MEKTUP
Sıradan geçen bir haftanın sonuna geldik yine. Gerçi yarında bana iş var ama yarım gün nede olsa,gelip geçiyor. Sıradan diyorum hafta için ama olsun sıradan olsun,şikayetçi değilim, sağlıklı olalımda. Gerçi oğluşun yine biraz öksürüğü var, yok valla bu sefer ben dondurma yedirmedim :) Bol bol yağmur yağdı bu hafta, geçen yazımda bahsettiğim üzere eşimle kırgındıkya birbirimize , Salı gecesi barıştık :) Salı günü akşamüstü boşalan yağmur tam benim iş çıkış saatlerime geldi, işden yola çıktığımda bayağı bir durulmuştu yağmur, kendimi hemen dolmuşa attım. Yolda tabi iki-üç tane kaza gördüm,neyseki hafif kazalardı. Her yağmur günü illaki görürüz böyle şeyler , diye düşünürken bizim önümüzde oldu bir kaza, aslında kaza kelimesi çok ağır olur, hafif çapta çarpışma diyelim. Ama tutanak için falan polis beklemeye başlayınca bunlar biz arkada esir kaldık. Bu arada kocacım başladı aramaya beni, nerdesin, yağmur boşalacak birazdan,ıslanma işte, ben seni indiğin yerde bekliyeyim, Tolgada yanımda okuldan aldım gibi gibi. Uzun bir süre dolmuşun içinde bekledikten sonra şoför daracık yerlerden öyle böyle geçerek tarafiğe çıktı ama o arada bir yağmur boşaldıki anlatamam. Tam ineceğim durakta yine konuştuk Mehmet le , oda oralarda imiş ve sadece caddeyi geç geldim bekle dedi. Dedi ama ben caddeyi geçtiğimde onu uzaktan gördümki o trafikte benim yanıma ulaşana kadar ben sırılsıklam oldum. Ama galiba hiç böyle ıslanmamıştım, duştan çıkmış gibiydim. Tolga arabaya binince tuhaf tuhaf bakmaya ve yanımdan uzaklaşmaya başladı :) Bide eve kadar nasıl yürürdüm,ne halde eve gelirdim bilmiyorum. Neyse yapılan bu jeste karşılık bende artık surat asmadım.
Her sene yaz gelip yazlık sezonunu açtığımızda, motoru olmayan kayığımıza motor almaya kalkışırız ama toparlanıp bir türlü alamayız. Her sene beylerin eli su toplar balığa çıkarken kürek çekmekten. Geçen yaz sonu kesin karar verdik, 6 haneyiz, her aile Haziran başı anneme 500 YTL para verecek ve motor alacağız diye. Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın misali dedik ve İstanbul dan eniştem motoru aldı, Pazartesi Mehmet getirecek, kırmızı kurdela bağlayıp :) Eee kaç senelik fikir yani ve kaç kişinin katkısı var. Neyse, motor alındıktan sonra başladık gülüşmeye, motoru nereye bağlıycaz diye :) Kayık var iyi güzelde eski, motor güçlü, hızlı giderken bir dalga gelse kayık ikiye ayrılacak :) Bırak motorda yeni , üstelik kaç seneden sonra alındı ,kıymetlide. Amma geyikler ürettik yalnız, yazlık ev küçük ama biz çok kalabalık olduğumuz için yazın genelde yatmak için 2 kişiye balkon düşerdi. Diyoruz bu sene öyle derdimiz olmayacak çünkü her gece nöbetleşe 2 kişi gidip kayıkta , motura nöbet tutacak :) Biz böyle şeylere gülüşürken akşam annem Tolgaya telefon açıp müjde verdi. Kayık da almış :) Şimdi diyoruzki kayığı ve motoru denize indirirken hani büyük gemileri indirirken şampanya patlatıp kurdela falan keserler ya alkışlar eşliğinde , bizde öyle indirelim diye geyiklere başladık. Annemde dua ediyor, işallah yazlıkta komşular daha gelmemiş olur diye , görmemişler misali .
Neyse işte böyle değişik muhabbetler ediyoruz bu aralar evde. Aman en kötü günümüz böyle olsun.
Tolganın okulundan sene başında hafta sonları yazılar geliyordu, çocuklarla iletişim, ne oyunlar oynanır, aile tutumları falan diye dergi tarzı fotokopiler. Onlardan birinde, çocuğunuza mektup yazıp, okuluna gönderin diye bir yazı ilgimi çekti ve hep aklımdaydı. Düşünsenize çocuğunuz okulda ummadığı bir anda mektubun var diyecekler, ve o mektubu öğretmeni okuduğunda annesinin duygularını öğrenecek. Tabi bide şu var, zamane çocukları belli olmaz, mektubu nasıl karşılar, diğer arkadaşları içinde okunduğunda o çocuklar üzülürmü , onlarada gelsin istermi, gerçi belki daha o zamanlarda değiliz ama bazı çocuklar vardır arkadaşlarının yanında anne ve babalarının ilgisinden rahatsız olurlar v.s. gibi de düşündüm. Bide çocukların evdeki psikolojileri ve davranışları okuldakiyle hiç uyuşmuyor. Mesela Tolga, evde bir o kadar inatçı, miz mız , ağlak olmasına rağmen okulda tam tersi olduğunu söylüyor öğretmeni. Ben önce öğretmenini aradım, böyle bişey yapacağımı söyledim, oda çok güzel olur, sınıfta ben ayarlarım nasıl okuyacağımı dedi ama bu konuşma aramızda taa dönem başı oldu. Geçen günlerde oturdum oğluşa yazdım mektup, ve postaladım. Dün elinde zarfı ile geldi. Çok şaşırmış. Ne yaptın beğendinmi, hoşuna gittimi yazdıklarım dedim. Evet çok güzeldi gözlerimden yaş geldi dedi. Canım bebeğim benim duygulanmış, hoşuna gitmiş çok beğenmiş,mutlu olmuş. Bugünde öğretmeniyle konuştum, çok güzel oldu, çok şaşırdı, yanıma çağırıp okudum , çok değişikti dedi. Tabi onun gözlerinin yaşarması benim ağlamama sebep olsada koca gece duygusal anlar yaşadık oğluşla, babamızında şehir dışında olmasından birbirimize sarılıp uyuduk gece.
İşte böyle , tavsiye ederim herkese.
Bilgisayarın başına oturmadan ya sıradan geçen bir hafta oldu, ne yazayım şimdi sayfama dedim ama laf lafı açıyor gibi oldu ve bisürü yazdım yine. Geçen yazımda bana yorumlar yazıp her ailede yaşadığım şeylerin olağan olduğunu bana gösteren ve gerçekten destek olan herkesi öperim bol bol...
Her sene yaz gelip yazlık sezonunu açtığımızda, motoru olmayan kayığımıza motor almaya kalkışırız ama toparlanıp bir türlü alamayız. Her sene beylerin eli su toplar balığa çıkarken kürek çekmekten. Geçen yaz sonu kesin karar verdik, 6 haneyiz, her aile Haziran başı anneme 500 YTL para verecek ve motor alacağız diye. Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın misali dedik ve İstanbul dan eniştem motoru aldı, Pazartesi Mehmet getirecek, kırmızı kurdela bağlayıp :) Eee kaç senelik fikir yani ve kaç kişinin katkısı var. Neyse, motor alındıktan sonra başladık gülüşmeye, motoru nereye bağlıycaz diye :) Kayık var iyi güzelde eski, motor güçlü, hızlı giderken bir dalga gelse kayık ikiye ayrılacak :) Bırak motorda yeni , üstelik kaç seneden sonra alındı ,kıymetlide. Amma geyikler ürettik yalnız, yazlık ev küçük ama biz çok kalabalık olduğumuz için yazın genelde yatmak için 2 kişiye balkon düşerdi. Diyoruz bu sene öyle derdimiz olmayacak çünkü her gece nöbetleşe 2 kişi gidip kayıkta , motura nöbet tutacak :) Biz böyle şeylere gülüşürken akşam annem Tolgaya telefon açıp müjde verdi. Kayık da almış :) Şimdi diyoruzki kayığı ve motoru denize indirirken hani büyük gemileri indirirken şampanya patlatıp kurdela falan keserler ya alkışlar eşliğinde , bizde öyle indirelim diye geyiklere başladık. Annemde dua ediyor, işallah yazlıkta komşular daha gelmemiş olur diye , görmemişler misali .
Neyse işte böyle değişik muhabbetler ediyoruz bu aralar evde. Aman en kötü günümüz böyle olsun.
Tolganın okulundan sene başında hafta sonları yazılar geliyordu, çocuklarla iletişim, ne oyunlar oynanır, aile tutumları falan diye dergi tarzı fotokopiler. Onlardan birinde, çocuğunuza mektup yazıp, okuluna gönderin diye bir yazı ilgimi çekti ve hep aklımdaydı. Düşünsenize çocuğunuz okulda ummadığı bir anda mektubun var diyecekler, ve o mektubu öğretmeni okuduğunda annesinin duygularını öğrenecek. Tabi bide şu var, zamane çocukları belli olmaz, mektubu nasıl karşılar, diğer arkadaşları içinde okunduğunda o çocuklar üzülürmü , onlarada gelsin istermi, gerçi belki daha o zamanlarda değiliz ama bazı çocuklar vardır arkadaşlarının yanında anne ve babalarının ilgisinden rahatsız olurlar v.s. gibi de düşündüm. Bide çocukların evdeki psikolojileri ve davranışları okuldakiyle hiç uyuşmuyor. Mesela Tolga, evde bir o kadar inatçı, miz mız , ağlak olmasına rağmen okulda tam tersi olduğunu söylüyor öğretmeni. Ben önce öğretmenini aradım, böyle bişey yapacağımı söyledim, oda çok güzel olur, sınıfta ben ayarlarım nasıl okuyacağımı dedi ama bu konuşma aramızda taa dönem başı oldu. Geçen günlerde oturdum oğluşa yazdım mektup, ve postaladım. Dün elinde zarfı ile geldi. Çok şaşırmış. Ne yaptın beğendinmi, hoşuna gittimi yazdıklarım dedim. Evet çok güzeldi gözlerimden yaş geldi dedi. Canım bebeğim benim duygulanmış, hoşuna gitmiş çok beğenmiş,mutlu olmuş. Bugünde öğretmeniyle konuştum, çok güzel oldu, çok şaşırdı, yanıma çağırıp okudum , çok değişikti dedi. Tabi onun gözlerinin yaşarması benim ağlamama sebep olsada koca gece duygusal anlar yaşadık oğluşla, babamızında şehir dışında olmasından birbirimize sarılıp uyuduk gece.
İşte böyle , tavsiye ederim herkese.
Bilgisayarın başına oturmadan ya sıradan geçen bir hafta oldu, ne yazayım şimdi sayfama dedim ama laf lafı açıyor gibi oldu ve bisürü yazdım yine. Geçen yazımda bana yorumlar yazıp her ailede yaşadığım şeylerin olağan olduğunu bana gösteren ve gerçekten destek olan herkesi öperim bol bol...

26 Yorum:
ne güzel yapmışsın mektup yazmakla.Sizin orda gözleriniz dolmuş benimde burda doldu:)öpüyorum sizi kocaman
Hani kocaya surat asmaktan vazgeçmeyeceksinde ne olacak iyi yapmışsın:)Ayrıca oğluna mektup yazmakla ne kadar da iyi yapmışsın onun ağlamasına ağladım canım benim ya bir anne için nasıl bir mutluluktur bu, allah ayırmasın..
Aman miniğin gözlerinden yaş da gelirmiş. Yerim ben onu. Mektup Ne güzel bir düşünce... O mektubu saklamasını sağla bence... Ben ne zaman Almanyaya gitsem oğluş da bana mektup yazar. Genelde matrak olur bu mektuplar. İnsan en mutlu oluyor değil mi çocuklar ile ilgili tüm güzel olaylar karsşısında...
Bu arada eşinle aranızın düzelmesine sevindim. Arada olur böyle şeyler...
benimde mektup hoşuma gitti.bizim oğluşa yazsam anlarmı acaba:)demek duygulanmış oğlun canım benim bence devam et arada yaz böyle.
eşinle tabiki barışacaksın ki yeni kavgalara yer açılsın demi ama:)
biz sabah bağırışıp, öğlene barışıyoruz, akşam tekrar:)
sevgiler
Hakan da Nazliş'a mektup yazacakmis, senin Tolga'ya yazdığını anlatmamıştım gerçi. Bunlar baba kız hergün dakikalarca bak postacı şarkısını söylüyorlardı bir süredir. Hakan NAzlış'a anlatmış, postacı mektup getirir diye. NAzlı da ben de mektup istiyorum demiş. Hakan da şimdi Nazlı'ya mektup yazıp postaya vereceğim diyor. Bence çok şeker, çok da iyi fikir ama NAzlı daha çok küçük bu mektup işi için.
Mehmetle aranızın düzelmesine sevindim.
Zilsizzarifem , gerçekten iyi yapmışım mektup konusunda :) Şimdi herkese söylüyor , annem bana mektup yazmış,okula göndermiş,öğretmenim okurken gözlerimden yaş geldi diye :)
Elçin cim ; amin diyorum ,Allah tüm çocuklarımızı ana babalarına bağışlasın.
Renklerim , ben her gece yiyiyorum, 6 yaşını doldurmak üzere benim dana ama hala geceleri bebek gibi yiyişiyoruz. Mektubu şimdilik ben saklıyorum, zaten bana tekrar okutturmuyor mektubu, okuyunca yine gözlerinden yaş gelecekmiş :)
Çocukların sağlığı,mutluluğu biz anneleri onlardan mutlu ediyor...
Figenciğim, oğluşun için 6 yaşı bekle, en verimli oldukları zaman :)
Koca kavgası konusunda son noktayı koymuşsun, hoşuma gitti sözün :)
" Eşinle tabiki barışacaksın ki yeni kavgalara yer açılsın "
Çok yaşa sen :)
Nihanım , mektup olmasa bile Nazlışa göre bir resim falan çizipte postaylada gönderebilir, kapı çalıp , aaaa Nazlışa mektup var dendiğinde suratının alacağı hali merak ediyorum :)
Öpüyorum Nazlışı ...
SLMM mektup işine bayıldım cnm larada mektup postacı olayını kesvettıkten sonra bana VE BABSINA resım yaparak yanına bıseyler karalayarak mektup yazar bakıcısına yazar cocukların hosuna gıdıyor ılgısını cekıyor gecende babannemız yollamıs mektup acayıp sevındeı elınde gezdırıyor bana mektup geldı dıye aynı sehırde mektup:)
esınle barısmanada sevındım gercekten barısacaksınkı yıne kavga EDEBİLESİN :) en guzelide barısma sahnelerı oluyor sanırım :))
böğürtlengözlüne ve sana sevgiler
AZ ONCE ISIM YAZMAYI UNUTMUSUM İREM*LARA
İremim ; Larayı öpüyorum, çocuklara değişik geliyor, aslında ben eskiden çok mektuplaşırdım arkadaşlarımla, tabi yoktu o zaman tel.,cep tel., falan. Hatta şimdi telefonla bile sesimizi duymadan msn de hallediyoruz işimizi. Teknoloji gelişti, ama yinede o mektub yazışın, postalamanın ve karşılığının gelmesini beklemnin, heyacanla gelen zarfı açmanın mutluluğu başka benim için. Bari bizde çocuklarımıza yazıp postalayalımki mektup alma şerefine nail olsunlar :)
İrem cim bu arada bir blog açsana sende kendine, güzel yazılarını okuyalım hep beraber...
Canım,
En kötü gününüz böyle olsun. Allah mutluluk versin. Karı-koca kavgası (lafın gelişi tabii sizinki tartışmaydı sadece) yaz yağmuru gibi olurmuş. Özellikle de bu nedenlerle tartışmaları ebeveynlere hissettirmemek lazım. Biz unutuyoruz hemen ama onlar evlatları üzüldü diye kolay affedemiyorlar.
Ben de Güzel Prensesime mektup yazmıştım aynen senin gibi. Hala saklıyor:) Zaten saklamaya ve biriktirmeye o kadar meraklı ki arada ben müdahale etmesem evimiz kolaylıkla çöp ev olacak:))
Böcürükçüğüm, zaten benimde en kızdığım şey ufacık tartışmaları bile ana babalarına söyleyerek onlarında huzurunu kaçıran tipler. Çok şükür hiç öyle huyum yok, büyük laf etmek istemem ama öyle kolay kolay da söylemem büyüklerime tartıştığımızı.
Senin prensesde blog teyzesi Burcu ya (bu ben oluyorum :) çekmiş. Benimde çok vardır saklama huyum, bazen temizliğe giriştiğimdede çok kızarım kendime , öyle gereksiz şeyleri bile saklamışdırımki:)
6 yaş ne ki, hala yenilecek durumdalar. Bizim ufaklık 22 aylık olacak, büyük de 6 olacak. Fakat ikisini de aynı derecede yiyiyoruuummm :))
Bir önceki postunla ilgili birşey söylemek istiyorum. Emziremediğin için üzülme ne olur. Annem beni hiç emzirememiş. Fakat bağışıklık sistemim çok güçlüdür. Neredeyse hiç hasta olmam. Ben ise oğullarımı bayağı emzirdim, fakat sık sık hasta oluyorlar.
Bir de eşlerle genelde çocuk yüzünden anlaşmazlıklar oluyor maalesef. Neyse ki aranız düzelmiş :)
Ayçiçekim, yemeye devam bizim kuzuları o zaman :)
Emzirme konusunda hakkaten hassas oldum ben , ama malesef şartlar , yaşadığım üzücü olaylar elverdi emzirmeme.
Evet galiba hepimiz aynı dertten muzdaripiz. Çocuklar konusunda yiyiyoruz birbirimizi eşlerle :) Aman neyse tartıştığımız konu bu olsun yeterki, huzurumuz bozulmasında ...
slmm laranın blogu vardı zaten gecen yaz kapattım hem vakıtsızlıkten hemde garıp acık sacık resımler falan cıkmıstıslaytlarda tam cocuk pornosu gundemdeyken o yuzden korktum kapadım bıde ılgılenemıyorum ıslerın yogunlugundan sızınkılere bakıyor yazıyorum bu bıle keyıf verıyor adresımız hala duruyor laranın bıkac fotosunu koyayaım bıraz dursun yazarım adresı bakarsınız ıslerden sıkıldıkca nefes alıyorum bıkac blog var takıp ettıgım
sevgıler cnm optm
irem*lara
motor muhabbetine çok güldüm şampanya patlatırken çağırırsıznız kalabalık yaparız hem yalnızca lüks bir yat alıncamı patlatılır demi ama ne farkımız yatı olanlardan anacığım oda suda gidiyor buda oğlusa mektup ha çok güzel bizde deneyelim bu rada hosbuldum söyle bir tur attım blogunda güzeldi
Keyfinin yerinde olmasına çok sevindim canım.:)) Mektup işi çok duygusal bir şey. Ben de oğlum doğduğu gece yazmışım ona mektup. Geçen akşam buldum. Doğum gününde yayınlıycam.:) Canım Allah size yatlar, kotralar nasip etsin inşallah.. şampanyalı açılışlar yapın.:)
www.blogcu.com/laram
cnm laranın bloguna bıkac resım koydum ınsallah yazarım bekleriz
irem*lara
Ne güzelolmuşmektup konusu:) benim de oğlumla sakladığımız bir mektubumuz var.
Ben hep şeye yanarım. Rahmetli Özal 2000 yılına mektup yazın(yani 15 yıl sonrasına) diye kampanyası yaptığında hamile idim. Niye yazmadım o zaman diye kendime kızarım hep.ama kiradayız,adresi ne yapacağım diye düşünmüştüm sanırım. Ve 15 sene sonra şehir olarak bile farklı yerdeydik.
Gerçi babaanne yada annane adresine yazsaydım keşke demişimdir..(
sevgilerimle.
Hoşgeldin bloğuma civciv.Sevindim uğradığına.
Aslında motorla ilgili yaptığımız tüm muhabbetleri yazamadım,daha neler var gül gül ölüyoruz.
Mesela ; kayığa yaklaşan kişilere (büyük insansa)
- Hışşt kardeş yaklaşma fazla , toz gelir motora ,
(küçük çocuksa)
- Ülen çekilin bakıym, yaklaşmayın fazla
gibilerinden laf söyleyip elimizde her zaman mevcut bulunan toz beziyle gidip kayığın ve motorun tozunu almak :) gibi gibi..
Mektup olayını tavsiye ederim, hoş bir sürpriz oluyor.
Görüşmek üzere...
Fikrişim ; keyfim iyi çok şükür, hayatı zevkle yaşamak çok güzel ama geçen zamanlarda yaşadığım olumsuzluklar yıpratmıştı beni ama iyiyim şimdi, bu arada sizlerinde gerçekten katkınız oldu.
Ayy senin mektup ne zaman yayınlanacak, Mini ninmi, Maxi nin doğumgünündemi ? Höngür şapırt ağlatacaksın sen yine bizi.
Yağmur Damlası, hoşeldin, sefa getirdin. İleri tarih için mektup yazmak güzel fikir. Hamilelikte çok başka ama insan karnındaki miniğin yüzünü görünce duyguları daha bir depreşiyor, bebeğin kucağında olsaydı o zamanlar belki bir şekilde bir adrese gönderirdin mektubunu.
Eee sende şimdi yaz , bebelerimiz büyüsede hep bizim bebeğimiz olarak kalıyor nasılsa...
bu mektup olayini bizde denedik bir kere faydasi oldu demekki neymis kagit kalemi eksik etmemek lazimmis
bu arada destegin icin cok tsk ederim en kisa zamanda yazarim
senide öpüyoruz biz en islagindan kizimla ;)
Yorum Gönder
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa