CESUR BÖĞÜRTLEN ...

Ohoo,oydu buydu derken yine epey zaman olmuş yazmayalı,ama yazmadığım demek, blog dünyasından ayrı kaldım demek anlamına gelmiyor. Genelde sizleri okudum,bazen yorumlar bile bıraktım, hepten kopmadım yane. Zaten sanırım kopamıyorumda, bir elim hep burada,zaman oluyorsa yazıyor,olmuyorsa sadece okuyor ve yorum bırakıyorum. Aslında geçenlerde oturdum bilgisayar başına, sayfamıda açtım, o bana baktı ben ona ve bir şey yazamadan kapattım. Aslında sadece başlamak benim için önemli olan sonra gerisi çorap söküğü gibi geliyor şu an olduğu gibi.
Bir bayram daha yaklaşıyor, eşimin bayram üstü işleri çok yoğun olduğu için geçen Cumartesi onunla Bayram sabahı görüşmek üzere vedalaştık. Hayır , şehir dışında değil kendisi, Bursa da ama hem bedenen, hem kafaca çok yoruluyor bayram üstü ve genelde asabiyeti katlanıyor. Bulaşmaya gelmez diyerek ev içinde bir arada olduğumuz zamanlarda bile, Tolga ve ben ayrı o ayrı takılıyor evde :) Yalnız 3 günlüğüne çıktı şehir dışına Pazartesi günü ve Tolgi ile yalnız takılıyoruz evde. Eskiden bende bir uykusuzluk durumu mevcut olduğundan Tolgi yi uyuttuktan sonra kalkar, internette takılır, genelde bloğuma yazar ve sabaha karşı 3-4 gibi yatar uyurdum. Yada ev temizliği işlerimi yapardım. Ama şimdi , Tolgi ile yatağa girdiğimiz an ondan önce ben uyuyorum, saat max. 12 ye kadar dayanabiliyorum, böyle olduğu halde yinede sabah sürünerek kalkıyorum. Yani ne iş ne güç ne internet hiç bişey kalmadı bende. Monoton sıradan bir hayattır gidiyor, bana kalan tek hafta sonları ise ev içindeki genel ihtiyaçları yapıyorum. Aslında böylesi bir yaşam beni dahada yoruyor , çünkü bu sefer yapacağım işler kafamda hep dönüp dolaşıyor, yapıp kurtulsam daha iyi. Böyle şeyleri kafaya takmayacağım deyip duruyorum, ama yinede olmuyor işte. Geçenlerde bir üzücü haber daha aldım, insan büyüdükçe olaylardan dahada etkileniyor. İş yerinde yan komşumuzun eşi (kendisini tanıyorum, eşinin yanına geldiğinde illaki yanıma uğrar saatlerce muhabbet ederdik.) göğüs kanseri teşhisi konmuş ve kemoterapiye başlamış. Her ne kadar ateş düştüğü yeri yaksada yinede aşırı üzüldüm, bir gece rüyamda tamamen onunla uğraştım. 2 çocuğu var, biri daha yeni ilkokula başladı, Allahım evlatlarına bağışlar işallah kendisini. Ne sinsi, ne nemrut bir hastalık şu, Allahım evlerden uzak olsun, Allah hastalara şifa versin inşallah..
Geçen Cumartesi diyetisyende tartıldığım kilo 78 idi, yani ağır ağırda olsa başladığımdan beri 5 kilo verdim ve artık dışarıdan biriside bunu farkedebiliyor. Diyetisyen kontrolünden çıkınca Tolgi ile beraber ablama gittik. Annem,ananem,halam ve Dududa geldi. Akşamdan sağolsun Ozi bizi salmadı, kocalarıda çağırıp orada yemek yedik, gayet güzel bir gündü. Gece Tolgi ağlaya ağlaya izni koparıp koçunda kaldı. Tolgi, ablama yani teyzesine " KOÇUM" diye hitap ediyor. Ozi Tolgiyi küçükken hep koçum benim diye sevdi ve şimdi kendi adı Koç kaldı :)Hatta güzel anılarda çıktı ortaya . Mesela ;
Zeyno anasınıfıda gittiği sene babası iş için Fransaya gidince annem onlarda kaldı o süre içinde. Annemin Tolgiye baktığı hafta bende ablamlarda kaldım. Zeynep anaokulunda öğretmenine ;
- Bize kardeşim ( Tolgaya öyle diyor) geldi kalmaya demiş.
Zeynebin kardeşi olmadığını bilen öğretmeni ;
- Hımm öylemi, peki senin kardeşim annene ne diye hitap ediyor. demiş
Zeynep de ;
- Kardeşim anneme Koçum diyor deyince öğretmen bir ana afallamış :) Sonra toparlayıp peki sen kardeşinin annesine ne diyorsun demiş.
Zeynep ; Teyze diyorum deyince öğretmen işi toparlamış :)
Neyse Cumartesi gecesi Tolgiyi teyzesinde ve çok sevdiği abasında bırakıp eve geldik. Hani bazıları vardır, özellikle karı koca başbaşa geçirmek için çocuklarını bırakırlar büyüklerine ya hatta tatile bile başbaşa çıkıp, eşimle başbaşa bir tatil yaptık derler. Asla kınamıyorum, hatta bazen belkide özeniyorum onlara ama bu iş hiç bize göre değil.Tolgi ile taş çatlasın 7 yıldır 6-7 gece ayrı kalmışızdır, oda bir tanesi babamın vefat ettiği gece idi ve mecburen babannesinde kaldı ki onda bile babası yattı yanında. Öylede alıştığımız için herhalde koca gece Tolgi yi konuştuk, arada odasına bile daldığım oldu üstünü örtmek için. Allah kimseyi evladından ayırmasın. Bu aralar bide hiç ayrı kalmak istemiyorum geceleri oğlumdan. Deprem olacak deyip duruyorlarya , Allah korusun diyorum ve ne olacaksa yanımda olsun diye düşünüyorum. Off konuyu yine nerelere getirdim. Pazar sabahı erkenden Memolide işe gidince bende bir uyumuşum 1 de kalktım. Canım kahvaltı istemedi, yapmadım. Baktım hava karanlık, içimede bir miskinlik çöktü yine yatağa girdim uyurum diye ama oda olmadı.Saat 2 ye kadar debelendim, tamamen miskinlik yapma lüksümü kaybetmiş birisi olarak kalktım ve beni mutfak paklar diyerek yemek yapmaya girişti. Saat 4 gibi Tolgiş bey geldi babası ilede evimin neşesi geri geldi. Çok mutlu bir gece geçirmiş beyefendi, yatırdım yere bende onu her yerini sıka sıka öptüm, bebek gibi :) Aslında bebek gibi davranan biziz çocuğa sonra büyüdün artık diyerek ona kızıyoruz :) Teyzesine (koçuna) diyormuşki ; Anneme söyleyin, derslerimi buraya getirsin bu gecede sizde kalayım :) Tolga eve geldikten sonra rutin işlerimize döndük, yemek ye, banyo yap, otur derslere. Ders yaparken bir şeylerde atıştıran Tolgiş birden dişim diyerek bağırdı. Sanırım dişine bir şey kaçtı, iyikide kaçmış , ona yarın dişçiye gidelimde dolgu yapsın ona dedim. Okulun ilk açıldığı gün kendi dolgum için dişçiye gittiğimde, dişçi ablam oğlanında dişlerine bakmıştı, hatta yazımda bahsetmiştim ve acil olmasada yapılması gereken 3-4 dolgu var demişti. Pazar gecesi Tolgiş mırın kırın yapınca ona dolgunun nasıl yapıldığını, nasıl birşey olduğunu resim çizerek anlattım ve oda gitmeyi kabul etti.
Pazartesi günü dişçimizden randevu alıp akşam okul çıkışında gittik. İyiki bir gece önce dişi acımışta gitmişiz, öyle hızlı gelişmişki çürük neredeyse dişi kurtaramıyacakmış. Dişçi ablamızda, Tolgişe neler yapacağını, acı duymayacağını ama rahatsız olursa elini kaldırmasını ve hemen onunda temizleme işlemini (oyma işlemini) bırakacağını söyledi. Maşallah böğürtlenin hiç sesi çıkmadan sadece arada bacak atarak :) dişçinin işini kolaylaştırdı. Dişçide , şehir dışında yaşadıkları için göremediği ama burnunda tüten torununa benzetince benim oğluşu, oohh aralarında müthiş dostluk başladı oğlumla. Şimdi geçici dolgusunu koydu, Cuma gecesi tekrar gidicez ve bir dolgu daha yapacak, sonra acil olan bir dolgumuz daha kalacak ağzımızda. Çok şükür ilk dolgudada bir sorun falan çıkmayınca şimdi tamam Cuma gecesi geliriz yine dedi oğluşumda. İlk gece Tolgadan çok ben panik olunca resmini falan çekemedim kuzumun, ama Cuma gecesi çekerim işallah. Tabi eve gidince yedi kat sülalemize telefon açıp, Tolganın dişine dolgu yaptırdık ve çok cesur davrandı hiç bağırmadı diyerek havamızı bastık. Fatura gelince bakalım bizim havamızı kimler söndürecek :)
Bir bayram daha yaklaşıyor, eşimin bayram üstü işleri çok yoğun olduğu için geçen Cumartesi onunla Bayram sabahı görüşmek üzere vedalaştık. Hayır , şehir dışında değil kendisi, Bursa da ama hem bedenen, hem kafaca çok yoruluyor bayram üstü ve genelde asabiyeti katlanıyor. Bulaşmaya gelmez diyerek ev içinde bir arada olduğumuz zamanlarda bile, Tolga ve ben ayrı o ayrı takılıyor evde :) Yalnız 3 günlüğüne çıktı şehir dışına Pazartesi günü ve Tolgi ile yalnız takılıyoruz evde. Eskiden bende bir uykusuzluk durumu mevcut olduğundan Tolgi yi uyuttuktan sonra kalkar, internette takılır, genelde bloğuma yazar ve sabaha karşı 3-4 gibi yatar uyurdum. Yada ev temizliği işlerimi yapardım. Ama şimdi , Tolgi ile yatağa girdiğimiz an ondan önce ben uyuyorum, saat max. 12 ye kadar dayanabiliyorum, böyle olduğu halde yinede sabah sürünerek kalkıyorum. Yani ne iş ne güç ne internet hiç bişey kalmadı bende. Monoton sıradan bir hayattır gidiyor, bana kalan tek hafta sonları ise ev içindeki genel ihtiyaçları yapıyorum. Aslında böylesi bir yaşam beni dahada yoruyor , çünkü bu sefer yapacağım işler kafamda hep dönüp dolaşıyor, yapıp kurtulsam daha iyi. Böyle şeyleri kafaya takmayacağım deyip duruyorum, ama yinede olmuyor işte. Geçenlerde bir üzücü haber daha aldım, insan büyüdükçe olaylardan dahada etkileniyor. İş yerinde yan komşumuzun eşi (kendisini tanıyorum, eşinin yanına geldiğinde illaki yanıma uğrar saatlerce muhabbet ederdik.) göğüs kanseri teşhisi konmuş ve kemoterapiye başlamış. Her ne kadar ateş düştüğü yeri yaksada yinede aşırı üzüldüm, bir gece rüyamda tamamen onunla uğraştım. 2 çocuğu var, biri daha yeni ilkokula başladı, Allahım evlatlarına bağışlar işallah kendisini. Ne sinsi, ne nemrut bir hastalık şu, Allahım evlerden uzak olsun, Allah hastalara şifa versin inşallah..
Geçen Cumartesi diyetisyende tartıldığım kilo 78 idi, yani ağır ağırda olsa başladığımdan beri 5 kilo verdim ve artık dışarıdan biriside bunu farkedebiliyor. Diyetisyen kontrolünden çıkınca Tolgi ile beraber ablama gittik. Annem,ananem,halam ve Dududa geldi. Akşamdan sağolsun Ozi bizi salmadı, kocalarıda çağırıp orada yemek yedik, gayet güzel bir gündü. Gece Tolgi ağlaya ağlaya izni koparıp koçunda kaldı. Tolgi, ablama yani teyzesine " KOÇUM" diye hitap ediyor. Ozi Tolgiyi küçükken hep koçum benim diye sevdi ve şimdi kendi adı Koç kaldı :)Hatta güzel anılarda çıktı ortaya . Mesela ;
Zeyno anasınıfıda gittiği sene babası iş için Fransaya gidince annem onlarda kaldı o süre içinde. Annemin Tolgiye baktığı hafta bende ablamlarda kaldım. Zeynep anaokulunda öğretmenine ;
- Bize kardeşim ( Tolgaya öyle diyor) geldi kalmaya demiş.
Zeynebin kardeşi olmadığını bilen öğretmeni ;
- Hımm öylemi, peki senin kardeşim annene ne diye hitap ediyor. demiş
Zeynep de ;
- Kardeşim anneme Koçum diyor deyince öğretmen bir ana afallamış :) Sonra toparlayıp peki sen kardeşinin annesine ne diyorsun demiş.
Zeynep ; Teyze diyorum deyince öğretmen işi toparlamış :)
Neyse Cumartesi gecesi Tolgiyi teyzesinde ve çok sevdiği abasında bırakıp eve geldik. Hani bazıları vardır, özellikle karı koca başbaşa geçirmek için çocuklarını bırakırlar büyüklerine ya hatta tatile bile başbaşa çıkıp, eşimle başbaşa bir tatil yaptık derler. Asla kınamıyorum, hatta bazen belkide özeniyorum onlara ama bu iş hiç bize göre değil.Tolgi ile taş çatlasın 7 yıldır 6-7 gece ayrı kalmışızdır, oda bir tanesi babamın vefat ettiği gece idi ve mecburen babannesinde kaldı ki onda bile babası yattı yanında. Öylede alıştığımız için herhalde koca gece Tolgi yi konuştuk, arada odasına bile daldığım oldu üstünü örtmek için. Allah kimseyi evladından ayırmasın. Bu aralar bide hiç ayrı kalmak istemiyorum geceleri oğlumdan. Deprem olacak deyip duruyorlarya , Allah korusun diyorum ve ne olacaksa yanımda olsun diye düşünüyorum. Off konuyu yine nerelere getirdim. Pazar sabahı erkenden Memolide işe gidince bende bir uyumuşum 1 de kalktım. Canım kahvaltı istemedi, yapmadım. Baktım hava karanlık, içimede bir miskinlik çöktü yine yatağa girdim uyurum diye ama oda olmadı.Saat 2 ye kadar debelendim, tamamen miskinlik yapma lüksümü kaybetmiş birisi olarak kalktım ve beni mutfak paklar diyerek yemek yapmaya girişti. Saat 4 gibi Tolgiş bey geldi babası ilede evimin neşesi geri geldi. Çok mutlu bir gece geçirmiş beyefendi, yatırdım yere bende onu her yerini sıka sıka öptüm, bebek gibi :) Aslında bebek gibi davranan biziz çocuğa sonra büyüdün artık diyerek ona kızıyoruz :) Teyzesine (koçuna) diyormuşki ; Anneme söyleyin, derslerimi buraya getirsin bu gecede sizde kalayım :) Tolga eve geldikten sonra rutin işlerimize döndük, yemek ye, banyo yap, otur derslere. Ders yaparken bir şeylerde atıştıran Tolgiş birden dişim diyerek bağırdı. Sanırım dişine bir şey kaçtı, iyikide kaçmış , ona yarın dişçiye gidelimde dolgu yapsın ona dedim. Okulun ilk açıldığı gün kendi dolgum için dişçiye gittiğimde, dişçi ablam oğlanında dişlerine bakmıştı, hatta yazımda bahsetmiştim ve acil olmasada yapılması gereken 3-4 dolgu var demişti. Pazar gecesi Tolgiş mırın kırın yapınca ona dolgunun nasıl yapıldığını, nasıl birşey olduğunu resim çizerek anlattım ve oda gitmeyi kabul etti.
Pazartesi günü dişçimizden randevu alıp akşam okul çıkışında gittik. İyiki bir gece önce dişi acımışta gitmişiz, öyle hızlı gelişmişki çürük neredeyse dişi kurtaramıyacakmış. Dişçi ablamızda, Tolgişe neler yapacağını, acı duymayacağını ama rahatsız olursa elini kaldırmasını ve hemen onunda temizleme işlemini (oyma işlemini) bırakacağını söyledi. Maşallah böğürtlenin hiç sesi çıkmadan sadece arada bacak atarak :) dişçinin işini kolaylaştırdı. Dişçide , şehir dışında yaşadıkları için göremediği ama burnunda tüten torununa benzetince benim oğluşu, oohh aralarında müthiş dostluk başladı oğlumla. Şimdi geçici dolgusunu koydu, Cuma gecesi tekrar gidicez ve bir dolgu daha yapacak, sonra acil olan bir dolgumuz daha kalacak ağzımızda. Çok şükür ilk dolgudada bir sorun falan çıkmayınca şimdi tamam Cuma gecesi geliriz yine dedi oğluşumda. İlk gece Tolgadan çok ben panik olunca resmini falan çekemedim kuzumun, ama Cuma gecesi çekerim işallah. Tabi eve gidince yedi kat sülalemize telefon açıp, Tolganın dişine dolgu yaptırdık ve çok cesur davrandı hiç bağırmadı diyerek havamızı bastık. Fatura gelince bakalım bizim havamızı kimler söndürecek :)

19 Yorum:
Tanıdık birinin hastalığı ne üzücü.Umarım iyileşir:(
Dişçi kahramanı Tolgaya aferim.Bizimkilerde cesurdur ama geçen gün maviş işkence görür gibiydi,bekleyenleri korkuttu :/
Bloglines böyle bişey işte şekerim.Sen yollar yollamaz bana haber veriiiii"gel gel bak böörtün ne yazmış"diye şikerimmmmm:)))
yine ne güzel yazmışsın böğürtlenciğim ama lütfen daha sık yazzzzzzz....
Hakkaten öyle bişey Biyonikim, resmen yazının arkasından yazıvermişsin yorumunu. Şu Bloglınes konusunda aydınlatıversen bizleride bir ara bari ..
bizimde dişciye gitmemiz gerekiyor ama oğluşu hangi dişci zapdedebilirki kesinlikle kuzu kuzu ağzını açıp oturacağını sanmıyorum.4 yaşındada dişmi çürürmüş diyenlere söyliyim 1 tanesi komple 2 taneside benek benek çürümüş azıların .eşim sağolsun bolca şeker çikolata yedirdi gizli gizli.
benden de afferin tolgaya.
Son cümleye çok güldüm ama atacaksınız tabi havanızı, kaç çocuk dişcide öyle kahraman kahraman duruyor :)
Figencim Berkay da daha küçük ama canım be. Tolga da sanırım o yaşlarda gitmişti bir kez aynı dişçiye ve zar zor ağzını açtırıp bakılabilmişti. Ama bak bir şey geldi aklıma. Geçen sene kreşte iken bir diş doktoruna ziyaret gibi yaptırıp çocukları diş kontrolünden geçirmişlerdi okulca. Hatta gittikleri dişçi bir öğrencinin babası idi. Sizinde varsa öyle bir tanıdık dişçi okulla görüşüp böyle bir organizasyon içinde aradan Berkayı da çıkarabilirsin belki.Bir çok çocuk gidince paşa paşa oturuyorlar o koltuğa :)
Elçinim sağolasın varolasın. Yazıyorum işte elden geldiğince. Dediğim gibi bu aralar geceleri erkenden uyuyunca, iş yerindede yazma şansım ender olduğundan böyle uzayabiliyor aralar. Öperim seni...
Sorma Mutlucum. Attık havamızı, üstelik Tolga telefon açınca önce herkese size bir müjdem var, dişime dolgu oldu diyerek başladı anlatmaya :)Ne müjde ama :)
Maşallah Tolga paşaya. Ben bile nefret ediyorum dişçi koltuğundan. Hele bir de bızzz bızzz oyuyorlar ya. Afferin akıllı bıdık seni.:)
İnsan ne kadar özlüyor bir gece bile dışarıda kalsalar. Teyzesine "koçum" demesi çok şeker yahu. Öperim onu ben.:))
Arkadaşınıza da geçmişler olsun canım. Allah beterinden saklasın. Biliyorsun bu türü en azından iyileşebiliyor. Allah şifalar versin diyelim canım.
Canım, şimdiki çocukların nedir bu dişlerinden çektikleri? Dolgular, ortodonti tedavileri. Dişçiden çıkamaz olduk biz de. Cumartesi sabahlarını dişçimizin muayenehanesinde geçiriyoruz kaç haftadır:) Geçmiş olsun Tolga'cığıma ve de kocaman bir aferin.
Sana da aferin 5 kilo gözümden kaçmadı yani:))
Sevgilerimle...
Aferim Tolgişe... Cesur çocukmuş maşallah. Geçmişler olsun:-)
Fikrimin İnce Güllüsümcüm ; o bızzz diş oyma sesi varya sanki kafamın içini oyuyorlar gibi geliyor bana, acı yok ama o sesden içim kalkıyor resmen :)
Umarım arkadaşımın hastalığıda dediğin gibi tedavi olabilir,eşini görüyorumda buralarda, o güleryüzlü adam öyle bir değişmişki anlatamam, Allah kolaylık ve şifa verir umarım..
Bocurukum geçmiş olsun sizede, hakkaten şimdi çocukların çok çabuk çürüyor dişleri ki üstelik Tolga Allah için fırçalıyor hep dişini. Neyse , derdimiz bu olsun şeker.
Evet , 5 kilo vermişim ama vermem gereken daha 10-13 kilo var :(
Renkler teyzeciğimiz, teşekkür ederiz, sizide öperiz :)
ay ne güzel maşallah tolgaya:) darısı başımıza.. yani dişçye ben de kotrole götürmek istiyorum.ama cekiniyorm
Aman sorma canım bende öyle fırsat bulamıyorum, her zaman fazla zaman geçmeden yazacağım diyorum olmuyor :(
Canım Kurban bayramını En İçten dileklerimle kutlarım , öpüyorum seni
İyi bayramlar :)
Sağlıklı, mutlu ve huzurlu güzel bir bayram diliyorum.
Sevgilerimle...
Böğürtlengözünannesi,seni 'en çok kızdığın beş şeyi' anlatman için sobeledim...
Yorum Gönder
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa