böğürtlengözlü oğlum benim

25 Ağustos, 2008

BİZİM MASAL....

2001 senesinin Ağustos ayıymış tarih. Karnı burnunda , 23 yaşında heyecanlı bir anne adayı varmış. Çookk sıcak bir yaz geçiyormuş yine, gırtlağına hükmedemeyip aldığı 25 kilo fazlalıkla heryerinden ter akan anne adayı iyice bunalmış artık , etraftaki " amannn yat keyfine bak, bebeğin olunca bulamazsın bu günleri" söylentilerine rağmen o hep bir an önce doğurmak istermiş. Kendi gittiği doktoru tahmini doğum tarihi olarak 1 - 10 Ağustos vermiş. Ama çalışan anne doğum iznini başlatmak için gittiği hastanenin doktoru ise 25 Temmuz demiş tarihe. Üstelik anne her ne kadar tırssada illaki demiş normal doğum olsun ki bebeğimi ilk ben göreyim, doktoruda zaten hemfikirmiş. Her ne kadar tüm kontrollerini yaptırdığı doktoruna güvensede , yinede diğer doktorun verdiği tarih , acabamı dedirtmiş anneye ve ailesi ile birlikte hazırlıklara Temmuz 15 gibi başlayınca , kendini tamamen doğum moduna sokmuş 1 ay önceden, evi temizlenmiş, doğum çantası hazırlanıp kapının önüne gelmiş ama beklenen misafirden tık yokmuş. Bunun üzerine evi tekrar tekrar kirlenmiş, tekrar gelip temizlemiş cancağızı annesi ve ablası, sonra çantadaki eşyalar yeniden düzenlenmiş , Ağustos 1-2-3 tık yok hala. Heyecandan yerinde duramayan baba adayı bir gece elinde , bebek çantası ile gelmiş. Demiş ki anneye ;
- Oğlumuzun çantası yoktu , belki onun için gelmiyordur, bak onuda aldım , bu gece gelir kesin :)
Ama yine yolcumuz gelmemiş. Anneyi her sabah heyecanla bekleyen anane ve teyzeleri telefonla uyandırmış, yokmu tık diye. Günde 25 sefer arar olmuşlar, zaten heyecanlı olan anne bir sabah yine çalan bir telefona fırlamış ve Dudu olacak teyze adayını haşlamış ,
- Heee, doğurdumda size söylemiyorum, yada o gelcek aslındada biz istemiyoruz ,itekliyoruz yine içeri ,gibi laflar söyleyip sinirle kapamış telefonu :)
Ama kendi kendinede ;
- Yuh be , bir bebeği bile doğuramadın diye kızıyormuş:)
Her gaz sancısını, doğum sancısı sanıp panikleyen anne, eğer 10 kere daha bile hamile kalırsam 10 tanesinide en başından sezeryanla doğurucam demiş hep herkese.
Bu arada 1 Ağustos dan itibaren hergün doktorunu arar olmuş, en son artık doktorda 8 Ağustos Çarşamba gecesi gel bir kontrol edelim artık demiş. Öğlen saati anne ve baba heyecanla doktora gitmişler. Yapılan kontroller den sonra doktorda annenin aslında sürekli hissettiği şeyi söylemiş.
Bebek yan duruyormuş , zaten annede bebeğin kafasını hep sol boşluğunda hissetmiş. Normal doğum olmayacak demiş doktor, 12 Ağustos Pazar günü saat 11:00 da hastanede buluşalım demiş anne ve babaya. Şaşkoloz olan anne doktordan çıkıp eve gelince artık bozulan sinirlerininde etkisiyle başlamış ağlamaya. Eeee madem sezeryan olacaktı neden ben bu kadar heyecan yaptım, bekledim diye aslında ortada kızılacak hiç bir şey yok, ama işte o heyecan o bekleyişin arkasından böyle bir sinir harbi yaşamış anne. Halbuki sonradan göreceği üzere o minicik bebeği büyüdüğünde bile hala keyfine düşkün bir çocuk olacaktır. Ne yorsun ki kendini normal doğucam diye, yan gelip yatmış işte annesinin karnında, dönmeye bile üşenmiş :)
Ee işte esas heyecan o 8 ile 12 Ağustos arası basmış anneye. O koskoca 9 ay geçmişde sanki o 4 gün geçmez olmuş. Zaten pimpirikli olan baba adayı , aman sokaklarda doğurur diye anneyi sokağada salmamış. Gelmiş çatmış 11 Ağustos 2001 gecesi , o gece anne konuşmuş bebeğiyle, işte karnımdaki son gece diye, elini karnına koymuş, bebek annesine cevap vermiş attığı tekmelerle. Zaten çookk sıcak olan gecede yarı uyur yarı uayanık vaziyette sabahı sabah etmişler. Ancak sabah 7 ye kadar dayanabilmiş anne yatakta yatmaya. Sabah 7 de fosur fosur uyuyan babanın yanından kalkmış, balkon kapısını açmış,içine temiz havayı çekmiş, sokaklardada kimsecikler yokmuş. Hamarat anne, geceden yıkayıp astığı çamaşırları toplayıp balkondan katlamış, yerleştirmiş dolaplara, kurumayanlarıda uyanınca babaya tembihlemiş, biz yokken topla bunları diye. Ilık bir duş almış akabinde,pembeli,mavili kareli tulumunu geçirmiş, saçını başını toplamış, hemen hemen 9 civarı baba adayıda uyanmış. Saat 1 gibi heyecanla 1,5 aydır dış kapı önünde bekleyen hastane bavullarınıda alıp dökülmüşler yola. Az ileriden bu yolculuğa yine heyecanları gözlerinden okunan, babanne-dede ve amca üçlüsü katılmış. Babamız arabanın teybinede şöyle şen şakrak bir kasette yerleştirmiş, herkes birbirinden heyecanını gizlemek için el şaplata şaplata hastane yoluna dökülmüşler. Hastaneye girer girmez annenin gözleri dolmuş, onlardan önce çok sevdiği ananeside gelmiş bekleme bölümünde oturuyormuş. Yanında anne ve Dudu da varmış, sarmaşıp öpüşmüşler önce, öğrenmişki kameraman Ozi teyzemizde yolda geliyormuş. Anne yatış işlemleri için kağıtları ile başlamış işe, az sonra anneyi almış bir hemşire hadi demiş yukarı doğuma. Hastanemiz doğumevi olduğundan yukarı kimseyi almıyorlarmış, anne aşağıda vedalaşmış herkesle, ananesi ağlamış, annesi ananesine kızmış, yeni anne adayınıda ağlatmasın diye, ama bizim sulugöz anne dururmu ağlamadan, akıtıvermiş 2 damla gözyaşı, elinede çantasını almış, düşmüş hemşirenin peşine , el sallamayıda unutmamış geride kalanlara. Merdivenlerde bir anne adayı ile birlikte çıkarken bakmış o anneciğin sancısı var, almış onun eşyasınıda çıkarmış, üzülmüş haline. Hastane devlet hastanesi olmasına rağmen annemizi çok güzel karşılamış sevgili hemşireler. Bir süre sancı odasına girmiş üstüne giyinmek için annemiz ve sancı çeken anneleri görünce içi kalkıp kendisini zor dışarı atmış. Bazı işlemlerden geçtikten sonra doktoru gelmiş yanına, almış anneyi ameliyathaneye götürmüş. Oradada şen şakrak bir hava varmış. Heyecan ve korkudan,birazda ortamın soğukluğundan tir tir titreyen anne , etrafındaki insanlara boş boş bakarken içinden sürekli dualar etmiş. En son yanına bir bayan oturmuş, daha önce hiç uyudunmu böyle demiş. Bizim anne hayır deyince , hadi o zaman sana iyi uykular demiş ve anne deriinn bir uykuya dalmış gitmiş.
Derinn bir uykudan kalkar gibi açmış gözlerini, sancısı çokmuş, ilk gözüne çarpan karşıdaki işlemeli , boyalı pencere olmuş, o arada boğazına bir gıcık gelmiş, ama ne gıcık, öksür öksür nefesini toparlayamamış, kesin ölüyorum demiş kendi kendine, duruma hemen müdahale eden hemşire oksijen maskesi takmış hemen anneye, saçını okşamış, iyimisin şimdi demiş, anne sadece kafasını sallamış ve yeniden dalmış uykuya. Ne kadar zaman geçti anlamamış ama yeniden açmış gözünü, inleyen kadınlar varmış etrafında, bir hemşirede, hadii anne olmak kolaymı ağrınız olacak elbet biraz demiş. O an anne toplamış hemen kendini, tabi yaa o artık anne oldu :) Hemen hemşireye önce saatı sormuş, randevusuna geç kalacak sanki annecik :) Saatin 12:00 olduğunu öğrenmiş ,öğrenince gurur duymuş kendinle, ne sağlam bünyem varmış,11:30 da ameliyata girdim 12:00 da uyandım hehe bravo bana demiş içinden :) Sonra hemen bebeğini sormuş. Hemşire 52 cm boyunda 3,580 ağırlığında oğlu olduğunu, göbekadını doktorun kendi adını verdiğini söylemiş. Anne yi basmış bu sefer heyecan , bir an önce odasına gitmek için can atıyormuş,üstelik ziyaret saatiymiş o an her keside görebilecekmiş. Doktoru gelmiş o ara, anneyi kontrol etmiş. Bebeği tam zamanında aldık demiş. Sonra o ara camın arkasında gölgeler belirmiş, sesleri dinlemiş, anneye sesleniyormuş sesler, iyice kulak verince seslerin, ablası-kardeşi ve eşine ait olduğunu anlamış ve iyice heyecanlanmış. O arada hemen sedyeye yerleştirip anneyi odasına doğru yola çıkarmışlar, hemen yoğun bakım kapısında eşi karşılamış, oğlumuz çok güzel deyince anne iyice heyecanlanmış. Kendi esmer, bol saçlı ve kaşlı olduğundan kesin oğlanda karakafalı olur diye düşünen anne oğlunun keltoş ve sarı olduğunu duyunca iyice meraklanmış. Anneyi oda kapısında bütün ailesi bekliyormuş, çok sevdiği sonra rahmetli olan babacığıda 3 kız evlat, 4 kız yeğen, 1 kız torundan sonra sülaleye gelen ilk erkek torun heyecanı ile atmış kendini hastaneye ve kapıda karşılamış kızını. Anneyi odaya , yatağına almışlar, herkes öpmüş tebrik etmiş, o arada dışarıdan bebek sesi gelmiş, annenin kapıya yüzünü dönmesiyle gördüğü manzara süpermiş. Çok heyecanlı baba dayanamayıp hemşireden bebeği isteyip anneciğe getirmiş. Tutmayıda beceremeyen babacık kendi 2 büklüm şekile girsede yinede bebeğini çok güzel almış kucağına.
Anne ilk elini tutmuş bebeğinin, öyle duygulanıp ağlamamış, tırnaklarına bakmış bebeğinin, kınalı gibi tırnakları varmış ve elleri buruşuk buruşukmuş. Gözlerinden durumu anlayan anane, korkma geçecekmiş hepsi, doğumu geciktiğinden öyle olmuş demiş. Ozi teyzede yine bir espri patlatmış ortaya ;
- Kızım senide 9 ay 12 gün suda tutsalar sende buruşursun :) demiş, anneyi güldürmüş yine.
Öyle gözleri yaşartan bir ilk buluşma yaşanmamış anne ve bebeğin arasında, ilk gün kucağına alamamış anne bebeğini, ağrısıda varmış çok, ama ertesi gün refakat için yanlarında kalan anane wc de iken bebeği ağlamış annenin. Mecbur kalkmış yatağından, bebeğinin başına gitmiş, onu yavaşça yatağından kaldırıp kucağına alınca, kokusunu duyunca kopmuş annemiz. İşte demiş bu benim sadece benim, koklamış, koklamış, ve her anne gibi oda gurur duymuş kendisi ile, bu dünyada Allahın izni ile ortaya çıkardığı tek güzelliği olan bebeğini sıkıca sarmış.
Aradan yıllar geçmiş . Anne başlarda kaderin acı sürprizleri ile karşılaşıp üzgün günler geçirdi isede oğluna sıkıca sarılmış. Her geçen gün oğlunun üzerine dahada düşmüş. Onun genç delikanlı olacağı, güzel okullarda okuyacağı, cana yakın, hayırlı bir evlat olacağı günleri düşündükçe heyecanlanır oluyormuş hergün.
Şimdi bunlar neredenmi gelmiş aklına annenin, ? Geçen12 Ağustos günü 7 yaşını dolduran "Böğürtlengözlü oğlunun" doğumgününü kutlarken , taaa böyle eskilere gitmiş işte, masalınıda böyle kaleme almak gelmiş içinden...



Nice nice senelere benim Böğürtlengözlüm. Dilerim gelecek bütün yıllardaki doğumgünlerini böyle sağlıkla ve gözlerindeki o ışıltılarla kutlarız . Dilerim uzun yıllar kutladığın doğumgünlerinde senin yanında olabilirim sağlıkla. Çok bebecikken çok sevgili dedeni , babamı kaybetmiş olmanın verdiği acı ile o zamanlar senin bebekliğini içime sindire sindire , güle oynaya yaşayamasamda , çoğu yapmak istediklerim bazı kişiler tarafından içimde bırakılsada , belki içimdeki geçmiş günlerin acısı ile aklımı başıma topladıktan sonra hergün senin üzerine biraz daha düşmeye başladım, şu an diyebilirimki hayatımdaki tek düşüncem, tek kaygım sensin, tek mutluluğum sensin. Biliyorum bazen seni bunaltıyorum gözümün hep üzerinde olmasında ama elde değil annecim , yok işte sözkonusu sen olduğunda rahat olamıyor şu içim. Seni çookkkk çokkk çokkk seviyorum tombilikom benim....

Ben döndüm arkadaşlar, aslında çokda uzaklara gitmedim, Ku.mla-Bur.sa arası mekik dokudum yine. Senelik iznim olan 15 günü , 1 er haftalık porsiyona bölüp 2 hafta Kum.lada kaldım. 1 hafta oğlanı orada bırakıp biz gittik geldik derken ederken yaz bitti geçen pazar evlere döndük. Komşularımızla vedalaştık, seneye eksiksiz görüşmeyi dileyerek ayrıldık oradan.

Sizlerin bloglarınızı okudum, bazen yorum bırakdım, görmüşsünüzdür zaten. Yazılarıma bayağı bir ara verdikten sonra bilgisayar başına oturup nerden başlasam diye düşününce , doğumgünü kutlaması ile başlayalım sezona dedim. Yaz ile yazacaklarımıda öyle bir toparlayınca yazarım artık. Herkesi öpüyorum.


18 Yorum:

  • Canım benim ,böğürtlengözlü delikanlının doğumgününü ben de blog teyzesi olarak kutlar ve mutlulukların ömrü boyunca peşini bırakmamasını dilerim...

    Blogger meleklerim ve ben adlı yazara göre, saat: 26 Ağustos, 2008 13:41  

  • Oğluşunun doğumgünü kutlu olsun:)) Sana da hoşgeldin diyorum, özlettin kendini.

    Blogger cenebaz adlı yazara göre, saat: 26 Ağustos, 2008 13:56  

  • Meleklerim ve ben ; teşekkürler tüm dileklerin için, tüm yavrularımızın şansı bahtı açık olsun işallah...

    Blogger böğürtlengözün annesi adlı yazara göre, saat: 26 Ağustos, 2008 14:04  

  • Sağol Çenebazım :) Hoşbuldum valla bende özlemişim yazmayı ve buraları, ama dedimya aslında hep okudum sizleride kendim yazamadım...

    Blogger böğürtlengözün annesi adlı yazara göre, saat: 26 Ağustos, 2008 14:05  

  • süper bir yazı olmuş kendi doğumum aklıma geldi ağladım..gerçekten annelik böyle işte ve muhteşem bir şey ben sanki tekrar yaşamak istiyorum tüm bunları baştan ama cesaret yok sen ne alemdesin:))kumlayı kapattınız ha biz geçen yıl çok beğenmiştik kursağımızda kaldı satıldı gitti yaz başı, belki seneye size misafirliğe geliriz!!çoz uzattın arayı yaz sık sık..

    Blogger uykucu adlı yazara göre, saat: 27 Ağustos, 2008 03:22  

  • Herkez dönüyor birbir,hoşgeldin hepberaber,oğluşuna uzun sağlıklı ve hayırlı bir ömür diliyorum canım senide kocaman öpüyorum...

    Blogger Unknown adlı yazara göre, saat: 27 Ağustos, 2008 10:03  

  • hoşgeldinizzz...


    Şansı bahtı hep açık olsun oğluşun

    Nice mutlu senelere

    Blogger уαѕємin... adlı yazara göre, saat: 27 Ağustos, 2008 10:14  

  • Figencim, valla aslında bir ara bendede hat safhadaydı bebek isteği ama şimdi kardeşimin bebeğiyle pek haşır neşiriz , birde bu aralar çok fazla görüştük, azıcık hevesimi aldım sayılır :) Hatta bebiş her sabah 5-6 saatlerinde kalkınca hevesim bile kaçtı diyebilirim :)
    Aslında biliyormusun sizin eve yakın bayır vardı ya bilirsin o bayırdan her inişde seni andım, dedim Figen taaa buralara kadar geldide ben bir denk getirip görüşemedim diye kızdım kendi kendime. Sizin uyuzlarda satası tuttu bu sene orayı. Beklerim valla misafirliğe istediğiniz zaman...

    Blogger böğürtlengözün annesi adlı yazara göre, saat: 27 Ağustos, 2008 11:13  

  • Elçinim bende seni öpüyorum, özleştik kız dime :)
    Hadi bakalım yerleşelim evlerimizede bir güzel yazışalım tekrar...

    Blogger böğürtlengözün annesi adlı yazara göre, saat: 27 Ağustos, 2008 11:14  

  • Yasemincim, teşekkür ederim, tüm çocuklarımıza Allahım güzel yazılar yazmış olsun işallah...

    Blogger böğürtlengözün annesi adlı yazara göre, saat: 27 Ağustos, 2008 11:14  

  • Ne güzel duygular.. Çok güzel dile getirmişsin canım. Allah oğluna sizlerle birlikte sağlıkla huzurla uzun ömürler nasip etsin.

    Veee hoşgeldinnnnnn...

    Blogger Mutluveumutlu adlı yazara göre, saat: 27 Ağustos, 2008 14:02  

  • Ne güzel anlatmışsınız doğum hikayenizi,çok duygulandım.
    Oğlunuza sağlıklı ve başarılı bir ömür diliyorum.Sizi sizin kadar sevsin ve mutlu etsin:)

    Sevgiler,
    Berna

    Blogger berna adlı yazara göre, saat: 27 Ağustos, 2008 16:13  

  • Hoşbulduumm Mutlucum . Allah hepimize uzun ömürler versin inşallah. Umarım sende masalını bize yakın zamanda hayırlısı ile anlatırsın :)

    Blogger böğürtlengözün annesi adlı yazara göre, saat: 29 Ağustos, 2008 13:01  

  • Bernacım, ne güzel dileklerde bulunmuşsun. Allah hepimize evlatlarımızın sağlıklı-hayırlı günlerini görmemizi nasip etsin...

    Blogger böğürtlengözün annesi adlı yazara göre, saat: 29 Ağustos, 2008 13:02  

  • Çok güzeldi :) Nice yaşlara..

    Blogger Asortik Krep adlı yazara göre, saat: 03 Eylül, 2008 01:56  

  • Çok teşekkürler Asortik Krebim...

    Blogger böğürtlengözün annesi adlı yazara göre, saat: 05 Eylül, 2008 11:50  

  • Canım benim ne güzel anlatmışsın doğum hikayeni. Tolga'nın yeni yaşını kutluyorum canım. Mutlu, sağlıklı çok güzel bir ömür geçirmesini dilerim. Özlemiştim seni ya. Hoşgeldin, sefalar getirdin. Tolga'yı da seni de çok öpüyorum...

    Blogger EBRU adlı yazara göre, saat: 05 Eylül, 2008 14:02  

  • Bizde seni çok öpüyoruz şekerim Ebrucum. Allah sanada yavrularınla geçireceğin nice yıllar nasip etsin...

    Blogger böğürtlengözün annesi adlı yazara göre, saat: 08 Eylül, 2008 15:13  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]



<< Ana Sayfa