böğürtlengözlü oğlum benim

25 Nisan, 2007

DOKTORA GİTTİM NİHAYET

* Geçen hafta perşembe gecesinden beri kendimi yeniden kötü hissetmeye başlayınca artık gidip bir yardım almaya karar verdim.
* Cumartesi günüm gündüz bile sıkıntılı geçti, Tolgayı alıp ablam Oziye gittik. Apartmanlarının güzel çimenli bir bahçesi var, Tolga çimenlerde yuvarlandı hep, akşamüstü annemler ve Mehmette geldi bahçeye hemen hemen 8 e kadar oturduk orada, eve gidip yemek yedikten sonra ben koltukta uyuyakalmışım , iyide oldu gecede güzel uyudum.
* Pazar günü Teyzemler burda olduğundan onları gezdirmek için ananeme gittik. Akşamüstü yine hep beraber Mudanyaya gidip 2 saatliğine güzel güzel temiz hava aldık, dönüşte ananemin bahçesinde mangal muhabbeti yapıp geceyi orada kapattık , kendimi biraz kötü hissedince tansiyonumu ölçtüm yine 15 - 9 çıkınca panikledim. Ama gece uykum yinede fena değildi.
* Pazartesi günü artık gitmeye karar verdiğim doktorun muayenehanesini arayıp randevu almak istedim, ayın 1 ine randevu verince bende bana bu doktoru tavsiye eden arkadaşımı aradım. Bu arada Mehmet bir haftalığına tura çıktığından geceleri evde nasıl yalnız kalıcam korkusu daha gündüzden bastı bana. Neyse arkadaşım doktoru cebinden arayıp durumumu bahsetmiş, 1 hafta sonraya randevu verdiklerini ama benim huzursuz olduğumu söyleyince doktorda o zaman ben yarın hastanenin polikliniğinde görevliyim oraya gelsin orada bir bakalım demiş.
* Pazartesi günü Tolgamın okulu tatil olduğundan onu annemde ananemde kaldığından oraya bıraktık, geceside dedemin 52. gece mevlütü okunacağı için iş çıkışı bende oraya gittim. Mevlütten sonra Mehmette evde olmadığı için beni salmadılar eve, annem okullar yarında çocuklara tatil bırak Tolgayıda bir gün daha ben bakayım oda dinlensin deyince orda kaldık gece.
* Salı sabahı Ozi ile birlikte Devlet Hastanesinde görevli doktoru bulduk, tabi kapısının önü acayip kalabalık bizde randevusuz hasta olduğumıuzdan utana sıkıla odasına girip kendimi tanıttım, arkadaşımın dün onu aradığını,onunda bugün için bana hastanede bakacağını söyleyince , tamam o zaman aşağıda in kaydını yaptır gel biz çağırıyoruz burdan hastaları tek tek dedi.
* Aşağı danışmada kuyruğa girip kaydımı yaptırmak istediğimi söyledim,meğerse benim hasta tanıtım kartı çıkarmam gerekiyomuş, tekrar ayrı bir kuyruğa girip hasta tanıtım kartımıda çıkarıp, diğer kuyruktan kaydımı yaptıracaktımki, sıra bana geldiğinde suratsız memur kız ben seni neye göre kayıt yaptırıcam, doktorunun kağıt vermesi gerekirdi deyince tepem attı, yürü dedim Oziye biz bu işi yapamıycaz, 1 hafta daha sabredip giderim adam gibi bayılırım parayı adam gibi muamele görürüm.Neyseki Ozi ikna etti beni çıktık tekrar yukarı doktorun yanındaki bayandan kağıdımızı aldık bizi doktorun gönderdiğine dair, kağıt dediğim minicik kare bir kağıda kaşe bastılar o kadar. O kağıtla tekrar kuyruğa gittim ve girdiğim kuyruk yine suratsız memur bayanın kuyruğuna denk geldi. Al dedim getirdim kağıdı, yaptı işlemleri şimdi doktora çıkacaksın dedi. Sağol dedim içimden ben çıkıp eve gidecektim. Gerçi verdiğim kağıtta psikiyatri bölümü yazınca anlatma ihtiyacı duydu belki.
* Polikinliğin kapısında beklerken , diğer insanları görünce aslında kendimin gayet sağlıklı olduğumu hissettim birden. Yanımda bir bayan oturuyordu, sürekli yelleniyordu, sıkıntı geliyordu herhalde, en sonunda dayanamayıp bana;
- Sen misin hasta dedi,
Evet benim dedim
- Kime geldin dedi;
2 doktorum polikinliği yan yanaydı ve benim doktorun adını söyleyince,
- Ben bilmem kaç yıl hastanede yattım, o kadar çok doktorlara gittim,en sonunda bu doktora denk geldim ve bana , ben seni ayağa kaldırıcam dedi ve bak şimdi çok iyiyim sakın bırakma doktorunu dedi bana.
* İçeriden benim adım okununca içeri girdim, baktım arkamdan Ozide geldi yanıma.Doktora durumu anlattım, bu sıkıntının nasıl ,hangi gece geldiğini,ondan sonraki ruh halimi, acile gittiğimi,arkadan kardiyolağa gidip girdiğim testleri ve bir şeyin çıkmadığını. Oda bana sorular sordu,işte ölüm korkun varmı,tedirginliğin ,uykusuzluğun falan filan gibi. Doktora kendimi gündüzleri iyi hissettiğimi,çalıştığımı ve genelde yazılan ilaçların ağır olduğunu (yeşil reçeteli olan bir ilaç var meşhur) istemediğimi söyledim. Ama ben sana onu yazdım , bunu içmessen durumun ilerler ve sonra çabuk iyileşemezsin,ama çalıştığın için hafif dozlarda yazıyorum ve zaten sen kendini bir hafta kadar kısa bir süre sonra iyi hissedeceksin ama 1 ay ilacını kullan ve1 ay sonra mutlaka kontrol edelim seni dedi. Ben bu arada bu sıkıntının bana belli bir birikim sonucu olduğunu düşündüğümü söyledim. Oğlumu ben yetiştiremedim dedim ve zıırr yine koptum başladım ağlamaya, neden dedi, çalıştığım için babannesi,ananesi baktı diyebildim ama konuşamadım yaa ve sinir oldum kendimi ifade edemedim yine ağlamaktan. Doktor bana haftaya muayenehaneye gelme iptal edelim randevunu bak bu ilaçları al ve 1 hafta sonra sen kendindeki değişimi farkedeceksin ama ilaçlara devam et ve bir ay sonra mutlaka kontrol edelim seni,kendini kötü hissedersen mutlaka beni ara konuşalım dedi. Cebini vermişti zaten.
Koyduğu teşhis anksiyete bozukluğu.
* Bu doktoru ben sevdim, bence bu işi muayenehanesi olduğu halde paraya önem vermeyen,hastaları gerçekten iyileştirme çabası olan bir kişi. Ben kendisine tam 3 kere ben muayenehanenize gelip sizinle konuşucam ama bana bu bir hafta için vereceğiniz bir ilaç varmı dediğim halde bana gelmene gerek yok bu ilaçları al ama 1 ay sonra kontrole gel dedi. Bende şöyle düşündüm ben şimdi özel gitsem bile eminimki yine ağlıycam ve çoğu şeyi anlatamıycam , şu ilaçları alayım bir kafamı toparlayayım 1 ay sonra özel gidip uzun uzun ona derdimi,beni rahatsız eden şeyleri, anlatıp yol göstermesini istiycem.Yani ilaçdan sonra terapi alıcam. Patronumla görüştüğümde kendisininde bu hastalığı atlattığını ve onunda doktorunun önce ilaç verip bu ilaçları kullandıktan sonra seninle konuşalım dediğini söyledi ve bana mantıklı geldi.
* Salı günü teyzemler İstanbula döndü, annem ve ananemde, ananemin evini toparlayıp akşamına ben işden çıkınca hep beraber bana geldik. İşden çıkıp ananeme gittiğimde oğluşumun ateşli olduğunu gördüm. Annem akşamüstüne kadar bişeyi yoktu, birden ben uyumak istiyorum demiş ve ateşlenmiş. Eve giderken baktım yolda açıldı, ateş falan kalmadı, evde ateş düşürücü verdim hatta daha kaşığım elimdeyken , Tolga ;
- Ben kendimi çivi gibi hissediyorum deyip hoplayıp zıplamaya başladı. Evlerine gelen arkadaşlarına gitmek istedi bende yolladım, 2 saat sonra falan eve geldi hiç bir şeyi yok yani ateş falan bitmiş gayet iyi gözüküyodu. Bende bu arada güzel bir duş alıp ilk ilacımı içtim. (Yeşil reçeteli olan) Tolga eve geldiğinde Binbir Geceyi izliyorduk hep beraber, benide ilaç öyle çok çok sersemletmemişti. Neyse Tolga uykusu gelince girdik beraber yatağa,ben kafamı koyarken uyumuşum, bir ara kafamı kaldırdım annem dolaptan yorgan yastık alıyordu ama kafamı bile kaldıramadım , kendi kendilerine yataklarını hazırlamış ve yatmışlar. Ama Tolgam gece yine ateşlendi, ilaç saati gelmediğinden ve öyle yüksek bir ateşi olmadığından ilaç vermedim. Sonra bir kaç saat sonra yine uyanıp kontrol ettip ateş yine düşmüştü. Ama sabah kalktığımda baktım ateşi var okula yollamadık. Ben kendimi yataktan kazıyarak çıkardım, ilaç bir uykumu getirdi işe nasıl geldiğimi bilemedim. Ama kahvaltıdan sonra diğer ilacımı içtim ve aradan yarım saat geçmeden açıldım. Demekki dedim bir birini dengeleyen ilaç biri bayıltıyor diğeri ayıltıyor:) Az sonra bayıltan ilacımıda içtiğim halde akşamki gibi olmadım, şu an gayet iyiyim, işyerindeyim,kafamı dağınık falan değil gayet iyi.
* Tolgayıda aradım az önce annem hafiften boğazım ağrıyor dediğini söyleyince rahatladım desem yalan olmaz. Çünkü ben sebepsiz ateşten korkuyorum. Antibiyotiği hiç sevmediğim halde butür enfeksiyonlarda en kötü ihtimal bir antibiyotik içip düzeliyor çocuk. Önemli olan ateşin sebebini bilelim bana göre.Eğer yine antibiyotiklik olsak bile bu kış zaten sadece 1 kutu antibiyotik kullandığımız için çok sorun değil bana göre.
* Okulunu arayıp Tolganın rahatsız olduğunu söyledim, onlarda ayın 29 undaki okul pikniğine gidip gitmeyeceğimizi sordular. Yazdırdım adımızı şimdi ama umarım Tolgacım düzelir ve benim kafamda rahat olurki bu pikniğe gidebiliriz. Çünkü piknik olayı Tolganında kafasına girdi şimdi gitmezsek çok üzülür.

Şimdilik bu kadar bakalım , herkese sağlıklı , huzurlu günler dilerim...

15 Yorum:

  • Az once uzun bir yorum yazdim sana ama silindi. Yazdiklarimi tekrar ozetlemeye calisacagim.
    Ben kizima tek basima bakiyorum, ama bir suru hata yapiyorum, ona karsi sabrimi cabuk kaybedip, ona bagiriyorum diye surekli vicdan azabi icerisindeyim. Bunlari dusunmekten uykularim kaciyor. Yani oglunu sen de yetistirsen eminim kafana takacak birsey bulurdun, sen oglunun istikbali icin calisiyorsun, o yuzden oglumu ben yetistiremedim diye kendini uzme, hicbir sey mukemmel olamiyor, zaten mukemmel dedigin ne ki. Sen elinden gelenin en iyisini yapiyorsun ve eminim oglun da bunun farkinda.
    Tolga'ya cok gecmis olsun bu arada.

    Blogger Nihan adlı yazara göre, saat: 25 Nisan, 2007 13:32  

  • Nihany ; geçmiş olsun dileğin için sağol,bakalım az önce aradığımda ateşinin ve boğaz ağrısının olmadığını söyledi annem.Allah hayırlı hastalıklar versin ne diyeyim,hastalanmadan büyümüyorlar işte...
    Dediğin şeylerin aynısını dün doktordan çıkınca ablamda söyledi. Oda kızını kendisi büyüttü, her ne kadar annemle aynı şehirde olsakda ablam evde olduğundan yine kendi ilgilendi hep kızıyla ve oda sabrının bittiği anlarda yaptıklarını ve sonra çektiği vicdan azabından bahsetti. Doğru söylüyosunuz, bence bizim derdimiz mükemmel olmaya çalışmakta dediğin gibi mükemmellik neyse?Benim ablamda o sabrının kötü olduğu dönemlerde (Zeynep 2-3 yaşlarındaydı) psikoloğa gitti,ama o ilaçsız 2-3 defa terapi gördü ve dün bana o terapilerden sonra zeynebe olan tavırlarının çok değiştiğini, kendini daha rahat hissettiğini söyledi.Aslında herkesin bir bilene deşarj olma ihtiyacı var bana göre. Tavsiye ettikleri kitaplar,zor durumlarda uygulayacağımız teknikler gerçekten işe yarıyor bana göre.
    Bu birazda kişilik meselesi,bizler gibi karşısındaki insanın kırılmaması için hayır diyemeyen,onun bunun arasında kalmaktan kendi doğrularını yaşayamayanların sinirleri bir yerde tükeniyor ve patlak veriyor. Bende isterdim her türlü çıkan çatlak seslere hayır diyebilmeyi ama yapamadım,kendimi bildim bileli yapamadım ve sonunda böyle oldu. Neyse , ama atlatıcam , allah dermansız hastalık vermesin.
    Bu arada biz bide ablamla şuna karar verdik dün ,tabi icraatını ikimizde zor gerçekleştiririz ama ;bize göre bu bide tek çocuk sendromu. Yani dedik bir ikincisini yapsak belki rahatlarız,kafa 2 ye dağılınca bu kadar ilklerinin üstüne düşmeyiz,önümüzde bir kaç örnekte var onlarıda anımsayınca böyle bir karar aldık :)

    Blogger böğürtlengözün annesi adlı yazara göre, saat: 25 Nisan, 2007 14:49  

  • Canim, aynen ablan gibi ben de terapiste gitmeyi dusunuyorum cunku Nazli'ya karsi sabrimi cok kolay kaybeder oldum ve ne olursa olsun minisler bunu hic haketmiyor. Daha rahat anne olmak yapmamiz gereken tek sey ve de icimden bir ses bana da ikinci cocuk cozum diyor. Ama cesaret edemiyorum. Hayir diyememe meselesini de cok iyi anliyorum. Nazli dogana kadar ben de senin gibiydim ama Nazli dogduktan sonra cok kati oldum ben o konuda. Ama o kadar kati da olmak iyi degil. Sonra da hersey benim dedigim gibi olsun diye kafayi yemege basliyorsun ve Amerikalilarin deyimiyle kontrol manyagi oluyorsun. Dedigim gibi mukemmel diye birsey yok biraz icinde bulundugun sartlari kabullenebilmek lazim sanirim. Ben cok zorlaniyorum bu konuda.

    Blogger Nihan adlı yazara göre, saat: 26 Nisan, 2007 09:03  

  • Canım, iyileşmeye başladığına çok sevindim. Doktorunu da çok sevdim. Baksana özeline gitmemen için neredeyse yalvarmış sana. Aferin o doktora. Ama demek ki sende çok kötü bir durumda görmemiş ki gelmene gerek duymamış,bu da bence iyi bir şey. Eminim ilaçlarını aldıktan sonra herşey daha iyi olacak. Bazen insan profesyonel yardıma ihtiyaç duyuyor. Bir arkadaşım da şu kontrol manyaklığı nedeni ile doktora gidiyor. İş, ev, annelik, eşlik hep en iyi olacak derken kendini paraladı. Doktor siz hep eşinizin , çocuğunuzun bir adım önündesiniz. Herşeyi onlardan önce düşünüyor ve yapıyorsunuz. Biraz yavaşlayın, bırakın bazı şeyleri onlar yapsın ya da birlikte yapın demiş. Tabi, insanın huyunu değiştirmesi zor ama sen de arasıra bazı şeyleri yarım bırak, eksik bırak, kendine zaman ayır. Sen mutlu ol ki evdekileri de mutlu edebilesin. Eminim 1 ay sonra çok çok iyi olacaksın. Sevgiler

    Blogger cenebaz adlı yazara göre, saat: 26 Nisan, 2007 09:45  

  • Bende Nihany bende zorlanıyorum. Kontrol manyağı he :)ilk kez duydum bunu ama güzel bir teşhis.
    Evet 2. çocuk meselesine bende hiç cesaret edemiyorum. Tüm şeyleri silbaştan yaşayacakmışım gibi geliyor ve düşüncesi bile benim tüylerimi ayağa kaldırıyor.
    Psikoloğa en azından 1 kere gitmeni tavsiye ederim zaten belki bir gidişin bile yetecek deşarj olmana. Öptük Nazlış ve seni...

