HERŞEY KISMET....
12.03.2007 tarihinde yapılacak denetime harıl harıl çalışırken,evim için bu hafta temizlik planı yapıp, cuma gecesi misafir kabul edecekken, salı gecesi Bursa da kurulan Eğitim ve Kitap fuarına oğlumla nasıl gelebiliriz diye düşünürken,annemin kızlarına yaptıracağı evin plan projelerini güle oynaya çizerken Pazartesi öğlen saati aldığım ve hiç beklemediğim bir haberle sarsıldım. Dedemi kaybettim. Aniden,kendisi bile anlamadan ayrıldı gitti bizden. Dedem benim,annemin babası,babamı kaybettikten sonra bizim baba yerine koyduğumuz insan, tam bir dede sıfatına uyan,bizi geçtim bizim çocuklarımıza bile tam bir dedelik yapan, Kurban Bayramında hissetmiş gibi bizleri bayramda sabahtan evine ilk ve son kez çağırıp bu bayram kurbanlarımızı hep bir arada keselim diyen insan, canım dedem gitti.
Bir insanın bir yere gidip oradan çıkabileceğinin garantisi yok işte.Pazar gecesi annemdeyken , ananem aradı öylesine konuşuldu,dedemin kahvede olduğunu söyledi.Pazartesi sabahı yine herzamanki gibi kalkmış , çorbasını içmiş, camiye gidip sabah namazını kıldıktan sonra kahvede çay içip eve gelmiş.Ananemle konuşmuş,ananem ona kahvaltı edelim demiş, sen ye canım istemiyor demiş oda. Tekrar abdest alıp ben kahveye ,oradanda öğle namazına gitmek için evden ayrılmış,her zamanki gibi.Hatta kahveye giderken ananemlerin evinin iki yanında (daha önce bahsettiğim ahiretannemlerin evi) evinin camını tıklatmış.Dedem hergün oradan geçerken camlarını tıklatıp onlara kaç tane ekmek isterseler Besaş ekmeği alırmış.Ahiretannem bayağı yaşlı,kocası baya oldu öleli, kızıda yaşı 40-45 civarı , yürüyemiyor.Dedemde onlara her sabah camlarını tıklatıp hatta hiç konuşmadan parmağıyla 1 mi 2 mi diye gösterip kaç tane isterseler Besaş ekmeği alıp verirmiş.O gün de camı tıklatıp 1 mi 2 mi demiş onlarda 1 işaret etmişler. Dedemde
- Benim size 1 ekmek borcum var,veremezsem helal edin demiş.Onlarda şaşırmış ne diyo diye.
Bu lafı dedikten sonra kahveye gitmiş.Orada oralet içmiş. Benim heralde tansiyonum oynadı , sağlık ocağına gidip ölçtüreyim demiş,kahveden ayrılmış. Sağlık ocağına kadar çıkmış, ve olduğu yere yığılmış. Hemen müdahele etmişler, makineye bağlayıp masaj yapmışlar, ambulans gelmiş , elektro şok vermişler ama olmamış kurtaramamışlar. Küçük tansiyonu 17 ,nabzı 300 e çıkmış,yüksek tansiyona bağlı kalp sıpazmı geçirmiş.Bir doktor masaj yaparken amca ne olur ölme ben seni çok seviyorum diye yapmış hep masajı. Bir şekilde haber hepimize ulaştı. İlk duyduğumda inanmadığım gibi hala inanmıyorum gittiğine.1 gece cenazesi evinde bekledi.Teyzemin İstanbuldan heberi alıp buraya gelmesi geciktiğinden o gün defnedilemedi. O gece evinde misafir ettik dedemi.Sabaha kadar oturduk yanında.
Salı günü öğlende kalktı cenazesi. Ama ben daha doğrusu hepimiz hala inanamıyoruz ve kendim adıma konuşursam, o kadar ağlak olan ben ağlayamadım, inanamadım orada onun yattığına.
Biliyorum hepimizin gideceği yer orası,mantıken bakarsakda hep dua ediyorum, dedem gibi sağlıklı sıhhatli o yaşa kadar yaşamak,çocuklarının acılarını yaşamadan, her sevinçlerinde yanlarında olup, torunlarının çocuğunu görüp,büyümelerini seyredip,kimseye muhtaç olmadan,kendini kimseye baktırmadan , acı çekmeden ölmeyi nasip etsin. Cenazesinde inanılmaz bir kalabalık vardı,mezarlığa bizde gittik arabada oturduk.Yine köy mezarlığına defnedildi cenazesi, aradan çok uzun zaman geçtiğinden hocayada sorulup ananemin annesinin yani dedemin kayınvalidesinin mezarına gömüldü. Gelen insanlara şöyle bir baktığımda 7 den 70 e derlerya aynen öyle her yaştan insan vardı dikkatimi çeken. Gerçekten yaşarkende öyleydi,çocukla da, gençlede, kendi yaşıtıylada her türlü muhabbetini eden bir ansandı . Allah Rahmet eylesin, umarım burada yaşadığı gibi ebedi hayatınıda huzur içinde geçirir.
Pazartesi gecesi dedem evde bekleyeceğinden bende orada kalınca Tolga o gece babannesinde kaldı mecbur. Dayımın oğlu küçükken dedemin saçı az olduğundan dedeme kabak dede lakabı takmıştı. Hatta ananeme,
- Babanne sende dedemin saçını hergün sulasana bak çim adamların saçı sulayınca uzuyor demişti:)
Şimdi bizde Tolga ve Zeyno da dahil dedeme kabak dede dedik hep. Kendisininde hoşuna giderdi. Bize dedem değil , kabak dedem benim derdi.
Tolga babannesindeyken, ona kabak deden rahatsızlanmış,annenle baban onu hastanede bekliycekler o yüzden gelemeyecekler bu gece demişler. Babası gece saat 9 gibi gitti yanına, o saate kadar hep anne baba diyen Tolga babasını görünce başta hiç yüz vermemiş. Mehmet onu uyuttuktan sonra tekrar ananemlere geldi ve sabah 4 e kadar oda kabak dedesini bekledi. Sabah tekrar Tolgayı okula göndermek için yanına gitmiş ama Tolga okula gitmiycem diye ağlamış hep,babasıda göndermemiş. Cenaze kalkıp taa akşama doğru Tolgayı alıp getirdi ananeme.Yolda gelirken ona kabak deden hastanede doktorlar çok uğraştı ama iyileşemedi ve Tuncay dedenin (babamın) yanına gitti şimdi diye anlatmış. Tolga çok duygusal bir çocuk olduğu halde duygularını fazla belli etmez.Yani çok sevindiği halde mesela ananesi bize geldiği yada biz ona gittiğimiz halde kalkıp onu öpmez sarılmaz gibi.O gece ananeme gelince tek tek herkesi yanağından öptü , gece tebareke okunurken oturdu ellerini açıp dualar etti, eve dönerken yine kalktı herkesi tek tek öptü yarın gece gelicem diye söyledi herkese. Şimdide okulunu aradım öğretmeniyle konuşamadım, fuara götürmüşler çocukları (çok sevindim bunada) ama başka öğretmenle konuştum ben bişey hissetmedim ama kendi öğretmenine aratırım sizi dedi.
İşte böyle , ölüm hepimizin başına gelecek şey.Allah çocuğumuzun acısını bize yaşatmadan, onların en mutlu günlerini sağlığımızla sıhhatimizle görerek, kimseye muhtaç olmadan, acı çekmeden ölümü nasip etsin.
