorum, hemen kucağıma bir bebek almak istiyorum, ara arada korkuyorum, dön başa olmaktan. Ama galiba istiyorum, şu bir kaç seneyide atlatalım da bakalım durumlara, şu an ertelemede o istek. Hayırlısı diyorum onada...

Dün akşam yeni evimizden eve geldik ki hepimizin aklındabir duş almak vardı öncelikle. Tolgacığım tam girdi banyoya, şofbeni yaktık, suyu bir açtık ki gelen tııssss sesiyle sinir olduk. Sular kesilmiş, evde bir damla su yok, offf ki ne offf. Dün ben temizlik yaptım, eşim korniş taktı , dolayısıyla hepimiz toz toprak içindeydik ama yapacak bişey yoktu, bırakın sabahda hala sular akmıyordu, hazır sularla el yüz yıkayıp, diş fırçalayıp geldik işe. Umuyorum akşama sular akar yoksa halimiz fena, banyo nasıl oldu anlamadım , bir anda sanki kirki çamaşır ile doldu, sinirler ayakta yani.

20 Mayıs, 2010

HAYAL


Geçen gün başladım düşünmeye , neden ben bu kadar sıkılıyorum diye. Neden bu iş beni bu kadar daralttı. Evde kaldığım seneyi düşündüm, aklıma geldi ben evde olduğum bir senede hiç şöyle uzatıp ayaklarımı, açıp televizyonu oturup veya yatıp karşısına boş boş durmadım ki.
Bir arkadaş , bir yatak örtüsü yapıp satan bir bayana , yatak örtülerine boncuk işleyip hem vakit değerlendiriyordu hem el harçlığı çıkartıyordu. Aaaa ne güzel dedim, hemen benide tanıştırdı arkadaş bende başladım örtü işlemeye, hatta bazen acil diyordu, karşı komşumda eşimin olmadığında, çocuklarını uyutup bana geçiyordu ve inanın sabaha kadar yetiştirmek için hem işliyorduk hemde acayip muhabbet ve sabaha karşı sinirler gerildiğinde acayip kahkahalar atarak işliyorduk.
Sonra , bu çocukları okula bırakınca hani size gidelim , veya bize gidelim kahve içelim muhabbeti vardırya , genelde ben ısrar eder bize çağırırdım arkadaşları ve hemen kahveylede salmazdım, genelde oturur kalırdık, yok kahve, yok çay servisi, akşamüstü kazınan mideleri doyurma servisi derken yine hep bişeylerle uğraştım.
Mutfakla çok uğraştım, baklava bile açtım biliyormusunuz, hemde süper oldu, pastalar yaptım, çok özenli sofralar hazırladım.
Hiç bir şey yapmasam , bir camımı silsem,bir süperge yapsam, bir toz alsam v.s., kahvemi yapıp ;
- Hımmm ne güzel sildim , mis gibi oldu deyip , kıvandım kendimle.
Oğluşun ne okula götürülmesini, ne okuldan alınmasını bir gün aksatmadım, bunu kendime görev edindim. Arkadaşlarda bana emanet etti çocuklarını, onlar önden ben arkadan hem götürdüm hem aldım okuldan.
Çalışma hayatındada, ilk 8 sene çalıştığım şirkette her şeyden sorumluydum, öyle çok büyük değildi şirket, 5-6 çalışandık ama olsun kendi işyerim gibi ben açar ben kapardım, müşteriler artık tamamen beni soruyor benimle anlaşma yapıyor, benden teklif alıyorlardı. Kabul olursa projelerini ben çiziyor, ben onaylatıyor, resmi prosedürlerini ben takip ediyor, çek,senet,banka ödemelerine, ft. bilmemne evraklarına ben bakıyordum, dolayısıyla kafamı boş şeylere takmaya vaktim kalmıyordu.
Öyle uzattımki lafı, ama düşündüm ben bunları. Sonra dedim, neden burda sıkılıyorum, tanıdığım insanlar, tanıdığım ortam. Erkenden çıkıyorum (aslında çokda erken değil 17:45) bazen 18:00 , C.tesi çalışmıyorum, hep hayalimdi bunlar benim, neden beğenmiyorum burayı. Sonra geçen hafta Tolga yı okuldan aldım eve geliyordum, yolda 2 ev hanımı veli , geçen seneden tanıyorum, ikisi çok iyi anlaşıyorlar hiç ayrılmıyor ve diğer velilerle pek konuşmuyorlar.(Anladınız siz o tipleri) ama beni seviyorlar :) yada ben öyle zannediyorum, neyse parkın orada dikiliyorlar (kimbilir kimleri kesiyorlardı , o işleride seviyorlar çünkü), bende nasıl yine bunalmışım, Tolgada arkadaşlarına takılınca onu beklerken yanlarına gittim. İşimi falan sordular, dedim işler yok çok sıkıcı, bunaldım, inanın işsizlik beni yordu falan diye söyleniyorum. Biri dediki,
_ Amannn takcak şey bulamadın, otur işte, oturduğun yerden para kazanıyosun daha ne ?
Acaba sizi oturtsam buraya kaç gün dayanabilirsiniz bööyyle sabah 8:30 akşam 6:00 - 9 saat oturmaya ? Arkanıza bakmadan kaçarsınız, tabi yok burda öyle çay kahve dedikodu muhabbetleri, hatta ağzımı açmadığım gün olmuştur.
Anladım ben kendimi, ben işe yaramamaktan çok sıkılıyorum, aslında yarıyorum mutlaka, ben olmasam burada mutlaka biri olacak, şehir dışına çıkıyorlar, gelen giden evraklar oluyor , ama bu beni kesmiyor, yoğunluk yok işte.
Sonra yine düşündüm .Dedim ki ;
Soru :
- Ben en çok ne yapmayı seviyorum ?
Cevap :
- Mutfakta vakit geçirmeyi.
Soru :
- Yaptıklarım beğeniliyormu,
Cevap :
- Evet beğeniliyor.
Soru :
- Bir işyeri işletecek kapasitem varmı ?
Cevap :
- Sen işletme okumadın ki ? Ama okuyabilirsin, bak açıköğretimler var, hem bak 2 senelik bölümleri bile var, okusana salak, hem sana uğraş olur.Ama bu seneyi kaçırdın,olsun bunun senesi var.
Soru :
- Peki mutfakla ilgili eğitimin varmı, tamam yapıyorsun ediyorsunda, önünde tarif yapıyorsun, hani şöyle azıcık elin daha pratikleşse olmazmı ?
Araştır araştır...
- İşte buldum, bak ne güzel aşçılık kursları, hem halk eğitimin, oğlunda büyüdü katılsana şuraya.
Soru :
- Peki hadi hepsi tamam, tek başına olurmu ?
Cevap :
- Lan ne gerzeksin, siz 3 kardeş değilmisiniz? Zaten kardeşinde hep kendi işini yapmak istemiyormuydu, zaten ablan ev hanımı ve bunalmadımı artık evde oturmaktan.
Hemen kardeşimle konuştum, ya bilmiyormusun ben hep istiyorum bunu dedi.
Ama dedim şimdi değil, zaten kafadan 2 senelik bir borca girdik o bitmeden olmaz. Ama bu işi yapalım, bir birimizin arkasında duralım bu işi başaralım.
Çok hayal kuruyorum şimdi , işyeri açıyorum, yerleştiriyorum, neler olur diye düşünüyorum.
Hatta adını bile buldum, ortağımdan onayıda aldım :)
HAYAL....
Ama eğer olursa, eğer başarırsak, adıda çok yakışacak kendisine, çok planlarım var çookkk, işte bak bu hayal şimdiden benim kafamı düzgün şeylere çalıştırmaya başladı...

17 Mayıs, 2010

YAKIŞIR ŞEHRİME ŞAMPİYONLUK...


Akşam süperdi, gece 2 falandı yattığımda ama hala tophaneden top atıyorlardı, üstelik gecenin başlangıç saatlerindeki gibi birer birer değil , ikişer ikişer arka arkaya :) Ama asla taşkınlık olmadan, rahatça balkonlarımızdan çocuğumuzla ailece seyrettiğimiz ki benim evim Bursa nın göbeğinde, oğlumu babası ile rahatça caddeye ellerinde bayraklarla gönderdiğim çok güzel bir kutlamaydı. Ben Bursasporlu değilim ama bence hakettiler ve akşam stadın önünden tam maç saati geçerken resmen dualar edip okuyup üsledim stada doğru . Bugün kupa törenimiz var. Benim patron koyu Bursasporlu üstelik öyle 1-2 senelik değil , başından beri, akşam dedim arayayım ve 10 günlük kafa izni istiyeyim, o kafayla kesin hiç bişeye hayır demez:)) Bak zaten bugün daha gelmedi işe :)
Futboldanda pek anlamam ama bazen dinlediğim yorumcuların mucize dedikleri gerçekleşti ya tebrik ediyorum ...
Gelelim bizim evin hallerine. Perşembe gecesi eşim patladı sonunda, noluyor sana diyerek. Sonra oturdu kendi durumunu anlattı, ben kendime öyle dalmışımki onun psikolojisini unutmuşum. Baktım onun kafa benden fena halde. Hani derlerya deli deliyi görünce değneğini saklarmış :) işte aynen öyle oldu. Dedim topla kendini bir eve bir deli yeter :) Hakkaten çok şükür o gün bugündür iyiyim, iyiyiz. Oda iyi, heralde baktıki oda ben kötüyüm, oda topladı kendini :) Maşallah diyeyim.
Cuma akşamı oğluşu okuldan alınca geleneksel park olayımızı yaptık. Biz havalar açınca Cuma geceleri okul çıkışında bir kaç arkadaş , elimize 1 kiloda çekirdek alıp parka giriyoruz, haftanın stresini çocuklar oynayarak bizde çıt çıt yiyip, muhabbet ederek atmaya çalışıyoruz. Park çıkışında eve geldik, hemen yemek işine tutuştum, yaptım ettim, sofrayı kurdum, tam eşim geldi işden telefon çaldı, baktım annem. Ozi ile Kum.laya gideceklerdi, yarın gidelim diyor, gerçi haberim vardı ve ben , bende gelirim demiştim ama eşimin bir gece önceki halini görünce vazgeçmiştim. Sonra eşimde duymuş bakarız falan dediğimi, dedi gidin sizde bende akşama gelirim, değişiklik olur. Onun kesin bende gecesi gelirim sözünü aldıktan sonra annemi arayıp geliyorum dedi. C.tesi öğlen civarı Kum.la otobüslerinin orada buluştuk, bastık gittik. 1 gece 2 gün kaldık, biraz evi temizledik, gece bayağı bir esinti yaptı ama söylenene göre Bursa daha kötü esintiliymiş. Yeğenimin bu hafta okul gezisi sebebiyle okulu tatil olduğundan annem,Ozi ve Zeyno kaldılar orada. Biz Kardeşim ve Onur u alıp Bursa.ya döndük. Dönüşte yeni evimize girdik, mutfak dolaplarımın iskeleti takılmış, ona baktım, kapakları daha takılmadığı halde çok güzel geldi gözüme, belkide benim diye :) Aslında azıcık yamukluk var ama adam duvarlar da yamukluk var diye ısrar etmiş , olabilir belkide neyse ne zaten belli belirsiz biz çok incelediğimiz için milimlik sapmaları görüyoruz :) Geçende işyerinden arkadaşım dedi, evin bitiyor ama sende pek heves göremiyorum diye :) Benim en başından beri dediğim, bin tane evin olur önemli olan Allahım sağlıkla, huzurla oturmayı nasip etsin işallah. Onun için çokda heves başından beri yapmadım zaten, çok kendimi üzmedim, ama tabi son 15 gündür kendi durumum yüzünden evi falan pekde gözüm görmüyodu :)
İşte şimdilik böyle, bugün haftabaşı ve malesef sabak kendimi kazıyarak yataktan çıktım ve işe geldim, gerçe haftalar , günler çok çabuk geçiyor , ama yinede sevmiyorum şu pazartesileri işte.
Herkese hayırlı haftalar olsun inşallah...


12 Mayıs, 2010

ESİNTİLİ HAVALAR...

Bir bakıyorum pazar gecesi , hüzünleniyorum yarın yine iş başı diye. Bir bakıyorum Cuma, seviniyorum 2 gün tatil başladı diye. Anlamıyorum yani günler geçiveriyor gidiyor. Gitsin varsın sağlık olsunda.

İyiydim geçen haftaya kadar, hatta süperdi diyebilirim herşey benim için. Süperdi derken, vardı gene öyle salak takıntılarım , oğlanın orasını burasını kontrol etmelerim, ufak tefek şeyleri kafama takıp büyütmeler falan , ama yinede gelip geçiyodu. Son zamanlarda okuduğum seri katil cinayetleri, yatılı okul pislikleri v.s. kafama takıldı , üzüldüm, gözümün önüne getirdim, içim kalktı, karnımda,beynimde basınç oldu ve sonunda ne oldu ise evvelki cuma beynimde kısa devre yaptı. Birden, anlamadan gene içime bir sıkıntı geldi, ateş bastı,midem bulandı. 2 haftadır zordaydım, kafam garip garip şeylere takılıp kalıyor, hatta Eylül ayında bıraktığım ilacı içeyim dedim, yarımla başladım ama oda bende acayip sıkıntı yaptı, başım döndü 4. gün içemedim. Öyle böyle geçirdim, bu sefer biraz daha inat ediyorum doktora gitmemeye , çünkü tam ilacı içince iyi ama bırakınca 6-7 ay sonra yine başlıyor sıkıntılar. Havalara atıyorum suçu aniden değişti diye, oluyormuş çünkü, ani hava değişimlerinde oluşan enerji etkileyebiliyomuş diyorum, geçecek diyorum, ama sanki bugün biraz daha iyiyim hatta akşam bir ara çok fena oldum yemek bile yiyemedim ama sonra birden geçti bitti, gece güzeldi. Dedimki ; geldikleri gibi gittiler... İşallah, bugün eh işte kıvamındayım, yazalım bakalım dedim birazda belki açar beni...

İşyeri yordu beni farkındayım, ama yoran iş değil işsizlik. İşim yok arkadaşlar, çok zor bişey sabah 8:30dan akşam 6 ya kadar oturmak, gelen 2-3 evrağı işliyorum, kendime iş çıkarıyorum masaları siliyorum, etrafı siliyorum sık sık ama gün çok uzun ,işte böyle ordaki burdaki haberlere takılıp kalıyorum, koca gün boş boş ne yapar insan. Sonra havalar ısınınca diyorum, geçen sene evdeydim ne güzeldi, sürekli meşguldüm, çevrem çoktu, arkadaşlarım vardı hiç yalnız kalmıyordum, hadi kaldım diyelim evde işlerde çokdu. Haa burda işsizliği, boş oturmayıda geçtim konuşacak kimsede yok. İş arkadaşlarım erkek, koca gün bu yaaa, konuşmadan. Üstelik bu işyerinde camda yok, oksijende alamıyoruz koca gün, uff neyse çok sıkıcı ama şimdilik mecbur dur bakalım dayanabildiğimiz kadar dayanıcaz. Gerçi ben ev hayatını çok özlüyorum, tam ev kadını şeklinde programlanmışım diyorum kendi kendime. Eski işimi özlüyorum, doğalgaz şirketinde çalıştığım günleri, aslında o zamanlardı hayatımın en zor zamanları, eşimle orda tanıştım, evlenmeden önceki 1 yıllık ayrılığımızın acısını orada tattım, orada evlendim, ikimizin ailesi arasında kalıp bunalıma girdim, çocuğumu orada doğurdum, bebeğim 32 günlükken onu babanneye bırakıp orada işe başladım, haftasonlarıda dahil akşam 7-7:30 a kadar orada çalıştım, orada bir çok kişinin ağız kokusunu çektim üstelik çok az ücrete çalıştım, orada babamı kaybettim üstelik daha 2 aylık anneydim ama nasıl bişeyse bunalıma şartları ve ücreti daha güzel olan bu şirkette girdim :) İnsanoğlunada iyilik yaranmıyor herhalde...

Neyse , şu ayı atlatalım hayırlısı ile , çok yoğun günler olacak yine hayatımda işallah. Taşınıcam çünkü, üstelik annemin yanına. İnşşat aslında artık inşaat demeye dilim varmıyor, evimiz bitti çok şükür. Elektriği suyu bile salındı düşünün. Neler yapıldı diye söylemeyeyimde eksiğimizi söyleyeyim,sadece iç kapılar ve mutfak dolabı. Ev sahibimle konuştuk, haziran 15 de anahtarı teslim edicez.Oda oğlanın okulunun bitmesini eklemek için. Seneyede servisle gidip gelecek oğluş, oklundan ve arkadaşlarıdan ayrılmayacak. Aslında bazen ne zor geliyor 11 sene oturduğum, gelin geldiğim mahalleden ayrılmak üstelik evlenmeden öncede 4 sene şu an oturduğum evin altındaki işyerinde çalıştım.Yani uzun zamandır bu semtteki insanlarla vakit geçirdim ama neyse gittiğim yerde yabancı değil. Eski mahallem :) Kardeşim alt katımızda oturacak , oğlunu yemeye bol bol vaktimiz olacak :) Zaten Tolga abisini çok seviyor ee erkek çocuğu bence büyüdükçe bizim oğlana dahada düşecek örnek alıcak , bende diyorum benim oğlanın odasına bir yatak daha alalım, nasılsa bu sıpa bizde yatacak :)

Ablam gelemiyor şimdilik, çünkü alt kat kurada ona çıkmıştı, alt katta malesef küçük merdiven boşluğu nedeniyle, onun da zaten şu an oturduğu ev kendinin burayıda kiraya verecek o yüzden , ama bir süre sonra gelecekler onlarda işallah.

Oğluşum çok şükür sağlıkla son gaz büyüyor, kendi parasını harcamaya düştü bu aralar, bir yere giderken alıyor açıkta duran kumbarasından 1-2 lira, ellerinide cebine sokuyor, artık anlaştıkta el elede tutuşmuyoruz, büyüdükya :) , giriyor markete eller cepte, o kaça bu kaça sora sora alıyor istediğini, büyüyor benim küçük adamım. Son bir kaç haftadır kafamın bulanıklığı yüzünden onunlada çok ilgilenemedim, aslında çook içimden gelerek öpemedim bile çocuğumu, ahh bu annelik vicdanı, azıcık problemin var işte dime oğlunuda bu kadar kafana takıp vicdan yapma dime, olurmu , olmaz onuda kafaya taktım ben, neyse geçecek az kaldı.

Sigarayı demiştimya bir önceki yazımda evet bıraktım, 15 Şubattan beri içmiyor (dum). 3 aydır yani ama geçen pazar bu bunalımla çok fena oldum ve bir tane yaktım, çünkü son hafta bide onun için kasmışdım kendimi canım çok istiyordu, yaktım . Pazartesi içmedim, ama dün gene 2 tane içtim, gerçi varya pişman değilim, bide kafayı şimdi ona takamayacağım.



Bu haftasonu Kumla planımız var bakalım, ablamların sınıfının okul gezisi olduğu için p.tesi ve salı okul tatil, sonrada 19 mayıs tatili, bari Kumlaya gidelim dediler, bende Cumartesi ve pazar giderim değişiklik olur, hem evleri temizleriz.



Tolga ve Zeynep yüzmeye başladılar, 1 aydan fazladır götürüyoruz, c.tesi ve pazar sabah 10:30da havuza giriyorlar. Yani haftasonu uyumak hayal , 9 da kalkıyoruz, kahvaltı edip apar topar çıkıyoruz evden. Bu sene benim oğlan büyümeye başladı aslında görüntü olarak 13-14 yaş gibi ama daha 9 yaşında. Kumladada genelde çocuklar bundan büyük, ama dedimya benimki büyük gösterdiğinden yanlarına alıyorlar bunu:) Kapının önünde sorun yok ama o çocuklar kum.lada yok internet kafe, yok yürüyüş,yok bisiklet gezisi falan yapıyorlar tabi benimkide takılmak istiyor onlara. Geçen sene ben vardım yanında iyiydik, ama bu sene annem hem kardeşimin oğlan hem benim biti kanlanmış (biz öyle deriz:) oğlan ile çok yormasın kendini, zaten bu kış çok yordu annemde kafayı bizim ev işi ile ilgili. Onun için Tolga yı fazla yollamayı düşünmüyorum kum.laya, arada kalır ama genelde Bur.sada olacak. Yüzmeye devam edecek hem zaten açık havuza geçeceklermiş yazın hemde haftada 4 gün, yüzmedende babasına gidecek çarşıya yardıma, hem biraz aktifleşir , çok uyuşuk ve hantal benim kuzum. Azıcık o handaki merdivenleri insin çıksında, erisin koca popoşu:)



İşte , benden havalar böyle esintili, düzlüğe çıkacak bu yürek-beyinde işallah...

10 Şubat, 2010

OLCAKMİ NE BU SEFER ?

Yoğunum şu aralar, gelemiyorum pek yine. Ayyy ne bu iş güç bu işsizlikte demeyin, benim işim başka. Nemi yapıyorum ? Al.len Ca.rr yöntemi ile (kitabını aldım) sigarayı bırakmaya çalışıyorum.
İlk defa bu kadar uzun sürdü bu bırakma isteği bende, şimdiye kadar hiç denedinmi derseniz, yooo, sadece karar verdim her gece sabah içmiycem diye, ama kahvaltıdan sonra hatta bazen önce kararım yine değişti.
Şu an napıyorum, hem kitabı okuyorum, bir yandanda sigara içiyorum, gülmeyin, yöntem bu.
Etkili oluyormu kitap ?, şu an tam yarısındayım kitabın, saksı çalışmaya başlıyor, geçmişe gidip gidip geliyor kafam, başladığım o salak günlere gidip gidip geliyorum, ne varsa o günlerde var, o günleri kesip atsam kafamdan sanki bitecek bu iş gibi.
Şimdiye kadar her si.garay.yı bı.ra.kma yönteminde yazan, avantajları ve dezavantajları diye bir sayfaya yazındı ve ben hiç yapmadım bu yazma işini, nasılsa biliyorum dedim ve saçma geldi, hemde güldüm. Ulen bu kitap bana bunuda yazdırdı iyimi, hemde yaz yaz bitmedi. Avantajları kısmına ne yazabildim sadece biliyormusunuz ? Vakit geçiriyor... (Nasıl yani o olmazsa vakit geçmeyecekmi, üstelik bir parmaklık şey kaç saatlik bir vakit geçirebilirki?) diyede bir iç ses uyandı içimde.
Yaa şimdi burayada yazdık girişimimizi, ya bide bırakamazsak rezil olmakda var dime :) Neyse canım siz yabancı değilsiniz dime...

Bırakamazsak, bak buda saçma geldi bana, hiç başlarken ya ben buna başlayamazsam diye düşünmemiştim, aklımın ucuna bile gelmedi. Eee niye şimdi bırakamazsam diye düşünüyorumki. Sanki insanın kendisini uyuşturucuya alıştırması çokmu kolay bir olaydırki, başlamayı düşünmüyorumda , bitirmeyi düşünüyorum ?

Haydi hayırlısı....


NOT 1 : Kitabı okuyupta bırakmayı başaramayanlar lütfen yorum yazmasın, motivasyon açısından yani...

NOT 2 : Tolga bey sınavda sondan 40. olmuş :)) Amann çokda takmadım, aı.pot sevdasına girilen sınavdanda bu sonuç beklenir. Matematik ten sadece 1 yanlışı var bu sevindirici, Türkçe beklediğimden iyi çıktı, ama en umutlu olduğum, okul sınavlarında 95 den aşağı notu almayan Ha.yat Bil.gisini resmen sallamış:))

27 Ocak, 2010

SINAV AŞKI :)


Taaa bir kaç hafta önce bir dershanenin broşürü gelmiş kapıya. 3-4-5. sınıflara ücretsiz deneme sınavı diye. Bende çok takılmadım, tatil tatil oğlanı sınavamı sokucam dedim, zaten dersler malum çökmeye başladı, moral bozmayalım dedim.
2-3 gece oğlan broşürü ele geçirmiş, tutturdu beni kaydet diye, iyi dedim kayıt yaptırdım, ama hayrette ettim nedir bu sınav aşkı diye.
Akşam çıktı foyası, oğlan söyledi neden bu kadar çok girmek istediğini bu sınava ,birinciye aypot, ikinci ve üçüncüye MP4 hediye ediyorlarmış :))
Bakalım şimdi sınavdalar kendileri, haberini bekliyorum bende ....

22 Ocak, 2010

Bİ YERDEN BAŞLAMALI...

Asortik Krep demişki son yorumunda ; illa yazmak için çalışmakmı gerekir ? Sanırım benim için öyle oldu. İşe başladım yine ben. 3 hafta bitiyor bugün. Biraz işlerimi toparlayınca başladım blogları okumaya yine, buralardada yine bayağı bir değişiklikler var, hamileler,doğum yapanlar, bloğunu benim gibi boşlayanlar , yada davetsiz girilmez diyenler v.s. 2-3 gündür kendi arşivimi ve yapılan yorumları okudum ve pek bir hoşuma gitti, bazen güldüm, bazen duygulandım, hemde de çoğu şeyleri hatırladım tekrar...
Neyse en son 9-10 ay önce yazmışım, kısaca bahsedersek neler yaptım diye ;
1- Hazirana kadar hep ev hayatı yaşadım, çok iyi geldi. Hafta içi oğlanı okula götürdüm, eve yada çoğu kez anneme gidip bizim sıpa Onuru sevdim , yada gezmeler yaptım. Mayıs gibi okula sürekli gittiğimi gören öğretmenimiz hadi bu yıl sonu müsamere yapalım dedi, ben ve benim gibi 2-3 veli bir olup öğretmenle beraber çocukları hazırladık ve karneden bir gün önce okul bahçesinde süper bir gösteri yaptık ama o aralar çok yoruldum.
2- Karnelerimizi aldıktan yaklaşık 1 hafta sonra üst kata taşındım, hani benim oturduğum alt kat satılacaktıya sözde, hala satılık ilanı yazıyor kapısında üstelik ev sahibi bir sürü tadilat yaptırdı eve ama dün gece gördümki yazı değişmiş , Satılık veya Kiralık yazıyor :) ölürmüsün öldürürmüsün madem beni niye çıkarttın, bir sürü masraf ve telaşe oldu, üst kata da olsa yorucuydu çünkü eşyaları parça parça çıkarttık ve yaklaşık 4-5 gün 2 ev arasında kaldım , üstelik üst kata çıktım diye ev sahibi kiraya zamda yaptı :) Ama olsun bu kışı sıcacık geçiriyorum , çok farketti yani.
3- Annemin ev satıldı, inşaata başlandı :) 3 kardeş kura çektik ve bana 3. kat çıktı. Tahminimse yarın benim evin tuğla örme işi bile bitiyor yani, inşaat başladıda kabası bitti bile ve yine Haziranda hayırlısı ile karne alır almaz Allah ömür ve huzur verdiği sürece oturacağım kendi evime geçmek üzere taşınacağım.
4- Haziran sonu taşınınca 1 hafta sonra falan eşyalarımızı toplayıp yine kafilece Kum.la ya gittik ve tam Ramazana kadar hiç gelmeden ilk defa Kum.lada kaldım. Tolga yada banada süper geldi.
Ramazanın ilk haftasınıda orada geçirdik, sahurlara kadar sitenin önünde okeyler oynadık, sahurluğumuzu yedik,niyetlenip yattık ertesi gün iftara doğru kalktık :)
5- Eylül gibi yaz sezonunu kapatıp eve dönünce bir hafta kadar evi toparlayıp eşimin yanına çarşıya dükkana gidip yardıma başladım. Bayram üstü çarşılar ve işler yoğundu, eşim baktıki benim performans iyi, işden de haber yok, gözünü karartıp yandaki boşalan dükkanıda kiraladı, 2 dükkan arasını açtı ,yeri büyüttü ve benim iş hayatım ufak ufak başladı. Öğlende oğlanı okula götürür götürmez, çarşıya gittim yardım ettim, okul çıkış saati gidip oğlanı aldım okuldan eve geldim.
6- Kurban bayramına bir hafta falan kala , şimdi çalıştığım iş yerinden (eski çalıştığım şirketten ayrılan arkadaşların kurduğu şirketten) haber geldi, bayramdan sonra görüşelim diye. Bayramdan sonra görüştük,konuştuk, 4 Ocak işbaşı dedik.
7- 4 Ocakda işe geldim ilk gün balyoz yemiş gibiydim, ağlaya ağlaya geldim :) Tolgayı yatağında bırakmak çok koyuyor, yada yatağından kaldırıp babanneye bırakmak. Düzen eskiden çalıştığım gibi sayılır, sabahları ben veya babası oğlanı babanneye bırakıyor,öğlende dede okula götürüyor, akşamları dede alıyor, amma çok şükürki iş yeriyle anlaşırken çıkış saati ben beş dedim onlar 6, ortada anlaştık:) Yani okuldan çıkınca dedesi oğlanı benim eve getiriyor bende max.15 dk.sonra falan evde oluyorum, tekrar babanneye git gel olmuyor.Buda çok güzel oluyor.

İşte kısaca geçen sürede önemli gelişmeler bunlar. Ama hala aklım ve ruhum evde sanki, her ne kadar tanıdıkda olsalar alışamadım daha çalışmaya. Emekliliğime baktım geçen internette 5 sene 8 ayım kalmış, gün sayıyorum şimdiden :)

Bugünde karne günüydü bak , oğluşun yanında değildim, aradı beni, hepsi beşmiş, aslında Türkçeyi son anda yırttı farkındayım, çünkü sınav notları düştü . Oda çalıştığım için bozuk atıyor bana ama napalım, şu evim ve borcu bitene kadar mecbur, sonrası Allah kerim. Bakarsınız yine ev hanımlığına dönerim :)

28 Mart, 2009

2 HAFTA NASIL GEÇTİ ?

Uff sonuda uyuttum oğlanı ama az sıksam kendimde uyuyacaktım az kalsın. Eşimde yokken hazır bilgisar bana kalmışken yazayım dedim. Bu abzuruk klavye yamuk yapmaz , tutukluk yapmazsa uzun uzun yazasım var ama klavye başladı bile yamulmaya, neyysseeee....
Dedimya bilgisayar bana kaldı diye, aslında hafta içi öğleden sonraları bilgisayar hep benim ama inanın bazen açıp oturmaya vakit kamıyor,bazen düşünüyorum, bundan 4 ay evveline kadar çalışırken sabah 7:30 da evden çıkıp akşam 7:30 da eve geldiğim halde yine evi ben topluyor,yine bulaşığımı,çamaşırımı ben yıkıyor yemeğimi ben apıyor kısaca şu anda ne yapıyorsam o zamanda ev ile ilgili işleri ben yapıyordum, insanoğlu her türlü değişikliğe nasılda adapte oluveriyor hemen.
Geçen hafta sonuna doğru çok koşturmacalı geçti. Geçen Cuma nur içinde yatsın dedeciğimin 2. sene melüdü vardı. Bahsetmiştim, Çarşamba günü itilmiş ve kakılmış ikilisi olarak ananeme temizliğe gittik Ozi ile birlikte. Teyzoşun mevlüt için perşembeden gelceğini öğrendim. Perşembe günü kayınvalideme misafir gelecekti benden patates salatası rica etti, yaparım dedim . Sabah bir kalktım saat 11:30, apar topar oğlana kahvaltı ettirip, okula götürdükten sonra, bir tarafıma motoru takıp doğru eve geldim. Acele tarafından papatesleri soyup doğrayıp ocağa verince duşa girdim, çıktımki pişmişler, hemen diğer malzemeleri doğrayıp, poşetlere yerleştirdim kuaföre uçtum, geliniz ya süslenelim dedim, ben fön çektirirken dışarıda resmen dolu yağmaya başladı, iyiki oğlanın şemsiyesini son anda almışım, küçücükte olsa beni korudu, eve gelip poşetleri kaptığım gibi bir elimde bir sürü tabak çanak, bir elimde şemsiye sulara bata çıka ulaştım kaynanamın evine, gittimki servise hazırlanıyorlar, hemen salatamı kardım, servise geçtim, arkadan boşalan çayları tazele, bitenleri topla , makinaya yerleştir derken saat oldu 17:00, az sonra fırlayıp okula gittim.
Bu arada eşimi aradım, turda olduğu için eve dönmeyeceği onayını aldıktan sonra oğlanı okuldan alıp koşa koşa eve geldim, üstünü değiştirip, öğlende dağınık bıraktığım mutfağı toparlayp bir otobüse atladık ananeme gittik. O gece orda yattık, doya doya teyzoşla görüştük, ertesi gün yani mevlüt günü Tolgayı oradan okula getirdim, Allahtan kuzenim evdeydi arabayla bıraktı bizi, yine okuldan apar topar mevlüde. Ben Onurcuğu aldım ayaklarıma boş bir odaya geçip salladım onu, çocum hiç bu kadar uyumamıştır heralde, her uyandığında salladıkçauyudu :) Baktım saat 17.00 oldu hemen eşimi aradım bu gecede gelmeyeceğim deyince bir dolmuşa atladım eve geldim, evi kontrol edip doğru yine okula, oğlanı al, otobüse bin, yine ananye :) Cumartesi kardeşim öğlen2 de işden çıkıp ananeme gelince oğlunu ona teslim edip, giyinip hep beraber çarşıya çıktık. Çarşıda ünlü bir ayakkabı mağazasının önünden geçerken kapısının önünde 20 ytl ye botlar gördük, teyzem kızına hediye aldı, bende öyle bakınırken köşede bir çizme gördüm baktım 40 numara, (gülmeyin Allah bir ayak vermiş işte bana) içeri sordum buda 20 ytl mi diye, evet deyince hemen geçiriverdim ayağıma, fermuarı bacaklarımda kalın olunca 3 cm kadarı kapanmadı, çocuk ben onu kalıba sokarım açarım garanti veriyorum deyince hemen aldım. Salı günü gel al dediler.Öyle mutlu oldumki anlatamam, çizme hem çok şık, yumuşacık derisi var, kaliteli, hem süper ucuz. Ne zaman etek veya elbise almaya kalksam yada giymeye çizmem olmadığı için almaz veya giymezdim, açıkçası şöyle içime sinen, dediğim gibi her çizmede olmuyor , fermuarı kapanmıyordu, ve çok pahalı geliyordu, ve ben böyle ucuzluktan böyle güzel bi şey ilk defa denk getiryorum. Daha sonra çarşıda oyalanıp, yine ananeme gittik, gece teyzemle vedalaşıp ertesi gün 12 otobüsü ile İ.stan.bula döneceğinden göüşemeyiz dedik, eniştem evimize bıraktı bizi.Pazar günümüzüde evde geçirip haftayı bitirdik.
Bu hafta başı Pazartesi yine oğlanı okula bıraktıktan sonra evi temizleyerek geçirdim. O gün hava çok soğuktu, temizlik sırasında anlamadım tabi ama iş bitip şöyle bir oturunca baktım gerizekalılar kaloriferleri söndürmüşler, güzelim havalarda cayır cayır yakıp doğalgaz faturası gelince buz gibi havalarda söndüren üstelik saat17:30 olduğu halde hala yakmayan dengesiz insanların yaşadığı bir apartmanda oturuyorum malesef. Resmen içim dondu, o gece okul çıkışı karate kursumuz vardı, kursun olduğu salon,bodrum katta, bide karete yaparken çocuklar çoraplarını çkarıyor,raconu öyleymiş, havasızda olduğu için resmen ayak kokuyor, biz çocuklar derse başlayınca salonun kaşısındaki çocuk parkına gidip laflardık, ama ogün Tolga içeride giyinirken baktım karşımda ısıtıcı yanıyor, iliğim kemiğim ısınınca dedim, ayak kokusuna razıyım,ben burada oturucam çıkamam dışarı falan.
Salı günü bir gün öncesinin tam tersi günlük güneşlik sıcacık bir hava vardı, o gün sevgili çizmelerimi teslim almak için çarşıya çıkacağımdan ablamı aradm,hava güzel gel çarşıda gezelim, arkadaş ol bana diye.Çocukları okula bıraktıktan sonra, ablam komşusu ve ben buluştuk çarşıda. Çizmelerimi adam gibi deneyip teslim almak için ince çorap giyip etek giyim dedim, eteğim girdi girmesine ama üzerine ne giydi isem yakışmadı, olmuşum 86 kilo ayıptır söylemesi :) Bende yine mecburen ince çorabımı ve kumaş pantolonumu giydim,ayağımada baharlık topuklu ayakkabılarımı giydimki bir şeyi daha farkettim, çalışırken düz taban ayakkabı ile yürüyemeyen ben evde olduğum 4 ayda öyle bir spor ayakkabıya alışmışımki, resmen o gün çarşıda çok gezmememize rağmen tabanlarım patladı. Çizmelerimi teslim adıktan sonra ablamın komşusunada ayakkabı bakmak için çarşıda gezerken bir mağazada onlar ayakkabı denerken baktım kırmızı ayakkabı, onuda ne zamandır almak isterdim, üstelik yazlık. Hemen denedim , ayaklarım etlide olduğundan çok açık ayakkabı giyemiyorum, üstten pırtlayıveriyor etler ama buda ayağıma cuk oturunca fiyatıda yine 20 tl olunca onuda kaçırmadım. Kime niyet kısmet diyerek çıktık mağazadan. Bursanın hanları meşhurdur, çarşı içindeki Koz.ahana girdik, güneşin altına tüneyen civcivler gibi bir masada oturup çayımızı, simidimizi yedik valla süper geldi o gün bana, çarşıdan hemen eve gelip sevgili spor ayakkabılarımı giyip oğluşu okuldan aldım. O gece çocuklar gibi herkese ayakkabı ve çizmelerimi gösterdim hatta abartıp gece başucuma koyup yatasım geldi :)
Çarşamba günleri annemin semtinde pazar kuruluyor, annem Onura baktığı için çarşambaları ya ablam ya ben anneme gidp bebeğe bakıyoruz oda pazarlığını yapıyor. Bu sefer hem ablam hem ben gittik, yine okul çıkış saatine kadar annemde oturduk, Onuru yedik bitidik :) Kuşum benim 9 aylık süper bir velet oldu maşallah. Bir top oynuyor bayılırsınız, daha yürümüyor hatta emeklemiyor ama tutuyoruz kollarından topun peşinde dört dönüyor, hatta top bir yere sıkışmış ise ayağı ile çektirip yeniden gol atıyor . Büyüyünce futbolcu falan olursa diycez daha 9 aylıkken top peşinde koşardı :)
Hani dedimya insanoğlu her şeye alışıyor diye, ama ben bu ev hanımlığımda bir türlü şu gün olayına alışamadım, sınıfta veliler falan yapıyor, gel katıl diyorlar ama yok, aslında birebir hepsi ile görüşüyorum ama gün olayında çok kalabalık oluyor ve hoşlanmıyorum. Neyse perşembe günü komşumun günü varmış çağırdı ama yokdedim gelemem işim var, çokda iyi etmişim o gün dağ gibi olan ütülerimi bitirdim. Son zamanlarda çok kilo aldığımız için eve yemekten sonra tatlı-pasta tür şeyleri yapmamaya karar vermiştim.Oldukça yeniyo çünkü ama geeek oğlan gerek eşim her gece tatlı yokmu deyince baktım ütüde erken bitti, girdim mutfağa pasta yaptım. Saat gelince oğlanı almak içn evden çıktım, okulun bahçesine girdim, çok kalabalık, büyük sınıfların öğrencileri var,dedim olmuş bişeyler. Az sonra velilerin yanına gidince olayı öğrendim. 1 gün önce beden öğretmeni beyin kanaması geçirmiş yoğun bakımda idi. Vefat etmiş, gencecik ve çok iyi birisiydi, bütün öğretmenler, öğrenciler ağlıyor, çok üzüldüm, nur içinde yatsın. Öğretmenler cenazeye katılacaklarından Cuma günü yani bugün okul tatil dediler. Evimize geldik.
Bugünde yine üst kat komşum çocukları birde onların sınıfıdan bir veli ve oğlu geldiler, oturduk beraber,güzeldi çocularda iyi anlaştıkları için güzel birgün geçirdik.Onları geçirdikten sonra eşimde yine evde olmadığı için bir ara anneme gidip kalalım diye geçirdim içimden ama baktım saat tam iş çıkış saati, üstelik günlerden Cuma olunca hem otobüsler hem yol çok kalabalık oluyor açıkçası gözüm yemedi, ama Tolgaya söz verdim yarın sabah erkenden kahvaltıya gideceğiz anneme. Bu arada hani eskiden Tolga Onuru kıskanıyor diyordumya,geçirdik o dönemi şimdi resmen Onura aşık, çok seviyor ve özlüyor, gitmezsek ağlıyor resmen, heralde baktıki gideceği yok, kabul etti çocum :)
İşte akadaşlar günleri böyle koşturmacalı, ama çok şükür sağlıkla geçiriyorum inanın şu klavyeyi tutup fırlatasım var,yazımı şu hali ile yayınlasam gülmekten patlarsınız çünkü bir harf yazıyorsa diğerini yazmıyor, edeyim böyle tekolojinin içine, kablosuz klavye imiş, al işte kablolu olsa ne pil derdin ne başka bişey, şimdi yayınlamadan önce başa dönüp silik harflerimi tamamlamam lazım, birde hani şu harf silmekiçin (delete) değil ama üzerinde ok olan tuş varya, bir harf silmek için bir basıyorum, ta satır başına kadar siliyor :) Asılında size bazı tariflerde verecektim ama şu salak klavye bi değiştireyimde adam gibi yazarım onuda.
Haabirde hala şu üst katta tadilat işi yok hani tadilat olacakta taşınacaktıkya. Geçende kirayı vermek için çıktım, ev sahibimin ablasına veriyorum kirayı, üstümün yanındaki dairede oturuyor bana dediki ;
- İşte ..... ablan (ev sahibim yani ) şunları şunları yaptıracaksana.Döndüm , dedim bana değil evine yaptıracak, akılları sıra biz senin için yaptırdık tadilatı ama kirayı şu kadar yapıcaz diyecekler heralde.
Satılamadı anasını satayım şu evimizde başlatamadık inşaatımızı, o zaman kimse beni çıkartamazdı bu evden, mahkemeye verseler bir sene sürer o aradada evim biter kendi evime taşınırdım. Yokmu arkadaşlar yaa Bu.rsada ev arayanınız :) Gerçi biliyormusunuz şu anda oturduğum evin altı dükkan ve merkezi ısıtmadan ayrıldılar, nasılsa gündüz yanmıyor kaloriferler diye haklılarda, ve hiç bir ısıtıcı yok kullandıkları, dolayısı ile yerler buz gibi. İnanın ben, tolga ve eşim hiç bir sene bu kadar gaz sanacısı çekmemiştik.Ayaklarımız üşüyor tabii. Valla evde ne ayıp ne komik kalmadı, zartzurt gidiyoruz, gülmeyi bırakın özellikleTolgi zartlayınca pek bir seviniyorum ben, rahatladı çocum diye :) Üst kata geçersek bu derdimiz kalmyacak işalah.
Yemin ediyorum sinir geldi bu klavyeden, kesiyorum şimdi zaten çok uzattım, herkesi öpüyorum..

Etiketler:

18 Mart, 2009

BURADAYIM ...

Yatmıştım tam, daha doğrusu oğlanı uyutmak için yattım. Evet biz hala babamız yokken beraber yatıyoruz oğluşla , iyimi kötümü bilmiyorum ama içime sinmiyor yalnızken o ayrı odada ben ayrı odada yatmaya, korkuyorumda zaten, ya bişey olsa, ya deprem olsa neyaparız diyorum. (Allah korusun). İşte tam oğluş uyudu, baktım uykuda yok, içimdende yazmak gelince atladım bilgisayarın başına. Geçengün bloğuma açıp bakınca Figen in "ses ver" yorumunu gördüm, az öncede Asortik Krebimin " nerelerdesin" yorumunu görüncede pek bi mutlu oldum.
Buralardayım, çok şükür sağlığımız ufak tefeksorunlar dışında iyi, bir önceki yazımda oğlanın boğaz enfeksiyonu olduğunu yazmışım, onun üzerine bu güne kadar bir kez daha oldu, bir hafta evde yattı. Şu andada öksürük ve yorgunluk şikayetlerimiz var, doktordaydık geçen hafta, boğazlarında yine beyazlık vardı, ama tahlil yaptı, ateş ve mikrobik birşey olmayıncada antibiyotik vermedi, öküsürük şurubu ve pek çok otlar kaynatıp içiyoruz. Geçecek işallah.
Ben hala evdeyim, yanlarında işe başlayacağım arkadaşlar arıyorlar ve kriz münasebetiyle işlerin hiç olmadığını , açılınca mutlaka arayacaklarını söylüyorlar. Bende evde olmaktan hiçde şikayetçi değilim, hele Tolgiş hiç değil :)
Yarıyıl tatilinin 2. haftası İs.tanbula gittik 4 günlüğüne. Annem, Ozi, Zeyno, Tolga ve ben gidecektik ki son anda Dudu ve Onurcuk ta takıştılar peşimize. Çok güzel geçti 4 gün. Dol.mabahçe Sa.rayı, Aya.softa, Sul.tanahmet, E.yüp, Emin.önü, Kapalı.çarşı,Mı.sır çarşısı , paso gezdik.Tabi dönüşümüz muhteşem oldu herzamanki gibi. Dönüş yolunda vapur beklerken çocuklar susadı, Memolide gidip büfeden su aldı, ama soğukmuş. Benim ütürük oğlan içti tabi sudan, ertesi gün ateşle kalktı ve bir hafta boğaz şişmesinden yattı.
Cuma günü mevlüdümüz var, dedemin 2. sene mevlüdü. Yarın Ozi ile beraber İtil.miş ve Ka.kılmış ikilisi olarak ananeme temizliğe gidicez :)
Yemek.teyiz in tekrarı oynuyor şimdi televizyonda, ama baydılar gibi artık pek hevesim kalmadı, geçen haftalarda Da.mat Be.ğen.di diye programa denk geldim, resmen oynuyorlar ama çok komikti, kaynanalar gelin adaylarını resmen çıldırtıyorlar, gülmek için seyredilecek bir program, ama kalkmış heral yayından yoktu bu hafta :) Hee birde ya.ban.cı ge.lin var, onlarda pek bir komik. Merak etmeyin hala Sed.a Say.an ve İz.diva.ç izlemiyorum :)
Haa bu arada koltuklarımı kabartacak bir şey oldu. 3 hafta falan önce okula götürdüm oğlanı, birde karate kursu falan var demişti oğlan, öğretmeni bekleyeyimde bir öğreneyim aslını dedim. Öğretmen beni görünce, bende seni arayacaktım, bana Tolga nın kimliği ve bir resmi lazım dedi.
Hayırdır dedim, "E.ğitim. Vadisi" diye bir yer varmış, "Bil..sem" diye geçiyor, 2.sınıfların , her sınıftan başarılı 3 öğrenci bu sınavlara girecekmiş, bizdeTol.ga ve 2 arkadaşı daha seçilmiş. Süper heyecanlandım, duygulandım afferim benim tosunuma. Haa ders çalışıyormu derseniz, hayır hala hep anlattığım gibi zar zor derslerini yapıyor sınava yine hiç hazırlanmıyor , hala savaş halinde ders yapıyoruz. Bide ogün sınıflarına girdiğimde baktım sınıf panoları falan boş boş. Öğretmene dedim buraya bir pano yapayım, bir ağaç yapalım ve ağaca resimlerini yapıştıralım, olur dedi. Geçenlerde resimler falan toparlandı hazırlayıp götürdüm,pek hoşlarına gitti.
Bu arada Onur.cukda sünet oldu. 1,5 ay falan önce, kızarıklık vardı, götürdüler doktora, tıkanıklık varmış, sünet olması lazım dediler. Benden oğlan annesi olacaklara tavsiye , arkadaşlar bana kalırsa doğduğu gibi sünetini yapın, yada 1 yaşına gelmeden. İnanın Onur sünet oldu, eve geldi, belki bir onbeş dk. falan ağladı ondan sonra uyudu ve uyanınca hiç bir şekilde sünet olmuş bir çocuk gibi değildi, hopladı, güldü, yuvarlandı, oynadı. O neydi yaa benim oğlan resmen 1 hafta yattı :) Demekki aslında acımıyormuş ama büyüdüklerinde akılları erdiği için acaba acıyacakmı diye tedirgin olduklarından ha birazda canları kıymetli ise analarını ağlatıyorlarmış insanın.
Dudum da işe başladı, çok şükür o bu işsizlikte iş buldu, oğlanada annem bakıyor ama oğlan pek bir hareketli, bugün beni aradılar, yıkaycakmış annem Onur u , yardıma gelirmisin dedi, zaten haftada 2 - 3 gün görmessem dayanamıyorum, çok tatlı bir şey ve teyzelik de süper, gerçi ben 2. ye teyzeyim ama Zeynebim doğduğunda benim evlilik falan girdi derken hamile kaldım, anlamadım pek onun bebekliğinden. Neyse gittim bugünde yıkadık, öptüm,sevdim yedim geldim geri.
Birde sanırım 1 aya kadar falan üst kata taşınıcaz. Belki öncelerden bahsetmişimdir, üst katta evsahibimin babası kalıyordu, çok yaşlı ve hasta idi. O ölünce onun evi benim evsahibime benim oturduğum evde kardeşine kalacak diye söylemişlerdi. İşte geçen hafta dedecik öldü, bende gecesi evde çorba ve hamur yapıp çıkardım, aradan 3 gün geçti, benim ev sahibim hem tencerelerimi getirdi hemde kapıdan, senin oturduğun evi abim satacakmış, bende üst katı biraz derleyip toparlayacağım, üst kata çıkarsınız dedi. Bunlar adam öldükten sonra 3. gün bunu diyorlarsa belkide 1 aya kalmaz hadi çıkın derler. Üfff ne zor geliyor üst kat bile olsa taşınmak. Öyle çok iş varki aslında, ben bu eve gelin geldim,9 sene oluyor buradayım artık kendi evim gibi benimsemiştim, iyice yerleşmiştim, nerden çıkarttılar şimdi bunu. Bakalım gerçi hani bizim bide annemin yanına inşaat yapma işimiz vardıya, ama tabi annemin evinin satılması lazımdı başlamak için, işte zar zorda olsa içindeki kiracıları çıkartabildik (oda tamamen ayrı bir yazı konusu aslında) şimdi ev satlıkta ama insanlar krizi fırsat bilip öyle ucuz teklifler yapıyorlarki, yuhh diyoruz o kadarda değil.Keşke bir an önce o ev satılsada bizde inşaata başlasak, o zaman ev sahibi ile görüşür 1 sene müsade isteriz,doğruca kendi evimize çıkarız, neyse bakalım hayırlısı.
İşte böyle, bende aslında daha ne yazmadık şeyler vardır ama hem bu kadar gevezelik yeter uzatmayalım. Genel olarak iyiyiz, şimdi bakalım sizler neler yapıyorsunuz, gerçi arada bakıyorum bloglarınıza, bir problem yoktu. Herkezi öpüyorum, merak edip bıraktığınız yorumlar için teşekkür ederim.

23 Aralık, 2008

EVDEYİM MUTLUYUM...


Tamda yukarıdaki hallerdeyim şimdi. Meğer ne kadar özlemişim evde oturmayı, sabah çalan zil sesi ile uyanmamayı, koştur koştur otobüslere yetiş, 1 saat yol git, akşama kadar çalış, akşamüstüne doğru evde yapılacakları planla, yine koştur koştur eve gel, v.s,v.s... Ama şuda bir gerçekki işyerinde internete girip sayfama yazmaya ve sizleri okumaya daha çok vaktim oluyordu. Gerçi şu an yıllarca bir yere tıkılıp birden serbest kalan deli danalar gibiyim :), hergün biyerlere atıyorum kendimi, atıyorumki yarın öbürgün işe başlarsam , tüühh şunuda yapmamıştım demiyeyim diye.
Bayramdan 1 hafta önce ayrıldım işden, o haftayı pek anlamadım, bir gün oğlana 3 dersti, öğleden sonra evdeydi, ertesi gün öğretmen izinliymiş, çarşıya falan çıktık, son 2 günde evde temizlik yaptım geçti gitti.
Ertesi hafta , yani bayram haftası, arifeden teyzemler geldi burada geçirdiler bayramı. Bayram sabahı hep beraber yine adetimize devam diyerek ananemin evinde aldık soluğu, bu kez kayınvalidemlerde geldi bizimle onlarda kesti, allah kabul etsin. O haftada evde mayışarak geçirdik.
Geçen hafta Çarşamba sabahı, oğlan üşüyorum diyerek uyandı zaten yanakları al al olmuş görünce anladım bir terslik var. O gün yollamadım okula zaten çıkamadı yataktan. Öğleden sonra ablam ve 2 komşusu geldiler oturmaya, ışık tutarak oğlanın boğazlarına bir baktık bembeyaz, hemen dedesini çağırıp hastaneye gittik, tahminimiz gibi antibiyotiği aldık, bide ateş düşürücü iğne olduk çıktık. Tam 4 gün ateşli yattı , pazar günü ateşi düştü, dün okula başladı ama hala o yorgunluğuda atabilmiş değil üzer,nden. Bide pek bi mız mız oldu, toparlar umarım kısa zamanda.
Bu arada acayip uyuyorum, resmen acısını çıkarıyorum, sabahları 11-11:30 da zor kalkıyoruz, beni bırak oğlanda acayip uykucu oldu, hele hasta olduğu günlerde 12 de kalktık:) Tabi hal böyle oluncada aşkamları ben 3-4 civarı uyuyabiliyorum, ama çok düzensizleştik, ve kendimizi toparlamak lazım, bu kadar şımarmak yeter, sabah geç kalkınca apar topar kahvaltı ve soluğu okulda alıyoruz. Nihayet bende o eşşek yükü gibi çantaları diğer anneler gibi sırtıma yükleyip bide elime beslenme çantasını alıp, oğlumun elinden tutup sırasına götürebiliyorum, ama hala velilerle pek bir diyolog kuramadım :) Geçenlerde annemden dönüyorum, oğlanı çıkışta alıcam ama daha çıkmasına yarım saat falan var, eve gitsem gittiğime değmeyecek, bari bende okul bahçesinde oturayım nasılsa kimse yoktur dedim ama bahçeye bir girdim, bahçe dolu, veliler son gaz muhabbette, ana dedim milletin işi gücü yok yarım saat önceden gelip muhabbet ediyorlar,konuşulan konu ise hep aynı, benimki sınavdan şunu aldı, seninki ne aldı ?
Gündüzleri oğlanı bırakıp bazen ablama , bazen kardeşime, bazen anneme, bazende eve gidiyorum. Evde haftada bir şöyle dip bucak temizlik yapıyorum, öyle kendimi kasmadan, aheste aheste. Sonra saat 4 gibi bende buzdolabından malzemelerimi çıkarıp hem yemekteyiz izliyorum hem yemek yapıyorum, yine kendimi kasmadan yavaş yavaş. 17:35 gibi evden çıkıp oğluşu alıyorum, o çok mutlu bu durumdan.
İşte böyle arkadaşlar, şimdilik bu evde olma olayı bana acayip güzel geldi, sonrası için bişey diyemiyorum, büyük konuşmak istemem ama sanırsan uzuuunn bir süre sıkılmam bu ev halinden ama malesef şu şartlarda çalışmam lazım. Yeni iş ile ilgili arkadaşla görüştüm ve tahmini Ocak 15 gibi çağıracaklar beni. Bakalım son haftaları iyi değerlendirmek lazım...

27 Kasım, 2008

ÖMRÜMÜ YEDİN BE OĞLUM...


Dün akşan iş çıkışına yakın annem aradı, bana geleceğini söyledi telefonda. Bende bu hafta patronun gözünde izinliyim ya ,işden erken çıkıyorum , geç geliyorum şeklinde bir hafta geçiriyorum. Neyse , anneme dedim , iyi o zaman bende 17:30 arabasına binersem 18:15 gibi evde olurum, Tolga yıda dedesi alıyor okuldan, kayınpederimide ararım, zaten okul 17:50 de dağılıyor, evin oraya gelene kadar 10 dk. geçer, 15 dk.da kapımızın önünde oyalanılırlar, evde buluşuruz.

Plandaki gibi ben 17:30 da otobüse bindim, hatta biraz daha erken gidebileyim diye farklı otobüslere bineyim dedim. Saat 17:50 de yani tam okulun dağılış saatinde kayınpederimi aradım. Konuşma aynen şu ;
- Baba , napıyorsun.
(Baştan fire verilmemeye çalışılıyor)
- İyiyim .
-Çıktımı oğlan.
- Burcuuu, Tolga çıkmış okuldan , göremedim ben, şimdi yolda koşturuyorum, nerde bilmiyorum.
O an kafamdan aşağı kaynar sular döküldü , dilim tutuldu, kalbim sıkıştı, sadece beni arayın diyebildim, kapadım telefonu.
Otobüsten atayım dedim kendimi , nereye atıcam, atsam en fazla arkadan gelen diğer otobüse binicem, oda ne zaman gelir ?
O otobüsü sırtımda sanki ben taşır gibi yola devam ettim,bir yandan nasıl dualar ediyorum, Allahım sen onu koru , bişey gelmesin başına diye. Bu arada komşumu aradım, anlatıyorum ya bizim apartmanda, çocukları ile Tolga arkadaş, hepsi aynı okuldalar, belki o karşılaşmıştır diye , yok oda açmıyor telefonunu .Aradan 10 dk. falan sonra (ama bana sanki günler geçmişcesine uzun gelen bir 10 dakika) telefonum çaldı, baktım kayınpederim, besmelelerle açtım telefonu ,

- Burcu , merak etme, bizim eve gitmiş, annen aradı şimdi.

- Tamam ben geliyorum size baba,

dedim kapadım telefonu, ama bu sefer bende bir sinir boşalması yaşandı, eli ayağım titriyor, midem bulanıyor, bide salak otobüs sözde kısa olsun diye bindik, taaa arka sokakları falan dolaşmaz mı ? Ama belkide iyikide dolaştı bu arada benim o sinirler yavaş yavaş toparlandı , yoksa Tolga yı o sinirle eve gidince duvara yapıştırmayı düşünüyordum.

Neyse, ulaştım kayınvalidemlere , girdim, yazık kayınpederimin yüzü hala sapsarı oturuyor, kaynanam , çok üstüne gitme ben çok söylendim,üzgün zaten oda dedi. Dedim, valla dua etsin ki azıcık yatıştım yoksa dövmeye o kadar karşı olan ben, dedim canını yakayım ki bir daha aklına estiği gibi davranmasın.

Efendim, benim uyuşuk oğlan, zil çaldığı gibi fırlamış okuldan (her zaman en arka çıkar) , o arada belki bir dakika falan geç kalmış olabilir dedesi, ama komşumun dediğine göre, ben okula gittiğimde dedesi ağacın altında (okul çıkışında buluşma yeri) bekliyormuş. Nasıl buluşamadılar anlamış değilim ama Tolga nın ifadesine göre , ben dedemi bekledim (bence atıyor) , bakmış ki dedesi yok , çıkmış gelmiş. Kayınpederim, beklemiş beklemiş bizim oğlan yok , sınıfa çıkmış belki oyalanıyor diye, sınıfta bir tek öğretmen var, oda nasıl olur hep beraber çıktılar burdan arkadaşları ile deyince adamcağız kendini sokaklara atıyor, yolda komşumu görüyor, o kadıncağızda hemen çocuklarını eve bırakıp tekrar okula kadar gidiyor Tolga arıyorlar.Apartmandan bir iki kadın daha duyuyor, herkes sokaklarda kalıyorlar.
Bu arada babannesinin ağzından anlatayım dinleyin.
Kadıncağız, saat 18:00 da evinin zili çalıyor, normalde 18:15 i buluyormuş dedesi ve Tolga nın gelmesi eve (eşşek normalde ağır aksak yürür, nasıl öyle becermiş hızlı yürümeyi), şaşırıyor, açıyor kapıyı, bakıyor ki Tolga elinde birde ekmek var.
- Bak babanne akşam ekmeğimizide aldım , (nerden akıl etsin sen deli oğlan ) demiş.
Kadıncağızda sanmışki her geceki gibi dedesiyle gelirken yoldan ekmek aldılar, dedesi aşağıda takıldı Tolga da eve çıktı. Eee oğlum deden nerde demiş. Ben okulda onu görmedim kendim geldim deyince kadıncağız hemen telefona yapışıp dedeyi arıyor oğlan geldi diye. Adamcağız artık oyun parklarına bakıyormuş :( Bu arada tekrar okula kadar giden komşum geri dönüşte kayınpederimi göremeyince sora sora onların evini buluyor, bakıyorki Tolga babannede oda evine gidiyor. Gece Allah razı olsun demek için aradığımda, başım çatlıyor çok fena oldum, çok korktum Burcu dedi. Canım yaa, komşular geçmiş olsuna kapıya geldiler, hatta her gelen dedeniz çok fena olmuştu deyince baktım Tolgada başladı , nolmuş dedeme diye paniklemeye.
Dövmedim Tolga yı ama çok fena bağırıp kızdım ve birazda kulağını çektim, küpe olsun bu kulağına diye. O ağladı ben ağladım, gece anneme anlattım, Allahtan oda o hengameye gelmemiş, gelipde sokaklarda Tolga aranıyor diye duysaydım komşularından ,düşer bayılırdım diyor. Ben durdukça gece afaganlar bastı, 2-3 kere kayınpederimi aradım, sonuçta Allah razı olsun en paniği korkuyu o yaşadı ki üstelik kalp ameliyatı geçirmiş bir insan. Yazık onlarda bana, hadi korkmada seninde hastalığın tekrarlamasın diyorlar.
Babannesinin dediğine göre aslında Tolga o kadar mutluymuş ki, kendi başına geldi hatta ekmek bile getirdi eve. Dedim oğlum seni buradan salsam sen ananene bile gidersin, olay o değil, ben biliyorum senin gelip gidebileceğini ama bak anlaşma öyle değildi, biz o ağacın altında bululacaktık, oraya deden olmasa ben, ben olmasam, babannen,amcan,baban,ananen biri biri gelir mutlaka kimse seni okulda bırakmaz. Gerekirse sabaha kadar bekliyeceksin sen o ağacın altında mutlaka seni tutki asla olmazya gelmedik almaya, bir öğretmenin seni görür ve mutlaka bize ulaşır, gelin çocuğunuzu alın diye vs.vs. anlattım, anlattım...
Allahım anlattıkça korkuyorum ve bir daha herşeyin hayırlısı diyorum, iş bakımından yani, artık oğlan büyüdü, zapdetmek zorlaşıyor, o dedeye, babanneye yazık, bu yaşta insanlar uğraşıyorlar, en azından ben durayım başında çocuğumun, zaten diğer iş ile ilgili görüşme hafta sonuna kaldı, benim tek şartım saatleri olacak anlaşırsak, artık oğlanı ben almak istiyorum okuldan.
Allahım kimseyi evladı ile sınamasın, çok korktum çookkk...