    Blogger böğürtlengözün annesi adlı yazara göre, saat: 26 Nisan, 2007 10:19  

  • Çenebazcım bende hep içimden diyorum, bak eğer sen mutlu olursan çocuğunuda kocanıda mutlu edersin diye ama olmuyodu işte :)Belki bundan sonra azda olsa yapabilirim bunu, tabi eğer benim bu huyum değişirse bazı kişilerin işine gelmez,kötü gelin sıfatını yerim hemen ama gerekirse yimeye razıyım yeterki hayır diyebileyim:)Zaten şimdide iyi gelin sıfatına eremedim ya neyse ..İlaçları alalı 2 gün oldu , geceleri bir ilaç var onu içince kafamı koyar koymaz yatağa uyuyorum, sabahta aynı ilacın yanında başka ilaçta alıyorum oda beni dimdik ayağa kaldırıyor üstelik 2 ilacımıda günde 1 tane şeklinde ayarladı, buna rağmen kendimdeki değişimi az çok görüyorum demekki diyorum çok şükürki çabuk müdahale edip doktora gittim ve ilerlemeden tedaviye başladık. Zaten doktorda 1 haftada toparlanacağımı söyledi.
    Son zamanlarda bloglara bile bakamaz hale gelmiştimki daha yeniyim ve yeni heves hergün sayfama yazasım vardı ama demekki şu anda iyileşiyorumki baksanıza bir yorumu bile ne kadar çok uzattım :) Çok çok öptüm sizi, teşekkürler...

    Blogger böğürtlengözün annesi adlı yazara göre, saat: 26 Nisan, 2007 10:29  

  • Geçmiş olsun, bir kaç kere gelmiş ve yeni yazı yazmadığını görünce uzun zamandır uğramamıştım.
    şimdi hepsini okudum zor anlar yaşamışsın. Eminim hepsini atlatacaksın.

    Blogger Nilüfer adlı yazara göre, saat: 26 Nisan, 2007 16:37  

  • Geçmiş olsun, bir kaç kere gelmiş ve yeni yazı yazmadığını görünce uzun zamandır uğramamıştım.
    şimdi hepsini okudum zor anlar yaşamışsın. Eminim hepsini atlatacaksın.
    Bir akrabam da senin gibi psikologa gidiyor Bursa'da. Belli mi olur doktorunuz aynı kişi bile olabilir. 1 yaşında bir bebek ve kayınvalide faktörü o gencecik kızın da psikolojisini bozan.
    Ben de öfke kontrolü için gitmeyi düşündüm ama şimdilik kendim kontrol etmeye çalışıyorum. Gerçekten insanın içini boşaltacak birine ihtiyacı var, ve bu kişi onu doğru yönlendirecek bilgili biri olmalı...

    Blogger Nilüfer adlı yazara göre, saat: 26 Nisan, 2007 16:42  

  • Böğürtlengözün annesi, öncelikle geçmiş olsun. Şunu bilki yaşadıklarını çok fazla insan yaşıyor, yani yalnız değilsin, hatta bir çok insan doktora gitmeden farkedemiyor ve hayatını böyle geçiriyor. Sağlığından memnun insanların bile Psikiyatrist değil ama bir psikologa gitmesi şart aslında, inasanın bazen kendisini dinlemesi lazım. Ben vakitsizlikten gidemedim ama ara sıra ben de kendimi çok hırpalıyorum, belki de bir an önce gitmeliyim :)

    Nu arada Tolga da kolayca atlatır inşallah.

    Blogger Aslı Cin adlı yazara göre, saat: 27 Nisan, 2007 09:19  

  • Nilüfer,sağol dileklerin için. Bir kaç gündür kendimi daha iyi hissediyorum.Psikoloji öyle önemli bişeyki,biliyomusun son zamanları sırt ağrım bile artmıştı,şimdi internetten araştırdığımda bu hastalığın kas gerilmesine sebep olduğunu ve yaşadığım sırt ağrılarının bile buna bağlı olduğunu öğrendim , düşün yani.
    Akrabanada Allah şifa versin. Ben doktorumdan 1 kere görmüş olmamama rağmen çok güvendim ve zaten yaptığım araştırmalardan sonra ona gittim.Eğer gerekirse akraban için seve seve veririm adını. Devlet Hastanesi doktoru.
    Hepimiz daraldığımızda , bunaldığımızda yakınlarımıza sıkıntılarımızı anlatarak deşarj olduğumuzu sanıyoruz ama bu desteği bilen birisinden almak bana göre çok daha farklı.Eğer kendini kötü hissediyorsan bir fırsatını yakala ve git derim ben.İlerleyen bir hastalığın tedavisi ve atlatılması daha güçleşiyor. Öptük sizi...

    Blogger böğürtlengözün annesi adlı yazara göre, saat: 27 Nisan, 2007 11:15  

  • Tadiviye başlaman önemli bir adım olmuş. İlaçlar işe yarayacaktır mutlaka düzenli kullan. Benim doktorum da çok iyi. Onunla konuşmak da çok iyi geliyor. O nedenle bence konuşmak için mutlaka doktorun daha rahat zamanlarının olabileceği muayenehanesine git...

    Blogger renkler adlı yazara göre, saat: 27 Nisan, 2007 11:21  

  • Aslıcım sağol , belki kendimi ilk farkettiğim zamanlar bir psikoloğa atsaydım kendimi hem bu kadar sıkıntılı günler geçirmez hemde tedavi için ağır ilaçlar almak zorunda kalmazdım. Ama yinede etrafıma baktığımda şanslıyım kendinde bu hastalığı farkedenler bütün tıp birimlerine önce başvurup en son psikiyatri bölümüne geliyorlarmış ve bu süre yaklaşık en az 6 ayı buluyormuş Ben yine sadece kardiyoloji bölümüne giderek yırttım :)
    Ama inanki o kendimi kötü hissettiğim bir ay bile öyle zor geçtiki anlatamam.Lütfen eğer kendini kötü hissediyorsan ihmal etme,bir yerimiz nasıl ağrıdığında hemen gidip bir doktora başvuruyor isek bunuda ihmal etmeyelim.
    Tolga cım boğaz enfeksiyonu için antibiyotik alıyor doktor tavsiyesi ile. Ateşi aşırı artmasada ilaç saati yaklaştığında yükseliyor.Ama genel olarak iyi neyseki erken gittik doktora ,hastalığı başlangıcında yakaladık tedaviye başladık. Sizede çok çok geçmiş olsun.Atlatırız hep birlikte merak etme sen,çocuk bunlar Allah dermansız hastalık vermesin ...
    Bu arada bide Tolganın doktoru bana bir çocuğun bir senede 7-8 kere hasta olmasının aslında ilerisi için daha bile iyi olduğunu söylemişti.Bağışıklığının gelişimi açısından...

    Blogger böğürtlengözün annesi adlı yazara göre, saat: 27 Nisan, 2007 11:31  

  • Sevgili Renkler; ben Aslı nın yorumuna cevap yazarken senden yorum geldi , hiç gecikmeden teşekkürlerimi sanada sunarım. İlaçlar gerçekten işe yaradı, bundan 1 ay öncesi internetin hatta bloğun yüzüne bile bakmak istemezken şimdi bloglardan çıkamıyorum :) Hep yazasım var, atacaklar beni işten yakında :) Şaka şaka kafam öyle iyiki hem işime konsantrasyonumda arttı. Dediğine katılıyorum , şimdi bu ilaçlarla kafamı iyice bir toparlayayım, 1 y sonraki kontrolüme doktora özel gidip deşarj olucam. Çünkü şu anda tam konuşmaya başladığımda ağlamayada başlayıp kendimi ifade edemiyorumki bu bence doktorun koyacağı teşhis için çok önemli.
    Öptüm seni ....

    Blogger böğürtlengözün annesi adlı yazara göre, saat: 27 Nisan, 2007 11:40  

  • Bir süre sonra istesen de ağlayamayacaksın. İnan. İlaçların etkisi... Bu kendini iyi hissetmeni ve sorunları önemsememeni sağlayacak. Aman ilaçları kafana göre bırakayım deme... Doktor kontrolü dışı ilaçları bırakırsan eskisinden kötü olursun. Çok daha iyi olacaksın... Zaten sorunları çok fazla büyüttüğünü, aslında hayatın ne güzel olduğunu göreceksin...

    Blogger renkler adlı yazara göre, saat: 01 Mayıs, 2007 17:03  

  • Sevgili Renkler güzel dileklerine Amin Amin Amin...
    Dediğin konuda (ilaçları kafama göre bırakma) çok uyarı aldım herkesden , 1 tane bile aksatsam sorunun yeniden başlayacağını söylüyorlar, hatta akşam biraz geciktirdimde , belki psikolojik olarak kendimi yine kötü hissetmeye,durgunlaşmaya başladım.Şimdilik iyiyim, ara ara yine sıkıntım olsada ilk haftalar normal diyorlar.bu ağlama konusu bende feci dert olmuştu,herşeye istemeden ağlamak hakkaten kötü,tam kendi derdini anlatmaya başlıycakken , kendini savunacakken ağlama gelince sinir oluyordum. Umarım dediğin gibi bu sorunda çözülür. Teşekkürler verdiğin destek için.

    Blogger böğürtlengözün annesi adlı yazara göre, saat: 02 Mayıs, 2007 09:52  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]



<< Ana Sayfa