Bir insanın bir yere gidip oradan çıkabileceğinin garantisi yok işte.Pazar gecesi annemdeyken , ananem aradı öylesine konuşuldu,dedemin kahvede olduğunu söyledi.Pazartesi sabahı yine herzamanki gibi kalkmış , çorbasını içmiş, camiye gidip sabah namazını kıldıktan sonra kahvede çay içip eve gelmiş.Ananemle konuşmuş,ananem ona kahvaltı edelim demiş, sen ye canım istemiyor demiş oda. Tekrar abdest alıp ben kahveye ,oradanda öğle namazına gitmek için evden ayrılmış,her zamanki gibi.Hatta kahveye giderken ananemlerin evinin iki yanında (daha önce bahsettiğim ahiretannemlerin evi) evinin camını tıklatmış.Dedem hergün oradan geçerken camlarını tıklatıp onlara kaç tane ekmek isterseler Besaş ekmeği alırmış.Ahiretannem bayağı yaşlı,kocası baya oldu öleli, kızıda yaşı 40-45 civarı , yürüyemiyor.Dedemde onlara her sabah camlarını tıklatıp hatta hiç konuşmadan parmağıyla 1 mi 2 mi diye gösterip kaç tane isterseler Besaş ekmeği alıp verirmiş.O gün de camı tıklatıp 1 mi 2 mi demiş onlarda 1 işaret etmişler. Dedemde
- Benim size 1 ekmek borcum var,veremezsem helal edin demiş.Onlarda şaşırmış ne diyo diye.
Bu lafı dedikten sonra kahveye gitmiş.Orada oralet içmiş. Benim heralde tansiyonum oynadı , sağlık ocağına gidip ölçtüreyim demiş,kahveden ayrılmış. Sağlık ocağına kadar çıkmış, ve olduğu yere yığılmış. Hemen müdahele etmişler, makineye bağlayıp masaj yapmışlar, ambulans gelmiş , elektro şok vermişler ama olmamış kurtaramamışlar. Küçük tansiyonu 17 ,nabzı 300 e çıkmış,yüksek tansiyona bağlı kalp sıpazmı geçirmiş.Bir doktor masaj yaparken amca ne olur ölme ben seni çok seviyorum diye yapmış hep masajı. Bir şekilde haber hepimize ulaştı. İlk duyduğumda inanmadığım gibi hala inanmıyorum gittiğine.1 gece cenazesi evinde bekledi.Teyzemin İstanbuldan heberi alıp buraya gelmesi geciktiğinden o gün defnedilemedi. O gece evinde misafir ettik dedemi.Sabaha kadar oturduk yanında.
Salı günü öğlende kalktı cenazesi. Ama ben daha doğrusu hepimiz hala inanamıyoruz ve kendim adıma konuşursam, o kadar ağlak olan ben ağlayamadım, inanamadım orada onun yattığına.
Biliyorum hepimizin gideceği yer orası,mantıken bakarsakda hep dua ediyorum, dedem gibi sağlıklı sıhhatli o yaşa kadar yaşamak,çocuklarının acılarını yaşamadan, her sevinçlerinde yanlarında olup, torunlarının çocuğunu görüp,büyümelerini seyredip,kimseye muhtaç olmadan,kendini kimseye baktırmadan , acı çekmeden ölmeyi nasip etsin. Cenazesinde inanılmaz bir kalabalık vardı,mezarlığa bizde gittik arabada oturduk.Yine köy mezarlığına defnedildi cenazesi, aradan çok uzun zaman geçtiğinden hocayada sorulup ananemin annesinin yani dedemin kayınvalidesinin mezarına gömüldü. Gelen insanlara şöyle bir baktığımda 7 den 70 e derlerya aynen öyle her yaştan insan vardı dikkatimi çeken. Gerçekten yaşarkende öyleydi,çocukla da, gençlede, kendi yaşıtıylada her türlü muhabbetini eden bir ansandı . Allah Rahmet eylesin, umarım burada yaşadığı gibi ebedi hayatınıda huzur içinde geçirir.
Pazartesi gecesi dedem evde bekleyeceğinden bende orada kalınca Tolga o gece babannesinde kaldı mecbur. Dayımın oğlu küçükken dedemin saçı az olduğundan dedeme kabak dede lakabı takmıştı. Hatta ananeme,
- Babanne sende dedemin saçını hergün sulasana bak çim adamların saçı sulayınca uzuyor demişti:)
Şimdi bizde Tolga ve Zeyno da dahil dedeme kabak dede dedik hep. Kendisininde hoşuna giderdi. Bize dedem değil , kabak dedem benim derdi.
Tolga babannesindeyken, ona kabak deden rahatsızlanmış,annenle baban onu hastanede bekliycekler o yüzden gelemeyecekler bu gece demişler. Babası gece saat 9 gibi gitti yanına, o saate kadar hep anne baba diyen Tolga babasını görünce başta hiç yüz vermemiş. Mehmet onu uyuttuktan sonra tekrar ananemlere geldi ve sabah 4 e kadar oda kabak dedesini bekledi. Sabah tekrar Tolgayı okula göndermek için yanına gitmiş ama Tolga okula gitmiycem diye ağlamış hep,babasıda göndermemiş. Cenaze kalkıp taa akşama doğru Tolgayı alıp getirdi ananeme.Yolda gelirken ona kabak deden hastanede doktorlar çok uğraştı ama iyileşemedi ve Tuncay dedenin (babamın) yanına gitti şimdi diye anlatmış. Tolga çok duygusal bir çocuk olduğu halde duygularını fazla belli etmez.Yani çok sevindiği halde mesela ananesi bize geldiği yada biz ona gittiğimiz halde kalkıp onu öpmez sarılmaz gibi.O gece ananeme gelince tek tek herkesi yanağından öptü , gece tebareke okunurken oturdu ellerini açıp dualar etti, eve dönerken yine kalktı herkesi tek tek öptü yarın gece gelicem diye söyledi herkese. Şimdide okulunu aradım öğretmeniyle konuşamadım, fuara götürmüşler çocukları (çok sevindim bunada) ama başka öğretmenle konuştum ben bişey hissetmedim ama kendi öğretmenine aratırım sizi dedi.
İşte böyle , ölüm hepimizin başına gelecek şey.Allah çocuğumuzun acısını bize yaşatmadan, onların en mutlu günlerini sağlığımızla sıhhatimizle görerek, kimseye muhtaç olmadan, acı çekmeden ölümü nasip etsin.

14 Yorum:
Başınız sağolsun..
Bende başsağlığı diliyorum uzaktan;hiç tanımadığım size ve güzel temennilerinizi okurken yürekten kocaman amin diyorum .. Allahım bize de hayırlı güzel bir ömür versin çocuklarımızın güzel günlerinde yanında . acılarını yaşatmadan..çiğdem
Başınız sağolsun. Ben de az önce çok üzücü bir haber aldım, herşey insanlar için ama hayat yine de bu şekilde şaşırtıyor insanı.
Başın sağolsun, Allah rahmet eylesin. Benim de babam dedemden önce ölmüştü. Babalar gününde çiçek götürdüğüm özel bir insandı O...
Başın sağolsun. Dedeciğin de nurlar içinde yatsın.
Başınız sağ olsun, dedeniz huzur içinde yatsın. sevgiler...
başınız sağ olsun ölüm her yaş için zordur.allah rahmet eylesin
Başın sağ olsun.
Başınız sağolsun, allah rahmet eylesin...
başınız sağolsun.Ve dediğin gibi Allah kimseye evlat acısı yaşatmasın...
B. annesi, başınız sağolsun. Uzun zamandır okuyamamıştım yazılarını, çok özledim bakayım ne yapıyormuş dedim, bu haberle karşılaştım. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun...
Sevgiler...
Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Başınız sağolsun.
Başın saolsun canım.Allah kabak dedene yattığı yerde rahatlık versin.Çok üzüldüm aynı şeyleri ağustos ayında bende yaşadım tekrar başınız saolsun.
basınız sağolsun
Yorum Gönder
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa