böğürtlengözlü oğlum benim

15 Kasım, 2008

KASIM


Yazamıyorum bu aralar, sevmiyorum bu KASIM ı, aslında yazacak çok şeyler var ama yazamıyorum işte, geçsin diye bekliyorum bu kasvetli KASIM. Neden mi ?

* Tarih 01. KASIM. 2001 Perşembe : Babam ve annem, babamın efor testi olması için babamın kullandığı arabaya binip Fakülteye gidiyorlar. Annem evden çıkmadan yemekte yapıyor babamın istediği şekilde, akşama yeriz diye.Hastane dönüşünde halısının kenarlarındaki püskülleri diktirtmek için halıyı bile arabaya yüklüyorlar , evden çıkıyorlar. Oğlum 3 aylık, ben yeni işe başladım, akşamüstü civarı telefonum çalıyor. Annem ;
- Burcu , korkma kızım bişey yok ama , babanı hastaneden salmadılar, yatırdık, ama iyi, sen herkese haber ver .
Hemen herkes panik içinde haberdar ediliyor, akşamı hastaneye gidiliyor. Girdiği efor testinde yeniden kriz geçiren babamı apar topar yatış yaptırıyorlar, ve acilen anjıo deniliyor.

* Tarih 06.KASIM.2001 salı ; Babama anjıo yapılıyor. Öğlen yemek saati kayınvalideme gidip oğluşumu emziriyorum, dönüş yolunda hastaneden telefon geliyor, babama ameliyat denilmiş. Ağlayarak işyerine giriyorum, arkadaşlar moral veriyor, korkma artık çok yapılıyor bu ameliyatlar, çok başarılı sonuçlar alınıyor. Bu arada benim o zaman çalıştığım şirketin fakülte ile iş bağlantıları var, oradan tanıdık profesör bulunuyor, her şeyden önce insan birisi, sağolsun hastanede gelip o benim babamı buluyor. Ameliyatını ben yapıcam diyor,korkma diyor babama moral veriyor.
Çıkan sonuca göre 4 damar tıkalı ve en kötüsü ana damar % 90 tıkalı. Saatli bombasın diyorlar babama, ayağa bile kalkmak yasak, acil ameliyat. Akşamüstü hastanedeyiz hepimiz, babam yatağında, tombili yanakları al al, kanlı canlı oturuyor yatakta. Ameliyat öncesi 6 kişiden kan isteniyor, sadece kan grubu tutması yetersiz, bazı tetkikler yapılacak , dokularında tutması mühim. Bu tutan kişilerden 3 ü ameliyattan bir gece önce gelip kan verecek, 3 kişiside ameliyat sırasında hazır bekleyecek , taze kan ihtiyacı olabilir. Hemen haber salınıyor, eniştemin çalıştığı fabrikadan ve benim işyerinden arkadaşlar geliyor. Bu arada aslında bizim tüm ailenin kan grubu aynı ama yapılan tetkiklerde, ben yeni doğum yaptığım için veremiyorum, ablam ve kardeşimin kanlarındada grip virüsü bulunuyor sadece annem ve Mehmet verebilir. Gece dışardan gelen kişilerden hangisinden kan alınabilir belli oluyor.

* Tarih 07.KASIM.2001 Çarşamba ; Bugün benim doğumgünüm, anne olarak ilk doğumgünüm ama ben mutsuzum hemde çok, içim yanıyor. Ertesi gün babam saat 11 civarı ameliyata girecek. Kan verecek 6 kişi belli oldu. Üçünü eniştem hastaneye götürdü geceden versinler diye, diğer taze kan vereceklerden biri eşim, diğeri benim iş arkadaşım, diğeride babamın kuzeninin iş arkadaşı. Onlarıda yarın biz hastaneye götürücez ve ameliyat boyu onlarda bekleyecek.
Akşam işten çıkmışım, oğlana kayınvalidem baktığı için bende iş çıkışı oradayım, eşimi bekliyorum gelip bizi alsında eve gidelim diye. Küçük odada hem ağlıyorum hem emziriyorum oğlumu, dualar ediyorum ertesi gün için.
* Tarih 08.KASIM.2001 Perşembe; Saat 10:30 , kan vereceklerle birlikte hastane yolundayız, hava çok yağmurlu, eşim arabayı hızlı kullanıyor, ve yolda kötü bir kaza yapmak üzereyken çok şükür bir şey olmuyor. Hastanede odasının kapısında ablam halam ve kardeşim bekliyor. Babamı hazırlıyorlarmış ameliyata. İçeriden hastabakıcı çıkınca biz giriyoruz. Babama yeşil önlük giydirmişler, bacakları falan kırmızı ilaçlanmış. Babam heyecanlı, biz titriyoruz. Girdiğim gibi babamın yanaklarına okkalı bir öpücük veriyorum annem kızıyor, mikrop falan gelmesin diyor. Ananem, dayım, halam, herkes orada , dayım çok espiriler yapıyor babamı sakinleştiriyor sağolsun.
Saat 02:30 civarı bize yavaş yavaş yaklaşan sedye sesi geliyorkoridorlardan. Anlıyoruz, sıra babamda, götürmeye geliyorlar. Herkesin boğazında bir düğüm, biz 3 kardeş ve halam koridora çıkıyoruz. Sedyeyi kullanan hastabakıcı, hadi bakalım Tuncay bey mersedesin geldi kapıya diye espri yapıyor. Saat 02:45 , odadan mersedes sedyesi ile babamı çıkarıyorlar, oturur vaziyette babam, annem elini tutuyor, Korkma Tuncayım, Allaha emanet ol, biz hep burdayız diyor.
Sedye önümüzden geçiyor, babamla göz göze geliyoruz, sıkıyor dişlerini, gülümsemeye çalışıyor, bize el sallıyor, bizde el sallıyoruz.
Ameliyathaneler üst katta ama siz alt kattaki kantinde bekliyorsunuz , size acil bir şey olduğunda anons ediliyor deniyor. Zaten ameliyat en az 3-3,5 saat sürecek deniliyor.
Kantine giriyoruz, ananem Yasin okuyor, saatler öyle böyle geçmeye çalışıyor. Ablam ameliyathanenin önünde çok insanın beklediğini söylüyor. Hep beraber çıkıyoruz ameliyathane kapısına. Bu arada babamın kuzenleri, eşleri falan derken hemen hemen 25 kişi civarı oluyoruz.

Ameliyathanelere kocaman bir kapıdan giriliyor, ve o kapı upuzun bir koridora bakıyor. İçeride kimbilir kaçtane ameliyat var, ameliyattakilerin yakınları ,bizlerde dahil o uzun ve dar koridorlarda bekleşiyoruz. Bazen o koca kapılar açılıp, isim söyleniyor, ameliyat bitti, aşağı kata yoğun bakıma indiriyoruz diye, sarmaşıyor yakınları, sevinç gözyaşları ile alt kata iniyorlar.

Saat 6-7-8 oluyor, artık herkes gergin, bu arada 1 tane taze kan isteniyor. Ameliyathane koridorlarında bekleyen refakatçılar azalıyor, çoğu ameliyat bitmiş. Birden o uzun,loş koridorda kısa boylu bir erkek gölgesi görüyorum, bize doğru yaklaşıyor. Dahada yaklaşınca doktorumuz olduğunu anlıyorum, hemen koşuyoruz ablamla yanına;

- Geçmiş olsun, zor bir ameliyattı ama bitti, şu an dikişleri atılıyor babanızın, yarım saate kadar çıkarıcaklar ameliyattan, yoğun bakıma girecek , dedi.

Peki nasıl geçti

Zor bir ameliyattı, babanızın durumu bayağı ciddi idi, damarları kireçlenmede yapmış, temizledik hepsini ama bundan sonra çok dikkat ederceksiniz babanıza, en iyi geçen ameliyatta bile biz en az 3 gün yoğunbakımda tutarız, babanız dahada fazla kalabilir .

Hemen heyecanla, hastane içine dağılan yakınlara müjdeli haberler verildi ve yine ameliyathane koridoruna toplaşıldı. Saat 08:30 oldu artık yine gerginlik başladı , tüm ameliyatlar bitti, bekleyen tek biziz hastamızı. Saat 9 a doğru, koca kapılar açıldı, babamın ismini bağırdı bir bey, hemen koşturduk hepimiz başına ;

- Ameliyat esnasında sorun oldu, tekrar ameliyata almak zorunda kaldık, acil taze kan lazım, hemen kan merkezine insin verici...

Annem bastı feryadı, gitttiiiiii diye, ben sadece dondum, tepki yok. Az sonra toplayınca kafaları, doktorun ameliyattan çıktığı geldi aklımıza, çok panikledik o an, oraya buraya, aracı tanıdıklara tel.açıp doktorun numarasını bulduk ettik ama ulaşamadık. Az sonra yine koca kapılar açıldı, baktıkki sağolsun yine doktorumuz, maskesi bile ağzında.

- Dikişler atılırken kalbi durmuş, beklediğimiz bir şeydi, şu an sorun yok, yine dikişler atılıyor, size haber için çıktım , dedi.

Saat 11 civarı koca buzlu camlı kapıların arkasından gölgeler gözüktü, hepimiz üşüştük, kapılar açıldı, babam sedyede yetıyor, aşağı kata yoğun bakıma indiriyorlardı. Doktorla tekrar görüştük, geçmiş olsun dedi. Babam sarı gibi geldi rengi, uyuyordu, sedyenin başında bir sürü makinalar vardı. Babam asansöre bindirilince bizde merdivenlerden koşa koşa yoğun bakım odalarının bulunduğu yine upuzun koridora bakan koca kapıların önüne indik. Koridorun taaa öbür ucundan babam yattığı sedyeyi taşıyan yaklaşık 10 kişi minik minik adımlarla sanki sedyeyi uçurur gibi hiç sarsmadan taşıyorlardı. Koridorları inleten , babamın kalp atışlarının dinlendiği makinanın sesi vardı.

* Tarih 09. KASIM.2001 ; Öğleye kadar işyerinde çalıştım, ameliyat gecesi annemin yanında Mehmette kaldı, sabaha karşı babama kan verilmesi gerekmiş, Mehmet vermiş kanı. Oğlan çok küçük olduğundan çok sık gidemiyordum hastaneye. O gün doktor annemi babamın yanına sokmuş. Babam destekle nefes alsada, kendine gelmiş, gözlerini açmış, annemin elini sıkmış, parmaklarını oynatmış, anneme gözleri ile işaret vermiş. Çok mutlu olduk, çok sevindik.

* Tarih 10.KASIM.2001 ; Cumartesi günü işyerinden izin alıp hastaneye gittim. Bütün günü orada geçirdim. Yoğun bakım kapısının önünde bir sürü insan var, kantin gece 12 de kapanıyor ve o insanların hepsi dar koridorda karşılıklı, yerlere kartonlar , minderler koyarak geceleri orada geçiriyorlar. Annemin yanında her gece ya Mehmet, ya eniştem, yada babamın kuzenlerinden birisi kalıyor. Babamın durumunda değişiklik yok, kendi kendine nefes alamıyor, solunum cihazına bağlı.

* Tarih 11.12.13.14.15.16 KASIM 2001 ; o hafta içi 2 gecede bir gidiyorum hastaneye ama değişen bişey yok. Hafta içi bir gece kardeşim hastaneden bana geliyor. Çok sevinçli, babam iyi diyor boynuma sarılıp , ağlıyoruz. Gece kendine gelmiş,yanına girmişler tek tek, tabi ağzında hortumlar olduğu için konuşamamış, ama kendindeymiş işte. Saçları yıkanmış, şampuan istemişler , tırnakları kesilmiş, süslemiş hemşireler onu, pamuk gibiydi diyor kardeşim. Çok ağlıyorum, ben gidemiyorum çünkü her gün, bebek küçük, gündüz çalışıyorum.

* Tarih 17.KASIM.2001 Cumartesi; yine sabahtan hastanedeyim, işden izin aldım. Bu gün yoğun bakıma çağırdıklarında ben girip babamı görücem diyorum anneme babamı. Babamın durumunda değişiklik yok, birgün iyi bir gün kötü, ateşi çıkıyor çok, onu düşürmeye çalışıyorlar, doktorun söylediği babam hiç çaba sarfetmiyor iyileşmek için, çok zayıf davranıyor, ona sık sık girdiğinizde konuşun diyor. Akşamüstü izin isteyip babamın yanına giriyorum, çookk uzun bir koridor geçiyorum, içeride her bölümün yoğun bakım odası var, babamın yattığı odayı buluyorum. Yine uzun bir oda karşılıklı yataklar var, kimi hasta uyuyor, kimisi kendinde, yürüyenlerde var. Babamın yattığı yatağın başında hemşire var, önce hemşireye gidiyorum, durumunu soruyorum. Ateşi var düşürmeye çalışıyoruz diyor, elini tutabilirmiyim diyorum, tabii diyor.

Başucuna gidiyorum babamın, başı diğer tarafa dönük, yarı yatar vaziyette, gözleri kapalı, yüzü kıpkırmızı, belliki ateşi yüksek. Elini tutuyorum, babam diyorum, kafasını zorlukla çeviriyor ve gözlerini açmaya çalışıyor. Çok kısık şekilde gözlerini açıyor, babammm bak biz hepimiz buradayız, lütfen iyileş yanımıza gel artık, annemde burda hiç ayrılmıyor diyorum. Ağlamamak için çok fazla sıkıyorum kendimi, damarlarım çatlayacak gibi oluyorum. Babamın heryerinden kordonlar geçiyor, sanki heryeri delik deşik olmuş. Bana bir şey anlatmaya çalışıyor, ağzındaki koca hortum yüzünden ağzının kenarı yara olmuş, hortumu çıkarmaya çalışyor. Sus diyorum, yorma kendini, seni çok seviyoruz, konuşamıyorum, sesim gidiyor , ağlamamak ve onu yormamak için çıkıyorum şimdi, annemde gelecek yanına diyorum, hiç tepki vermiyor. Kendimi dışarı atıyorum, son kez dönüp bakıyorum kapıdan babama, eli yataktan düşüyor, çok korkuyorum, hemşire başına gelip elini düzeltiyor, rahatlıyorum, çıkışta yoğun bakım doktorunun yanına giriyorum, durumu soruyorum. Annemler o doktorun hep olumsuz olduğunu söylüyolardı. Yine bana olumsuz konuştu, babanız iyi değil dedi. O koridorları ağlaya ağlaya koşarak çıktım. Çıkarken kendi kendime babam iyileşmeden birdaha yanına girmeyeceğimi söyledim. Onu öyle görmek istemedim bir daha. Ama gerçekten o görüşün babamı son görüşüm olduğunu bilmek, aklıma bile getirmek istemedim , malesefki öyle oldu :(

* Tarih 18-19-20-21-22 KASIM ; yine hafta içi bir iki gece hastaneye gidebildim. O hafta bir gün iyi bir gün kötü haberini aldım babamın. Arada solunum cihazından çıkarttıklarını ama desteksiz nefes alamadığını söylediler. Kendini çok saldı, sanki yaşamak istemiyor dedi doktorlar, hiç çabası yokmuş.En son Cuma gecesi anneme , yarın başka şekilde solunum desteği vericez, o zaman sizde yanında kalacaksınız ve ağzındaki hortumlar çıkacak sizinle konuşabilecek demişler. Çok sevindik.

* Tarih 23 KASIM 2001 Cuma , akşamüstü iş çıkışına yakın şirkete bir müşteri borcunu ödedi. İşden çıkarken diğer arkadaşa, parayı akşama sen al yanına dedim. Neden , dedi , Ne bileyim sen al işte belki ben yarın gelemem dedim. (Hissetmişim işte ) .Akşam işden çıktım, oğlana o gün ananem bizim evde baktı, hemen eve çıktım. Havada acayip lodos var, ananeme sen dolmuşlarla gitme yemek yiyelim Mehmet seni bırakır dedim. Yemek yedik beraber, mutfak camının kenarına geçtim, dışarıdan esen rüzgarın sesini dinledim. Sıkıcıydı, Mehmete , beni hastaneye götür dedim, yapma şimdi yarın gideceksin zaten dedi. O zaman kardeşin götürsün dedim. Oda yeni ehliyet aldı, bak sabaha gideceksin zaten dedi, götürmedi. Sonra , ananem gitmek istedi evine, ama öyle sıkıntılıydımki ananeme sürekli ikramlar çıkardım, biraz daha otursun diye. Kal gece dedim, yok dedi , gideyimde yarın hastaneye beraber gidelim. Yolcu ettim ananemi, eşim onu bırakıp geldi. Sonra yattık , gerisini zaten burada yazmışım 2 sene önce ....


İşte arkadaşlar, bu aralar bu ruh hali içerisindeyim, her seneki KASIM ayında olduğu gibi, gün gün yaşıyorum 8 sene sonra bile olsa. Uzun oldu yazı, iç karartıcı oldu, ama bu KASIM ayıda bana öyle uzun geliyorki anlatamam. Gün gün yaşadıklarımızı yazmak istedim.


Sevgili Gamzeli Anne sobelemiş beni bu arada, niye blog yazıyorum konusunda. Cevaplamak istedim bu arada onuda ,

İşte bunun için , yaşadığım kötü günleri böyle uzun uzun yazdığım halde bıkmadan okuyup bana yazacağınız yorumları okumanın benim için çok değerli olduğu, bana güç kattığı için. Benimle malesef bu konuda aynı kaderi yaşayan bir çok arkadaşımın burada beni anladığı için.

Hani gerçek yaşamda arayamazsın ya arkadaşını uzun süre, sonra canın sıkkın olduğunda ararsında , sana , ne o işin düştüdemi aradın, nerelerdesin şimdiye kadar diye baştan bir kapris yaparlar. Kalkıp bir aydır yazmadığım halde böyle uzun bir iç döküş yaptığımda buraya yorum yazan hiç bir arkadaşımdan aynı tepkiyi görmeyeceğimi bildiğim için.

Burada okuduğum pek çok pasta börek çörek tarifini evimde uyguladığımda , ımmmm ellerine sağlık , szöünü duyduğum için.

Pek çok anneden , pek çok bilgiler öğrendiğim için.

Yazmayı , okumayı sevdiğim için , yazıyorum ve sanırım uzunca bir sürede yazıcam....

Bende tatlişko Berkay cığın annesi Figen i sobeliyorum bu konuda ve kaçıyorum şimdilik...











15 Yorum:

  • ALLAH RAHMET EYLESİN MEKANI CENNET OLSUN.
    İNANIN AGLIYARAK OKUDUM ÇOK UZUN YILLAR GEÇMİŞ AMA ACISI DÜN GİBİ GEÇMİYOR SABIRLAR DİLİYORUM.
    ANALARIMIZIN BABALARIMIZIN KIYMETİNİ BİLELİM.ALLAH HAYIRLI EVLATLAR NASİP ETSİN HERKESE.

    Blogger EHA adlı yazara göre, saat: 15 Kasım, 2008 12:34  

  • Beni de duyguland1rd1n..Babam1n ameliyat1 ve hissettiklerim akl1ma geldi..Hala ayn1 duygularda oldugun yaz1ndan belli, yaz bence de.. hep yaz.

    Y1llar sonra bile arasa bir
    arkada1m neden beni aramad1n demem.Dün görüsmüs gibi konusurum..Belki de bu yüzden çok arkadas1m var çünkü hiç kimseye sitem etmem , sitem edenlerden de kaçar1m.

    Blogger Asortik Krep adlı yazara göre, saat: 15 Kasım, 2008 14:00  

  • canım benim allah rahmet eylesn nur içinde yatsın, okudum hepsini baştan sona allah sizlere versin ömür, öptüm seni, sen kendine iyi bak ...

    Blogger Gamzeli adlı yazara göre, saat: 15 Kasım, 2008 22:09  

  • of ya banada babamı hatırlattın 11 yıl oldu ama her baba lafında içim cız eder.içimde hep keşke benim oğlumuda görseydi hissi kaldı ..
    iyiki bloglar var arkdaş sayımız artıyor belkide en gerçek arkadaş...
    çok teşekkür ediyorum sobene hemen yazıcam ben sobelenmişim zaten senide sobelemeyi düşünüyordum bak nasıl kalpse :))

    Blogger uykucu adlı yazara göre, saat: 16 Kasım, 2008 09:45  

  • Canımm,yıllar geçsede insanın yaşadığı kötü anlar ve anıların acısı çok fazla azalmıyor ne yazık ki...Allah rahmet eylesin babana,mekanı cennet olsun:(

    Blogger zuzuların annesi adlı yazara göre, saat: 16 Kasım, 2008 09:51  

  • sen beni çok ağlattın:(((

    Blogger Unknown adlı yazara göre, saat: 16 Kasım, 2008 15:15  

  • Canım arkadaşım, yazını okurken çok duygulandım, ağladım..Ne kadar zor olduğunu, ne kadar çaresizlikler yaşadığının çok iyi anlıyorum.içim acıyor, Allahım babanın mekanını cennet eylesin..Sana da sabırların en büyüğünden versin.Allah kimseyi böyle büyük acılarla imtihan etmesin.

    Canım , hep yaz.. Acılarını da yaz, sevinçlerini de yaz.Paylaşalım, paylaştıkça acımız hafiflesin, sevinçlerimiz büyüsün.Seni okumaktan keyif alıyorum çok.Her zaman , her konu da destek olmaya hazırım arkadaşım.

    Blogger Gamzelianne adlı yazara göre, saat: 17 Kasım, 2008 09:36  

  • Ben de ağlayarak okudum.Babanın mekanı cennet olsun...

    Blogger kurşunkalem adlı yazara göre, saat: 17 Kasım, 2008 12:30  

  • Canım benim ya.:(( Babanın mekanı cennet, yattığı yer nur olsun. Allah size uzun ve sağlıklı ömür versin gülüm...

    Blogger [ fiкяiмiи iиcє güℓü ] adlı yazara göre, saat: 19 Kasım, 2008 09:36  

  • Nisanur.hatice ; amin diyorum o güzel dileklerin için, sağolasın.

    Asortikim , sağolasın, sıkıldıkça,sevindikçe,üzüldükçe yazıyorum işte, iyiki varsınız.
    Bencede sağlam arkadaşlıklar sitem etmekle değil, destek olmakla güçlenir.

    Gamzelim , Allah çocuklarımızla uzun sağlıklı ömürler versin hepimize, sağolasın.

    Figenim, sanırım 50 yılda geçse kaybettiğimiz yakınlarımız hep yüreğimizi yakacak. Benim babam 3 ay gördü oğlumu ve biliyormusun bide neye yanarım, hiç resim çekmemişiz babamla oğlumu :(
    Zaten kalplerimiz bir olmasa birbirimizi görmeden tanımadan bu kadar anlaşamayız heralde :)

    Banucum, amin, tüm sevdiklerimiz nur içinde yatsın, Allah bizlere sabır versin...

    Elçinim , babanın ameliyat lafı çıktığında inan benimde içim yandı, ama sana şunu söyleyeyim, benim babam kalp ameliyatı olduğundan değil, enfeksiyondan öldü malesef. Kader diyoruz, o dönem yapılan yüzlerce ameliyattan tek kayıp babam oldu. 2 sene sonra ameliyat geçiren kayınpederim, 1 hafta olmadan hastaneden çıktı ve şu an maşallah çookk sağlıklı.Öpüyorum seni, kendine iyi bak.

    Gamzeli annem, inan bende seni o kadar çok sevdim ki ve aslında en kısa zamanda bir buluşma fırsatı yaratalım istiyorum kendimize, bol bol dertleşelim...

    Kurşunkalem, öncelikle hoşgeldin, ağlamayın yaa, üzülürüm valla. Zor günlerdi ve hala zor geçiyor bana bu günler, tüm kaybettiğimiz sevdiklerimiz nur içinde yatsın...

    İncegülüm, amin o içten dualaın için, Aşşahım çocuklarımızla bizlere sağlıklı huzurlu bir ömür nasip etsin. İyiki çocuklarımız var yoksa nasıl dayanılırdı bilmiyorum, birde biliyormusun, Tolga öyle çok babama benziyorki, hali hareketleri aynı dedesi, Allahım bir yerden alırken bir yerden teselli bulacak bir şey veriyor insana.

    Hepimize sağlıklı günler dilerim...

    Blogger böğürtlengözün annesi adlı yazara göre, saat: 19 Kasım, 2008 10:36  

  • Canım ya, çok üzüldüm okurken.:Babacığın nur içinde yatsın.

    Blogger cenebaz adlı yazara göre, saat: 19 Kasım, 2008 11:52  

  • Canım burcum kader arkadaşım, bana Allah'tan rahmet size de sabırlar diliyorum, gözyaşlarıyla okudum satırlarını, aynı duyguları ben de yaşadım, yıllar geçse de unutulmuyor yaşananlar her saniyesi tekrar yaşanıyor. Acı biraz hafifliyor öyle her an ağlayamıyorsun belki ama durup durup hiç olmadık zamanlarda acı tekrar deşiliyor. Ben bu acıyı tarif etmekte bile zorlanıyorum, iyiki yazmışsın, iyiki varsınız blog dostları...
    ......

    Blogger gülücüklerim benim adlı yazara göre, saat: 19 Kasım, 2008 13:55  

  • Çenebazım,sağolasın,acısınıda veren Allahım sabrınıda veriyor ama arada böyle çok doluncada yazarak açılıyorum işte...

    Gülücüklerim benim, biliyorum seninde acını, geçende sende dile getirmiştin, okudum ve benimde içim yandı. Allah tüm kaybettiğimiz sevdiklerimizi nurlar içinde yatırsın.

    Blogger böğürtlengözün annesi adlı yazara göre, saat: 19 Kasım, 2008 14:35  

  • kasım ayı gerçekten acı vericiymiş. allah rahmet eylesin

    Blogger denizanasi adlı yazara göre, saat: 20 Kasım, 2008 01:04  

  • Denizcim, arkadaşım malesef öyle,Allahım nu içinde yatırsın sevdiklerimizi, elden başka bir şey gelmiyor...

    Blogger böğürtlengözün annesi adlı yazara göre, saat: 24 Kasım, 2008 11:13  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]



<< Ana Sayfa