2 HAFTA NASIL GEÇTİ ?
Uff sonuda uyuttum oğlanı ama az sıksam kendimde uyuyacaktım az kalsın. Eşimde yokken hazır bilgisar bana kalmışken yazayım dedim. Bu abzuruk klavye yamuk yapmaz , tutukluk yapmazsa uzun uzun yazasım var ama klavye başladı bile yamulmaya, neyysseeee....
Dedimya bilgisayar bana kaldı diye, aslında hafta içi öğleden sonraları bilgisayar hep benim ama inanın bazen açıp oturmaya vakit kamıyor,bazen düşünüyorum, bundan 4 ay evveline kadar çalışırken sabah 7:30 da evden çıkıp akşam 7:30 da eve geldiğim halde yine evi ben topluyor,yine bulaşığımı,çamaşırımı ben yıkıyor yemeğimi ben apıyor kısaca şu anda ne yapıyorsam o zamanda ev ile ilgili işleri ben yapıyordum, insanoğlu her türlü değişikliğe nasılda adapte oluveriyor hemen.
Geçen hafta sonuna doğru çok koşturmacalı geçti. Geçen Cuma nur içinde yatsın dedeciğimin 2. sene melüdü vardı. Bahsetmiştim, Çarşamba günü itilmiş ve kakılmış ikilisi olarak ananeme temizliğe gittik Ozi ile birlikte. Teyzoşun mevlüt için perşembeden gelceğini öğrendim. Perşembe günü kayınvalideme misafir gelecekti benden patates salatası rica etti, yaparım dedim . Sabah bir kalktım saat 11:30, apar topar oğlana kahvaltı ettirip, okula götürdükten sonra, bir tarafıma motoru takıp doğru eve geldim. Acele tarafından papatesleri soyup doğrayıp ocağa verince duşa girdim, çıktımki pişmişler, hemen diğer malzemeleri doğrayıp, poşetlere yerleştirdim kuaföre uçtum, geliniz ya süslenelim dedim, ben fön çektirirken dışarıda resmen dolu yağmaya başladı, iyiki oğlanın şemsiyesini son anda almışım, küçücükte olsa beni korudu, eve gelip poşetleri kaptığım gibi bir elimde bir sürü tabak çanak, bir elimde şemsiye sulara bata çıka ulaştım kaynanamın evine, gittimki servise hazırlanıyorlar, hemen salatamı kardım, servise geçtim, arkadan boşalan çayları tazele, bitenleri topla , makinaya yerleştir derken saat oldu 17:00, az sonra fırlayıp okula gittim.
Bu arada eşimi aradım, turda olduğu için eve dönmeyeceği onayını aldıktan sonra oğlanı okuldan alıp koşa koşa eve geldim, üstünü değiştirip, öğlende dağınık bıraktığım mutfağı toparlayp bir otobüse atladık ananeme gittik. O gece orda yattık, doya doya teyzoşla görüştük, ertesi gün yani mevlüt günü Tolgayı oradan okula getirdim, Allahtan kuzenim evdeydi arabayla bıraktı bizi, yine okuldan apar topar mevlüde. Ben Onurcuğu aldım ayaklarıma boş bir odaya geçip salladım onu, çocum hiç bu kadar uyumamıştır heralde, her uyandığında salladıkçauyudu :) Baktım saat 17.00 oldu hemen eşimi aradım bu gecede gelmeyeceğim deyince bir dolmuşa atladım eve geldim, evi kontrol edip doğru yine okula, oğlanı al, otobüse bin, yine ananye :) Cumartesi kardeşim öğlen2 de işden çıkıp ananeme gelince oğlunu ona teslim edip, giyinip hep beraber çarşıya çıktık. Çarşıda ünlü bir ayakkabı mağazasının önünden geçerken kapısının önünde 20 ytl ye botlar gördük, teyzem kızına hediye aldı, bende öyle bakınırken köşede bir çizme gördüm baktım 40 numara, (gülmeyin Allah bir ayak vermiş işte bana) içeri sordum buda 20 ytl mi diye, evet deyince hemen geçiriverdim ayağıma, fermuarı bacaklarımda kalın olunca 3 cm kadarı kapanmadı, çocuk ben onu kalıba sokarım açarım garanti veriyorum deyince hemen aldım. Salı günü gel al dediler.Öyle mutlu oldumki anlatamam, çizme hem çok şık, yumuşacık derisi var, kaliteli, hem süper ucuz. Ne zaman etek veya elbise almaya kalksam yada giymeye çizmem olmadığı için almaz veya giymezdim, açıkçası şöyle içime sinen, dediğim gibi her çizmede olmuyor , fermuarı kapanmıyordu, ve çok pahalı geliyordu, ve ben böyle ucuzluktan böyle güzel bi şey ilk defa denk getiryorum. Daha sonra çarşıda oyalanıp, yine ananeme gittik, gece teyzemle vedalaşıp ertesi gün 12 otobüsü ile İ.stan.bula döneceğinden göüşemeyiz dedik, eniştem evimize bıraktı bizi.Pazar günümüzüde evde geçirip haftayı bitirdik.
Bu hafta başı Pazartesi yine oğlanı okula bıraktıktan sonra evi temizleyerek geçirdim. O gün hava çok soğuktu, temizlik sırasında anlamadım tabi ama iş bitip şöyle bir oturunca baktım gerizekalılar kaloriferleri söndürmüşler, güzelim havalarda cayır cayır yakıp doğalgaz faturası gelince buz gibi havalarda söndüren üstelik saat17:30 olduğu halde hala yakmayan dengesiz insanların yaşadığı bir apartmanda oturuyorum malesef. Resmen içim dondu, o gece okul çıkışı karate kursumuz vardı, kursun olduğu salon,bodrum katta, bide karete yaparken çocuklar çoraplarını çkarıyor,raconu öyleymiş, havasızda olduğu için resmen ayak kokuyor, biz çocuklar derse başlayınca salonun kaşısındaki çocuk parkına gidip laflardık, ama ogün Tolga içeride giyinirken baktım karşımda ısıtıcı yanıyor, iliğim kemiğim ısınınca dedim, ayak kokusuna razıyım,ben burada oturucam çıkamam dışarı falan.
Salı günü bir gün öncesinin tam tersi günlük güneşlik sıcacık bir hava vardı, o gün sevgili çizmelerimi teslim almak için çarşıya çıkacağımdan ablamı aradm,hava güzel gel çarşıda gezelim, arkadaş ol bana diye.Çocukları okula bıraktıktan sonra, ablam komşusu ve ben buluştuk çarşıda. Çizmelerimi adam gibi deneyip teslim almak için ince çorap giyip etek giyim dedim, eteğim girdi girmesine ama üzerine ne giydi isem yakışmadı, olmuşum 86 kilo ayıptır söylemesi :) Bende yine mecburen ince çorabımı ve kumaş pantolonumu giydim,ayağımada baharlık topuklu ayakkabılarımı giydimki bir şeyi daha farkettim, çalışırken düz taban ayakkabı ile yürüyemeyen ben evde olduğum 4 ayda öyle bir spor ayakkabıya alışmışımki, resmen o gün çarşıda çok gezmememize rağmen tabanlarım patladı. Çizmelerimi teslim adıktan sonra ablamın komşusunada ayakkabı bakmak için çarşıda gezerken bir mağazada onlar ayakkabı denerken baktım kırmızı ayakkabı, onuda ne zamandır almak isterdim, üstelik yazlık. Hemen denedim , ayaklarım etlide olduğundan çok açık ayakkabı giyemiyorum, üstten pırtlayıveriyor etler ama buda ayağıma cuk oturunca fiyatıda yine 20 tl olunca onuda kaçırmadım. Kime niyet kısmet diyerek çıktık mağazadan. Bursanın hanları meşhurdur, çarşı içindeki Koz.ahana girdik, güneşin altına tüneyen civcivler gibi bir masada oturup çayımızı, simidimizi yedik valla süper geldi o gün bana, çarşıdan hemen eve gelip sevgili spor ayakkabılarımı giyip oğluşu okuldan aldım. O gece çocuklar gibi herkese ayakkabı ve çizmelerimi gösterdim hatta abartıp gece başucuma koyup yatasım geldi :)
Çarşamba günleri annemin semtinde pazar kuruluyor, annem Onura baktığı için çarşambaları ya ablam ya ben anneme gidp bebeğe bakıyoruz oda pazarlığını yapıyor. Bu sefer hem ablam hem ben gittik, yine okul çıkış saatine kadar annemde oturduk, Onuru yedik bitidik :) Kuşum benim 9 aylık süper bir velet oldu maşallah. Bir top oynuyor bayılırsınız, daha yürümüyor hatta emeklemiyor ama tutuyoruz kollarından topun peşinde dört dönüyor, hatta top bir yere sıkışmış ise ayağı ile çektirip yeniden gol atıyor . Büyüyünce futbolcu falan olursa diycez daha 9 aylıkken top peşinde koşardı :)
Hani dedimya insanoğlu her şeye alışıyor diye, ama ben bu ev hanımlığımda bir türlü şu gün olayına alışamadım, sınıfta veliler falan yapıyor, gel katıl diyorlar ama yok, aslında birebir hepsi ile görüşüyorum ama gün olayında çok kalabalık oluyor ve hoşlanmıyorum. Neyse perşembe günü komşumun günü varmış çağırdı ama yokdedim gelemem işim var, çokda iyi etmişim o gün dağ gibi olan ütülerimi bitirdim. Son zamanlarda çok kilo aldığımız için eve yemekten sonra tatlı-pasta tür şeyleri yapmamaya karar vermiştim.Oldukça yeniyo çünkü ama geeek oğlan gerek eşim her gece tatlı yokmu deyince baktım ütüde erken bitti, girdim mutfağa pasta yaptım. Saat gelince oğlanı almak içn evden çıktım, okulun bahçesine girdim, çok kalabalık, büyük sınıfların öğrencileri var,dedim olmuş bişeyler. Az sonra velilerin yanına gidince olayı öğrendim. 1 gün önce beden öğretmeni beyin kanaması geçirmiş yoğun bakımda idi. Vefat etmiş, gencecik ve çok iyi birisiydi, bütün öğretmenler, öğrenciler ağlıyor, çok üzüldüm, nur içinde yatsın. Öğretmenler cenazeye katılacaklarından Cuma günü yani bugün okul tatil dediler. Evimize geldik.
Bugünde yine üst kat komşum çocukları birde onların sınıfıdan bir veli ve oğlu geldiler, oturduk beraber,güzeldi çocularda iyi anlaştıkları için güzel birgün geçirdik.Onları geçirdikten sonra eşimde yine evde olmadığı için bir ara anneme gidip kalalım diye geçirdim içimden ama baktım saat tam iş çıkış saati, üstelik günlerden Cuma olunca hem otobüsler hem yol çok kalabalık oluyor açıkçası gözüm yemedi, ama Tolgaya söz verdim yarın sabah erkenden kahvaltıya gideceğiz anneme. Bu arada hani eskiden Tolga Onuru kıskanıyor diyordumya,geçirdik o dönemi şimdi resmen Onura aşık, çok seviyor ve özlüyor, gitmezsek ağlıyor resmen, heralde baktıki gideceği yok, kabul etti çocum :)
İşte akadaşlar günleri böyle koşturmacalı, ama çok şükür sağlıkla geçiriyorum inanın şu klavyeyi tutup fırlatasım var,yazımı şu hali ile yayınlasam gülmekten patlarsınız çünkü bir harf yazıyorsa diğerini yazmıyor, edeyim böyle tekolojinin içine, kablosuz klavye imiş, al işte kablolu olsa ne pil derdin ne başka bişey, şimdi yayınlamadan önce başa dönüp silik harflerimi tamamlamam lazım, birde hani şu harf silmekiçin (delete) değil ama üzerinde ok olan tuş varya, bir harf silmek için bir basıyorum, ta satır başına kadar siliyor :) Asılında size bazı tariflerde verecektim ama şu salak klavye bi değiştireyimde adam gibi yazarım onuda.
Haabirde hala şu üst katta tadilat işi yok hani tadilat olacakta taşınacaktıkya. Geçende kirayı vermek için çıktım, ev sahibimin ablasına veriyorum kirayı, üstümün yanındaki dairede oturuyor bana dediki ;
- İşte ..... ablan (ev sahibim yani ) şunları şunları yaptıracaksana.Döndüm , dedim bana değil evine yaptıracak, akılları sıra biz senin için yaptırdık tadilatı ama kirayı şu kadar yapıcaz diyecekler heralde.
Satılamadı anasını satayım şu evimizde başlatamadık inşaatımızı, o zaman kimse beni çıkartamazdı bu evden, mahkemeye verseler bir sene sürer o aradada evim biter kendi evime taşınırdım. Yokmu arkadaşlar yaa Bu.rsada ev arayanınız :) Gerçi biliyormusunuz şu anda oturduğum evin altı dükkan ve merkezi ısıtmadan ayrıldılar, nasılsa gündüz yanmıyor kaloriferler diye haklılarda, ve hiç bir ısıtıcı yok kullandıkları, dolayısı ile yerler buz gibi. İnanın ben, tolga ve eşim hiç bir sene bu kadar gaz sanacısı çekmemiştik.Ayaklarımız üşüyor tabii. Valla evde ne ayıp ne komik kalmadı, zartzurt gidiyoruz, gülmeyi bırakın özellikleTolgi zartlayınca pek bir seviniyorum ben, rahatladı çocum diye :) Üst kata geçersek bu derdimiz kalmyacak işalah.
Yemin ediyorum sinir geldi bu klavyeden, kesiyorum şimdi zaten çok uzattım, herkesi öpüyorum..
Dedimya bilgisayar bana kaldı diye, aslında hafta içi öğleden sonraları bilgisayar hep benim ama inanın bazen açıp oturmaya vakit kamıyor,bazen düşünüyorum, bundan 4 ay evveline kadar çalışırken sabah 7:30 da evden çıkıp akşam 7:30 da eve geldiğim halde yine evi ben topluyor,yine bulaşığımı,çamaşırımı ben yıkıyor yemeğimi ben apıyor kısaca şu anda ne yapıyorsam o zamanda ev ile ilgili işleri ben yapıyordum, insanoğlu her türlü değişikliğe nasılda adapte oluveriyor hemen.
Geçen hafta sonuna doğru çok koşturmacalı geçti. Geçen Cuma nur içinde yatsın dedeciğimin 2. sene melüdü vardı. Bahsetmiştim, Çarşamba günü itilmiş ve kakılmış ikilisi olarak ananeme temizliğe gittik Ozi ile birlikte. Teyzoşun mevlüt için perşembeden gelceğini öğrendim. Perşembe günü kayınvalideme misafir gelecekti benden patates salatası rica etti, yaparım dedim . Sabah bir kalktım saat 11:30, apar topar oğlana kahvaltı ettirip, okula götürdükten sonra, bir tarafıma motoru takıp doğru eve geldim. Acele tarafından papatesleri soyup doğrayıp ocağa verince duşa girdim, çıktımki pişmişler, hemen diğer malzemeleri doğrayıp, poşetlere yerleştirdim kuaföre uçtum, geliniz ya süslenelim dedim, ben fön çektirirken dışarıda resmen dolu yağmaya başladı, iyiki oğlanın şemsiyesini son anda almışım, küçücükte olsa beni korudu, eve gelip poşetleri kaptığım gibi bir elimde bir sürü tabak çanak, bir elimde şemsiye sulara bata çıka ulaştım kaynanamın evine, gittimki servise hazırlanıyorlar, hemen salatamı kardım, servise geçtim, arkadan boşalan çayları tazele, bitenleri topla , makinaya yerleştir derken saat oldu 17:00, az sonra fırlayıp okula gittim.
Bu arada eşimi aradım, turda olduğu için eve dönmeyeceği onayını aldıktan sonra oğlanı okuldan alıp koşa koşa eve geldim, üstünü değiştirip, öğlende dağınık bıraktığım mutfağı toparlayp bir otobüse atladık ananeme gittik. O gece orda yattık, doya doya teyzoşla görüştük, ertesi gün yani mevlüt günü Tolgayı oradan okula getirdim, Allahtan kuzenim evdeydi arabayla bıraktı bizi, yine okuldan apar topar mevlüde. Ben Onurcuğu aldım ayaklarıma boş bir odaya geçip salladım onu, çocum hiç bu kadar uyumamıştır heralde, her uyandığında salladıkçauyudu :) Baktım saat 17.00 oldu hemen eşimi aradım bu gecede gelmeyeceğim deyince bir dolmuşa atladım eve geldim, evi kontrol edip doğru yine okula, oğlanı al, otobüse bin, yine ananye :) Cumartesi kardeşim öğlen2 de işden çıkıp ananeme gelince oğlunu ona teslim edip, giyinip hep beraber çarşıya çıktık. Çarşıda ünlü bir ayakkabı mağazasının önünden geçerken kapısının önünde 20 ytl ye botlar gördük, teyzem kızına hediye aldı, bende öyle bakınırken köşede bir çizme gördüm baktım 40 numara, (gülmeyin Allah bir ayak vermiş işte bana) içeri sordum buda 20 ytl mi diye, evet deyince hemen geçiriverdim ayağıma, fermuarı bacaklarımda kalın olunca 3 cm kadarı kapanmadı, çocuk ben onu kalıba sokarım açarım garanti veriyorum deyince hemen aldım. Salı günü gel al dediler.Öyle mutlu oldumki anlatamam, çizme hem çok şık, yumuşacık derisi var, kaliteli, hem süper ucuz. Ne zaman etek veya elbise almaya kalksam yada giymeye çizmem olmadığı için almaz veya giymezdim, açıkçası şöyle içime sinen, dediğim gibi her çizmede olmuyor , fermuarı kapanmıyordu, ve çok pahalı geliyordu, ve ben böyle ucuzluktan böyle güzel bi şey ilk defa denk getiryorum. Daha sonra çarşıda oyalanıp, yine ananeme gittik, gece teyzemle vedalaşıp ertesi gün 12 otobüsü ile İ.stan.bula döneceğinden göüşemeyiz dedik, eniştem evimize bıraktı bizi.Pazar günümüzüde evde geçirip haftayı bitirdik.
Bu hafta başı Pazartesi yine oğlanı okula bıraktıktan sonra evi temizleyerek geçirdim. O gün hava çok soğuktu, temizlik sırasında anlamadım tabi ama iş bitip şöyle bir oturunca baktım gerizekalılar kaloriferleri söndürmüşler, güzelim havalarda cayır cayır yakıp doğalgaz faturası gelince buz gibi havalarda söndüren üstelik saat17:30 olduğu halde hala yakmayan dengesiz insanların yaşadığı bir apartmanda oturuyorum malesef. Resmen içim dondu, o gece okul çıkışı karate kursumuz vardı, kursun olduğu salon,bodrum katta, bide karete yaparken çocuklar çoraplarını çkarıyor,raconu öyleymiş, havasızda olduğu için resmen ayak kokuyor, biz çocuklar derse başlayınca salonun kaşısındaki çocuk parkına gidip laflardık, ama ogün Tolga içeride giyinirken baktım karşımda ısıtıcı yanıyor, iliğim kemiğim ısınınca dedim, ayak kokusuna razıyım,ben burada oturucam çıkamam dışarı falan.
Salı günü bir gün öncesinin tam tersi günlük güneşlik sıcacık bir hava vardı, o gün sevgili çizmelerimi teslim almak için çarşıya çıkacağımdan ablamı aradm,hava güzel gel çarşıda gezelim, arkadaş ol bana diye.Çocukları okula bıraktıktan sonra, ablam komşusu ve ben buluştuk çarşıda. Çizmelerimi adam gibi deneyip teslim almak için ince çorap giyip etek giyim dedim, eteğim girdi girmesine ama üzerine ne giydi isem yakışmadı, olmuşum 86 kilo ayıptır söylemesi :) Bende yine mecburen ince çorabımı ve kumaş pantolonumu giydim,ayağımada baharlık topuklu ayakkabılarımı giydimki bir şeyi daha farkettim, çalışırken düz taban ayakkabı ile yürüyemeyen ben evde olduğum 4 ayda öyle bir spor ayakkabıya alışmışımki, resmen o gün çarşıda çok gezmememize rağmen tabanlarım patladı. Çizmelerimi teslim adıktan sonra ablamın komşusunada ayakkabı bakmak için çarşıda gezerken bir mağazada onlar ayakkabı denerken baktım kırmızı ayakkabı, onuda ne zamandır almak isterdim, üstelik yazlık. Hemen denedim , ayaklarım etlide olduğundan çok açık ayakkabı giyemiyorum, üstten pırtlayıveriyor etler ama buda ayağıma cuk oturunca fiyatıda yine 20 tl olunca onuda kaçırmadım. Kime niyet kısmet diyerek çıktık mağazadan. Bursanın hanları meşhurdur, çarşı içindeki Koz.ahana girdik, güneşin altına tüneyen civcivler gibi bir masada oturup çayımızı, simidimizi yedik valla süper geldi o gün bana, çarşıdan hemen eve gelip sevgili spor ayakkabılarımı giyip oğluşu okuldan aldım. O gece çocuklar gibi herkese ayakkabı ve çizmelerimi gösterdim hatta abartıp gece başucuma koyup yatasım geldi :)
Çarşamba günleri annemin semtinde pazar kuruluyor, annem Onura baktığı için çarşambaları ya ablam ya ben anneme gidp bebeğe bakıyoruz oda pazarlığını yapıyor. Bu sefer hem ablam hem ben gittik, yine okul çıkış saatine kadar annemde oturduk, Onuru yedik bitidik :) Kuşum benim 9 aylık süper bir velet oldu maşallah. Bir top oynuyor bayılırsınız, daha yürümüyor hatta emeklemiyor ama tutuyoruz kollarından topun peşinde dört dönüyor, hatta top bir yere sıkışmış ise ayağı ile çektirip yeniden gol atıyor . Büyüyünce futbolcu falan olursa diycez daha 9 aylıkken top peşinde koşardı :)
Hani dedimya insanoğlu her şeye alışıyor diye, ama ben bu ev hanımlığımda bir türlü şu gün olayına alışamadım, sınıfta veliler falan yapıyor, gel katıl diyorlar ama yok, aslında birebir hepsi ile görüşüyorum ama gün olayında çok kalabalık oluyor ve hoşlanmıyorum. Neyse perşembe günü komşumun günü varmış çağırdı ama yokdedim gelemem işim var, çokda iyi etmişim o gün dağ gibi olan ütülerimi bitirdim. Son zamanlarda çok kilo aldığımız için eve yemekten sonra tatlı-pasta tür şeyleri yapmamaya karar vermiştim.Oldukça yeniyo çünkü ama geeek oğlan gerek eşim her gece tatlı yokmu deyince baktım ütüde erken bitti, girdim mutfağa pasta yaptım. Saat gelince oğlanı almak içn evden çıktım, okulun bahçesine girdim, çok kalabalık, büyük sınıfların öğrencileri var,dedim olmuş bişeyler. Az sonra velilerin yanına gidince olayı öğrendim. 1 gün önce beden öğretmeni beyin kanaması geçirmiş yoğun bakımda idi. Vefat etmiş, gencecik ve çok iyi birisiydi, bütün öğretmenler, öğrenciler ağlıyor, çok üzüldüm, nur içinde yatsın. Öğretmenler cenazeye katılacaklarından Cuma günü yani bugün okul tatil dediler. Evimize geldik.
Bugünde yine üst kat komşum çocukları birde onların sınıfıdan bir veli ve oğlu geldiler, oturduk beraber,güzeldi çocularda iyi anlaştıkları için güzel birgün geçirdik.Onları geçirdikten sonra eşimde yine evde olmadığı için bir ara anneme gidip kalalım diye geçirdim içimden ama baktım saat tam iş çıkış saati, üstelik günlerden Cuma olunca hem otobüsler hem yol çok kalabalık oluyor açıkçası gözüm yemedi, ama Tolgaya söz verdim yarın sabah erkenden kahvaltıya gideceğiz anneme. Bu arada hani eskiden Tolga Onuru kıskanıyor diyordumya,geçirdik o dönemi şimdi resmen Onura aşık, çok seviyor ve özlüyor, gitmezsek ağlıyor resmen, heralde baktıki gideceği yok, kabul etti çocum :)
İşte akadaşlar günleri böyle koşturmacalı, ama çok şükür sağlıkla geçiriyorum inanın şu klavyeyi tutup fırlatasım var,yazımı şu hali ile yayınlasam gülmekten patlarsınız çünkü bir harf yazıyorsa diğerini yazmıyor, edeyim böyle tekolojinin içine, kablosuz klavye imiş, al işte kablolu olsa ne pil derdin ne başka bişey, şimdi yayınlamadan önce başa dönüp silik harflerimi tamamlamam lazım, birde hani şu harf silmekiçin (delete) değil ama üzerinde ok olan tuş varya, bir harf silmek için bir basıyorum, ta satır başına kadar siliyor :) Asılında size bazı tariflerde verecektim ama şu salak klavye bi değiştireyimde adam gibi yazarım onuda.
Haabirde hala şu üst katta tadilat işi yok hani tadilat olacakta taşınacaktıkya. Geçende kirayı vermek için çıktım, ev sahibimin ablasına veriyorum kirayı, üstümün yanındaki dairede oturuyor bana dediki ;
- İşte ..... ablan (ev sahibim yani ) şunları şunları yaptıracaksana.Döndüm , dedim bana değil evine yaptıracak, akılları sıra biz senin için yaptırdık tadilatı ama kirayı şu kadar yapıcaz diyecekler heralde.
Satılamadı anasını satayım şu evimizde başlatamadık inşaatımızı, o zaman kimse beni çıkartamazdı bu evden, mahkemeye verseler bir sene sürer o aradada evim biter kendi evime taşınırdım. Yokmu arkadaşlar yaa Bu.rsada ev arayanınız :) Gerçi biliyormusunuz şu anda oturduğum evin altı dükkan ve merkezi ısıtmadan ayrıldılar, nasılsa gündüz yanmıyor kaloriferler diye haklılarda, ve hiç bir ısıtıcı yok kullandıkları, dolayısı ile yerler buz gibi. İnanın ben, tolga ve eşim hiç bir sene bu kadar gaz sanacısı çekmemiştik.Ayaklarımız üşüyor tabii. Valla evde ne ayıp ne komik kalmadı, zartzurt gidiyoruz, gülmeyi bırakın özellikleTolgi zartlayınca pek bir seviniyorum ben, rahatladı çocum diye :) Üst kata geçersek bu derdimiz kalmyacak işalah.
Yemin ediyorum sinir geldi bu klavyeden, kesiyorum şimdi zaten çok uzattım, herkesi öpüyorum..
Etiketler: *

8 Yorum:
ay çok güldürdün beni:)))bende taşınıyorum bu son yorumum bir süre yokum kendine iyi bak ,yerleşince bir ara uğrarım...
Ben de çok güldüm:)) Allah da seni güldürsün. Gerçekten insan çalışırken daha programlı oluyor. Evde olunca, şimdi olmasa yarın yaparım falan diye erteleyip duruyor.
haklısın vallahi bilgisayar hep gündüzleri bizim ama fırsat olmuyor ki, ben bile ancak yazabiliyorum...
Canım benim hayırlısı olsun inşallah.Taşınmak zor.
Cicilerini de güle güle giy.Bu arada benim ayak numaramda 40 boş veeeeer takma...
yahu özlemişiz bu yazıları.. ara verme bu kadar:)
Uzun uzun yazmanı seviyorum :)
çok eğlenceli :)
Yazmıyorsun ama özledik seni..İlla yazmak için çalışmak mı gerekiyor..? :)
Yorum Gönder
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa